Konu:İzmir ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:104
Tarih:21/06/2016


İzmir ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, İzmir'de 4 Haziranda yapılması planlanan demokratik siyaset buluşmasının İzmir Valiliği tarafından antidemokratik bir biçimde yasaklanmasını kınadığımızı belirterek başlamak istiyorum konuşmama.

Değerli milletvekilleri, İzmir'in en önemli sorunu ne trafik ne işsizlik ne de ekonomik sorunlardır, İzmir'imizin en önemli sorunu çevre sorunudur; Ege'nin incisi olan İzmir'in doğası sermayenin açık bir hedefi hâlindedir. Sermaye bugün nükleer ve termik santraller, HES'ler, RES'ler, JES'ler, altın, gümüş, nikel maden ocakları ve işletmeleri, çimento fabrikaları ve daha çok şekilde yaşam alanlarımıza saldırmaktadır. Aliağa'da yapılması planlanan termik santraller zaten var olan kirliliği artık katlanılamaz hâle getirmektedir. İzmir'in içme suyu başta Efemçukuru altın madeni olmak üzere, Çaldağ ve Gördes nikel madenlerinin tehdidi altındadır. Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Bakırçay yoğun bir kirlilikle yüz yüzedir.

Değerli milletvekilleri, süremin kısıtlı olmasından dolayı birkaç kısa temel sorundan bahsetmek istiyorum.

Efemçukuru Altın Madeni İşletmesi İzmir'in Menderes ilçesi Efemçukuru Köyü yakınlarında, İzmir'in damı denilen bir bölgede bulunmaktadır. Efemçukuru Altın Madeni İşletmesine mahkeme kararına rağmen çalışma izni verilerek günde yaklaşık 250 bin kişiye içme, kullanma suyu sağlaması planlanan Çamlı Barajı'nın yapımı engellendiği gibi, bulunduğu yer itibarıyla Efemçukuru başta olmak üzere, yakın çevredeki diğer köylerin, Güzelbahçe ve yöresinin su kaynakları ile Tahtalı Baraj Gölü'nün kirletilmesine göz yumulmaktadır. Buna ilişkin zaman yitirilmeksizin önlem alınması gerekmektedir. İzmirlilerin sağlıklı çevrede yaşama hakkının korunabilmesi için mahkeme kararına uyularak bu maden ocağı derhâl kapatılmalıdır.

Bir diğer önemli sorun, İzmir Gaziemir Aslan Avcı Fabrikası sahasında bulunan gömülü radyoaktif atıklardır. Bu konu hakkında 12 Nisan 2016 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanına verdiğimiz soru önergesi ne yazık ki hâlâ cevaplanmamıştır. Buradan Sayın Bakana soruyorum: Bu nükleer atıklar Türkiye'ye nasıl sokulmuştur ve ticareti kim tarafından yapılmıştır? Fransa'da geri dönüşüm kararı verilip önce Malta'ya gönderilen, ardından Methania olan ismi Ethan olarak değiştirilen likit doğal gaz tankerinin sökümü için İzmir'in Aliağa Limanı'na getirilmesi buna örnek olabilir mi? Söküm sanayisinde çalışanların sağlığını ve çevreyi tehdit eden bu gemiler kara sularımıza nasıl giriş yapmaktadırlar? Ülkemiz sanayi ülkelerinin çöplüğüne mi dönüştürülmek istenmektedir?

Değerli milletvekilleri, Aliağa-Foça arasındaki demir çelik fabrikalarının milyonlarca tonu bulan tehlikeli atıkları yani cüruflar İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere yollara serilmektedir. İnsan sağlığını bu derece tehlikeye atan bu uygulamanın bir an önce sonlandırılması gerekmektedir.

Ayrıca, Harmandalı'da bitmeyen çöp kâbusu hâlâ devam etmekte. Harmandalı 1992'de kurulduğunda, Türkiye'nin en modern katı atık bertaraf tesisi olarak lanse edilmiştir ancak aradan geçen yirmi dört yılda çöplük için herhangi bir yenileme çalışması yapılamamıştır. Vahşi depolama olarak adlandırılan yöntemle bu çöpler toplanıyor ve kazılan çukurlara gömülüp sıkıştırılıyor. Tesiste herhangi bir ayrıştırma ünitesi bulunmuyor. Kazılan ve yeniden kapatılan bu çukurlar ciddi bir heyelan ve metan gazı patlaması tehlikesi barındırıyor. Bu konuya da acilen çözüm bulunması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, İzmir'in orta yerinde 2 çimento fabrikası yıllardır kente zehir kusmaya devam etmektedir. Çimento fabrikalarının ham madde sağlamak için kurduğu taş ocaklarının yarattığı kirlilik ve doğa katliamı hepimizin canını acıtmaktadır. Çimento fabrikaları, bununla birlikte, kentin çeperindeki ormanları da kemirmeye devam ediyor. Bu fabrikalar, daha geçen yıl Bornova ve Buca'nın ormanlık alanlarını yirmi beş yıllığına kiralayarak kil, kalker ocağı yapmak için binlerce ağacı kesmişlerdir. Kentin ve kentlinin sağlığını son derece olumsuz olarak etkilediği bilimsel verilerle ortada olan çimento fabrikalarının derhâl çalışmalarına son verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, İzmir halkının tek talebi bulunmaktadır; temiz hava, temiz toprak, temiz su. Anayasa'da yazan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından başka bir şey istediğimiz yoktur.

Bir de size son olarak... Değerli milletvekilleri, İzmir Şakran Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler yirmi dört günden beri açlık grevi içerisindedir. Bakanlığın bu konuda hiçbir çalışma yapmadığını, bu insanların niçin açlık grevine girdiğine, sorunlarının ne olduğuna ilişkin bir araştırma yapmadığını, iletişim kurulmadığını öğreniyoruz. Bu insanların hayati tehlikeleri söz konusudur ve bu konuya da eğilmesini istiyorum.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)