Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 6'ncı tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:51
Tarih:03/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 6'ncı tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en içten dileklerimle selamlarken 2016 yılı Bakanlık bütçemizin milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Enerji alanında 2015 yılı küresel çalkantılar ve küçülmelerle geçerken Türkiye olarak hedeflerimiz doğrultusunda büyümemizi sürdürdük. Öyle ki bu büyümeyi küresel enerji piyasalarındaki krizlerin yanında çevremizde yaşanan büyük bölgesel krizlere rağmen gerçekleştirdik. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi, ticarette önemli bir ortağımız olan Irak'ta DAEŞ terör örgütünün eylemleri ve Suriye'de yaşanan, her geçen gün insanlığın yüreğini parçalayan iç savaşın bölgedeki enerji iş birliğine ve bölgenin arz güvenliğine etkisine hep birlikte şahit olduk. İşte böylesine bir ateş çemberi içinde çok şükür ülkemizin ve milletimizin enerji ihtiyacını karşıladık, ihtiyacı olan enerjiyi sağladık. Yaşadığımız bu süreçler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sorumluluğunu bir kat daha artırırken özellikle arz güvenliği noktasında omuzlarımızdaki yükü de net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bölgenin içine düştüğü durum ve yaşanan gerilimlerin yakın gelecekte kesin bir çözüme kavuşması zor görünüyor. Öte yandan, önümüzdeki on yılda enerji talebinin 2 kat artması gözle görünür bir gerçek. Bütün bunlarla birlikte, Türkiye'nin arzu ettiği büyümeyi yakalaması için ihtiyacı olan enerji alanındaki büyüme hedeflerimizdense asla vazgeçmiyoruz. Çok değerli hazırun, bu büyümeyi, dışa bağımlılığı azaltarak, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızdan azami ölçüde yararlanarak, rekabetçi, şeffaf, tüketiciyi koruyan ve çevresel sürdürülebilirliği dikkate alan bir yaklaşımla karşılamayı hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Bakanlığımız, ihtiyaç duyulan enerji arzının sağlanması için gerekli stratejiyi belirlerken bu strateji çerçevesinde ilgili kurumalarımız ve özel sektör iş birliğiyle enerji alanında önemli proje ve yatırımların hayata geçmesi için uğraş vermektedir. Bu çerçevede, arz güvenliğimizi önceleyen stratejimiz kapsamında ele alınan alanlara geçmeden önce, stratejimizi belirlerken bize yön veren hassasiyetlerimizden bahsetmek isterim. Ülkemizin, enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke olmadığı hepimizin malumu. Önümüzdeki on yılda, Türkiye'nin bu hızla büyümesi çerçevesi içerisinde, en fazla yatırım yapması gereken alanların başında da malum, enerji geliyor.

Sanayinin bir numaralı ham maddesi olan enerjiyi ne kadar ucuza alabilirsek yatırımların da, buna bağlı büyümenin de hızlanacağına inanıyoruz. Bu kapsamda, arzu edilen büyüme rakamlarının karşılanması, Türkiye'nin orta vadede hedeflerine ulaşması için önümüzdeki on yılda asgari 100 milyar dolarlık enerji sektöründe yatırıma ihtiyacımız var. İşte bu yatırımları sağlamak için ulusal ve uluslararası iş dünyasına, enerji alanına güvenilir, şeffaf bir yatırım ortamını sağlamamız elzemdir.

2002 yılından bu yana yaptığımız tüm bu düzenlemeler, teşvik ettiğimiz yatırımlar ve hayata geçirdiğimiz projelerle Türkiye'nin enerji kapasitesini kat kat büyüttük. Burada, hepinizle bazı rakamlar paylaşmak istiyorum; malum, rakamlar yalan söylemez: Ülkemizin birincil enerji talebi 2014 yılında 123,9 milyon TEP -ton eş değer- dediğimiz rakamda gerçekleşti. Birincil enerji talebi içerisinde doğal gazın payı yüzde 32,5; kömürün payı yüzde 29,2; petrolün payı yüzde 28,5; hidroelektrik enerjinin payı yüzde 2,8'dir. Hidrolik dışı yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise yüzde 6,7 ve diğer kaynaklar 0,3 civarında gerçekleşmiştir. Birincil enerji talebimizin sektörlere göre dağılımı ise yüzde 30'u çevrim sektöründe, yüzde 24'ü konut ve hizmet sektöründe, yüzde 23'ü sanayide, yüzde 19'u ulaştırma, yüzde 4'ü de diğer sektörlerde gerçekleşmiştir. 2023 yılına doğru giderken, bu oranda büyümeye bağlı olarak asgari 218 milyon TEP'e ulaşacak bir enerji, birincil enerji talebinden bahsediyoruz arkadaşlar.

