Konu:Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:96
Tarih:01/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Kıymetli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesi kapsamında sizlerin huzurunda bulunuyorum.

Öncelikli olarak, yasa teklifimizin milletimiz için hayırlara vesile olmasını dilerken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamı, genel, bugüne kadar yapılan, bugüne esas olarak yoğunluklu bir şekilde tartışılan mevzulara geçmeden önce, metnin içeriğinde, bu yasa kapsamında enerji piyasasında nasıl bir düzenleme yapmamız gerektiğini, hamasetten ayrı, teknik ve detay olarak kaba bir şekliyle anlattıktan sonra, doğru bilgiye dayalı tespitlerle bitirmeyi istiyorum. Onun için, dikkatle dinleyen siz hazırun vekillerimize şimdiden teşekkür ediyorum.

Bilindiği üzere, tüm dünyada enerji piyasaları çok dinamik bir şekilde değişim geçirmektedir. Ülkemiz elektrik piyasası, 2001 yılından itibaren 4628 sayılı Kanun'la yeniden şekillendirilmiş ve 2013 yılında, 6446 sayılı Kanun'la bugünün ihtiyacına cevap verecek birçok yeni düzenlemeyi beraberinde getirmiştir. Türkiye'de elektrik piyasasındaki hızlı değişim gereği hazırlanan kanun teklifiyle, yatırım süreçlerinin hızlandırılması ve önemli ölçüde uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi esas amacımız olmuştur.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, önümüzdeki on-on beş yıl içerisinde 2 katına çıkacak olan enerji talep artışını sorunsuz karşılamak ve arz güvenliğini sağlamak için, yoğun bir şekilde, Bakanlık olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Enerji arz güvenliği için kritik bir unsur olan sağlıklı bir şekilde tedarik hususu çok önemli. Son on yılda hızlanarak artan enerji sektörümüzün çehresi ciddi bir şekilde değişmekte ve serbestleşme çabalarıyla kurulmaya çalışılan rekabetçi piyasa yapısı enerji politikalarımızın en önemli odak noktası olmuştur. Bu bağlamda, rekabetçi, şeffaf, tüketicinin korunduğu çevresel sürdürülebilirliği de dikkate alan bir enerji sektörü önceliğimiz olmuş ve olmaya da devam edecektir. Strateji ve politikalarımız enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, kaynak çeşitliliği, yerli ve yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme ve enerji verimliliği temellerine dayanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifi dikkatlice incelendiğinde ana fikrinin daha çok yerli ve yenilenebilir kaynaklar ve bunun değerlendirilmesi olduğunu net olarak görebiliriz. Daha çok yerli ve yenilenebilir, bu ülkenin ihtiyacı olan enerjinin tedarik güvenliğini, küresel etkileri en asgari seviyeye indirerek sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kanun teklifi enerji kaynaklı dış ticaret açığının azaltılması anlamında çok önemli katkı sağlayacaktır. Bildiğiniz gibi, 2015 yılı itibarıyla net enerji ithalatımız 38 milyar dolar seviyesinde olup gelişen ve büyüyen ekonomimizden dolayı bu rakamın ilerleyen yıllarda daha da artması kaçınılmaz olacaktır. İşte bu aşamada tüm yerli kaynaklarımızın seferber edilmesi gelecek yıllarda daha az kaynağın yurt dışına aktarılmasını sağlayacaktır. Özellikle yerli kömür kaynaklarının azami kullanılması durumu ülkemizin arz güvenliğinin sağlanmasını ve dış politik pozisyonunu daha güçlü kılacaktır. Hem madencilik hem de termik santral işletmeciliğinde yaklaşık 25 bin kişilik bir istihdama katkı sağlayacaktır.

