Konu:Mhp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:107
Tarih:27/06/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VURAL KAVUNCU (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Efendim, sağlıkta değişim ve dönüşüm, AK PARTİ'nin temel politikalarından bir tanesi. Recep Tayyip Erdoğan vizyonunda, ülkemiz bu anlamda çok önemli bir değişim ve dönüşümü yaşadı ve sağlık politikalarımız da halk nezdinde büyük teveccüh gördü. Nereye gitseniz, vatandaşlarımızın bu konudaki takdir ve teşekkürlerini her zaman için birlikte siz de duyuyorsunuz. Bunun da temelinde şu var: İnsan odaklı bir sağlık politikamız var. Dedik ki: Acilden hastamız geri dönmesin, hastanelerde rehin hastamız kalmasın, ameliyat olacak hasta yatacak ise kapı kapı gezip muayenehanelerde para vermek zorunda kalmasın. Hastanın evine doktor gönderelim, köyüne doktor gönderelim ve hastanelerimizi vatandaşlarımızın nitelikli ve iyi hizmet alacağı bir şekilde yeniden düzenleyelim dedik. Bu anlamda son yıllarda önemli derecede hastanelerimizde de bir değişim ve dönüşüm yaşandı. Bu niye önemliydi? Çünkü biliyorsunuz, hastalarımız koğuşlarda yatıyordu. Şu anda 1'li, 2'li odalarda, içinde tuvaleti, banyosu olan ve geniş alanları olan, sadece oda hizmetleri değil, kapalı alan açısından da son derece önemli gelişmeler yaşandı. Yaklaşık 2002 yılında 1 hasta başına düşen kapalı alan oranı 50 metrekare civarındayken bugün 150 metrekareye çıktı. Hedefimiz bunu yeni hastanelerle birlikte 200 metrekarenin üstüne çıkarmak. Neden önemli?

Bakın, yeni bir teknoloji koymaya çalışıyorsunuz, yeni teknolojiler geliyor. Örneğin ameliyathaneye MR isteniyor artık, bununla ilgili yapamıyorsunuz. Hastaneye bir radyoterapi merkezi kuracaksınız, koyamıyorsunuz. Yeni bilişim teknolojileri kuracaksınız, hastanenin yapısı müsait değil. Hasta yakınları için uygun ortamlar yok. O yüzden bu değişim ve dönüşüm önemliydi. O yüzden 2002 yılında Türkiye'de 1.150 olan toplam hastane sayısı 400 hastane ilavesiyle bugün 1.550'lere çıktı. 10 bin kişiye düşen hasta yatak oranlarına baktığımızda, 22'den aldık, bugün 28'lerde. Biz bunu inşallah 31'e kadar da çıkaracağız, OECD ülkeleri seviyesine inşallah getireceğiz.

Yatak sayılarımıza baktığımızda, 2002 yılında Türkiye'de 150 bin yatak vardı, bunun sadece 20 bini nitelikli yataktı, bunun da önemli bölümü özel hastanelerdeydi. Bunun anlamı şu: Bir hasta hastaneye gittiğinde hani "Ben, 1'li, 2'li odada kalacağım." dediği zaman araya imtiyazlı insanlar ancak koyarak veya yüksek bedeller ödeyerek o odalarda kalabiliyordu. Şu anda bizim yatak sayımız yaklaşık olarak 200 bini aştı ve bunun da yarısından fazlası nitelikli yatak. On yıllık kalkınma planımızda biz bunu 228 bine, 2023 hedeflerinde ise tamamı nitelikli olmak üzere 261 bin yatağa inşallah çıkarmış olacağız.

Şimdi, bunun anlamı şu: Bugün için 100 bin yatağın yenilenmesi, 50 bin yatağın da yeni ilave edilmesi lazım. Bu noktada Hükûmetimiz bir politika belirliyor "Ben bu 150 bin yatağı nasıl yapacağım?" diye. Bunun bir kısmı genel bütçe, bir kısmı ise kamu-özel ortaklığı bünyesinde yapılacak hastanelerle belirleniyor.

