Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:102
Tarih:15/06/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin grup önerisi olan Suriyeli mülteciler için yeni barınma merkezi belirlenmesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Biliyorsunuz, bugün, Türkiye işçi sınıfının 15-16 Haziran direnişinin yıl dönümü, bu onurlu sınıf direnişini saygıyla selamlayarak konuşmama başlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Alevi vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Kahramanmaraş Pazarcık ilçesine bağlı 16 köyün ortasına Suriyeli mülteciler için 27 bin kişi kapasiteli, 600 konutluk bir konteyner kent inşasına başlanmıştır. Söz konusu arazi geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bölge halkının kullandığı tek mera alanı iken çevresi sulu tarım yapılan birinci sınıf tarım arazilerinden oluşmaktadır. Bölge muhtarlarının beyanlarına göre kendilerine hiçbir şekilde bilgilendirme yapılmadan, bölge sakinlerinin onayı dışında alınan bu karardan haberdar oldukları andan itibaren yaşam alanları içerisinde kamp istemediklerine dair gerek yazılı gerekse sözlü olarak valilik nezdinde yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığı ortaya çıkmıştır. Verilen itiraz dilekçelerine karşılık Maraş Valiliğinin 23 Aralık 2015 tarihli yazısında barınma merkezi olarak değerlendirilebilecek 16 taşınmazın incelenmiş olduğu, Başbakanlık AFAD Başkanlığınca yer tespitine ilişkin çalışmaların devam ettiği belirtilmiştir. Kampın yapılacağı bölgenin henüz netleşmediğinin bildirildiği bu tarihten itibaren yapılan tüm çalışmalar bölge halkından maalesef gizlenerek devam ettirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, avukatların hazırladığı rapor incelendiğinde konuyla ilgili ihale tarihinin -bakın bu çok önemli- 29/2/2016, sözleşme tarihinin ise 17/3/2016 olduğu, arazinin 18/3/2016 tarihinde de mera vasfından çıkarıldığı görülmektedir yani mera vasfından çıkarılmadan önce ihale yapılıyor hocam, bunu dikkatinize sunuyorum, bu son derece önemli bir husus yani büyük bir hukuksuzluk işlemi var burada. Mera vasfından çıkarılmadan ihalesi yapılan araziyle ilgili ÇED raporu da alınmamış maalesef. Tüm bu karar alma süreçlerine dâhil edilmeyen bölge halkı, dava açmak suretiyle hukuki düzeyde hak arayışlarını sürdürürken demokratik ve haklı taleplerini barışçıl kitlesel protestolarla dile getirmektedirler. 3 Nisan 2016 tarihinde inşaatı protesto eden halka jandarmanın gaz bombası ve tazyikli suyla müdahalesi sonucu gazdan etkilenen 82 yaşındaki Mor Ali Kabayel adlı yurttaşımız maalesef hayatını kaybetmiş, Hakk'a yürümüştür.

Mera, otlak ve verimli arazilerinin ellerinden alınmasına karşı tepkilerin ekonomik sebepler olduğu kadar güvenlik kaygıları da haklı olarak ağır basmaktadır. Zira, basında sıkça yer alan, Alevilere karşı duydukları nefret ve vahşi katliamların aşikâr olduğu IŞİD'in en önemli insan kaynağını faaliyet yürütüp örgütlenme çalışması yaptığı AFAD kamplarından sağladığı iddiaları ile bölgenin Adıyaman, Antep, Kilis üçgeninde Suriye'ye geçiş için kilit noktada duruyor olması bu kaygıları desteklemektedir.

Yine, basında yer alan iddialara göre, önümüzdeki aylarda, özellikle Alevi halkının yaşadığı Sivas, Divriği, İmranlı, Zara ve Yıldızeli; yine Malatya'nın Akçadağ ilçelerinde benzer AFAD kamplarının yapılacağı planlaması yapıldığı duyulmaktadır ve bu konuda da arazi çalışmalarının valilikler tarafından, valiye bağlı yerel birimler tarafından yapıldığı köylüler tarafından tarafımıza bildirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 1978 Maraş katliamının belleklerde yerini koruduğu, Alevi yurttaşlarımızın yaşadığı, nüfusu takriben 3 bin kişi olan söz konusu bölgeye farklı sosyolojik dokulara sahip... Ve bu kampın demografik yapıyı net bir şekilde değiştireceği aşikârdır artık, bunu, kesin, bir demografik yapıyı değiştirme çalışması olarak biz değerlendiriyoruz.

