Konu:Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:107
Tarih:27/06/2016


Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, AK PARTİ iktidarında, hukukun hâkim olduğu, her vatandaşın hakkını arayabildiği bir ülke olmuştur. AK PARTİ'nin icraatlarıyla Türkiye artık bir kanun devleti değil, bir hukuk devleti olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Bugün müzakere ettiğimiz tasarı, AK PARTİ'nin ileri demokrasi yolunda daha önce gerçekleştirdiği yargı ve hukuk reformlarının bir parçası ve devamı olarak hazırlanmıştır. Sürem el verdiği ölçüde açıklayacağım bu tasarı, Yargıtay ve Danıştaydaki iş yüküne uygun olarak daire ve üye sayılarının, yüksek mahkeme üyelerinin görev sürelerinin belirlenmesi, böylece yargının dinamik ve yaşayan bir hukuk olarak şekillenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Yine, yüksek mahkemelerin bir hukuki denetim yaparak amacına uygun bir şekilde içtihat müessesesi hâline gelmesi de bu tasarıyla amaçlanmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla hayata geçirilecek düzenlemelerden birisi de hâkim ve savcılar hakkında düzenlenecek olan kanun yolu değerlendirme formudur. Bu not düzenlemesiyle hâkim ve savcıların terfilerinin daha objektif hâle gelmesi amaçlanmaktadır.

Bu tasarının diğer bir önemli amacı da terörle daha çok etkili mücadele yapabilmek amacıyla, terör suçları sebebiyle açılacak soruşturmaların ve davaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin cumhuriyet başsavcılığınca açılması ve davanın da o ilin ağır ceza mahkemesinde görülmesinin sağlanmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye köklü bir seçim ve demokrasi geleneğine sahiptir. Çok partili siyasi hayatla birlikte yeşeren bu demokrasi geleneğine vurulan ilk darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. Bu darbe ve 1961 Anayasası'yla tesis ve tahkim edilen vesayetçi anlayış birçok alanda olduğu gibi yargı alanında da millî iradeyi yok sayan bir tavır içerisinde olmuştur. Yeri gelmiş, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay siyasi parti gibi davranmış; yeri gelmiş, Danıştay yürütme ve Bakanlar Kurulu gibi kendisini icra makamı olarak görmüştür. Buna bütün Türkiye demokrasisi ve yargı tarihi şahittir. Bu tavrın en önemli misyonu da sivil siyasetin alanını daraltarak seçilmeden iktidar olmak isteyen bürokratik oligarşiyi ve vesayet odaklarını egemen kılmak olmuştur.

Bu vesayetçi anlayışa karşı zaman zaman direnç söz konusu olduysa bile bu mücadeleye en güçlü cevap, AK PARTİ'nin iktidara gelişiyle, 3 Kasım 2002'de bir Anadolu ihtilaliyle, gereken cevap vesayetçilere verilmiştir. 1950'de "Yeter artık, söz milletindir." diyerek iktidara gelen ve 3 Kasımda da sessiz devrimle birlikte AK PARTİ'nin vesayete karşı mücadelesinin ülkemiz açısından tarihî bir anlamı haizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesayetçi anlayış kendi gücünü pekiştirmek ve sivil siyasetin alanını daraltmak için en çok yargı kurumunu kullanmıştır. "Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor." diyerek bu ülkenin seçilmiş Başbakanını, meşru Başbakanını idam sehpasına gönderen anlayış, işte burada yargıyı vesayetine kurban eden anlayıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yine, siyasi tarihimizi partiler mezarlığına çeviren anlayış da bu anlayıştır.