Biraz evvel değerli konuşmacı belirtti, şu anda devam eden toplam 29 adet kamu-özel ortaklığı projesi var. Biz diyoruz ki: Bunun 41 bin yatağını kamu-özel ortaklığıyla birlikte yapacağız, bunun 26 bin tanesi yenilenme.

Ben, bu anlamda, özür dileyerek, bir yarım dakikanızı da Kütahya için ayıracağım çünkü son derece önemli. Kütahya'da büyük tartışmalar var. Bir şehir hastanemiz var, o da "şehir hastaneleri" kapsamında. Şu anda çok tartışmayacağımız yasal birtakım sorunlar ve diğer konularla ilişkili nedenlerden dolayı, doğru, gecikti ama Kütahya şehir hastanemizle ilgili bir sorun yok; bunun ihalesi tamamlandı, sözleşmesi imzalanmak üzere. Şu noktada Sayın Bakanımızla birlikte sözleşmeye davet edildi. İnşallah en kısa süre içerisinde Kütahya'nın hak ettiği büyük yatırımlardan birine kavuşmuş olacağız. Ama bu noktada muhalefete şöyle bir sitemim var: Hani "Karakolda doğruyu söyler, mahkemede şaşar." hesabı, burada şehir hastanelerine karşı olduklarını söyleyen muhalefet Kütahya'da her nedense bunu söylemiyor. Ben de diyorum ki: Kütahya'ya gelin, "Biz Kütahya'da şehir hastanesi istemiyoruz." diye orada da söyleyin.

Şimdi, kamu-özel ortaklığıyla yapılan hastanelerde, şehir hastanelerinde farklı bir sistem var. Öncelikle, sağlık hizmetlerine önem verecek ve yeterli sağlık hizmeti üretecek şekilde yeni tasarımlar var, "yeşil hastane" düzenleri var, deprem izolatörleri var, spor merkezleri ve sosyal alanlar var, hasta yakınları için merkezler var ve yüksek teknolojiyi beraberinde de getirme imkânı var. O yüzden, şehir hastaneleri ülkemizde sağlık hizmetine yeni bir nitelik katacak, yeni bir gelişme sağlayacak, yeni bir özellik sağlayacak nitelikte.

Peki, olayın finansman boyutuna gelelim. Biraz evvel gene değerli konuşmacı bazı bilgiler verdi. Gerçi verdiğiniz yazılı önergeye göre bazı ufak farklar var, çok önemli değil, onlar dil sürçmeleri. "Bilkent" diye vermişsiniz, "Etlik" diye anlattınız; "Kamu zararı 5.900." dediniz, verdiğiniz önergede "4.900" diyor. Bunlara takılmıyorum, bunlar önemli değil, işin esasına gelelim. Çok önemli bir kritik noktayı vatandaşlarımıza aktarmakta eksik bıraktınız, o da şu: Düz mantıkla "Şu kadar liraya mal oluyor, siz yirmi beş senedir bu kadar para ödüyorsunuz; aradaki külliyen zarar." diyorsunuz. Şimdi, bunu böyle hesaplamak doğru değil çünkü biz hastaneyi çıplak hastane olarak almıyoruz; biz bu hastaneyi üç senede klasik yöntemle imal ettiğimiz, inşa ettiğimiz üç yıl içinde de ödemiyoruz, yirmi beş sene içinde ödüyoruz. Üç sene içinde ödenen parayla yirmi beş sene içinde ödenen bir paranın bir kredi maliyeti vardır. Bir kere, kredi maliyetini üzerine koyacaksınız. İkincisi, biz bu hastaneyle birlikte sadece hastaneyi değil, içindeki cihazı, teçhizatı ve sabit yatırım giderleri içerisindeki bütün tıbbi donanımı da alıyoruz. Yetmiyor, biz bu hastanelere, 6 tane değişik kalem zorunlu hizmet var, onları da birlikte alıyoruz. Yani, sadece boş bina almıyoruz. Bakın, bunlardan biz bina ve arazi hizmetlerini alıyoruz. Binanın çatısı mı aktı, binanın boyası mı bozuldu, asansörü mü bozuldu, bütün altyapısı mı bozuldu, bütün bunları yapmak ve bunları tamir etmek, bunları tekrar onarmak alıcı firmanın görevi.