Elektrik enerjisine geldiğimizde, son on üç yıllık süreçte artış oranımız yıllık yüzde 5,5 büyümeyle gerçekleşmiştir. Peki, bunu karşılamak için ne yaptık? 2002 yılında 132,6 milyar kilovatsaat olan tüketimimiz, 2015 yılına geldiğinde yaklaşık 2 kat artarak 264 milyar kilovatsaate ulaşmıştır. 2002 yılında 129 milyar kilovatsaat olan elektrik üretimi, yüzde 100 artarak, bu da benzer oranda, 2015 yılında 259,7 milyar kilovatsaate ulaşmıştır. Bu üretimin yüzde 37,8'i doğal gazdan, yüzde 28,4'ü kömürden, yüzde 25,8'i hidroelektrikten, yüzde 4,4'ü rüzgâr ve yüzde 3,6'sı ise diğer kaynaklardan sağlanmıştır.

2015 yılı Ağustos ayında puan talep 43.289 megavata ulaşarak cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır. 2002 yılında 31.846 megavat olan elektrik enerjisi kurulu gücümüz, yüzde 131 artışla, 2016 Ocak ayı sonu itibarıyla 73.427 megavata ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli vekiller; önümüzdeki on yıllık periyotta enerji talebimizin yaklaşık 2 kat artacağını düşündüğümüzde, çok önemli bir yatırım ihtiyacıyla karşı karşıya olduğumuz çok net bir şekilde görülmektedir. Biz, bu yatırımları -başta da bahsettiğim gibi- dışa bağımlılığı azaltacak, yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde kullanacak ve bunların yanında yabancı teknolojiye bağımlılık oluşturmayacak bir stratejiyle ele alıyoruz. Burada en büyük hassasiyetimizin de çevre duyarlılığı olduğunu vurgulamak isterim. Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, bundan sonraki süreçte de iktidarımızda yatırımların çevreyle uyumu en önemli önceliklerimizden biri olacaktır. Bu kapsamda, hayata geçireceğimiz yeni termik santraller başta olmak üzere, tüm yatırımlarda çevreye olabilecek olumsuz etkiyi minimuma indirecek en yeni teknolojideki filtrelemeleri projelerimizde uygulayacağız. Hâlihazırda işletme hâlindeki santrallerimizin de bu teknolojilere hızla geçmesi için çalışmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Hem ülkemizin gelişmesine katkıda bulunacağız hem doğal kaynaklarımızı sonuna kadar kullanacağız hem de çevreyle de barışık bir Türkiye'ye yatırım yapacağız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Buna müteakip, zaten ÇED dediğimiz çevre etki değerlendirme süreçlerine tabi olan yatırımlarımızı AB standartları çevre duyarlılığı çerçevesi içerisinde yürütmeye hâlihazırda devam ediyoruz.

Çevreyle birlikte bir diğer hassasiyetimiz de işçi sağlığı ve güvenliği meselesi olacak. Başta maden işçilerimiz olmak üzere, tüm işçilerimizin çalışma şartlarının ve imkânlarının iyileştirilmesi için bir dizi düzenlemeyi hayata geçirdik. Yaptığımız düzenlemelere rağmen gelinen noktanın bizler için yeterli olduğunu elbette söyleyemeyiz. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde, özellikle madenlerde iş güvenliğini daha da artıracak yasal düzenlemeleri Meclisimize getireceğiz. Bu noktada, önümüzdeki dönemde Meclisin gündemine getireceğimiz düzenlemelerin bir iki tanesinden bahsetmek istiyorum.