Üzülerek belirtmek zorundayım ki zaman zaman yargı kurumunun bir kısmı bu anlayışla ittifak hâlinde olmuştur. 12 Eylül 1980 darbesinin yaşları büyüterek nasıl idam ettiğini, nasıl yargılama yaptığını hepimiz biliyoruz ve bu hukuk cinayetlerinin hesabının sorulması da AK PARTİ'nin öncülüğünde 12 Eylül darbesinden hesap sorularak yine milletimiz adına gerçekleşmiştir. Keza 28 Şubatta sivil siyasete ve demokrasimize karşı yapılan darbenin en büyük destekçisi ve müttefiki de bazı yargı mensupları olmuştur. Darbe brifinglerine koşarak giden, milletin bir kısmını ötekileştiren sunumları coşkuyla alkışlayan ve bunu kararlarına yansıtan yargı mensupları hicap duyulacak bir şekilde tarihe geçmişlerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böylece Türkiye demokrasisi ve hukuk tarihi yara almıştır. Sincan'da yürüyen tank kadar yürekleri ve vicdanları yaralayan hukuk katliamlarına bütün Türkiye şahit olmuştur.

28 Şubat yargısının niteliğini göstermesi bakımından en önemli misallerden birisi de Sayın Cumhurbaşkanımızı okumuş olduğu bir şiir nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden almak ve onu Pınarhisar Cezaevine göndermektir.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) - Koca Silahlı Kuvvetleri sahte belgelerle içeride yatırttınız.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu vesayetçiler şunu unuttular, şunu göz ardı ettiler: Bir fikri ve geniş kitlelerin talebini hiç kimse ama hiç kimse asla değiştiremez. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bunu unuttular ve bu anlayış "Muhtar bile olamaz." dedikleri Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün ülkemizde Cumhurbaşkanı ve ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olduğunu hazmedemiyorlar ama bu millet onun arkasında duruyor, vesayetçilere en büyük cevabı vermeye devam ediyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu vesayetçiler şunu düşünüyorlardı: "Biz iktidarı yargıçların cübbesinden alırız, biz iktidarı cuntanın silahından devşiririz, biz iktidarı vesayetçilerin iradesinden devşiririz." Ama unuttukları bir şey var: İktidar, milletin irade koyduğu sandıktan çıkar ancak sandıktan, yargıçların cübbesinden, cuntacıların silahından değil. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Siz 12 Eylül darbesinin ürünüsünüz, ürünü.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Bak, biz Baykal'ı dinledik, siz de dinlemeyi öğrenin. Ayıp ya!

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - İşte, bunu yeri geldiğinde cuntacı askerle beraber kol kola, yeri geldiğinde yargı içerisindeki birtakım kliklerle iş yaparken, yeri geldiğinde "Gezi'yle iktidar devşiririz." diye düşünen, paralelle kol kola giren, şimdi de liseli çocukları sokağa dökerek "Acaba iktidar devşirir miyiz?" diyen... Hatta bu zihniyet öyle bir zihniyet ki değerli arkadaşlar, iktidarı devireceklerine inansınlar Çankaya zabıtasıyla bile iş birliği yaparlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Millet iradesiyle bu kadar kavgalı bir anlayışın bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yoktur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002'den itibaren AK PARTİ iktidarıyla beraber Türkiye'nin demokrasi mücadelesi çetin dönemlerden geçmiştir. Değerli arkadaşlar, 2007'de bu ülkede bir hukuk katliamı yaşanmıştır. 2007 Nisanda Cumhurbaşkanı seçimi yapılacakken -hepimiz hatırlayacağız- Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yı çiğneyerek 367 kararını vermiştir. Tarihe bir kara leke olarak geçen bu karar, yargının siyasallaşınca yasamaya, Parlamentoya nasıl müdahale ettiği konusunda en büyük misallerden biridir ama o gün yasamanın, yürütmenin, seçilmiş iktidarın yanında durmadan Anayasa Mahkemesinin bu kararına alkış çalanlar bugün yargıyla ilgili söz söyleme noktasında değillerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama ne olmuştur? 367 kararına, yargının millet iradesine karşı çıktığı bu 367 kararına karşı AK PARTİ millete iltica etmiştir ve 22 Temmuz 2007'de millet "Yürü, senin arkandayım; 367, Anayasa Mahkemesi dinlemem. Millet iradesini sonuna kadar savun, senin yanındayım, destekçinim." dedi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - O zaman yargıyı kaldırın, toptan kaldırın yargıyı.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 2007'de bir tokat daha yedi CHP milletten ama 2008'de ne oldu? "Ya, biz seçimden, sandıktan çıkamıyoruz; AK PARTİ yine çıkıyor, millet yine iktidar oluyor, ne yapalım? Ya, bunların partisini kapatalım da bari bu millet oy verecek parti bulamasın, kendi partisini kapatalım." dediler.

