Konu:Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:96
Tarih:01/06/2016


Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 312 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten enerji piyasaları çok dinamik. Bu nedenle değişim talebi ve hızı da yüksek oluyor. Önce işin müspet yönünden bakmak lazım. Öncelikle şunu söylüyorum: 2002'de 130 milyar kilovatsaat olan talebin 2015 yılında 264 milyar kilovatsaate çıkması karşılandı. Bu, gerçekten, memleketin ihtiyacının giderilmesi açısından bir önem arz ediyor. Tabii, bununla beraber kurulu gücün de arttığını ifade etmek lazım. Bunlar önemli bir olay. "Önemli bir olay" derken, gerçekten, icraat yapanları bu konuda takdir ettiğimi ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen hatibi dinleyelim efendim.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Şimdi, gerçekten gerek kurulu gücün gerekse talebin karşılanması açısından üretimin 2 misline çıkması önemli bir olay, bunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ama bu "Sıkıntı çekildi çekilmedi." hususunu da bir tarafa bırakırsak bunun maliyeti ne oldu, arz güvenliği ne, bu açıdan da bizi nerelere taşıdı; onların da incelenmesi lazım.

Şimdi, kurulu güç yaklaşık yüzde 100 arttı dedik. 2023'e kadar da yaklaşık 100 milyar dolar yatırım gerekiyor, bunu yetkililer söylüyor. Uygulamadaki problemler bu teklife göre giderilecek, yeni yatırımların önü açılacak, yeni yatırım modelleri geliştirilecek. Yeni model için "Var." diyorsunuz. Yerli kömür üretimini artıracaksınız, bundan elektrik üreteceksiniz, yenilenebilir kaynaklardan üretimi artıracaksınız, yatırım için ihtiyaç duyulan araç gereç üretimini de teşvik edeceksiniz.

Bunlara ilave olarak; nükleer santral yapımı, elektrik tesisi, proje onay ve kabul süreçleri, maden sahalarının değerlendirilmesi, elektrik piyasası lisanslaması, tarife uygulamasında problemlerde sorunların çözümü, doğal gaz piyasası için kanun değişikliği, diğer bir amaç da hem yatırımcıların hem bürokrasinin problemlerinin çözülmesi amaçlanıyor. MTA'ya ilişkin düzenlemeler var fakat en kötüsü, söylenilen şey: "Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları kapsamında ortaya çıkan problemler -deniliyor- bunların çözümü." Yani yargının yanlış karar aldığı ifade ediliyor. Bu çok büyük sıkıntı doğurur Sayın Bakan, gerçekten sıkıntılı. Bunu teklifi veren milletvekili arkadaşlarım "Anayasa Mahkemesi veya ilgili merciler yanlış verdi." diye ileri sürebilir ama bunu böyle sizin buradan geçirmeniz sizi ileride sıkıntıya sokar.

Şimdi, enerji sektörünün kaynak/harcama ve maliyet gelir dengesi bozuk, kaynak/harcama yerindeliği, etkinliği yitirilmiş, özel sektöre devredilmek üzere olan sektörün kaynak/harcama yerindelik ve etkinliğinde düşüş ağır bir soru işareti. Kaynaklar arasında yer alan kredilerin, hatta yer yer faizlerin geri ödenmesi sıkıntılı. Bankalarca zaten yüzdürüldüğü hâlde sektör kredileri yeniden yapılandırılmak isteniyor. Sektörün öz kaynak rasyoları hem özelleştirme hem de kredi kullanımlarında düzgün planlanmamış. Sektörün kaynak yapısında kredilerin dövizde olması önceleri ucuz kaynak teşkil ettirirken mevcut kur düzeyi ve gelecekte alacağı düzey korku kaynağı. Sektörün aktörleri öz kaynak artışına yanaşmıyor. Sektör mali bilanço denetiminde uluslararası standartlar gevşetiliyor mu? Zorunlu denetimler tavsatılıyor mu? Sektörde pay devirleri kolaylaştırılmakta, bu bir zorunluluk mu? Krediler, yeniden yapılandırıldığında dahi ayakta kalamayacakların konsolidasyonu içindir. Nitekim, santral sahibi üreticilerin, üretici şirketlerin dahi iflas erteleme yoluna gittiği kamuoyunca konuşuluyor. Sektöre yabancı yatırımcı kayda değer ölçüde çekilemiyor, gelenler de çar naçar kaçıyor.