Kömür kanunu. Mevcut Maden Kanunu'muz daha çok ruhsat işletmesiyle alakalı konuları içeriyor. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, biz de kömürü ayrı bir kanun içerisinde ele alacağız ve bununla ilgili çalışmalarımız Bakanlığımızda devam ediyor.

Metan drenajı. Bu konu ülkemizde meydana gelen maden facialarının ana nedeni olan grizuyla bire bir alakalı bir konudur. Bu arada, bu vesileyle 3 Mart 1992 yılında yaşanan Zonguldak'taki grizu faciası vesilesiyle şehit olan 263 madencimizi de rahmetle anıyorum.

MUSA ÇAM (İzmir) - Nihayet.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Bu vesileyle, ülkemizdeki maden kazalarının ana nedeni grizu patlamaları çerçevesi içerisinde, metan gazın kömür üretiminden önce ve üretim esnasında metan drenajını drene edecek şekilde, aynı zamanda, ülkemizin ekonomisine de kazandıracağız.

Karot ve veri bankası. Bu konuyla ilgili de madencilikteki karotları millî varlık olarak görüp madencilik veri bankasıyla ilgili çalışmaları yürütüp bunu da yasal düzenlemesiyle Meclise getireceğiz.

Şimdi, bu kapsamda, gerek çevre bilinci ve hassasiyeti gerekse işçi sağlığı ve güvenliği konularında çok daha iyi bir noktaya geleceğimizi buradan söyleyebilirim. Enerji alanında hedeflediğimiz projeler, bugünden yarına çok kısa sürede hayata geçecek projeler değil, orta vadede, uzun soluklu projelerdir. Sabır isteyen, siyasi iktidarların sahip çıkması gereken stratejik projelerdir. Bu kapsamda, AK PARTİ iktidarları döneminde başlattığımız büyük enerji yatırımlarının hızlandırılması, hedeflenen tarihlerde hayata geçmesi yakın dönemde en önemli gündem maddemiz olacaktır. Bu çerçevede, TANAP projesi, birinci ve ikinci nükleer santrallerimiz, LNG terminalleri, kapasite artışı noktasında oluşturduğumuz doğal gaz depolamaları, tüm bunların hepsi en önemli gündem maddelerimiz arasında olacaktır bu dönemde.

Bakanlığımızın yeni dönem stratejisi kapsamında bahsettiğim arz güvenliği hususu çok büyük bir önem arz ediyor. Yakın dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin de etkisiyle kamuoyunda doğal gaz arz güvenliğimize ilişkin endişeler yer almıştı malumunuz. Bununla ilgili, biz, sürecin en başında da doğal gaz ve petrol ticaretinin uluslararası anlaşmalarla yürütüldüğünü ve anlık kriz anlaşmazlıklarından etkilenmesini beklemediğimizi ifade etmiştik.

Bugün itibarıyla, özellikle yoğun kış şartlarının yaşandığı dönemlerde, tüketimimizin çok yoğun yaşandığı, sadece ısınma amaçlı değil, elektrik tüketiminde de yoğun olarak kullandığımız gaz noktasında bu dönemlerde dahi çok şükür doğal gaz arz ve temininde ülkemizde herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadık. Bunu sadece kriz ve anlaşmazlıklar bağlamında değerlendirmememiz gerekir. Her koşulda, her senaryoya hazır ve tedarikli bir altyapı oluşturmak için A, B, C, D, tüm senaryoları çalışmaya devam ediyoruz.

Net ithalatçı olduğumuz doğal gazda kaynak çeşitliliğini sağlamak adına enerji diplomasisi adımlarına hız kesmeden devam ediyoruz. Hükûmetimizin kurulduğu 24 Kasımdan bugüne, bölgemizdeki tüm doğal gaz tedarikçi ülkeleriyle, bölgelerdeki oyuncularla görüşmelerimizi sıkılaştırıp enerji arz güvenliğinde atılacak adımlarla ilgili her türlü çalışmayı kapsamlı bir şekilde, detaylı bir şekilde yürütüyoruz; milletimiz müsterih olsun.