MUSA ÇAM (İzmir) - Ne alakası var söylediklerinin?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 2008'de Anayasa Mahkemesine kapatma davası açıldı ve 1 oyla partimiz kapatılmadı. 2 kişiden 1'inin oyunu alan AK PARTİ'ye bu kelepçe, millî iradeye bu kelepçe vurulmak istendiğinde o gün yine yalnızdık. Sizin "Bidon kafalı." dediğiniz, "Göbeğini kaşıyan adam." dediğiniz, ayağında çamurlu lastik ayakkabıyla gezen bu milletin evlatlarıyla beraber ayaktaydık, meydandaydık ama cuntacılar, vesayetçiler karşımızdaydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yargıyı siyaset alanına müdahale olarak gören bir anlayış, yargı bağımsızlığını da yer yer kullanarak birtakım odaklar içerisinde Türkiye'de müdahaleler yapmıştır.

Az önce Sayın Baykal'ı dinledim, uzun zamandır da, altı yıldır da konuşmuyormuş, büyük bir heyecanla, ilk defa da Parlamentoda olan birisi olarak dinledim. Gerçekten, Sayın Baykal'ı bir siyasi duayen, tecrübeli bir kişi olarak, millî, yerli bir kişi olarak ben hep takdir ettim.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Şu anda havaya bakarak ıslık çalıyor Başkanım, Baykal; işine gelmiyor.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - "Keyifle izlerim, dinlerim." dedim, Sayın Baykal'dan bir bilge konuşma bekliyordum ama CHP'nin sınırlarını aşamadığını gördüm.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Doğrular hoşuna gitmedi.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - CHP'nin sınırlarını aşamadı, yine ezber bozmadan, bildik, ezber CHP söylemini burada dinledik.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Aklın almaz onu, aklın almaz, aklın yetmez.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu da gerçekten bizim için üzücü bir durumdu, benim adıma, en azından şahsım adına.

Sayın Baykal diyor ki: "Yargıtay üyeleri bir artırıldı, bir azaltıldı. Kendi iktidarını kuruncaya kadar yargıda bir indirdiler, bir artırdılar, bir indirdiler, bir artırdılar."

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Ne yaptınız?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Asla Yargıtay üyelerinin sayıları azaltılmamıştır Sayın Baykal, hep artırılmıştır, 1994'ten beri Yargıtay üyeleri artırılmıştır dosyanın fazlalığından dolayı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Şu anda ne yapıyorsunuz?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Dolayısıyla, bu anlamda bir şey yok.

Şimdi, öyle bir çelişki ki arkadaşlar: Yargıtay üye sayısını artırıyorsunuz, "AK PARTİ kendi yandaşlarını getiriyor.", sayısını azaltıyorsunuz, "Kendi yandaşlarını gönderiyor, kendi yargısını kuruyor." Ya, bir çelişkiyi de giderin.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Bu söylediğinin bir kelimesine inanıyor musun? Çok zor bir görev vermişler sana, inanmadığın şeyi söylüyorsun mübarek ramazan gününde.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Böyle bir şeyi asla kabul etmek mümkün değil. Dervişin fikri neyse zikri de oymuş; iktidarın yargısı olmaz, milletin yargısı olur, biz böyle düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, yargı içerisine gizlenerek, bürokrasinin içerisine gizlenerek Türkiye'de illegal yapı içerisine giren bir paralel yapı vakası var.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sizin yapınızdı o paralel, size paraleldi. Bize değil, size paraleldi.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 7 Şubatta MİT Müsteşarına yapılan saldırı, MİT tırlarının durdurulması... Bu ülkenin ulusal güvenliği için çalışan MİT tırlarını, bizim Türkmen Dağı'ndaki Türkmen kardeşlerimize yardım götüren MİT tırlarını durduran bir anlayışı gördük.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sizin paralelinizdi o, sizin. Size paralel, size.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Kim sattı, kim sattı paraleli?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - 17-25 Aralık yargı darbesini yapan...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Beraber yürüdünüz o yollarda.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...ve bu ülkenin seçilmiş Başbakanına "Kelepçe vuracağım." diye mahkeme koridorlarında nara atanları gördük.