Gelişen dünyada, artık, yenilenebilir enerji üretim portföylerinin de giderek artan bir öneme sahip olduğunu gayet iyi biliyoruz. Söz konusu kaynaklarımızın çok daha hızlı sisteme alınabilmesi için farklı bir yatırım modelinin gerektiği bilinmekte. İşte YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı) modeliyle hem yenilenebilir enerji potansiyelimizi sisteme çok daha hızlı ilave etmek mümkün olacak hem de bu tesislerin aksamlarının yurt içinde üretilmesini sağlayarak ikinci bir fayda elde edilecektir. Aslında bu model, kendi kendini finanse edebilme yeteneğine sahip yeni bir sanayi sektörünün doğuşuna da sebebiyet verecektir. Ülkemizde bu uygulamayla oluşturacağımız yenilenebilir ekipman üretim yeteneği, ilerleyen yıllarda komşu ülkelere de ihracat için bölgesel fırsatlar sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, doğal gazın kullanılmaya başlandığı 1987 yılında 500 milyon metreküp olan yıllık doğal gaz tüketimimiz 2015 yılı sonu itibarıyla 49 milyar metreküpe ulaşmıştır. Öte yandan, 2002 yılında 4.510 kilometre olan doğal gaz iletim ve dağıtım hattı uzunluğu, devam eden hatların tamamlanarak işletmeye alınmasıyla 2015 yılında 118 bin kilometreyi geçmiştir. Sadece bu altyapının 13 bin kilometreden fazlası ana gaz iletim hat sistemiyle oluşmuştur. 2002 yılında sanayi ile konutta 5 şehrimize ulaştırılan doğal gaz, bugün itibarıyla 77 şehrimize ve 328 ilçemize ulaştırılmıştır. Doğal gazın ülke genelinde yaygınlaştırılması hedefi doğrultusunda diğer il ve ilçelerimize doğal gaz ulaştırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Bu kanun teklifiyle başarılmaya çalışılan diğer önemli bir husus, doğal gaz arz güvenliğinin sağlanması amacıyla depolama kapasitemizin artırılmasıdır. Bilindiği üzere doğal gaz, hem elektrik hem de konut ısıtma amacıyla enerji tüketimimizde çok önemli bir ağırlığa sahiptir. Özellikle kış mevsiminde günlük puant taleplerinin karşılanmasına katkı sağlayacak depolara ihtiyaç her yıl giderek artmaktadır. Hâlihazırda yüzde 10 olan depolama kapasitesi yeterliliği ve yükümlülüğü yüzde 20'ye yükseltilerek arz güvenliğini daha ileri bir noktaya taşımak için ciddi bir adım atmaktayız. Yeni depolama tesislerinin yapımı, ülkemizin uluslararası boru hatlarının geçiş güzergâhı ve transit ülke olma noktasında da önemli bir yer teşkil etmektedir. Ayrıca, doğal gaz kullanmak isteyen vatandaşlarımıza doğal gaz şebekesinin ulaştırılması amacıyla dağıtım bölgelerinin sınırlarının EPDK tarafından yeniden düzenlenmesine ve genişletilmesine imkân sağlanmıştır.

Yerli kaynaklarımızın değerlendirilmesinde ve kullanımının artırılmasında kara alanlarındaki çalışmaların yanı sıra deniz alanlarındaki doğal kaynak aramalarına da ağırlık verilmesi gerekmektedir. Gelişen ekonomilerde ihtiyaç duyulan hammadde tedarik güvenliğinin ve kaynak çeşitliliğinin sağlanması önem arz etmektedir. Girdi Tedarik Strateji Eylem Planı'nda belirtilen hedeflerimize ulaşılabilmesi ancak MTA'nın yeteneklerinin daha da geliştirilmesiyle mümkün olacaktır. İşte bu kapsamda, kanun teklifinin içerisine, stratejik madenlerin tedarik güvenliğinin sağlanması için MTA'nın sadece yurt içinde değil, aynı zamanda yurt dışında arama ve araştırma faaliyeti yapmasıyla, yurt dışında şirket kurmasıyla ilgili de düzenlemeler konulmuştur.

Bu kanun teklifiyle ayrıca vatandaşımızın ve yatırımcılarımızın önündeki bürokratik süreçlerin kısaltılması ve hızlandırılması esas amaçlardan bir tanesidir. Bu kapsamda, sahada yapılması gereken iş ve işlemlerin daha kısa sürede ve düşük maliyetle yapılmasına yönelik düzenlemeler getirilmektedir. Ayrıca, onay, izin ve ruhsat gibi süreçler daha etkin ve kısa sürede gerçekleştirilebilecektir.