Devletin kendi varoluş sebebi olan can ve mal güvenliğinin sağlanması gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda açıkladığımız mevcut durumun ekonomik boyutuyla birlikte, tüm bu tarihsel ve sosyolojik süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi hayati bir önem arz etmektedir. Bakın, Türkiye'de aranan 21 kişi listesinde olan Mahmut Gazi Tatar isimli IŞİD terör örgütü militanı, IŞİD'le AFAD kampında tanıştığını belirtmiştir. 1991 Adıyaman doğumlu Mahmut Gazi Tatar, Adıyaman Üniversitesinde teknoloji bölümünde öğrenciyken, AFAD kamplarında çalışırken IŞİD terör çetesiyle tanıştığını ve hayatının değiştiğini belirtmektedir. Yine, Kobani'de öldürülen bir IŞİD militanın üzerinde Akçakale AFAD tesislerinde kaldığına dair barınma kartı çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi olayları yaşanmışken, Aleviler her gün tehditler ve baskılarla korkutulmaya çalışılırken yapılacak olan bu kampın olası bir mezhep çatışmasına davetiye çıkardığı görülmektedir. Türkiye halkları bu gibi infial yaratacak yeni bir çatışmayı artık kaldıramaz. Buradan hareketle, Maraş ili Pazarcık ilçesi Sivricehüyük (Aşağı Terolar olarak bilinen) köyüne yapılacak olan Suriye mülteci kampı inşaatının durdurulması gerekmektedir. Bölge halkı tarafından kullanılan söz konusu mera alanının bu vasfını kaybetmesi sürecinin hukuki boyutuyla incelenip yeniden düzenlenmesi ve bölge halkının karar alma süreçlerine dâhil edildiği yeni bir sürecin başlaması gerekmektedir. Suriyeli mültecilere yapılacak barınma merkezi için de toplumun tüm kesimlerinin görüşünün alınarak yeni bir alan belirlenmesi gerekmektedir.

Şimdi, değerli milletvekilleri bu Pazarcık'ta kurulan bir platform var, Doğayı Koruma Platformu, grubumuza ve diğer parti gruplarına da, dün sanıyorum CHP'ye -AK PARTİ'yi de ziyaret ettiler mi bilmiyorum- bir ziyarette bulundular, bizim parti grubumuzu da ziyaret ettiler 80 kişilik bir heyet, Terolar halkı; genci, yaşlısı, hepsi birlikte gelip sorunlarını bize anlattılar, burada gerçekten çok büyük bir tedirginlik yaşıyorlar. IŞİD ve DAEŞ çetelerinin bu kamplarda çok rahat barınabileceği hususunu dikkate aldıklarında... Biliyorsunuz, bu DAEŞ ve IŞİD çetelerini, Suriye'deki Alevi katliamlarının, Ezidi katliamlarının nasıl olduğunu çok iyi biliyorlar. Başlarından bir Maraş katliamı geçmiş bölge halkının böyle bir şeyle karşılaşması doğal olarak büyük tepkilere neden olmaktadır. Şimdi, hiçbir çalışma yapmıyor... Siz Hükûmet olarak eğer böyle bir kampı kuracaksanız, bu bir ihtiyaçtır aslında, partimiz de böyle bakıyor, oraya gelen o mülteci insanların da ihtiyaçlarının karşılanması lazım. Aslında mülteci konumunda bile olamayan, hukuki anlamda o konuma bile ulaşamamış bu insanların yurtlarından edilmeleri, buraya gelmeleri...

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Rize'ye kuralım, Rize'ye.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Elbette ki onları korumak, onların onurlu yaşamalarını sağlamak bizim görevlerimizden birisidir. Fakat niçin Alevi bölgelerine bu kampları yapıyorsunuz, kaldı ki niye meralara yapıyorsunuz? Yani şimdi burada hayvanların yayılacağı, otlayacağı bir alanı, siz niçin kentsel bir şeye veya kamp yeri olarak belirliyorsunuz? Bu elbette ki büyük bir politikanın, yani bizce belirlenen bir politika... Yani oradaki Alevi nüfusunu tedirgin edecek... 3 bin kişi yaşıyor orada, siz 27 bin kişiyi meskûn etmeye çalışıyorsunuz. "O demografik yapıyı bozar, toplumsal dokumuza zarar verir." diyor insanlar. Alevi'si, Sünni'si hep birlikte... Sadece Aleviler de aslında orada bu konuda tedirgin değil. Diyorlar ki: "Biz yıllarca, bin yıllarca bir arada yaşadık, bir toplum yani bir tür ruhi şekillenme sonucunda bir toplumsal dokuya ulaştık, Anadolu halkları anlamında deyin, ne derseniz deyin, tanımlamanız ne olursa olsun birlikte yaşamın ortaya koyduğu değerler topluluğuyuz biz ama bu yeni gelen yapı bize uzak. İnsan onlar da ama onların başka bir yere, daha uygun bir coğrafyada iskân edilmelerini doğru buluyoruz." Bu konuda da halkın yani çok geniş bir şekilde bilgilendirme eksikliği var. Hükümetin on altı alanda çalışma yaptığı söyleniyor, on altı yerde. Nasıl bir çalışma alanıysa o çalışma alanları da konum olarak bize bildirilmedi isteğimize, yazılı olarak başvurmamıza rağmen, hangi alanda çalışma yapıldığı bize bildirilmedi. Getiriyorsunuz Terolar'ın merkezine, mera alanına bu kampı yapıyorsunuz; bu, doğru bir şey değil. Halkın talebi, bu mera alanının... Belki o bozulan alanı tekrar tarımsal araziye kavuşturmak mümkün olmayabilir çünkü gerçekten topoğrafya bozuldu, işte orada bitkisel toprak üzerinden alındı, molozlar döşendi. Yapılacak şey, buraları kentsel, sosyal hizmetlere sunulmak üzere köylülere terk edeceksiniz ve bu kamptan da vazgeçilmesi hususu halkın talebidir. Terolar halkı diyor ki: "Biz, buraya kamp istemiyoruz. Biz, bin yıllardır bir arada yaşadığımız insanların, toplumsal dokumuzun bozulmasını istemiyoruz."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)