ATİLA SERTEL (İzmir) - "Hocam, çok özledik." diye bağırdınız Atatürk Stadı'nda.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bu paralel yapının sizlerle...

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz de paralelsiniz, siz de.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...bu paralel yapının muhalefet partileriyle iş birliği içerisine girmeleri gerçekten düşündürücüdür.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Gözyaşı döküyordunuz, gözyaşı!

MUSA ÇAM (İzmir) - "Neyi istediler de vermedik." diyen biz miydik?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Paralel yapının, yargı dâhil hiçbir alanda faaliyet göstermesine asla müsaade etmeyeceğiz...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Hepiniz gittiniz, elini öptünüz, hepiniz, sırayla.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...çünkü bu, AK PARTİ'nin meselesi değildir, bu, Türkiye'nin meselesidir, Türkiye'nin beka meselesidir.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Doğrudur, siz bela ettiniz paralel yapıyı.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Buradan da ben, bütün muhalefet partilerine, paralel yapıyla mücadelede, birlikte mücadele etme konusunda çağrıda bulunuyorum çünkü bu mücadele AK PARTİ'nin değil, milletin mücadelesidir.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Bizim insanlarımızı içeride çürüttü onlar, bizim!

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Bir dinlemeyi öğren.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, 2002'den bugüne kadar gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleriyle, gerçekleştirilen reformlarla çok önemli adımlar atılmıştır. Türkiye'de çok önemli adımlar atılırken yargı içerisinde, az önce Sayın Baykal'ın anlattığı bütün örnekler...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Bizim insanlarımızı içeride çürüttü onlar. Siz beraberdiniz, el eleydiniz, el ele.

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - Ya, susar mısın.

ATİLA SERTEL (İzmir) - El eleydiniz.

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - Deniz Baykal konuşurken ses çıktı mı buradan? Sus, biraz dinle! (CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sana ne oluyor, sen ne konuşuyorsun ya? Meclis Başkanı var orada.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar...

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - Sus kardeşim be!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

Sayın Gül, siz konuşmanızı devam ettirin.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Gerçekler cildinizi bozuyor.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, az önce Sayın Baykal'ın saymış olduğu örneklerde, emniyetin dosya hazırladığı, kumpaslar kurduğu gerçekten doğru...

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Biraz saygılı olun. Ayıp ya!

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - ...ama ben şunu anlamıyorum: CHP, celladına âşık olmuş gibi, bu paralel sevdası nereden çıkıyor, niye savunuyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Baykal bile onların mağduru.

MUSA ÇAM (İzmir) - Ya, koyun koyunaydınız, aynı yataktaydınız, aynı yatakta.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Ya, Baykal bile onların mağduru değil mi?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Stockholm sendromu.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - İçinizde mağdur olanlar var, o arkadaşlarınıza bari saygıdan dolayı, lütfen, sessiz kalın, paralelin yanında yer almayın ya.

Değerli arkadaşlar, şimdi, "Yüksek mahkemelerdeki atamalarla AK PARTİ kendi yargısını oluşturuyor." diyorsunuz. Ya, Allah için, şu kanun tasarısına bir bakın, ondan sonra hep beraber değerlendirelim.

