Konu:Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:98
Tarih:03/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, gecenin bir vakti yoruluyoruz. Şimdi, iktidar partisi diyor ki: "Muhalefet bizi niye yoruyor?"

Birincisi şunu söyleyelim... Elektrik gibi önemli bir kanunda yasa çıkıyor. Bizler de bu halkın yüzde 25 oyunu aldık ve şu kanunda bir virgülüne bile dokunamıyoruz ama bizim seçmenimiz de bu kanunla ilgili vergiler ödeyecek, bedeller ödeyecek.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Komisyondan geçti bu.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Şimdi, Komisyondan geçmiş olması bunun bir demokratik uzlaşma içerisinde geçtiği anlamına gelmiyor.

Şimdi, bizim derdimiz şu. Öncelik farkımız var aramızda, siz şöyle düşünüyorsunuz: Bu elektrik üretim şirketleri var, dağıtım şirketleri var, bunların maliyetleri var. Eğer bunların maliyetlerini yükseltirsek bu şirketler zarar eder, batarlar, kapanırlar. Biz de tüketici tarafından bakıyoruz, diyoruz ki: Bunları bunlara bu şirketler yansıtamaz.

Şimdi, iki tarafa baktığımızda hangi taraf daha büyük haksızlığa uğruyor? Türkiye'deki geniş halk yığınlarının durumuna bakın. Bir örnek vardı: Hacire Arslan diye bir kadın var. Hacire Arslan'ın 5 çocuğu var. Hacire Arslan'ın elektriği kesilmiş; ertesi gün ödevleri var, soğuk. Hacire Arslan da dul bir kadın. Gidiyor, elektriğini kaçak olarak bağlıyor. Ve yakalandı Hacire Arslan, kaçak elektrik kullanmaktan iki buçuk yıl hapis cezası aldı. Kendisi kanser hastasıymış. Ben aradım Hacire Arslan'ın çocuklarını, korkunç bir durumdalar. Ben, tabii, kişisel olarak belediyelerden -kendi belediyelerimiz de dâhil- bir yardım talep etmiyorum. Bir arkadaşıma söyledim, evlerine gıda bıraktılar. Hacire Arslan 400 milyon liralık elektrik faturası için bütün bu dertleri çekti ama mesela benim anlattığım bu kömür şirketlerinin, elektrik dağıtım şirketlerinin hepsinin sahiplerinin de Boğaz'da yalısı var. Şimdi, biz bu, Boğaz'da yalısı olanları... Bunların siyasal eğiliminin hiç önemi yok, hangi partiye oy verdiklerinin önemi yok ama burada bir sınıfsal mekanizma var: Siz önceliğinizi her zaman sermayeden yana koyuyorsunuz, biz de mümkün olduğu kadar emekten yana koymaya çalışıyoruz. Sizin bu felsefeniz dünyada da artık çalışmamaya başladı, şöyle çalışmamaya başladı: Gittikçe servet tekelleşiyor, gittikçe daha fazla zengin oluyorlar, biz çok pahalı arabaları yollarda daha fazla görüyoruz ama bu elektrik faturasını ödeyen insanlar gittikçe daha fazla yoksullaşıyor, gittikçe çocukları daha kötü okullarda okuyor, gittikçe sağlık masraflarını karşılayamaz hâle geliyorlar ve bu artarak devam ediyor. Buna beraber bir çözüm bulmalıyız. Bu şu demek değil: "Gelin, beraberce bu şirketleri batıralım. Gelin, bu şirketlerin mal varlıklarına el koyalım." anlamında söylemiyoruz ama burada çok iyi niyetli çıkardığımız kanunların uygulamada nasıl olduğunu biliyoruz.

Mesela az evvel bir kanun maddesi geçti. Aslında fena bir madde değil, daha doğrusu bir kötülüğü düzeltiyor. Diyor ki mesela: "Pay devri yapılamaz." Hepimiz biliyoruz ki EPDK'da ciddi "çantacı" denen bir grup çıktı, bu ruhsatları aldı, bürokrasideki ilişkilerini kullandı, siyasetteki ilişkilerini kullandı ve çok ciddi paralar kazandılar. On sene sonra geldik, bu çantacıları engellemek amacıyla bir düzenleme getiriyoruz. Bakın, bu, elektrikte böyle, ulaştırmada böyle, bütün projelerde böyle. Eğer bu haksızlıklar bu şekilde devam ederse haksızlığın sonucu gelir dağılımı adaletsizliği olarak yansıyor ve bu gelir dağılımı adaletsizliği bu kadar hızla bozulmaya başlarsa şu an kimlik siyaseti üzerinden Türkiye duruyor, insanlar bu yüzden isyan etmiyor. Mesela, biz bir şey söylüyoruz, kimliği, inancı, bilmem neyi dolayısıyla, "Ha, CHP'liler söylüyor." diye inanmıyor. Veya siz bir şey söylediğinizde yine benzer bir ayrışma dolayısıyla insanlar bu haksızlığa dayanıyorlar ama dayanamayacağı anlar geliyor. Dünyada ve Türkiye'deki ekonomik gidişe baktığınızda artık geniş halk yığınları size, bize, bütün Parlamentoya, bütün bir düzene, bütün bir hukuka bir isyan içine girecekler. Bize düşen ise toplumsal barışı, kutuplaşmayı bu kadar germeden bu işe bir çözüm bulmak.

Ben hepinizi -sabah mı diyeyim artık, gece mi diyeyim, bu saatte- saygıyla selamlıyorum. Biraz sonra tekrar geleceğim yalnız.

İyi akşamlar. (CHP sıralarından alkışlar)