Konu:Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:96
Tarih:01/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 312 sıra sayılı Tasarı'nın tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gezi direnişinde ölenleri de bu arada saygıyla anıyor, bunu darbe olarak algılayanları da kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Hiç kuşkusuz ki Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yani EPDK'nın amacı, sorumlu olduğu enerji kaynaklarını kaliteden ödün vermeden, düşük maliyetli, sürekli ve çevreye saygılı bir şekilde tüketicilere sunulmasını sağlamak olmalıdır. Ancak, bugüne kadar cumhuriyet tarihinde Meclise getirilen, alışkın olmadığımız, yasaları yok sayan, Meclisi baypas eden; sadece Meclisi değil, mahkemeleri, hâkimleri, savcıları da baypas eden yasalar -tıpkı Meclisin baypası gibi- yasama organı olan Meclisi de baypas ederek önümüze getirilmekte ve dayatılmaktadır.

Az önceki tartışmada değerli grup sözcüsü arkadaşımız bunu ifade ettiler. Yarın da bir görüşme yapılacak. Umuyorum ve diliyorum ki bu görüşmede aklın yolu bir olur, sokağa çıktığımızda önümüzü kesen halkımıza ve vatandaşımıza, "Namussuzların ödemediği elektrik parasını biz namuslu insanlara nasıl ödettirirsiniz?" diyenlere verecek bir cevabı yarın yaratırız umarım. İşçisiyle, köylüsüyle, memuruyla, sanayicisiyle istihdam yaratan, katma değer üreten sanayiciyi cezalandırmaktan vazgeçmeliyiz. Bu haksız rekabetin mutlaka önüne geçilmeli.

Benden önceki konuşmacı arkadaşlar da söyledi. Bakın, geçmişten ders almalıyız. 2004 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin yine iradesi yok sayılarak Bakanlar Kurulunun aldığı bir kararla Kamulaştırma Kanunu'nun 27'nci maddesiyle sahip olduğu acele kamulaştırma yetkisi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yani EPDK'ya devredilmişti. EPDK, enerji, madencilik, doğal gaz ve petrol sektörlerinde bu yetkiyi hiçbir yasal sınırlama ve denetim olmamasından dolayı istediği gibi kullanmıştır. Bu doğrultuda birçok kamulaştırma işlemi yapmıştır. Tabii ki ne zamana kadar? 2014 yılına kadar? Açılan davalar sonucunda Danıştay, Bakanlar Kurulunun enerji konusunda 2004'te aldığı çok kritik bu kararı iptal etmiştir. Böylelikle, EPDK'nın 2014'ten bu yana verdiği acele kamulaştırma kararlarının hukuki dayanağını ortadan kaldırmıştır.

Şimdi, ne yazık ki, bu kanun teklifinizle daha önce yaptığınız hatayı bir başka hatayla düzeltmeye çalışıyorsunuz. Danıştayın iptal ettiği karara âdeta nazire yapar gibi nükleer enerji için kamulaştırma yoluyla çevre talanına imza atarak, kıyı, imar ve çevre mevzuatına çeşitli istisnalar getirerek yeni bir hukuksuzluğun yargıya taşınmasının önünü açıyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar, bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli ölçülerinden birisi hiç kuşkusuz ki kişi başına kullandığı enerji miktarıdır. Ama ne yazık ki, Türkiye'de sağlıkta, eğitimde, tarımda, adalette olduğu gibi enerjide de kişi başına tüketilen enerji ve enerji planlamasında ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. AKP'nin bugüne kadar kendince yaptığı en önemli enerji planlaması bence pervasızca yaptığı enerji özelleştirmeleri olmuştur. Bilindiği gibi, dağı, taşı, suyu, havayı ve özellikle de enerji sektörünü salt rant gözüyle gören AKP iktidarı elektrik dağıtımını özelleştirmiştir. Bu vesileyle, çoğunluğunu kendine yakın firmalara gerçek değerlerinin altında satarak vatandaşın mağduriyetinin artmasına ve kamu zararı oluşmasına yol açmıştır. Bu noktada aklımıza ister istemez 17-25 Aralık... Sayın Bakan, aslına bakarsın 17-25 Aralık yolsuzluklarını bize yaşatanların ülkemize verdiği zarar ortadayken doğal gaz anlaşmaları, güya fakirlere dağıtılan kömürler, hizmet alımı yöntemleriyle verilen maden ocakları elektrik dağıtım şirketleri yolsuzluğunun ve rantın en önemli kalemlerini oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, elektrik özelleştirilmesi ne için yapılır? Enerjinin halk yararına ve daha verimli kullanılması için yapılır değil mi arkadaşlar? Enerji özelleştirmelerindeki yol haritanızın hiçbir maddesi bugüne kadar vatandaşa fayda olarak dönmemiştir.