Ne diyor? Bu Yargıtay ve Danıştaydaki atamalar kim tarafından yapılacak? Ya, bu atamaları Bakanlar Kurulu yapmıyor ki bu atamaları Hâkimler Savcılar Kurulu yapıyor ya. Hâkimler Savcılar...

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Ve Cumhurbaşkanı, onu da ekle.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Arkadaşlar, Anayasa'da var olan bir hakkı, Ahmet Necdet Sezer kullanınca Anayasa'ya uygun oluyor da Recep Tayyip Erdoğan kullanınca niye rahatsız oluyorsunuz, niye zorunuza gidiyor? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) - Zekeriya Öz'ün altına zırhlı arabayı babam mı yolladı, kim yolladı, söyle bakalım, kim?

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Anayasa'daki bir hakkı sonuna kadar kullanacaktır. Anayasa'daki yeni bir yetki söz konusu değildir.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Onu millet seçti, rahatsızlık oradan geliyor.

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Bundan rahatsız olmayın, buna üzülmeyin. Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var, arkasında milletin desteği var.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Olurlar, olurlar, rahatsız olurlar. Milletten rahatsızlar çünkü.

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, iktidarın yargısı olmaz.

HİLMİ BİLGİN (Sivas) - Onlar milletten rahatsız.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Tayyip Erdoğan'dan değil, milletten rahatsızlar.

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Bunlar milletten rahatsızlar Mustafa Başkanım.

İktidarın yargısı olmaz, şunun bunun yargısı olmaz, cemaatin yargısı olmaz; paralel, dikey, yatay, havada, karada kimsenin yargısı olmaz.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - AKP'nin yargısı da olmaz, AKP'nin, Tayyip'in yargısı da olmaz.

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Ancak ve ancak Anayasa'ya göre millet adına karar veren milletin yargısı olur.

Değerli arkadaşlar, tasarıda on iki yıl görev süresi geliyor. "Bu, Anayasa'ya aykırı." dedi Sayın Baykal. Değerli arkadaşlar, Anayasa'da -Yargıtay üyelerinin- Yargıtay'ın kuruluşu 154'üncü maddede, Danıştaya ilişkin düzenleme de 155'inci maddede düzenlenmiştir. Bu Anayasa maddesinde yüksek mahkeme üyelerinin görev süresine ilişkin bir düzenleme kanuna bırakılmıştır.

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) - Hâkimlik teminatı var orada.

ABDÜLHAMİT GÜL (Devamla) - Dolayısıyla, 94'ten beri bu süreler nasıl artırılıyorsa şimdi de bu süreler artırılabilir. Bu konuda Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

"Hâkimlik, savcılık teminatı çiğneniyor, azlediliyor." Azledilmenin ne olduğunu Türk Dil Kurumuna bakıp bir önce öğrenelim. Anayasa 139'uncu maddedeki teminatlar nelerdir, ne diyor: "Azlolunamaz. Anayasa'da gösteriler süreden önce emekliye ayrılamaz. Aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz." Burada, hiçbir şekilde bu teminatlar ihlal edilmemektedir. Yüksek yargı mensupları, diğer mahkeme hâkim ve savcılarından ayrı bir statüye tabi değil, aynı mevzuata tabiler. Dolayısıyla, mahkeme kadıya mülk değil. Anayasa makam teminatı vermiyor, hâkimlik teminatı veriyor. Bu konuda da kanun Anayasa'ya uygundur.

Değerli arkadaşlar, şu an itibarıyla Yargıtayda derdest dosya sayısı 1 milyon 260 bin 185, Danıştayda 209.803. Bu iş yükü nedeniyle istinaf mahkemeleri kurulmuş, 20 Temmuzda yürürlüğe girecektir. Böylece Yargıtayın iş yükü yüzde 90 azalacak, Danıştayın iş yükü ise yüzde 80 azalacaktır. Şimdi diyorsunuz ki: "Sayıları niye azaltıyorsunuz?" Ya, 1 milyon 400 bin olan dosya sayısı 140 bine düşecek. Yazık değil mi 500 Yargıtay üyesi gibi seçkin hâkime dosyalar gelmeksizin biz makam verelim, orada otursunlar.