Kanun teklifinde yatırım ortamının iyileştirilmesi ilk hedef olarak gösterilmiş. Hâlen yapılmakta olan santral yatırımları güvenlik nedeniyle durmuş. 4,5 milyar dolarlık yatırım içeren 2 santral inşası heder edilme sınırında. Arz güvenliği risk altında. 2017-2018 AKP öncesi dönemden kalma yatırımların amortismanları, fiziki yenilemeleri, sözleşme yenilemeleri problemli. Bu tesisler çöpe mi atılacak, kurtulacak mı, yeni üretim bileşiminde konumları ne olacak bugünden belirlenmeli. Aksi hâlde diğer yatırımların arz fiyatlamasıyla kredi ödemeleri eşleştirilemeyecek. BDDK'nın açıkladığı kredi yenileme yapılandırmaları için önce bu eski santrallerin geleceği bilinmeli.

Teklifin düzenleyici etki analizi yapılmış. Kim yaptı bu teklifin düzenleyici etki analizini Sayın Bakan? Bakanlık yaptı. Teklifi kim verdi? Milletvekili arkadaşlar verdi. Zaman zaman ihtiyaç hasıl olur, tasarılar sıkıştığı anda fazla vakit almasın diye teklif şeklinde verilir ama bunun Parlamentoda konuşulan kısmı nedir? Doğan görünümlü şahin! Yalnız, Allah var, teklifin altında imzası olan insanların da bunu bir okuması lazım.

Şimdi, bu, teklif değil mi? Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi. Bu, dünyada görülmüş bir şey değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de ilk. Bu sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi kütüphanesine bir "case study" olarak değil, aynı zamanda Washington'da Kongrenin kütüphanesine bir "case study" olarak konulabilir. Daha görüşülmesinde problem çıktı. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, böyle bir problemi çıkarmak istemedik ve söyledik, "İç Tüzük'e aykırı bu." dedik, "Hayır." dediniz. İç Tüzük'te Meclisin tatil olduğu günde veya ara verdiği günde ne olması lazım? Toplanmaması lazım Komisyonun. Burada da Genel Kurul bir karar almamış ama buna rağmen görüştünüz. Memura da suç işletiyorsunuz "Okuyun." diye Komisyon Başkanı. Niye? "Toplanmama hâli" diyor. "Toplanmama hâli" diye İç Tüzük'te bir şey yok. Olsa tamam. Toplanmama hâli ne? O da neticede ara verme hâli. Hakikaten bu sıkıntılı. Ben bu teklifin altına imza koyan arkadaşlara gerçekten bu teklifi orada da, Komisyonda da, burada da savunmalarını çok arzu ederdim. Bunun Sayın Bakana bırakılması hakikaten hem Bakanlığı hem de ilgili Komisyonda milletvekilli arkadaşları rencide edici bir şey. Bu kolay bir şey değil, bu sıkıntılı bir iş.

Şimdi, hakikaten bu ilk defa böyle bir şey ama öyle böyle bunun bir düzenleyici etki analizi yapılmış. Sevindim. İyi kötü bakanlıklarda bunu yapacak bir arkadaş var, insanlar var, onlar yapmış. En azından bu etki analizini arkadaşların çok rahat gelip izah etmesini isterdim. Rast gelsin diye bir önergeye, rast gelsin diye bir teklife imza atmanın hiçbir anlamı da, mantığı da yok. Teklifin düzenleyici etki analizi neden gerekli olmuş? Enerji sektöründe yatırımların zamanında ve yeterli şekilde yapılamaması. Bunun için yerli ve yenilenebilir kaynakları nükleer güç santralinin kaynak çeşitliliğine bağlamak, ekonomiye kazandırmak, özel sektörün önündeki engellerin kaldırılması, bürokratik işlemlerin azaltılması için gerekli olmuş. Teklif sahipleri, eğer sahipleriyse, bu arkadaşlar kamu kurumlarının görüşlerini almış, doğaldır. Yoksa bu arkadaşların durumunu bilmiyorum.