Bir: Özelleştirme varlıklarının verimli işletilmesi maliyetlerin düşürülmesi için yapılmalıdır değil mi, böyle yaparsanız özelleştirmenin bir haklı nedeni olur. Peki siz ne yaptınız? Bırakın maliyetleri düşürmeyi, faturalara yeni kalemler eklemeye çalışıyorsunuz.

İki: Özelleştirme, elektrik enerjisi arz güvenliğinin sağlanması ve arz kalitesinin artırılması için yapılmalı. Bu başarılabildi mi? Bence hayır. Yurdumuzun çeşitli illerindeki elektrik kesintisi ve arızalarından dolayı şikâyetler özelleştirme öncesine göre daha da artmış durumdadır.

Özelleştirme yapılırken kayıp kaçakta azalma sağlanması amaçlanmalıydı. Bırakın azalmayı, doğu ve güneydoğuda kaçak oranları tavan yapmış durumda. Elektrik özelleştirmesi, yenileme ve genişleme yatırımlarının özel sektör tarafından yapılmasıydı, böyle söylenmişti. Maalesef, bu tasarıyla, özel sektörün yapması gereken yatırım tutarını da vatandaşa fatura etmeye çalışıyorsunuz.

Yapılan özelleştirmeyle rekabet sonucu sağlanan faydaların tüketicilere yansıtılması gerekirdi. Bakalım tüketiciye fayda olarak yansıtılmasına nasıl izin vermişsiniz. Elektrik fiyatı, siz iktidara gelmeden önce yani 2002 yılında 16 kuruşken şu anda 42 kuruş yani artış oranı yüzde 262. Bu mudur arkadaşlar tüketiciye fayda sağlamak? Faturada kilovatsaatini, ücretini 21,40 TL göstererek vatandaşın gerçekte ödediği 42 TL'yi saklıyorsunuz. El insaf! Vatandaşa gönderilen elektrik faturalarında gider kalemlerinin detayları yok. İnsanlar, hangi vergileri ödediğini bilmek istiyorlar, gider kalemlerinde TRT payını, dağıtım bedelini, sayaç okuma bedelini, kayıp kaçak bedelini, iletişim bedelini görmek istiyorlar. Bunu yaptırmak bu kadar mı zor Sayın Bakan? Lütfen, bu konuya bir el atın da bu detayları faturada görsün tüketici, böylelikle vatandaş paralarının nerelere kesildiğini bilsin. Ama, yapamazsınız, gerçekten yapamazsınız çünkü o zaman vatandaş nasıl soyulduğunu fark eder, işte bu yüzden yapamazsınız onu.

Yapılan özelleştirmelerin vatandaşa hiçbir faydası olmamıştır. Peki, kime yaradı dersiniz? Onu da açıklayayım isterseniz. Döneminizde yapılan enerji özelleştirme işlemlerinin amacı, özellikle yandaş gruplarınızı palazlandırmaya dönük kamu varlıklarının peşkeş çekilmesinden başka bir şey değildir. (CHP sıralarından alkışlar) Enerji sektöründeki özelleştirme işlemlerindeki en büyük payı da sizin hükûmetleriniz döneminde ortaya çıkan, havuz medyası olarak tabir edilen kuruluşların, şirketlerin almış olmasıdır. Yani, elektrikteki kamu tekeli döneminizde yerini hızla az sayıdaki özel tekele bırakmıştır. İktidarınıza yakın iki grubun elektrik dağıtımındaki payı hâlen yüzde 50 oranındadır.