Çok önemli başka bir kalem var, olağanüstü bakım ve onarım hizmetleri var. Burada, her binanın içerisindeki donanımın bir ömrü var -kimisi beş sene, kimi on sene, kimi yirmi sene- bunlar yenileniyor. Yani, yirmi beş yıl sonunda hastane birkaç defa yenilenmiş olacak. Bunun yüzde 30'a yakın yaklaşık bir gider maliyeti var, bunlardan söz etmiyorsunuz. Altyapı hizmetleri var, elektriği, gazı, yakıtı, suyu getiren hizmetlerin bakımı, gideri var; hastanenin donanımı var, masası, sandalyesi, bunların eskidiği takdirde yenilenmesi var; bahçe hizmetleri var ve diğer tıbbi hizmetler var. Bu hizmetlerin yürütülmesi için gerekli personel donanımı da bunların içerisinde.

Yani, diyorsunuz ki bir ev alacağız... Şimdi, 2 milyar lira örneğinden çıkalım, 200 bin lirayla simule edelim. Vatandaş 200 bin liralık bir ev alacak. Diyorsunuz ki: "200 bin liralık eve siz 500 bin lira, 1 trilyon lira bir para veriyorsunuz, niye bunu veriyorsunuz?" Bir: Bu evi yirmi beş yılda alıyor vatandaş. İki: İçindeki mefruşatı, donanımı, her türlü hizmeti alıyor. Üç: Eve temizlikçi geliyor, evde güvenlikçi var, evin otoparkçısının parasını veriyorsunuz, evin bütün haberleşme hizmetlerini size ev sahibi ödüyor yani "bütün hizmetler dâhil olmak üzere" deniyor. Eğer sabit gider üstüne bunu koyarsanız bu ekonomik sistemi gelin birlikte konuşalım...

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) - Hiç uymadı.

VURAL KAVUNCU (Devamla) - ...Bakanla birlikte bunlara bakalım. Hatta, yetmiyor 13 kalem de yeni hizmet alıyoruz. Bunun içinde laboratuvar hizmetleri var, temizlik var, ilaçlama var, bilgi işlem var, çamaşır hizmetleri var, yemek hizmetleri var yani burada sadece olayı çıplak bir bina olarak görmek son derece yanlış ve hatalıdır. Bunun içerisindeki bu hizmetleri de görmek lazım.

Son olarak bu yüzde 70 doluluk ve beraberinde garanti para ve alıcıya zarar ettirmeden sanki doğrudan veriyormuş gibi konuda da bir hata var. Hata şu: Hastanelerimizde yüzde 70 doluluk değil yani hasta yataklarında değil bu hadise. Hasta yatakları ne olursa olsun biz daha fazla para ödemeyeceğiz yatırımcıya. Burada sadece ek hizmetler var, laboratuvar hizmetleri, röntgen hizmetleri. Yüzde 70 garanti para sadece ve sadece ek hizmetler için geçerlidir, hastanenin temel tesisatı için geçerli değildir hocam.

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) - Tamam, aynı şeyi söylüyoruz biz de, yüzde 70.

VURAL KAVUNCU (Devamla) - Bu ek hizmetlerle ilişkili olarak da şunu söylüyorum: Bunlar hesaplanmıştır, ince hesapları içerisinde yüzde 70'i geçen oranlarda devlet lehine olmak üzere birtakım kâr artışları devlete verilmiştir. Bunun dışında yüzde 70'in altında kalacak pek hizmet olacağını da düşünmüyoruz.

Açıkçası, kamu özel ortaklığıyla birlikte ülkemizin önünü açacak pek çok mega proje konusunda gelin sizlerle birlikte destek verelim. Bu millet bu hizmetlere layık. Güzel hizmetler, güzel yarınlar için birlikte hareket edelim diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)