Girdi Tedarik Stratejisi var, burada ondan bahsediliyor. Bu önemli ve Hükûmetin çok önem verdiği bir hadise. Neden? Dış ticaret açıklarından kaynaklanan bir şeydi, cari açıktan kaynaklanan bir şeydi. Burada dış ticarette bunu sağlayamadınız, Girdi Tedarik Stratejisi'ni yeterince çalıştıramadınız. Bu Zafer Çağlayan "Girdi Tedarik Stratejisi" diye diye gitti. Sayın Zeybekci "Girdi Tedarik Stratejisi" diye gitti geldi. Sayın Elitaş da "Girdi Tedarik Stratejisi" diye gitti, o da geldi. Yani bu Girdi Tedarik Stratejisi epey adam getirir götürür daha. Bu önemli.

Yatırım hususuna bakıyorum. Sabit sermaye yatırımlarında enerjide 2015 yılında azalma var, 2016'da da artış yok. Cari olarak baktığınızda özel yatırımların enerji toplam yatırımları içindeki payı yüzde 3,7'de sabitlenmiş vaziyette. Kamuda yatırımın payı -cari bakıyorsunuz zaten- düşüyor. Programa da baktım, AKP Hükûmetinin beyannamesine de baktım, hükûmet programlarına da baktım Sayın Davutoğlu'nunkinden bir fark yok. Birkaç tane azalma var sanıyorum.

Şimdi, burada Anayasa'ya aykırılık... Özellikle faturalardan kayıp kaçak bedelinin alınması Anayasa'ya hakikaten aykırı. Anayasa'nın en temel ilkeleri arasında adalet duygusu yatmakta olup başkaları tarafından herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanılan elektrik bedelinin diğer tüketiciye yansıtılması Anayasa'nın adalet ilkesine aykırı. Şimdi burada Denizli'den CHP'den de AKP'den de arkadaşlar var. Hatta birinin bu teklifin altında imzası var. Sizin güneydoğuda tahsil etmediğiniz veya İstanbul'da tahsil etmediğiniz kayıp kaçağın bedelini, benim Denizli'deki sanayicim rekabet edeceğim derken, inim inim inlerken onun maliyetinin üstüne yüklüyorsunuz Sayın Bakan. Buna hakkınız yok. Hem Anayasa'ya aykırı hem de yukarıda Allah var. Nasıl rıza gösteriyorsunuz böyle bir şeye? Şimdi bunu çok iyi düşünmek lazım. Mahkemelerin yargı yetkisi sonradan çıkan bir yasal düzenlemeyle elinden alınıyor. Bunu alamazsınız. Diğer taraftan, kanunun geriye yürütülmek istenmesi hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, aynı zamanda kazanılmış haklara saygı ilkesine de aykırı.

Biliyorsunuz hukukta normlar hiyerarşisi var. Dolayısıyla, Anayasa'ya aykırı bir düzenleme yapılamaz. Bu düzenleme, Anayasa ve hukuktaki normlar hiyerarşisine aykırıdır. Ayrıca, Anayasa'nın 11'inci maddesine aykırı.

Şimdi, tabii, bütün bunları söyledik. Buna geçmeden önce özellikle ifade etmek istediğim bir şey var: Sayın Bakan, özelleştirilen alanlardaki vatandaş memnuniyeti konusunda basına yansıyan hassasiyetinizi gerçekten tebrik ediyorum, gördüm. Ama size bir şey söyleyeyim: Elektriğin özelleştirilmesi de rezalet, aynı zamanda doğal gazın. Ben burada basın toplantısı yaptım, burada da konuştum. Ben istediğim kadar doğal gaz alamıyorum. Neden alamıyorum? Siz enerji özelleştirmesini neden yapıyorsunuz? Verimlilik ve rekabet özelleştirmenin iki temel şartı. Bir kere fiyat düşmüyor, rekabet imkânı yok, üstüne üstlük alamıyorum.

Elektriği dağıtımda özelleştirdiniz. Ne oldu dağıtımda özelleştirdiniz? Yüzde 75'i buluyor doğu, güneydoğuda. Nasıl yapacaksınız şu ortamda, güvenlik kuvvetlerinin bu kadar sıkıntılı olduğu bir alanda? Ben burada konuştuğum zaman geçen dönemlerde bu şey geldiğinde, ilgili şirketin genel müdürü bana geldi. Mecliste başka kimseye geldiniz mi dedim, bir tek bana geldi, "Size geldim." dedi.