Sayın milletvekilleri, gelelim şu meşhur meseleye. Kelimelerle oynayarak vatandaşını kandıran bir iktidar olur mu? Neyi kastediyorum? Anladınız tabii, kayıp kaçak bedelini; kelimelerle oynayan bir iktidar. Kayıp kaçak, bizim mevzuatımıza göre bir suçtur. Suçu işlemeyen birine ceza verilmesi de hukuk devleti ve adaletiyle bağdaşmamaktır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Artı günah da.

TACETTİN BAYIR (Devamla) - Hiç namusluyla namussuz aynı olur mu arkadaşlar? Hiç namuslu vatandaşla namussuz aynı kefeye konur mu? Tüketiciden haksız yere tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, Yargıtayın vermiş olduğu 21/5/2014 tarihli 2014/679 sayılı Kararı'yla 17 Aralık 2014 tarihinde iptal edilmiştir. Kesinleşen bu karara göre, elektrik hatlarında elektrik nakli esnasında oluşan kayıptan ve elektriğin fiilen çalınmış olmasından ötürü ortaya çıkan kaçaktan tüketicilerin sorumlu tutulamayacağı mahkeme kararıyla açıkça belirtilmiştir.

Şimdi, Meclisi baypas etmeye alıştınız, mahkemeleri de baypas etmek için bu yasayı önümüze getiriyorsunuz. Yargıtay tarafından haksız bulunması üzerine dağıtım şirketlerinin bu bedel ismini değiştirerek, kelimelerle oynayarak teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli... Yahu, siz kimi kandırıyorsunuz? Neymiş? Teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli -vatandaş düşünsün dursun bu ne demek- adı altında tüketiciden tahsil etmek için EPDK'dan izin alarak tüketicilere kayıp kaçak bedellerini bu ad altında faturalandırmaya devam ediyorsunuz. Maalesef, AKP bu kanun teklifiyle dağıtım şirketlerinin yatırım harcamalarını, tüm kayıp kaçak bedellerini faturalarımıza yansıtmak için yasal düzenleme yapmaktadır. Ey arkadaşlar, ey vatandaş, aç gözünü, cebindeki cüzdanda görünmeyen bir el var, dikkat et! AKP bu teklifiyle, bugüne kadar kayıp kaçak nedeniyle dava açmanın önüne geçerek, vatandaşın şirketlerden alması gereken 33 milyar TL'yi vatandaşa ödememek için şirketler lehine bir düzenleme yapmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, kaçakları engellemek kimin görevidir, vatandaşın mı yoksa ihaleyi alan firmaların mı? Bakanlığınızın görevi, şirketler yerine vatandaşın hakkını gözetmek ve korumak değil midir? 2006-2014 yılları arasında hükûmetlerinizce yapılan elektrik özelleştirmelerinin toplam tutarı yaklaşık 13 milyar dolardır. Buraya dikkat edin arkadaşlar, elektrik özelleştirmelerinin toplam tutarı yaklaşık 13 milyar dolardır yani eski parayla 39 katrilyon liradır. Adı geçen dönemlerde yalnızca dağıtım şirketlerince kayıp kaçak bedeli adı altında yaklaşık 33 milyar TL, yani eski parayla 33 katrilyon TL tahsil edilmiştir vatandaştan. (CHP sıralarından alkışlar)

Düşünebiliyor musunuz, neredeyse şirketler aldıkları ihale bedelleri kadar kayıp kaçak bedelini vatandaşın faturasına yansıtarak tahsil etmişlerdir yani vatandaşı kazıklamışlardır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

NECİP KALKAN (İzmir) - Sizin zamanınızda ne oldu ki?

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Haram bu, haram!

