Konu:Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:98
Tarih:03/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi, bayağı soru var; bu kadar süre içerisinde hepsine cevap veremezsem yazılı olarak dönelim.

Şöyle: EPDK'nın yirmi ila otuz beş gün arasında faturalara dönme konusunun bu yasa teklifiyle hiçbir alakası yok, o tamamen tüketicilerin elektrik faturasını kendi periyodları içerisinde düzenli ödemesiyle alakalı bir husus. Tabii, yirmi beş gün gelen, yirmi gün gelen ile otuz beş gün gelenin arasındaki fatura farkı doğal bir süreç. Bu paketin içerisinde bununla ilgili bir düzenleme yok.

TTK'yla ilgili bir soru geldi. "TTK 14.500 kapasitesinin 5.500'ünü kullanmıyor." yönünde bir bilgi geldi. Tabii, Bakanlığımız, dünden bugüne, bugünden yarına, madencilik sektörüyle ilgili çok önemli adımlar attı. Yeni dönemde, özellikle TTK noktasında çok ciddi bir çalışma yapıyoruz. Nedir bu çalışma? TTK'ya bağlı madenlerimiz ve kurumlarımızda, sadece ve sadece istihdama yönelik değil o madenler ve kurumlar özelinde de makul faaliyet giderlerini de karşılayabilir, devlete ve kamuya yük olmayacak bir çerçevede bir yapılanma çalışması yapıyoruz. Bu çerçevede, hem kurumlarımızın zarar etmemesi, kâr etmesi hem de istihdamın artması yönünde bir süreç olacak ve bununla alakalı olarak da bu yıl içerisinde, inşallah, yeni bir sürece gideceğiz, bu sayı daha da artacak.

Şimdi, gelelim bu bahsedilen 245 maden işçisi konusuna. Bu konu, özel sektörün işlettiği ve işleten firmanın yaşadığı mali sıkıntılar vesilesiyle atanan kayyum ve mahkemelik olması sebebiyle maaşlarını ödeyemediği çalışanlarının oluşturduğu bir protesto eylemiydi. Biz buna destek vererek de bu çalışanların, bu firma özelinde, özel sektör firması özelinde haklarını alması için gerekli çalışmaları yaptık ve bu madendeki çalışan arkadaşlar hem alamadıkları maaşlarını aldılar ve bunun yanında da biz, bu arkadaşların madencilik sektöründe, kamu veya özel, mağdur olmamaları için önümüzdeki dönemde, inşallah, yeni bir iş ve istihdam oluşturma noktasında da çalışmalarımızı yürütüyoruz.

"Bu yasa teklifi kimin lehine?" diye bir soru vardı. Kamunun mu, özel şirketlerin mi? Bu, tabii, kapsamlı bir paket. Ben buradan kayıp kaçak iması olduğunu düşünerek bu özelde cevap vermek istiyorum.

Burada en önemli konu, yine söylediğim gibi, 2002 yılından beri iktidarda olduğumuz süreçte -ki burada belge arıyorsak belge de var, işte elimde 1999 yılının TETAŞ belgeleri, 1998 yılının, 2000 yılının- bu hesaplamaların hepsinde, eski dönem iktidarlarımız döneminde de kayıp kaçak bedellerinin tüm bu hesaplanan bedellerin içerisinde yer aldığı tüm kamu evraklarında var. Yani, 2001 yılında, hesaplama noktasında toplam tüketim rakamının içerisinden çıkarılıp ayrıştırılması; ince nokta bu.