Arz güvenliği stratejimizde kaynak çeşitlendirilmesi önemli bir yer tutarken en az o kadar değer verdiğimiz, önem verdiğimiz bir diğer konu da demin bahsettiğimiz depolama kapasitemiz. Doğal gaz depolama kapasitesi noktasında 2011 yılında kararını aldığımız, 2015 yılında finansmanı da çıktıktan sonra inşaatına başlanan Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisimizin inşaatına tüm hızıyla devam edilmekte.

2017 yılında ilk fazı, 2020 yılında da ikinci fazı devreye girmek suretiyle Türkiye'deki doğal gaz depolama kapasitemizi artırmaya son hızıyla devam edeceğiz.

Bunu müteakip, mevcut, Silivri'de bulunan TPAO'nun doğal gaz depolaması için kullandığı bölgedeki sahaların -2021 yılına kadarki süreçte- bugün itibarıyla çalışmalarını başlatarak daha geniş bir doğal gaz depolama kapasitesine sahip olmak için yatırımlarımıza devam ediyoruz.

Dünyada özellikle yakın dönemde önemi gitgide artan LNG alanındaki depolama ve sisteme gaz basma kapasitelerinde genişletmeye, eş zamanlı olarak, boru gazının dışında devam ediyoruz.

Boru hattıyla aldığımız gazın dışında son yıllarda ehemmiyeti her geçen gün artan LNG sistemini, Türkiye'mizdeki mevcut 2 LNG terminalinin kapasitesini genişletmek ve yenilerini yapmak noktasında da -halkımız müsterih olsun- devam ediyoruz.

Enerji arz güvenliği çerçevesinde önem verdiğimiz bir diğer konu, uluslararası petrol ve doğal gaz ticaretinde ülkemizin jeopolitik konumunun avantajını kullanmaktır. Özellikle, bölgeden geçen doğal gaz boru hatlarının kesişim ve dağıtım noktası hâline gelmeyi amaçlıyoruz.

Bu kapsamda sadece Türkiye'nin değil, başta Avrupa Birliği olmak üzere bölgedeki tüm ülkelerin doğal gaz ticaretinde ihtiyaç duydukları iş birliklerini, ülkemiz çıkarları ve öncelikleri doğrultusunda değerlendiriyoruz.

Arz güvenliğinde doğal gazla birlikte ikinci kaynak, malumunuz, elektrik. Biz, elektriğin arzı konusunda da vatandaşlarımızın bu kaynağı en kaliteli ve en ucuza almaları için çalışmalarımızı son sürat devam ettiriyoruz. Elektrik arzı noktasında 2016 yılını önemli bir yıl olarak gördük. Son dönemde yaşanan kesintilerle ilintili olarak önemli bir çalışmanın startını verdik. Bildiğiniz gibi, Türkiye'deki elektrik iletim ve taşıma altyapısı ömür itibarıyla çok yaşlı. Otuz ila kırk yıllık bir elektrik şebeke sistem altyapısından bahsediyoruz. Kendi döneminin şartlarına göre yapılmış bu yatırım bugün itibarıyla 73 bin megavata ulaşmış; sistem, kurulu gücüne hizmet etme noktasında, bu yükü taşıma noktasında artık yeterli hizmeti ortaya koymuyor. Bu sebeple özel sektörle, Türkiye'nin altyapısını 2020 yılına kadar, bugün itibarıyla yaklaşık yüzde 15-20'ye yakın yenilediğimiz bu altyapıyı 2020 yılına kadar oluşturduğumuz yeni bütçeyle yüzde 75-80 bandına çekmek için altyapı yenileme hamlesinde mutabakata vardık. Beş yıl sürecek bu yatırım hamlesi kapsamında Türkiye'nin elektrik altyapısının modernizasyonu çerçevesi içerisinde 18 milyar TL'lik yani eski para birimiyle 18 katrilyon TL'lik bir altyapı yatırımı gerçekleştireceğiz. Bu kapsamda da gerek yatırımların takibi gerekse dağıtım şirketlerinin verdikleri hizmet kalitesi açısından müşteri memnuniyetinin ölçülmesi için bir dizi mekanizmayı hayata geçireceğiz. Bu alanlarda üzerine düşen yatırım ve iyileştirmeyi yapmayan, öte yandan müşteri memnuniyetinde istenilen standartları yakalayamayan dağıtım şirketlerini yakından takip edecek ve mevzuattaki tüm mekanizmaları işleteceğiz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; arz güvenliği açısından önem verdiğimiz bir diğer konu da yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının artırılması. 2015 yılında işletmeye alınan yeni santraller ve bu kapasitelerin artışı 4.288 megavat. Ülkemizde 2002 yılında 300 adet elektrik enerjisi üretim santrali varken bu sayı 2016 yılında 1.566'ya ulaştı. Mevcut santrallerin dağılımı: 561 hidroelektrik, 235 doğal gaz, 114 rüzgâr, 36 kömür, 21 jeotermal ve 156 adediyse diğer kaynak türlerine aittir. Biz 2016 yılında enerji stratejimiz çerçevesi içerisinde yenilenebilir enerji alanında gelinen noktayı daha da ileriye taşımayı amaçlıyoruz. Daha büyük ölçüde yenilenebilir enerji tesislerinin daha rekabetçi bir yapıyla yerli imalatı önceleyen planlamayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu planlamayla hem yenilenebilir enerjinin üretimdeki payı artacak hem bu alanda üretilen elektriğin fiyatı düşecek hem de kullanılan teknolojinin yerli üretim olması sağlanacaktır.

