Konu:Ak Parti Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:101
Tarih:14/06/2016


AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkenin çok önemli sorunları varken getirilen önerinin gündemi değiştirmekle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten, bugün, parti gruplarını gezen... Türkiye'nin iki önemli sorununu size arz etmek istiyorum:

Değerli milletvekilleri, uzun zamandır ülkenin gündeminde olan bir kentsel dönüşüm projesi ve mülteci kampı, iki önemli mesele olarak bugün, Meclis grupları da ziyaret edildi, bu sorunlar dile getirildi. Şimdi, bunlarla ilgili size kısaca bilgi vermek istiyorum.

Uzun zamandır vatandaşlarımızın yaşadığı mahalleler ve konutlar rant amacıyla baskı altında bırakılmaktadır. Vatandaşlarımızın hak arama mücadeleleri de kamu idaresinin gücü ve olanakları kullanılarak kesilmektedir. Herhangi bir bilimsel ve teknik analize dayanmadan, mahkeme kararlarını yok sayar biçimde riskli alan ve riskli yapı kararları alınmaktadır. Bugüne kadar yapılmış olan riskli alan ilanları da dikkate alındığında, 6306 sayılı Kanun'un nasıl keyfî bir şekilde uygulandığını hepimiz görmekteyiz. Şu an İzmir Karabağlar'da 16 mahalle, 540 hektar alan ve Kemalpaşa'da 4 mahalle kentsel dönüşüm mağduriyeti yaşamaktadır.

Değerli milletvekilleri, kentsel dönüşüm konusunda idarenin, kamulaştırılan gayrimenkullere tam değerini verme ihtimali çok zayıftır. Vatandaşlara gayrimenkulünü kendi değerlendirmeleri için verilecek yasal süreler ise çok kısadır. Bu süreler içinde, birbirini tanımayan komşuların, mahalle sakinlerinin gayrimenkul sahiplerinin bir araya gelip karar oluşturmaları imkânsızdır. Binası depreme karşı dayanıklı, hatta yeni bir bina olsa da kentsel dönüşüm yapılacak alan içerisinde kalıyorsa maalesef, kamulaştırılacak ve yıkılacaktır. Vatandaşların kendi aralarında anlaşarak yapacakları uygulamalar için öngörülen 5 bin metrekare ada şartı ise çok yüksektir. Büyükşehirlerde mevcut hâl düşünüldüğünde, 5 bin metrekare üzerinde onlarca bina ve yüzlerce bağımsız bölüm bulunmaktadır. Yüzlerce insanın bir araya gelip karar alabilme ihtimali ise çok zayıftır. Kentsel dönüşüm uygulamalarında idare, devlet sağlam binaları dahi yıkacak ve yıkım parasını vatandaştan alacaktır. Yıkım parası vatandaştan alındıktan sonra vatandaşa verilecek kamulaştırma bedeli ise pek az miktarda kalacaktır. Kentsel dönüşüm uygulamalarında vatandaşı en fazla mağdur edecek uygulama ise vatandaşa verilecek kamulaştırma bedeli binanın mevcut hâline göre değil, yıkıldıktan sonra oluşacak arsa pay oranı üzerinden değerlendirilmesiyle oluşacaktır. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi adına kentsel dönüşüm mağdurlarının önerilerini sizin huzurlarınızda sunmak istiyorum. Özellikle bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine, kentsel dönüşüm projesi mağdurlarının kurmuş olduğu Mahalleler Birliği yönetiminin bu önerilerini size arz etmek istiyorum:

16/5/2012 tarihli 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen (7)'nci fıkrasına "yapısı riskli olmayan ve yapının güçlendirilmesi tercihinde bulunmayan vatandaşın rıza göstermesi hâlinde" ibaresinin eklenmesi gerekmektedir.

6306 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (1)'inci fıkrası "Riskli alanların ise vatandaşların 3194 sayılı Kanun'a göre yapısını kendi tercihleriyle yeniden inşa etme hakkını ortadan kaldırmamalıdır." şeklinde düzenlenmelidir.

Yine 6306 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin (1)'inci fıkrası "Paydaşların üçte 2 çoğunluk kararı vermesi, alanda uygulanacak proje ve sözleşmelere bağlı olarak hukuken geçerli bir sözleşme olanağının var olması şartına bağlanmalıdır." şeklinde yeniden düzenlenmelidir.

6306 sayılı Kanun'da tanımlanabilir, somut ölçülere yer verilmelidir. "İmar mevzuatına aykırı" ya da "ruhsatsız yapı", "yüzde 65" gibi toptancı bir genelleme değiştirilmelidir.

6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği hükümleri içerisinde yer alan bilimsel tetkikler esas alınmalıdır. Riskin ve riskliliğin gerek yapı ölçeğinde gerekse alan ölçeğinde nasıl tespit edileceği 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğinde belirlenmiştir. Şayet, ruhsatsızlık ölçü olarak alınacaksa o vakit bütün ruhsatsız yapılar riskli alan ilan edilmelidir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bildiğiniz üzere bu gecekondu sorunu ve kentsel dönüşüme neden olan imar mevzuatına aykırı yapıların bu sorunun çözülmesine ilişkin 755 sayılı Gecekondu Kanunu ile 2981 sayılı İmar Affı Kanunu çıkartılmasına rağmen... Bak, düşünün 2981 sayılı İmar Affı Kanunu'nu çıkaralı otuz iki yıl olmuş ve otuz iki yıl içerisinde imar mevzuatına aykırı yapıların hukuki ve geometrik durumu hâlâ belediyeler tarafından tespit edilememiş. Tespit edilemeyen hukuki ve geometrik durumun üzerinde kentsel dönüşüm projeleri uyguluyorsunuz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Müslüm Bey, bir saniye...