Enerji arz güvenliğimizin sağlanması adına yenilenebilir enerjinin yanı sıra nükleer enerjinin de ülkemizde elektrik üretim amaçlı kullanılması elzem bir husustur. Dünyada nükleer enerjinin kullanımına baktığımızda elektrik enerjisi üretimindeki payı yaklaşık yüzde 11'dir. Bunun yanında, Fransa, Amerika ve Rusya'yla birlikte Çin başta olmak üzere dünyada kurulu faaliyette olan nükleer reaktör sayısı 442'dir. Nurettin Bey'in sayısından 4 fazla, aldığı rapora 4 tanesi de devreye girdiği için 442 olarak ifade edebiliriz bunu. Şu anda inşa aşamasında 66 tane ve 164 tanesi de yapım aşamasında ve plan aşamasında olan nükleer santralden bahsediyoruz. Fransa elektrik üretiminin yüzde 74'ünü, İsveç yüzde 34,3'ünü, Finlandiya 33,7'sini, İsviçre yüzde 33, Ukrayna yüzde 56'sını nükleer enerjiden karşılamaktadır. Tüm Avrupa Birliğinde ortalama elektrik üretiminin yüzde 30'ü nükleer enerjiden karşılanmaktadır.

Sizlerin de iyi bildiği gibi, uzun bir süredir nükleer enerji teknolojisinin ülkemize kazandırılması konusunda önemli adımlar atmış durumdayız Hükûmetimiz olarak. 1956 yılında Demokrat Parti iktidarı döneminde başlayan bu hayal, bu iktidar döneminde atılan somut adımlarla hayata geçme noktasında çok önemli bir noktaya ulaşmıştır.

Nükleer teknoloji hem enerjide kaynak çeşitliliği hem de bu teknolojinin diğer uygulama alanlarının geliştirilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu teknoloji konvansiyonel inşaat tekniklerinin ötesinde özel uygulamalar gerektirmektedir. Bu amaçla, söz konusu tesisin yapı denetiminin TAEK tarafından uluslararası kriterlere göre yaptırılması ayrıca düzenlenmiştir. Nükleer tesislerin özelliği gereğince, inşa edileceği alanların zemin yapısı açısından birçok kriteri eş zamanlı karşılaması elzemdir. Yasa teklifimizle, kurulması planlanan nükleer tesislerin en doğru lokasyona yerleştirilmesi amaçlanmıştır.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100'üncü yılında, elektrik enerjisi ihtiyacımızın bugünkü düzeyin en az yüzde 50 daha üzerinde bir noktaya erişeceğinden hareketle yani yaklaşık 414 milyar kilovatsaate ulaşacağı hesaplarımız dâhilindedir. Bu doğrultuda, yerli ve yenilenebilir enerjiyle enerji verimliliğinden azami düzeyde yararlanma çalışmalarımızın yanı sıra, nükleer enerjinin enerji arz kaynaklarımız arasına dâhil edilmesi, artan elektrik enerjisi talebinin karşılanması ve ithal kaynaklı yakıtlara bağımlılıktan kaynaklı risklerin daha da azaltılması çok büyük önem arz etmektedir. Ayrıca Onuncu Kalkınma Planı kapsamında yer alan ve Bakanlığımızın sorumlu olduğu Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Programı kapsamında, yerli kaynakların enerji üretimindeki payının artırılması suretiyle enerjinin dışa bağımlılığının azaltılması amaçlanmaktadır. Söz konusu amaçları gerçekleştirmek için çeşitli hedefler belirlenmiştir. Bu bağlamda, Bakanlığımız tarafından yapılan arz planlamalarında, 2023 yılına kadar yerli linyit ve taş kömürü kaynaklarımızın tamamının elektrik üretimi amaçlı değerlendirilmesi hedeflerimizden bir tanesidir. Yerli kömürden elde edilebilecek elektrik enerjisi üretim potansiyelinin yaklaşık 15 bin megavat olduğu öngörülmektedir. Bu kapasitenin devreye alınmasıyla birlikte -burası önemli- 4,3 milyar dolar karşılığı yaklaşık 19,5 milyar metreküplük doğal gazdan elde edilebilecek elektrik enerjisi üretimi karşılanabilecektir.

Kanun teklifiyle, yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması ve varlıkların daha hızlı ve etkin kullanımının özel sektörün marifetiyle sağlanması amacıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yapacağı birim fiyat yarışması usulüyle ihale yapılması yöntemine dayanan yeni bir yatırım modeli oluşturulmuştur. Bu modelde tesiste üretilecek enerji TETAŞ ve EÜAŞ tarafından ihale sonucu minimum fiyatla satın alınması çerçevesi içerisinde yine devlet olarak para harcamadan bu yatırımların önü açılacaktır.