TACETTİN BAYIR (Devamla) - Yargının kayıp kaçak bedelinin iadesi yönündeki kesin kararı olmasına rağmen getirilen bu teklifle daha fazla kayıp kaçak bedelinin şirketlerce tahsilatının kanunen yolunun açılmasının anlamı nedir, merak ediyorum. Bu firmalara ihale anlaşmaları haricinde vatandaşın bilmediği verilmiş sözler var mıdır ki bu düzenlemeyi alelacele Meclis gündemine getirdiniz? Elektrik dağıtım şirketleri özelleştirilirken ihale kazanan firmalara kayıp kaçağı azaltmak için hedefler verilmiş ve hedefi yakalayamayan şirketlerin oluşan zararlarının kendisinin üstlenmesi gerektiği yapılan sözleşmede hüküm altına alınmıştır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Bütün ihalelerde olduğu gibi!

TACETTİN BAYIR (Devamla) - Şimdi bir örnek vermek istiyorum arkadaşlar, ilginç olan bir şey.

Sayın Bakan, sizden önceki Enerji Bakanının "Kayıp kaçağın faturası, dağıtan şirkete olacak." diye ifadeleri var. Bakın ne diyor o zamanın Bakanı Sayın Taner Yıldız? Yüksek kayıp kaçak düzeyinin yol açtığı maliyeti dağıtım şirketlerinin üstleneceğini açıklıyor ve diyor ki "Her bölge için hedef kayıp kaçak oranlarını belirleyeceğiz, tüketicilerin daha düşük kayıp kaçak bedellerine maruz kalmaları sağlanırken bu hizmeti yerine getiren dağıtım şirketlerine riskleri yükleyeceğiz." Bu, o dönemdeki Bakanımızın ifadeleri.

Peki, siz ne yaptınız? Yoksa şimdi "O Bakan başkaydı, bu Bakan başka" mı diyeceksiniz? "O başka partinin Bakanıydı, bu başka partinin Bakanı" mı diyeceğiz? Şimdi, siz 21 tane şirkete bu elektrik dağıtım işini verdiniz, ihaleyi aldılar. Kim, hangi bölgeyi, neyi aldığını biliyor aslında. Yani burada kârı, zararı bilmeden mi aldılar? Böyle bir şey olabilir mi? Hayır. Sizin meşhur deyişinizle, onlar da mı kandırıldı yoksa? Ticarette bir ihaleyi alırsın, ihaleyi alırken bu işin kârı da vardır, zararı da vardır. Bunun içinde 21 şirketten 15 tanesi kâr ediyor, başarılı oluyor da niye 3'ü, 5'i başarısız oluyor, bunu sormak lazım. Doğu ve güneydoğu illerimizdeki kayıp kaçak bedellerinin komisyonlarda iddia edildiği gibi terörden kaynaklı olmadığını kanıtladık. Çözüm sürecinde tüketilen kayıp kaçakla bugünkü kayıp kaçak oranı aynı bölgede, aynı miktardadır. Demek ki bunun terörle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bunu da hiç o teröre falan bahane etmeyin arkadaşlar.

