Konu:Chp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:101
Tarih:14/06/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz hafta Genel Başkanımızın katıldığı bir televizyon programından sonra hem Genel Başkanımıza hem de CHP milletvekilleri üzerine, örgütlü bir yalan çetesi, iftira ve yalan kampanyası yürüttü. Hatırlayalım hızlıca, ne demişti Genel Başkanımız: "Biz, ahlakı, erdemi bilen insanlarız. Biz, kadına da saygı duyarız, çöpten kâğıt toplayana da saygı duyarız. Kimin sorunu varsa ilgileniriz ve hiç ayrım yapmayız. Biz, hapiste hasta yatan PKK'lıya da gittik, DHKP-C'liye de gittik, kader kurbanına da gittik, İslami kesimden kendisini tanımlayıp sağlığı zor olan insanlara da gittik, hiç ayrım yapmadık çünkü hapse giren insanın koruması devlettir ve devletin güvencesi altındadır." demişti.

Değerli arkadaşlar, bu sözlerde ne var anlayabilmiş değiliz. Bugün CHP'yle ilgili iftirada bulunanların, yalan söyleyenlerin oluşturmuş olduğu organize bir yalan çetesi harekete geçti. Bu yalan çetesinde belediye başkanı var, bu yalan çetesinde köşe yazarı var, bu yalan çetesinde TV yorumcusu var, siyasetçi var.

Değerli arkadaşlar, Ankara'nın haramisi, halkın vergilerinden çaldığı parayla gece yarısı afişler yaptırdı, aynı gece tüm reklam panolarına belediye kaynaklarını kullanarak bu alçakça yalanları ve iftiraları astırdı. Ardından, yine bu Ankara haramisine ait olan bir televizyon kanalı, Genel Başkanımızın sözlerini makaslayarak ekranda döndürmeye başladı. Aynı dakikalarda hem bu TV kanalında hem de haram medyasında CHP Genel Başkanını paralı çakallara hedef gösterdi. 1'inci sınıf protokolün uygulandığı şehit cenazesinde Genel Başkanımızın önüne kurşun atıldı, ölümle tehdit edildi. Bu cenaze töreninde eski Cumhurbaşkanı vardı, Başbakan vardı, İçişleri Bakanı vardı, devletin protokolü vardı.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Kahrolsun faşist diktatörlük! Kahrolsun faşist diktatörlük! (Gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

Sayın milletvekili, burası miting meydanı değil, lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ardından Cumhurbaşkanı, Genel Başkanımızın ifadelerini aynen şöyle kullanarak değiştirdi: Yeri geldi hastanelerdeki PKK'lıları, yeri geldi DHKP-C'yi ziyaret ettiğini söyledi, iddia etti. Bunu kim söyledi değerli milletvekilleri? Ülkenin Cumhurbaşkanı söyledi. Ne zaman söyledi? Oruç olduğu gün söyledi. Ne zaman söyledi? İftardan sonra söyledi. Kime söyledi? Aynı anda canlı yayın yapan 30-40 tane televizyon kanalına söyledi. Artık yapacak bir şeyimiz yok değerli milletvekilleri, el vicdan diyoruz, el vicdan diyoruz, el vicdan diyoruz! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bunun böyle olmadığını, bunun yalan olduğunu, çarpıtma olduğunu, gerçeğe aykırı olduğunu Cumhurbaşkanı biliyordu. Ama olsun, onlar biliyorlardı ki onların söylediği yalan 30 milyon kişiye ulaşıyor, bizim söylediğimiz doğru maalesef 1 milyon kişiye ulaşıyor. İkinci gün -bizim CHP'nin- bunun yalan olduğunu açıkladık ama bu iftira maalesef geldi, geçti.

Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanı da bunun yalan olduğunu bal gibi biliyordu. Hastanede kalan veya tedavi gören mahkûmların başında jandarma ekibi bekler, infaz koruma ekibi bekler. Yanına giren çıkanı, aynı cezaevindeki gibi herkesi kayıt altına alır. Oraya sinek girse mutlaka Adalet Bakanının haberi olur.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerine giden heyetin tıpkı adaletin simgesi gibi gözleri kör olmalıdır. Bizler cezaevine giderken, hep, hem mahpusun suçuna hem de mahpusun menşesine karşı gözümüzü kapattık, gözümüz kördü. Hiç kimseyi siyasi görüşüne, etnik kimliğine, sosyal statüsüne bakmadan... Mağdur olduğunu kim iddia ediyorsa o insanların yanında yer aldık. Kimden mektup geldiyse, kimden talep geldiyse sorunlarını inceledik.

Değerli milletvekilleri, bu karalamalarla bilin ki Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu teslim alamayacaksınız. Nerede insan hakları ihlali varsa, hangi cezaevinde, kim haksızlığa uğruyorsa kimliği, kişiliği, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, grubu o haksızlığa uğrayan insanların yanında olmaya devam edecektir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bizim Cumhuriyet Halk Partisi Cezaevi Komisyonu şimdiye kadar birçok ziyaret yaptı. Hiç kimsenin selam vermediği, AKP Grubunun selam vermekten korktuğu, yirmi yıl cezaevinde tecritte kalmış, İBDA-C'nin lideri olduğu iddia edilen Salih Mirzabeyoğlu'nu ziyarete giden ilk milletvekilleri CHP milletvekilleridir. Ergenekon'dan Fatih Hilmioğlu ziyaretini biz yaptık. Değerli arkadaşlar, Güney Afrikalı kanser hastası olan ama hastalığını -dilini bilmediği için- hiç kimseye anlatamayan, son isteği doğduğu ülkede güneşin doğuşunu görerek ölmek isteyen Magdalena Martha'yı ilk kez biz ziyaret ettik. Bugün kol kola girdiğiniz, geçmişte fuhuşla suçladığınız Cübbeli Ahmet'in mağduriyetini biz gündeme getirdik. Sırtı kocaman oyulmuş, kemikleri gözüken kader mahkûmu, yoksul Maraşlı kardeşimizin yanında biz olduk.