Özellikle, bazı linyit sahaları büyüklüğünden dolayı ölçek ekonomisi kapsamında değerlendirilememektedir. Bu kanun teklifi içerisinde sahanın büyük olması çok büyük kapasitede yatırımları gerektirmekte ve yüksek sermaye ihtiyacı doğurduğundan dolayı, bu güce sahip çok fazla yatırımcının mevcut olmaması söz konusu olduğundan dolayı sahaların faaliyete geçmesini geciktirmekte ve engellemektedir. Bu sahaların bölünerek daha fazla yatırımcının ilgisine sunulması hem atıl duran kaynakların daha fazla yatırımcının ilgisine sunulması ve ekonomiye kazandırılmasını hem de yatırımların daha hızlı yapılmasının önünü açacaktır. Bu amaçla maden ruhsatlarının Bakanlık onayıyla ayrı ruhsatlara bağlanabileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Madencilik faaliyetleri sırasında oluşan metan gazının iş ve işçi sağlığı açısından ne kadar büyük bir tehdit olduğu ve giderilmesi gerektiği de aşikârdır.

Yapılan düzenlemeyle ayrıca metan gazının drenajı sağlanmış ve metanın doğal gaz piyasasına satılmasının önü açılmıştır. Bu düzenlemeyle iş sağlığı ve güvenliği açısından daha uygun ve etkin işletmecilik yapılmasının yanı sıra Zonguldak Havzası'nda bulunan taşkömürü rezervlerinden elde edilecek metanın da ekonomiye kazandırılmasının önü açılmıştır.

Değerli milletvekilleri, 780 bin kilometrekarelik alanda yaklaşık 40 milyona yakın aboneye hizmet veren büyük bir iletim ve dağıtım şebekesine sahibiz. Bu şebeke dünyanın 5'inci, Avrupa'nın 2'nci büyük şebekesidir. Yaklaşık 15 milyon direk, 1,3 milyon kilometre hat, 400 binden fazla trafodan bahsediyoruz. Tesis edilmesi, yönetilmesi ve işletilmesinin ne denli büyük bir iş yükü ve maliyet gerektirdiği hepimizin malumu. Elektrik üretiminde kaynak çeşitliliğinin sağlanması ve arz güvenliğinin güvence altına alınmasının yanı sıra üretilen elektriğin iletim ve dağıtım aşamalarında gerçekleşen kayıp ve kaçakların minimum seviyeye indirilmesi çok ama çok önemlidir. Bilindiği üzere elektriğin üretim tesislerinden tüketim noktalarına kadar taşınması ve yeterli, kaliteli, sürekli ve kesintisiz sunumu için önemli büyüklükte iletim ve dağıtım altyapısının inşa edilmesi ve işletilmesi gerekmektedir. Üretilen elektriğin önce iletim şebekesinden binlerce kilometre uzaklıkta dağıtım bölgelerine taşınması, burada binlerce trafoyla, sonrasında dağıtım şebekesinde milyonlarca kilometre uzunluğunda hatlarıyla tüketime sunulması sırasında elektrik enerjisi önemli ölçüde teknik olarak kayba uğramaktadır. Ülkemizde geldiğimiz noktada teknik kayıp oranı yaklaşık yüzde 7 civarındadır. Bu ortalama, OECD ve AB ortalamalarına oldukça yakın bir ortalamadır. Teknik kaybın olmaması fiziksel olarak mümkün olmamakla beraber azaltılması mümkündür. Nitekim, on üç yıllık iktidarımızda bu oran anlamlı bir şekilde aşağıya düşmüştür ve düşmeye devam etmektedir.

Ülkemizde elektriğin üretimi, iletimi, dağıtımı ve satışı tümüyle dikey bütünleşik kamu şirketi olan TEK'le başlamıştır. 1970 yılında kurulan TEK'ten önce yerel otoriteler vesilesiyle verilen bu hizmet, 1970 yılında kurulan TEK'te tüm bu hizmetler kamu eliyle gerçekleştirilmektedir.

Şimdi, burası çok ama çok önemli. Bugün burada şunu görüyorum ki maalesef algının gerçekleştirilmeye çalışıldığı, içinde bilgi olmayan fikir üretilen, gerçek dışı şeylerle karşı karşıyayız, halkımızı hakiki anlamda aldatmaya çalışan bir söylemle karşı karşıyayız, büyük bir yanlış, yalana ve iftiraya gidecek kadar bir şeyle karşı karşıyayız.