Size bir başka çarpıcı örnek vermek istiyorum. 6 ilin kaçak elektrik kullanımı arkadaşlar, 4 tane Atatürk Barajı ediyor. İllerin adını vermeyeceğim buradan ama buradaki kaçak elektrik kullanım miktarı yaklaşık 16 milyar kilovat olarak hesaplanmış durumda. Bazı arkadaşlarımız, işte doğu, güneydoğuda terör var, bu yüzden olduğunu ifade edebilir, bazı detaylara girmeyeceğim. Ama beni esas merak ettiren şey şu: Meclise bunu getireceksiniz, namusluyla namussuzu ayırt etmeyeceksiniz; namuslu, parasını zamanında ödeyen adamın faturasına namussuzluk yapan, elektrik bedelini ödemeyen, kaçak kullananın parasını ekleyeceksiniz ve bunu namuslu insanlardan tahsil edeceksiniz. E, şimdi ben şahsen Maliye Bakanının yerinde olsam derim ki: Ya, nasıl olsa bu millet koyun gibi kardeşim, elektrik parasını yüklüyoruz ödüyorlar, kullanmadığı elektriğin bedelini ödüyorlar. O zaman Maliye Bakanı da gelsin desin ki: Ya, gelir vergisinde tahsil edemediğimiz bazı yerler var, acaba bu gelir vergisini güzel, adam gibi zamanında ödeyen iş adamlarımıza mı yüklesek? Der mi? Der. Belki test ediyorlar, belli mi olur. Yani burada ciddi bir adaletsizlik var. Bunu, üzülerek ifade ediyorum ki, hangi partinin milletvekili olursanız olun sokağa çıktığınız zaman anlatamazsınız. Bugün sanayicimizi, ticaret erbabımızı, üretime katkı koyan, katma değer yaratan üretim sevdalısı insanları yani vergisini ödeyen insanları cezalandırmaktan artık vazgeçmeliyiz. Ne yapmalıyız? Sorumluluk alanlarındaki kayıp kaçağı ihaleyi alan firmalar denetlemeli, Bakanlık olarak da sizler şirket denetimlerini artırmalısınız Sayın Bakan. Yani bir vatandaş herhangi bir milletvekilinin yakasından tutup "Kardeşim, bu elektriği ben kullanmadım." dediğinde bunun yanıtını verebilmeliyim. Bu ülkede namuslu olmak namussuzluğu görmezlikten gelerek olamaz. Gün olur namuslular da namussuzlar kadar cesaretli olur ve bu yanlış düzene "Dur" der. Bu hukuksuzluğa ortak olmayacağız, namuslu vatandaşlarımızın yanında olacağız.

Değerli arkadaşlar, bizler tükettiğimiz enerjiye ne kadar ihtiyacımız olduğunun bilincindeyiz. Ancak enerjide dışa bağımlı olmaktan da kurtulmak istiyoruz. Bizler "İstemezuk"çu değiliz. Bizler üretim sevdalısı sanayici iş adamlarıyız, halka hizmet için buradayız. Teknoloji olarak bizden çok ileride olan Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin nükleer enerji konusunda payını son yirmi yılda giderek düşürdüklerine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bir başka örneği kısaca vermek istiyorum. Hesaplarımıza göre, yine eski bakanımızın verdiği, Akkuyu Nükleer Santrali'nin maliyeti için "25 milyar" ifadeniz var, "4.800 megavat" diyorsunuz. Bunun, bir saray darbesi sonucu devrilen eski Başbakanımız Davutoğlu'nun memleketi Konya'da yapılmakta olan 3 bin megavat gücündeki güneş enerjisi santralinin maliyeti ise 6 milyar. Bu hesapla yola çıktığımızda, 25 milyar dolar nükleerde 4.800 megavat enerji elde ederken, aynı maliyetle 12 bin megavat güneş enerjisi elde edilebilmektedir. Bunu da dikkatinize sunuyorum. Yani, 3 kat daha fazla üretim yapabilirsiniz. Daha az yatırım, daha az risk.

Ayrıca, size bu konudaki önerilerimizi, teklifinizin ne getirip götürdüğü konusunu da kısaca söyleyeyim.

1) Elektrik Piyasası Kanun Teklifinizin 2'nci maddesiyle nükleer tesis kurmak için kıyı sahillere, zeytinlik sahalara girilmesinin önünü açtığınızdan haberiniz var mı? Bu teklifinizle, 15, 21, 26'ncı maddelerin mahkeme kararlarının önünü tıkamak için yasa çıkarma telaşına girdiğiniz ve 33 milyar TL'lik kaçak, kayıp bedelleri vatandaşa geri ödeteceğinizi biliyor musunuz?

2) Cumhuriyet tarihinde görülmeyen, alışkın olmadığımız yetkilerin Enerji Bakanlığına verilerek Türkiye'de yeni bir tsunami tehlikesi yaratılıyor. Ben açıkça söylüyorum, hiç namuslu insanla namussuz insan bir olur mu? Vatandaş ve kamu adına birçok olumsuzlukları, hak kayıplarını beraberinde getiren ve hukuksuzluğu nedeniyle bazı maddeleri yargıdan dönme ihtimali yüksek tasarınız için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumsuz oy vereceğimizi bilmenizi istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)