Açık cezaevinde insanların üst üste uyuduğunu, farelerin, kedilerin oynadığını, birçok mahpusun hasta olduğunu ilk kez biz gündeme getirdik. Antalya Cezaevindeki insanların üst üste yattığını, nöbetleşe uyuduğunu ilk kez bu kürsüden biz dile getirdik. Urfa Cezaevinde yanan insanları biz söyledik. Pozantı Cezaevindeki tecavüz çığlığını ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi Grubu duydu. İzmir askerî casusluktaki kepazeliği ilk biz duyurduk. Şakran'daki "oyuk araması" dediğimiz, "ince arama" dediğimiz o kepazeliği, o rezaleti, o insanlık dışı uygulamayı ilk kez biz gündeme getirdik.

Değerli arkadaşlar, dün "terörist, darbeci" dediğiniz insanları biz her zaman ziyaret ettik. İlker Başbuğ'a "terörist" diyordunuz, biz gittik, Tuncay Özkan'a biz gittik. Bugün bakarken utanır mısınız bilmiyorum, en arkada oturuyor, İlhan Cihaner'in sorunlarını ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi Grubu gündeme getirdi.

Tabii, AKP'nin kime, ne zaman "terörist" diyeceğini bilemezsiniz. Daha geçtiğimiz yıl bu grupta oturan bir milletvekili şu anda terör örgütü üyeliğinden cezaevinde yatıyor.

Değerli arkadaşlar, ayırmadan herkesin yanında yer almaya çalıştık. Ayırmadan, tutuklu milletvekillerinin tamamının yanında yer aldık. Şimdi, değerli milletvekilleri, havuz ve haram medyasının bu yalanlarını beklerdik ki Adalet Bakanı yalanlasın, Adalet Bakanı Cumhurbaşkanın söylediği iftirayı düzeltsin diye bekledik ama beklentimiz boşa.

Değerli arkadaşlar, ne dedi? "CHP milletvekilleri 2016 yılında 81 teröristi ziyaret etti." dedi ve açıkça sadece CHP Grubunu hedef gösterdi. Bu dönemde, 2016'da cezaevine giden AKP milletvekillerini söylemedi, HDP milletvekillerini söylemedi, MHP milletvekillerini söylemedi, açıkça, Türkiye'ye CHP milletvekillerini hedef gösterdi. Ardından, değerli arkadaşlar, bu organize çetenin, yalan çetesinin medyası ortaya çıktı, Dediler ki: "CHP'liler 81 teröristi cezaevinde ziyaret etti." Alçakça bir yalan, hayâsızca bir yalan. Bir başkası "CHP'deki o ekip deşifre oldu." dedi. Değerli arkadaşlar, bakın, şu yalanlara bakın, bunlar sizin resmî yayın organlarınız. Bir başkası -bizim resimlerimizi göstererek- bizleri hedef gösterdi, televizyon ekranlarında isim isim vererek bizleri hedef gösterdi. Değerli arkadaşlar, biz bu cezaevlerine o Adalet Bakanının izniyle gittik, biz kendi kafamızdan gitmedik. Eğer suçsa o Adalet Bakanından bu hesap sorulmalıdır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bize iftira atan Adalet Bakanına hodri meydan diyorum: Hangi CHP milletvekili, hangi teröristi hastanede ziyaret etmişse gelsin açıklasın, derhâl gün versin, saat versin, hangi CHP milletvekili hangi cezaevinde hangi teröristi ziyaret etmişse bilelim. Soruyoruz: Bu 81 teröristin hangisi şu anda içeride, hangi cezaevinde? Onu da söylüyoruz.

Değerli arkadaşlar, size birkaç örnek vereceğim. "Gamze İlgezdi 6 KCK'liyi ziyaret etti." deniyor. Değerli arkadaşlar, "Fikri Sağlar 1 KCK'liyi ziyaret etti." deniyor. "Selin Sayek Böke 1 PKK'lıyı ziyaret etti." deniyor. "Tahsin Tarhan 3 PKK'lıyı, 2 THKP-C'liyi -bunu da Adalet Bakanı kurdu, o örgütün de kurucusu Adalet Bakanı- ziyaret etti." deniyor. Bakın, bu listedeki teröristlerin kim olduğunu biliyor musunuz, bilmiyorum. Daha dün Davutoğlu'nun tutuksuz yargılansın dediği insanlar kim? Bunların birisi akademisyen, PKK'lı dedikleri bu. Değerli arkadaşlar, bir diğeri Can Dündar ile Erdem Gül. Bakın, bunlar da terörist, bunlara iyi bakın, bunları da birçoğunuz tanıyorsunuz değerli arkadaşlar.

Şimdi, Adalet Bakanını eğer Hitler'in Propaganda Bakanı Goebbels duysaydı, önünü iliklerdi, önünde saygıyla eğilirdi Adalet Bakanının, "Ben bile senin kadar yetenekli değilim." derdi.

Değerli arkadaşlar, bununla ilgili her türlü hukuksal girişimde bulunacağımızın bilinmesini istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, tekrar söylemek isterim ki, nerede mağdur varsa, nerede mazlum varsa yanında yer almaya devam edecek, özellikle AKP'nin faşizminin yaratmış olduğu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - ...mağdurların her zaman haklarını bu grup savunacak.

Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)