Enerji verimliliği alanında da 2002'den bugüne kadar çok önemli bir mesafe katettik. Enerji verimliliğinin artırılması noktasında çok önemli yatırımlar ve iyileştirmeler yaptık. Bundan sonraki süreçte de Avrupa Birliği ilişkisinde, Avrupa Birliği verimlilik standartları çerçevesi içerisinde üniversiteler, iş dünyası ve sivil toplumla birlikte bilinçlenme hamlesi başlatarak gerek hanede gerekse sanayide enerji tasarruf ve verimliliğinde arzulanan noktaya ulaşmak için çalışmalara hız verdik.

Enerji stratejimizin bir diğer önemli konusu nükleer enerji santralleridir malumunuz. Tüm dünyada kabul gören bir teknoloji olarak, nükleer enerji, artan enerji talebimizi karşılama noktasında önem verdiğimiz bir kaynak durumundadır. Bilindiği üzere birinci santralimiz için Akkuyu'da süreç başladı ve devam ediyor. Öte yandan Sinop Nükleer Santrali'nde de süreç devam etmekte. Ülkemizin enerji stratejisindeki nükleer yatırımları bir yandan büyüyen sektörün ihtiyaçlarını karşılarken diğer yandan kaynak çeşitlendirilmesi açısından da önemli bir rol oynayacaktır. Aynı zamanda nükleer enerji alanına geç girecek olmamız bize başka avantajlı bir noktayı ortaya koyuyor. Ülkemizde inşa edilecek olan bu santraller dünyadaki birçok santralin aksine 2000'li yılların teknolojisini ihtiva etmesi noktasında hem güvenlik hem verimlilik açısından dünyadaki birçok santralden daha iyi bir noktadadır.