NURETTİN DEMİR (Muğla) - Yeni mi aklınıza geldi?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Bunlar israftır ve bu anlamda usul ekonomisi bakımından da bu konudaki düzenleme yerinde bir düzenlemedir. Ben teknik kısımları da hemen hızlıca geçiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu zorunlu düzenlemeye rağmen muhalefetten kimler karşı çıkıyor? HDP karşı çıkıyor, CHP karşı çıkıyor, paralel yapı karşı çıkıyor. Hadi paralel yapıyı anladık ama bu anlamda Anayasa'ya uygun bir düzenlemenin, yasamanın kendi iradesine uygun bir düzenlemenin yapılmasına paralel yapıyla birlikte diğer partilerin de kol kola destek vermemesi de gerçekten üzücüdür, siyaset adına çok üzücüdür.

Değerli arkadaşlar, tabii hâkim ilkesine ilişkin terör suçlarıyla ilgili o ilin, suçun işlendiği yerdeki ilin savcılığınca soruşturma yürütülmesine yönelik eleştiriler var. Kolluk kuvvetlerinin il merkezinde ve adalet mensuplarının il merkezinde daha tecrübeli olması ve nakillerle ilgili güvenli bir yargılamanın yapılması nedeniyle il merkezlerine alınmıştır, bu da Anayasa'ya uygundur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün müzakere ettiğimiz tasarı AK PARTİ'nin ileri demokrasi hedefi doğrultusunda 2002'den bu yana gerçekleştirdiği reformların bir devamıdır. Bu tasarıyla demokrasi güçlenecek, siyaset alanı genişleyecek, vatandaşımızın hızlı, etkin, çabuk adalete erişimi sağlanmış olacaktır. Şimdi, CHP'li arkadaşlar "İktidar yargı erkini kendi eline geçiriyor." diyor. Ben onlara Sayın Baykal'ın da Kabinede beraber çalıştığı Mehmet Moğultay'ın tarihe geçen bir açıklamasını söylemek, hatırlatmak istiyorum. Ne diyor Mehmet Moğultay, CHP'li Bakan? "Sayın Seyfi Oktay döneminde 2 bin hâkim alındı, benim dönemimde de bin hâkim alındı." Moğultay diyor.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - "Hâkim" demiyor.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Dinle, dinle.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - "Bu örgüte kadro vermeyecekler de kime verecekler, MHP'ye mi verecekler?" diyor, Erkan Bey? "MHP'ye mi verecekler?" diyor. "Olur mu öyle şey?" diyor, devam ediyor, kendisi söylüyor.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - "Hâkim." demiyor.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Ben söylemiyorum, lütfen saygılı olun, arkadaşınızı dinleyin, CHP'li Bakan söylüyor.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Bugün savcıları sürüyorsunuz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Siz de paralele veriyorsunuz, paralele.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - "Yapılacak en akıllı hareket kendi devriiktidarında örgütleneceksin, kadrolaşacaksın." diyor. Kim diyor bunu? CHP'li Adalet Bakanı diyor.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Nerede yazıyor, nerede?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Yani bunu söylüyor.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Yalanladı o, yalanladı.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Kadrolaşma diyorsanız, kendi iktidarınız, kendi yandaşınız, kendi yargınız diyorsanız dönüp aynaya bakacaksınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Yakışıyor mu sana tekzip edilen yazıyı burada okumak? Yalanlandı.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu reformların gerçek anlamda sağlanabilmesi için yeni sivil bir anayasaya ihtiyaç vardır. Yargı bağımsızlığını, kuvvetler ayrılığını sağlayan ve kuvvet denge sistemini sağlayan başkanlık sistemini hükûmet sistemi olarak benimseyen sivil bir anayasayı yapmak boynumuzun borcudur.

Bu çağrıyla beraber yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)