Dolayısıyla, aslında evvelsi gün de dediğim gibi, kayıp kaçak bedeli hep vardı, toplam tüketiciden de alınıyordu. Halkımız bir daha bilsin diye burada, işte, birçok evrak ve bilgi olarak anlatabiliriz bunu. Peki, "Ne yaptık, ne yapacağız bu düzenlemelerle?" diyorsanız, Hakeza "Yatırımlara devam edilecek mi?" sorusuna da cevap vermek için birleştirerek bu ikisini anlatayım istiyorum. Kesinlikle ve kesinlikle, bugüne kadarki performansımızla, kayıp ve kaçağı, teknik olan ve olmayan kayıpla birlikte, bölgesel olarak sayaca bağlanmamış olan, yetersizliği olan, gelir düzeyi noktasında yeterli olmayan, çalıntı veya kaçak çerçevesi içerisinde sistemde görünmeyen bu bedelleri yüzde 20'lerden 14'lere indirdik. Bu düzenlemelerle, yeni dönemde, şahsımın Bakanlığı noktasında, iki tane önemli adım atıyoruz: Bir, bölgesel araştırma dağıtım bölgeleri. İki, direkt Bakanlığa bağlı bir denetim ekibinin oluşturularak sadece ve sadece... Özelleştirilmiş olan bir piyasadan bahsediyoruz, 21 dağıtım bölgesinden bahsediyoruz, bu bölgelerde yapılan yatırımlarla, kayıp kaçak takip noktasında bu rakamın özellikle kaçak kısmını ki teknik kayıp kısmını OECD ortalamalarının yüzde 7 ila 8,5 aralığına kadar indirdik. Yeni yapacağımız yatırımlarla ki 2019, 2020 yılına kadarki süreçte 18 katrilyonluk yeni teknik altyapı yatırımlarıyla bunu çok daha alt düzeye indireceğiz inşallah. Bunun yanında, kaçak hususuyla ilgili tarımsal sulamadan tutun, -ki evvelki ay 3 bakanımızda birlikte Urfa'yı ziyaret ettik- Güneydoğu Bölgesi'ndeki hakikaten elektrik sorununun da bir parçası olan -makul düzeye inmesi- ciddi anlamda tarımsal sulamadaki kayıp ve kaçak olan, elektrik altyapısının düzenlenmesinden tutun, tüm Türkiye'nin etrafında, tüm 21 bölgedeki kaçak oranının da düşürülmesiyle ilgili çalışmaları Bakanlığa bağlı denetim ekibiyle de yakından devam ettireceğiz.

Burada şunun da altını bir çizmek lazım: Burada sayısız uluslararası raporlar var, bilgiler var, evraklar var. Bütün dünyada -İngiltere, Amerika- birçok rapordan bahsediyoruz. İşte, geçtiğimiz gün Amerika'yla ilgili bir raporda Amerika'daki illegal kullanılan yıllık elektrik rakamı için bahsedilen rakam 6 milyar dolar yani kaçak olarak elektrik kullanımı 6 milyar dolar ve bu tüm sistemdeki faturadır. İngiltere'de milyar poundlardan bahsediliyor. Avrupa'nın birçok ülkesinde de var bu rakam. Kimi ülkede biraz daha çok, kiminde biraz daha az ama bu rakam tamamıyla ve tamamıyla tüm sistem içerisinde devam ediyor.

Nükleer noktasına gelelim. Bir soru vardı, "Elektrik kesintisi olduğu için, elektrik sisteminde yaşanan problemden dolayı soğutma sistemi bozuldu ve onun için bu nükleer kaza oldu Fukuşima'da." diye bir soru geldi. Burada teknik bir detayı anlatmakta fayda var. Kesinlikle bundan dolayı değil. Malum, tsunamiden kaynaklı büyük, dev dalgaların 100 metreden daha büyük soğutma kulelerinin üzerini bile aşarak tüm bu santralin içine girmesiyle birlikte tüm elektrik sistemi "down" oldu ve bundan dolayı sistem devreye giremediği için Fukuşima'daki kaza teknik olmayan, doğal afet sebebiyle gerçekleşti ve cereyan etti.

Doğal afet her zaman var. İki gün önceki toplantıda söylediğim gibi, programda söylediğim gibi, birçok ortamda da söylediğim gibi, dünyada 442 tane nükleer santral var. İşte, radyasyon oranından bahsediyoruz, tüm bu radyasyona dayalı olarak insanların etkilenmesinden bahsediyoruz. Dünyada tıp merkezleri, sağlık örgütleri bunlarla ilgili birçok çalışma yapıyorlar ama biz bilimsel olarak, birçok ülkede yer alan bu nükleer santrallerin bireysel ve çevresel etkileriyle alakalı olarak çok ciddi yayınları takip ediyoruz. Ha, bu çerçevede resmî olarak baktığımızda birçok rasyolar var. Geçen de bahsettim, günde 1 paket tüketen birisinin yılda aldığı radyasyon yaklaşık, neredeyse 11 katı; bir bilgisayarlı tomografi, MR çektirdiğinizde onlarca katı, bir nükleer santralin etrafında yaşayan bir insanın etkilendiği radyasyon miktarına göre. Dolayısıyla, radyasyon özelinde de doğal afet noktasında da enerjinin çeşitlendirilebilirliği, enerjinin dünyadaki benzer örnekleriyle, gelişmiş ülkelerde ne şekilde kullanıldığıyla ilgili en son teknikleri, mevzuatları, teknolojileri takip etmekle mükellefiz, yükümlüyüz. Onun içindir ki işte, bahsediyoruz, birinci nükleer santral, üç artı nesil dediğimiz dünyadaki en son gelişmiş, Rusya'yla ilişki.

