Konu:İhracat ve teşvik sistemindeki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:102
Tarih:15/06/2016


İhracat ve teşvik sistemindeki gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ihracat ve teşvik sistemindeki gelişmeler üzerine gündem dışı söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sözde Avrupa'nın en hızlı üçüncü büyümesi olan birinci çeyrek büyüme rakamlarının açıklanmasının hemen ardından, ekonomide teşvike ilişkin birtakım tedbirler alınmak zorunda olunduğu itiraf edilmiştir. Ekonomiyi normal akışı içerisinde yönetemeyen AKP'dir. Kriz yaşayan bazı ülkelerde yabancı yatırım çekmek ve üretim ihracatının önünü açmak için uygulanan olağanüstü teşvik tedbirlerinin devreye sokulması zorunluluk hâline gelmiştir. Şayet ekonomide her şey güzel ve yüzde 5 büyüyorsak bu tedbirleri niçin acilen alma ihtiyacını duyduk? Bu tedbirler ülkemize, vergi mükelleflerine neye mal olacak, bunu biliyor muyuz? Bu tedbirler ekonomiyi canlandırmak için mi yoksa bir kesime ayrıcalıklı imkânlar tanımak için mi hayata geçirilecektir? Ekonomide eşitlik, adalet ve rekabet anlayışı zarar görecek midir? Dış ticaret ve yatırım politikaları açısından yara bandı mahiyetindeki tedbirlerin değil, son derece köklü ve radikal tedbirlerin alınması gerekmektedir. Tıkanan ihracat pazarları, yükselen kur ve enflasyon, dış kaynak bağımlılığı ile özel sektörün dış borcu ekonomideki en büyük risk ve kırılganlık unsurudur. İhracat kan kaybetmiştir. AKP'nin dışa bağımlı ekonomi politikaları ve hatalı dış politika nedeniyle tıkanan ihracat pazarları Türkiye ekonomisi için alarm zillerini çaldırmaktadır. AKP, daha iki yıl önce yürürlüğe giren planda 277 milyar dolar hedeflediği ihracatı, orta vadeli programda 70 milyar dolar geri çekmiştir.

Değerli milletvekilleri, AKP döneminde sadece güneydoğuda hendekler kazılmamıştır, dış ticarette ve ekonomide de hendekler kazılmıştır. İhracatımız, dâhilde işleme rejimine göre çok yüksek oranda bağımlı hâle gelmiştir. Yatırımlar, imalat sanayisinden üretken olmayan alanlara kaydırılmıştır. İmalat sanayisinin millî gelir içindeki payı yüzde 15'ler düzeyine inmiştir. Âdeta sanayisizleşme stratejisi izlenmiştir. Üretimin, ihracatın teknoloji seviyesi düşmüştür.

Dış ticaretin başka kanayan bir yarası dâhilde işleme rejimidir. On üç yılda, ihracatın bazı sektörlerinde yüzde 70'ini kapsayacak boyutlara ulaşmış vaziyettedir. Yıllık kayıp, iş adamlarına göre 15 milyar dolardır. Kapatılan belge sayısının tüm belgelere oranı daha önceki yıllarda yüzde 70'ler düzeyindeyken bu, 2015'te yüzde 8'ler düzeyine inmiştir.

AKP Hükûmetinin özellikle son beş yılda ortaya koyduğu dış politika, vizyonsuz yaklaşım, Türkiye'yi ve dünyada bölgemizi yalnızlaştırmış ve itibarsızlaştırmıştır. Bu durum, son üç yılda, sadece ihracatçılarımıza maliyet olarak yaklaşık 15 milyar dolar yansımıştır. En fazla ihracat yaptığımız ilk 15 ülkenin 5'iyle kavgalı hâle geldik. Türkiye, artık kavgalı olduğu bu ülkelerden artık ihale alamıyor, bu ülkelerden Türkiye'ye turist gelmiyor. AKP, ülkeye gelen doğrudan yatırımların çok büyük oranda azalmasına da sebep olmuştur. Yılın ilk dört ayında yabancıların doğrudan yatırımlarında yüzde 45 azalma vardır.

Millî gelirde yatırımların katkısı negatiftir; tüketimle büyüyoruz. AKP Hükûmeti, Yatırım Teşvik Sistemi'ni 2012 yılından bu yana 3 kez değiştirmiştir ancak teşvik sisteminde hedefler tutturulamamıştır, yüksek katma değerli stratejik yatırımların artırılması sağlanamamıştır, ileri teknoloji ürünlerinin payı artırılamamıştır. Bölgelere göre baktığımızda, verilen teşvik belgelerinin yüzde 77'si 1'inci, 2'nci, 3'üncü bölgelere verilmiştir; sabit yatırımların yüzde 60'ı bu 3 bölgededir, teşvikli yatırımlarda yaratılan istihdamın yüzde 67'si yine bu 3 bölgededir. 4, 5, 6'da yatırımlar özendirilememiştir.

Şimdi burada ifade etmek istediğim şu: Yatırımcı, ne pahasına olursa olsun, teknoloji transferine yüksek teşvik verilmesini istemektedir. Şimdi "2023 hedefleri namus borcu oldu." diye beyanat veriyor bakanlar; gerçekten, daha önce "Hayal oldu." diye beyanat veriyorlardı. Şimdi bakanlar ne diyeceğini bilmiyor, artık bunların hedef olmaktan çıktığı da kesin.

Ben hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)