Sayın Başkan, yani dakikalar boyudur muazzam bir uğultu var ve neredeyse Genel Kurulun yarısı ayakta.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Biz duyuyoruz Sayın Başkan, duyuyoruz biz.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Anlıyoruz, iftar saati gelmiş durumda ancak Meclis çalışmasına katılmak istemeyen, dinlemek istemeyen dışarıya çıkabilir.

BAŞKAN - Sayın Baluken, ikazlarda bulunuyorum...

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Biz, muhalefet partisi olarak -diğer arkadaşlar da eğer katılırlarsa- bu iftar saatinde yoklama, karar yeter sayısı falan da istemeyeceğiz ama hatibimizin konuşması esnasında bu şekildeki bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değil.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

İkazlarda bulunuyorum, bir kez daha bulunalım Sayın Baluken'in talebi doğrultusunda.

Buyurun Sayın Konuşmacı.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Evet, değerli milletvekilleri, bakın, gerçekten bugün, kentsel dönüşüm projeleri çok önemli toplumsal sorunlara neden olabilecek düzeyde ele alınan projelerdir. Bu projelere ilişkin ben burada önerileri getirirken siz değerli milletvekillerinin de ilgi göstermesini isterim. Bu anlamda, bu ifadeyle yani düşünün, otuz iki yıldır siz bir ülkede mülkiyet sorunlarıyla ilgili geometrik durumu tespit edemiyorsunuz, jeolojik alan çalışması yapamıyorsunuz; sonra, istediğiniz gibi, bilimsel tespitler olmadan, bilimsel analizler yapılmadan yapı yasaklı alanlar ilan ediyorsunuz, oradaki toplumsal dokuyla oynuyorsunuz, oradaki doğal yapıyla oynuyorsunuz. Yani bunları, bu önerilerimizi getirirken de sizin bu önerilerimizi dinlemenizde yarar var diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, bir diğer sorun da Maraş bölgesinde...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - ...mültecilere yönelik yapılan kamplardır. Maraş'ın Pazarcık ilçesi ve Terolar köylerini içine alan ve mera alanı içerisinde inşa edilmek istenen bu alanın yeniden gözden geçirilmesini, proje olarak durdurulmasını istiyoruz. Niye bunu istiyoruz? Bugün, özellikle, bölgede kurulan inisiyatif "Artık, bu işin çok zor bir sürece girdiğini, köylerde gezilemediğini, kolluk kuvvetlerinin gece köylerin içinde gezdiğini, mezarlara gidip ziyaret yapılamadığını, dışarıdan gelen misafirlerin kabul edilmediğini hatta -durum neredeyse abartılı gelebilir belki size- kimlik kartlarını boynumuza asacak şekilde gezmek zorunda olduğumuzu..." Aynen ifade böyle.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Yok öyle bir şey.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Var. Dinleyin Vekilim, gidin siz de dinleyin. Ben burada konuşuyorum, siz de dinleyin.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Ben Kahramanmaraş Milletvekiliyim.

BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen... İkaz etmekten sıkıldım, konuşmaktan sıkılmadınız.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ben burada bir konuyu açmak istiyorum: Arkadaşlar, değerli milletvekilleri; eğer bölge halkı istemiyorsa siz bu kampı yapmamalısınız. Şimdi, bölge halkı diyor ki: "Buranın demografik yapısı değiştirilmek isteniyor yoksa biz mültecilerin, o zavallı insanların, kendi ülkelerinden koparılıp, gelip buralara kadar düşmesini istemiyoruz. Ama bu bölgede de bizim özel bir durumumuz var." Mesela, bu bölgeyle ilişkili olarak ayrıca bir sanayi bölgesi oluşturuluyor, sanayi ve ticaret bölgesi oluşturuluyor, mera üzerinde böyle bir projenin varlığından söz ediyorlar. Şimdi, sayın vekilim yok derse, iki ay sonra ortaya çıkarsa bu ayıp olur. Orada 2 tane çimento fabrikası inşa edilmiş, tarım arazileri yok edilmiş, bu son kalan meralar üzerinde de böyle bir proje elbette ki bölge halkı tarafından istenmemektedir. Eğer istenmiyorsa bunu bölge halkıyla konuşacaksınız, diyeceksiniz ki: "Ne istiyorsunuz?" Bölge halkı diyor ki: "Bu kampı durdurun, sosyal hizmet alanı olarak bize devredin, biz burayı ortak alan olarak kullanalım." Çünkü, mera bozuldu, artık geriye dönüş de yok, üzerine yapılar yaptınız. Bakın, arkadaşlar, oradaki kanalizasyon yeraltı sularına karışacak, oradaki köyün suyu bozulacak, oradaki sosyal doku bozulacak.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Yok öyle bir şey.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Mülteciler ile bizim orada yaşayan bölge insanlarının arasında kültürel farklılıklar var, inanç farklılıkları var. Biz Anadolu'da bin yıldır yan yana yaşamışız, ortak değerler elde etmişiz, kadim ilişkilerimiz var ama dışarıdan gelen insanlarla bir anda bu ilişkiler kurulamaz, siz de biliyorsunuz bunu. Niye oraya götürüyorsunuz, niye Alevilerin, Kürt Alevilerin yoğun olduğu yere götürüyorsunuz, o bölgeye götürüyorsunuz; elbette ki sorgulanır.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Art niyetlisiniz, art niyetli.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Bu yüzden bölge halkının somut bir önerisi var: Kamp alanının sosyal, kültürel alan olarak o köylülere devredilmesi ve bu projeden vazgeçilmesi isteniyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)