Sayın Başkan, değerli vekiller; ülkemiz, enerji alanında iki açıdan hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için sağlıklı bir yatırım iklimine sahip. Türkiye hem büyüyen enerji sektörüyle hem de Avrupa'nın arz güvenliğini sağlama noktasında sahip olduğu konumla büyük bir yatırım potansiyeline sahiptir. Tabii ki enerjide olduğu gibi büyük ölçekli yatırımlara ev sahipliği yapabilmemiz için birtakım şartlara sahip olmamız gerekiyor. Bunun en öncelikli hususu istikrar. Yaklaşık on dört yıldır devam eden istikrar, beraberinde ülkemizde ekonomik istikrarın oluşmasına da yardımcı oldu. Belki de bu sayede küresel ekonomik daralmalara karşı doğru pozisyon alabildik, büyümemizi sürdürdük ve enflasyon da tek hanelerde devam etti. Bu noktada, 2014 yılının ortalarından itibaren sınırın hemen ötesinde baş gösteren DAEŞ sorunu ve aynı dönemde petrol fiyatlarının düşmeye başlaması hem bölgedeki petrol üreticisi ülkeleri hem de dünya ekonomisinde önemli bir yer tutan küresel petrol şirketlerini zor duruma soktu. 2015 yılına baktığımızda, bölgemizde yaşanan krizlere rağmen ülkemizdeki yatırımlar yol kazası yaşamadan devam etti. Mart ayında Kars'ta TANAP'ın temel atma töreni gerçekleştirildi. Proje, malum, ortaya konulan proje takvimi çerçevesi içerisinde gayet başarılı bir şekilde devam ederken 2018 yılında, inşallah, ilk gazı Türkiye'ye, 6 milyar metreküplük ilk kapasiteyi devreye almayı düşünüyoruz. Yaklaşık iki yıldır, özellikle son iki yıldır, altı yıldır başlayan ama son iki yıldır artan, bölgemizde yaşanan bu çalkantılara rağmen Türkiye'deki yatırım iklimini muhafaza etmeyi başardık. Bundan sonraki süreçte de bunu korumak için enerji, stratejimizdeki önemli başlıklardan biri olmaya devam edecek.

Yapılan çalışmalarla Türkiye'de elektrik enerjisi kurulu gücündeki yenilenebilir payı, özel sektörün payı, yerli kaynakların payı on üç yıllık süreçte rakamsal bazda her oranda arttı, tek tek hepsine girmek istemiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Dışa bağımlılık da arttı tabii bu arada.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Liberalleşme noktasında birçok özelleştirme, verimlilik artışının önünü açtık. Elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesiyle müşteri memnuniyetinin artırılmasının, piyasanın liberalleşmesinin önünü açtık. Piyasanın liberalleşmesi noktasında enerji borsasını oluşturduk, geçtiğimiz yıl itibarıyla EPİAŞ'ı devreye soktuk. Sektördeki regülatör düzenleyici işlevindeki EPDK tüm bu fonksiyonlarını, rolünü ifa ederken yoğun bir mesai ortaya koyarak piyasadaki iki yönlü yaklaşımımızı başarılı bir şekilde ortaya koydu. Büyük ve uzun vadeli yatırımların devamlılığı için yatırımcılara destek olurken son kullanıcıyı, tüketiciyi koruyucu yaklaşımımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu yaklaşımı koruyup ülkemizdeki enerji sektörünün ekonomik alt yapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.

2016 yılı bütçesi kapsamında hedeflerimizi ve Bakanlığımızın stratejilerini zaman el verdiği ölçüde paylaşmaya çalıştım. Sadece bütçe ile Bakanlığımıza ayrılan ödenek değil, aynı zamanda enerji sektörüne giren her kuruşun sorumluluğu üzerimizdedir. Biz hem bu alanı adil, müşteri memnuniyeti öncelikli ve Türkiye'nin yarınlarını güven altına alacak şekilde büyütürken hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre, daha müreffeh bir toplum bırakmanın gayreti içerisindeyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Son olarak şunu belirtmeliyim ki, güçlü ve müreffeh bir Türkiye için enerji alanında da yatırımlar olmazsa olmazdır.

