Konu:Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:98
Tarih:03/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerine konuşacağım önergede çok tehlikeli iki ibare var, "değer" ve "pazarlık." Şimdi, madde metni... Bu kömür havzaları özelleştirilecek, bu kömür havzalarının yapılacak ihalesinde de en düşük elektrik satış fiyatı verilecek. Biraz evvel bürokratlarla konuştum -samimiyetsizlik etmeyeyim- kısmen açıkladılar. Kısmen mantıklı ama kısmen hâlâ mantıksız. Bunun sebebini anlatayım. Biz bu değer tespiti ve pazarlık usulü ihaleden niye korkuyoruz? Şimdi, özelleştirme şöyle bir şey: Kamuya ait bir varlığı satacaksanız o varlığın değerini bilmeniz gerekiyor. Mesela bu Meclis salonunu satacaksanız işte kaç koltuğu var, ışıkları, yeri bilmem ne, bir değer ortaya çıkarıyorsunuz ve o sizin ihalenize bir bedel, kısmen böyle yaklaşık maliyet bedeli gibi bir şey ortaya çıkarıyor. Özelleştirme Kanunu diyor ki: "Özelleştirme öncesi değer tespiti yapılır, özelleştirme tamamlandıktan sonra da bu değerleme raporu halka açıklanır." Mesela, sizin yaptığınız özelleştirmelerde herhangi bir değerleme raporu halka açıklandı mı sizce? Açıklanmadı. Niye açıklanmadığını bir örnekle vereyim: Şimdi, mesela TEKEL'in bir alkol fabrikası vardı, bu alkol fabrikası 280 milyon dolara partinize çok yakın bir iş adamına, hatta havuzda olan bir iş adamına satıldı. Bu iş adamı 280 milyon dolara aldığı bu fabrikayı aldıktan sekiz ay sonra 1 milyar dolara sattı, ondan alan da iki yıl sonra 2,5 milyar dolara sattı.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Abo!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Eğer değerleme olmuş olsaydı, değerleme yapılmış olsaydı bu 280 milyon dolara satılan -bu arada da korkunç kârlar ettiler- varlığın en az 10 katı olduğu ortaya çıkabilirdi. İşte bu yüzden değerleme raporu açıklanmadı. Mesela TELEKOM şirketi satıldı; 11,5 milyar dolar üzerinden satıldı ama TELEKOM şirketi satıldıktan sonra vergi indirildi, sabit ücretler getirildi, rekabet konulmadı. İşte, bu kötü tecrübeler bizde olduğu için, "Değerleme yapılmaz." sözünü duyduğumuz anda, bürokratların makul açıklamalarına rağmen -çünkü, o dönemlerde de makul açıklamalar yapılıyordu- böyle endişeler duyuyoruz.

İkinci mesele: İhalenin pazarlık usulü yapılacağı söyleniyor. Şimdi, bu tip ihalelerde en doğru yöntem kapalı teklif usulü, normal ihalelerde de açık ihale. E, niye peki tek başına pazarlık usulü ihaleye indiriyorsunuz? Çünkü, pazarlık usulü ihalede idarenin çok geniş yetkileri var. Normalde idarenin geniş yetkilerinin nasıl kullanıldığına yönelik de tecrübelerimiz var. İdarenin geniş yetkileri genelde muhalif iş adamlarının girmemesine veya önceden anlaşılmış şirketlere yönelik birtakım telkinlerde bulunulmasına yol açıyor.

Arkadaşlar, bu mantık daha fazla yürümez. Mesela, biraz evvel Sayın Bakan nükleer enerjiyle alakalı makul süreçler olduğunu anlattı ama tabii bizim böyle bir şansımız yok, karşı bir argüman geliştiremedik. Nükleer tesis yapacaksınız -ben kesinlikle karşıyım ve çaresiz değilim karşılığında- ama bunun da bir sürü yöntemi var. Mesela, diplomatik çıkarlarımız var. Diplomatik çıkarlarımız dolayısıyla ihale yapmıyorsunuz. Tek kaynaktan, "single source" diye bir yöntem var. Bu "single source" yani tek kaynaktan seçimin bile bir sürü yöntemi var. Ama, bu yöntem içinde Sayın Bakanın daha önce CEO'luğunu veya genel müdürlüğünü yaptığı şirketin o ülkeyle şaibeli görünen ticari ilişkileri yok bu yöntemlerde. İşte, bunlar yanlış olan şeyler. Şimdi, siz bu yanlışları bize kabul ettirmeye çalışıyorsunuz. O nükleer santral sadece sizin değil, hepimizin; o nükleer santral patladığında sadece size veya bize zarar vermeyecek, hepimize zarar verecek.

Biz şimdi enerji politikaları hakkında bilgi almaya çalışıyoruz. Mesela, bizim bu nükleer santraller hakkında doğru bilgi almamızın yolu neydi? Çünkü, bizim anayasal bir yetkimiz var, sizi denetleyebiliriz; siz kural koyarsınız ama biz sizi denetleyebiliriz. Sağlam Sayıştay raporları olması vardı. Muhalefet partilerine geldi mi? Gelmedi. Gelmeyince ne oluyor? Bilgi tekelleşiyor. Sayın Bakan oradan çıkıyor... Allah'tan biz de okuyoruz da hemen inanmıyoruz bu şeylere. Bu yöntemle daha fazla gidemezsiniz.

Bakın, anlattığım şu TELEKOM meselesi ile TEKEL meselesinde en az 30 milyar dolar zarar var. Bir gün fırsat olursa nasıl oluştuğunu da size anlatırım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)