Ne demek istiyorum arkadaşlar? Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğundan, elektrik hizmeti verildiğinden bugüne kadar, bugün bu yasayı konuştuğumuz gün söylenenlerin birçoğunun yalan olduğunu, yanlış olduğunu çok açık, net bir şekilde şöyle ifadelim ki halkımız hakikati bilsin: Kurulduğu günden bugüne kadar kayıp kaçak oranı elektrik tüketicileri tarafından karşılanmaktadır. Bu, bugünün konusu değildir. Bugün burada bizim düzenlemeye çalıştığımız, 2010-2011 yılından itibaren, 1 Ocak 2011 noktasında liberalleşen piyasanın EPDK, bağımsız kurum özelleşmesiyle birlikte, onun eliyle birlikte, piyasalarda kayıp kaçak oranının teknik perakende ve dağıtım sistemi içerisinde rehabilite edilmesi, daha aşağıya çekilmesiyle ilgili yapılan yasal bir düzenlemedir. Bunun, toplam tüketici faturası içerisinde yer alan kayıp kaçak oranının bu teknik düzenleme gereği hesaplanırken dışarıda yer almasından kaynaklı bir düzenlemedir. Ama siz sanki bugün kayıp kaçak oranı vatandaşlar tarafından, kamu tarafından, bunun eliyle yapılmıyormuş gibi, bugün böyle bir şey yapılıyormuş hakikatini çarptırarak bir söylem gerçekleştirmeye çalışırsanız buna söyleyecek tek şey yalan ve iftiradır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TACETTİN BAYIR (İzmir) - Sizden aldık bilgileri, bilgileri siz verdiniz!

ENEREJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Şimdi, burada önemli bir nokta var.

TACETTİN BAYIR (İzmir) - Bilgileri sizden aldık!

ENEREJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Burada önemli bir nokta var, halkımız şunu bilsin: Biz iktidara geldiğimizde yüzde 20'lerde olan kayıp kaçak oranını, bugün Meclisteki muhalefet partilerinden 3'ünden 2'sinin iktidarda veya iktidar ortağı olduğu dönemlerde yüzde 20'lerde olan kayıp kaçak oranını bu iktidar yüzde 14'lere düşürmüştür. Halkımıza yüklenen bu kayıp ve kaçak yükünü her geçen gün, özelleştirme marifetiyle, teknik altyapı marifetiyle, profesyonel altyapıyla ilgili yapılan güçlü altyapılar itibarıyla daha da aşağıya düşürmeye devam edecektir.

Şimdi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, maalesef ek süre uygulamamız yok.

Teşekkür ederim efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Sayın Başkan, 9,5 saat sonra gündemin maddelerine geçtik. 9,5 saat sonra Mecliste kanun maddelerini tartışmaya çalıştık. Sayın grup başkan vekillerinin "yok, Anayasa'ya aykırı, yok, İç Tüzük'e aykırı" demesinden bir 3 saat de öyle kaybettik. Gece on ikiyi geçtikten sonra bu kadar kapsamlı ve reformcu bir paketle alakalı bir açıklama yapalım dediğimizde süre bitti diyorsunuz. Çok kısa bir süre daha alalım.

BAŞKAN - Sayın Bakan, bakınız, çok arzu ederim ama siyasi partilerin Meclis başkan vekilleriyle Sayın Meclis Başkanının birlikte yaptığı toplantıda ek süre uygulamasının sona erdirilmesi kararlaştırıldı. Yoksa, arzu ederim, güzel bilgiler veriyorsunuz.

Buyurunuz bir dakika...

Sözlerinizi tamamlayınız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - İşte, "elektrik pahalı." dendi, "kayıp kaçak" dendi, "nükleer" dendi, neresinden tutacağımı şaşırdım, bir dakikada ne anlatacağımı bilemiyorum ama. Yani bir fikrin altında gerçek, sahih bilgi olursa o fikre karşılık verilir. Onun için, lafa bakıyoruz, söyleyen arkadaşlara bakıyoruz, geçmiş referanslara bakıyoruz, hangi birine cevap vereceğimi şaşırdım. Ama halkımız müsterih olsun. İktidarımız kayıp kaçakta olduğu şekliyle, bugüne kadar ortaya koyduğu performans şekliyle, bugüne kadar halkımıza güven noktasında ne kadar iyileştirme yaptıysak tüm bakanlıklarımız aracılığıyla, Enerji Bakanlığı olarak geçmiş bakanlarımızla bugüne kadar ne kadar büyük bir ilerleme kat ettiysek halkımıza güvenli, huzurlu enerji ve arz güvenliği noktasında, daha ucuz elektrik enerjisini, daha ucuz elektriği sağlama ve kaliteli elektriği sağlama noktasında, bundan sonra da kim ne derse desin biz doğru bildiğimiz hak yolda sonuna kadar bunu sağlamaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)