İkinci: Japonya'yla birlikte yürüttüğümüz, yine üç artı nesil dediğimiz, güvenlik noktasında uçak çarpmasına karşı, depreme dayalı, 9,5-10'a dayalı sismik deprem etkisiyle birlikte zedelenmesine dayalı birçok etkiyi beraberinde, savunma anlamında, güvenlik anlamında ihtiva etmesi açısından tüm bu altyapıyı, müzakereleri bağımsız otoritemiz TAEK'le birlikte yürütüyoruz.

Onun dışında, başka bir soru daha geldi; Akkuyu Nükleer Santrali, Cengiz İnşaat veya "Cengiz İnşaatın uçağı oraya inmiş..." Vallahi, Cengiz İnşaatı biz takip etmiyoruz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - O sizi takip ediyor.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Ben açıkçası ne zaman, nereye gitmiş, kiminle uçağa binmiş, onunla ilgili şahsen bir bilgi veremeyeceğim.

"Akkuyu Santrali'yle ilgili böyle bir gelişme var mı?" Resmî olarak bize gelmiş bir şey yok. Nitekim Rusya'yla yaşadığımız bu gerginlik noktasında, 24 Kasımdan bugüne kadar olan gelişmelerle ilgili medyada birçok şey yazılıyor, çiziliyor, bununla ilgili birçok şey söyleniyor; işte, doğal gazla alakalı olsun, yatırımlarla ilgili olsun falan. Ama, devlet üslubu gereği, devlet ciddiyeti gereği biz her çıkana, her söylenene göre değil resmî makamlarla iletişimimiz ve diyaloğumuzu resmî prosedür ve çerçeve içerisinde yürütmeye devam ediyoruz.

Dolayısıyla, Mersin özelinde veya Sinop özelinde nükleer santrallerle alakalı çok ince ve detaylı, güvenlik başta olmak üzere, insan sağlığı ve bölge güvenliği başta olmak üzere tüm dünyada uygulanan güvenlik prosedürlerinin hepsinden daha fazla güvenlik tedbirleriyle bu süreci yürütüyoruz. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Siz vekillerimiz, sizlerin de haklı kaygılarla sorularınız muhakkak bu çerçevede yürüyordur; Mersin vekillerimiz de hakeza öyle, bu şekilde yürüyordur.

Onun dışında, Mahmut Tanal Bey KDV noktasında sordu. Bu, tabii Maliyeyle ilgili bir konu ama bununla ilgili kurumlarımızın bütçesine dayalı KDV indirimleri hususu Bakanlığımız ötesinde, tüm Bakanlar Kurulu ve Hükûmetimizin ana bütçesi özelinde; tabii ki bütçemizin fazla verdiği noktada, gelirlerimizin, ekonomimizin büyüdüğü, katma değerli birçok bağımsız, özel sektöre dayalı, ekonominin büyümesine dayalı, gelirlerin artmasına dayalı. Tabii ki vergilerimizi birçok alanda düşürmek hedeflerimizin başında. Bu çerçevede bakmak lazım.

Erzurum kömür mevzusu geçti. Sadece Erzurum'a dayalı değil, kömür hususu, bahsettiğimiz gibi, Bakanlığa geldiğim günden beri, Hükûmetimizin ve iktidarımızın bugüne kadar uyguladığı politikalarda yerli enerji, yerli kaynaklar noktasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonunuzu açıyorum Sayın Bakan.

Buyurunuz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Tamam bağlıyorum, son bir cümle, bağlıyorum.

Dolayısıyla, iktidarımızın ve Hükûmetimizin ana politikalarından biri olacağı için, sadece Erzurum değil, Eskişehir, Konya, Afyon, Trakya, Afşin, Çayırhan, Soma, Türkiye'nin birçok yerindeki doğal kömür rezervlerimizi ve kaynaklarımızı maksimum kullanmak için bu dönemde buna daha fazla eğileceğiz.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.