Peki, sizin özelleştirdiğiniz bir yerde kayıp kaçak oranı için bana söylenilen şu: "Özelleştirme İdaresi kayıp kaçak oranlarını düşük gösterdi." Açtım o günkü arkadaşa sordum. Hem Metin Bey'i tanırım, daha sonra Ahmet Bey'i de, beraber çalıştık. "Biz böyle bir şey yapmadık." dediler, "Doğru yaptık." dediler.

Ben gelen arkadaşa, genel müdüre şunu söyledim Sayın Bakan: Siz bu özelleştirmeyi yaparken memuru suçlayacağınıza... Özelleştirme Yüksek Kurulunda kim var? Şimdi, zatıaliniz de orada, Sayın Başbakan da orada, diğerleri de orada; değiştiyse şu anda bilmiyorum. Ama ne yapıyorsunuz? O yandaş olanlara "Bu işi sağlayamıyor, yeterli finansmanı sağlayamıyor." diye ne yapacaksınız? Tarımsal desteklemeden fakir fukaraya, çiftçiye verdiğiniz sübvansiyonu, desteği kaynağında keseceksiniz, o şirkete kaynağından para aktaracaksınız. O bile aykırı, o bile ayıp; AKP'ye yeter de artar bile. Niye çiftçinin parasını kaynağında kesiyorsun? Serbest rekabet piyasasında niye adam... Gitsin versin, gitsin alsın. Ha, "Bu biraz daha farklı bir olay." derseniz onu da tartışırız, enerji önemli bir mesele.

Şimdi, rüzgâr yatırım... Geldi rüzgârcılar. Başkan orada, herkesin içinde soruyorum. Ya, siz geçen dönemlerde geldiniz, 5 tane temel probleminiz vardı, komisyondaki arkadaşlar şahit. Hiç çözülen oldu mu? Onların bir genel müdürü var, bu işleri çok iyi bilir. "Yok, valla hiçbiri çözmedi." dedi. Verin AKP'ye oy, gelecek sefer de çözülmez dedim. Hiçbir şey çözülmemiş ki. Benim geçmişte de, burada bu kürsüde enerji piyasasıyla ilgili, elektrik piyasasıyla ilgili hakikaten görüşlerim oldu. Ben konuştuğumda komisyon başkanı geldi "İyi yaptın." dedi, bir konuştuğumda da öteki komisyon başkanı -bakandı- alınan geldi "İyi yaptın." dedi. Şimdi, orada da sıkıntılar var. Tabii, burada hukuki mevzuatın ne yapılması lazım? Hızlandırılması lazım. Ama fakir fukarayı ezmeyin, ezdirmeyin.

Bakın, "Cari açığı kapatacağız." diyorsunuz. Reza Zarrab çıktı, televizyonda, arkasına da Türk Bayrağı'nı koydu, "Ben cari açığın yüzde 15'ini kapattım." dedi. Hiçbir tane AKP'li arkasından "Hayır, böyle değil." demedi. O neyle kapatıyordu? Altınla. Siz kömürle kapatıyorsunuz ya. Altınla kapanmayanı kömürle nasıl kapatacaksınız Allah'ınızı severseniz?

Yani biz bunları söylerken, tenkit ederken, bir başka ülkenin milletvekili, bir başka ülkenin parlamentosundan gelmiş veya Türkiye'yi tanımayan, bürokrasiyi tanımayan, özel sektörü tanımayan insanlar değiliz. Üzülüyoruz, gerçekten üzüntümüzü söylüyoruz. Şu İç Tüzük meselesinde komisyonun memuruna niye böyle söylettiriyorsunuz? Şimdi, Denizli'de gidiyor insanlar, rekabet edeceğim diye imanı gevriyor, bakanı da var, koşturuyor da, ilgileniyor, çözemiyor. E, siz bakanken çözemezseniz kim çözecek? Niyeti de iyi ama olmuyor. Şimdi, dolayısıyla, bu işlerin ciddi bir şekilde ele alınması lazım, bu önemli bir olay.

Bunun dışında ifade edilecek çok şey var ama söylemek istediğim şu: Gerek muhtevası gerekse teklifin görüşülmesi hakikaten hem Hükûmet hem AKP hem de literatür açısından "case study" olmaya değerdir. Sayın Bakan, hakikaten üzüldüm, sizin açınızdan bunun bir teklif olarak yapılması bile hakikaten üzücü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Ben bürokrasiden gelen bir insanım. Dolayısıyla, onun için de üzüldüm.

Ben görüşlerimi partim, grubum adına burada ifade ettim. Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)