Sözlerimi bağlamadan önce, konuşmamızın içeriğinde, bugünkü yapılan konuşmalar üzerinde birçok mevzu geçti. Olumlu, olumsuz; yapıcı, yapıcı olmayan birçok eleştiri gündeme geldi. Ben halkımıza buradan çok net, açık, sarih bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum. Birçok konuda, birçok hususla ilgili birçok şey söylenebilir ama biz iktidarımız döneminde hep şunu öncelikledik: Ne aldanan olacağız ne aldatan olacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu bağlamda hep şunu söylüyorum. Mesela, gündeme gelen, sıkça kamuoyunda, medyada gündeme gelen en önemli konulardan bir tanesi, bu elektrik dağıtımıyla ilgili alınan bedeller. Gizli zam yapılmış, yüzde 100 zam yapılmış! Aslında, EPDK'mızın İnternet sitesine girilirse bununla ilgili hesaplama ve metodolojiyi görmek aslında çok basit ama ben burada çok kısa, kalem kalem bahsedeceğim. Nedir bu? Türkiye'de aktif enerji bedelinin yanında alınan bedeller var: Perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, kayıp kaçak bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli. Tüm bunların hepsi iktidarımız döneminde değil bakın, ülkemizde elektrik satışı başladığından beri alınan bedeller. Şimdi, bunu bir kenara koyalım. Sonra, enerji fonu diye bir şey var. İktidarımız döneminde mi geldi bu, söyleyeyim mi size? 1986 yılındaki 3291 sayılı torba kanunda koyulmuş bir bedeldir.

TRT payı var, diyorlar ki: "TRT payı..." TRT payı, 1984 yılında 3093 sayılı Kanun'la oluşturulmuş bir bedeldir, ki 2003 yılında iktidarımız döneminde bunun payı yüzde 3,5'tu, yüzde 2'ye düşürdük, bunu da halkımızın bilmesinde fayda var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sonuncusu da, elektrik ve havagazı tüketim vergisi. 1981 yılında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda oluşturulmuş bir bedeldir.

Bugün olan nedir? Bugün olan, geçtiğimiz yıl yasama noktasında, hayata geçirdiğimiz yasal düzenleme kapsamında, demin saydığım bu bedeller var ya, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma, kayıp kaçak, iletim ve dağıtım bedellerinin hepsinin bir kalemde birleştirilmesi noktasında yapılmış bir düzenlemedir.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sayın Bakan, süreniz bitiyor, maden işçilerinden tek kelime söz etmediniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Bugün, Türkiye'de yüzde 6,8 düzenleme zammı yapılmıştır.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sayın Bakan, maden işçileri ölüyor. Ölümleri nasıl önleyeceksiniz? Sayın Bakan, süreniz bitiyor.

BAŞKAN - Sayın Sertel, lütfen müdahale etmeyin efendim.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Aslında, Türkiye'de...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Maden işçilerinin ölümlerini nasıl önleyeceksiniz?

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim Sayın Sertel, lütfen.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - ... çok önemli bir husus var, o da nedir?

ATİLA SERTEL (İzmir) - "Kömür kanunu" dediniz ama açmadınız Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - 2002 yılında Türkiye'de asgari ücretli bir hane halkının 200 kilovat...

MUSA ÇAM (İzmir) - Soma'yla ilgili taziye bile dilemediniz.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Soma'yı anmadınız Sayın Bakan. Soma'ya taziyede bulunmadınız.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Bakın, burası çok önemli, 200 kilovat elektrik tüketen asgari ücretli bir ailenin 2002 yılında elektrik faturasına ödediği oran yüzde 20'dir.

MUSA ÇAM (İzmir) - Ağzına almadı; Soma'dan, Ermenek'ten bir tek kelime yok.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Ermenek'ten, Soma'dan bir kelime etmediniz Sayın Bakan.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Asgari ücretinin yüzde 20'sini 200 kilovat elektriğe harcıyordu. Bugün, bu oran ne biliyor musunuz? Yüzde 6,3'tür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - "Bütün maden işçileri" dedi.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Hayır, sadece Zonguldak'ı söyledi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Doğal gazı söyleyeyim mi? Bakın, 2002 yılında doğal gazın asgari ücretteki payı -ortalama bir ailenin ödediği- yüzde 32,2 iken bugün bu oran yüzde 11,5'tir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLA SERTEL (İzmir) - Maden işçilerine rahmet dileyin.

BAŞKAN - Sayın Albayrak, siz de tamamlayın sözünüzü lütfen, toparlayın. Arzu ederseniz, diğer Sayın Bakandan da süre alabiliriz.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Bugün, Türkiye, hem gelişmektedir hem yatırımını yapmaktadır hem altyapısını yenilemektedir hem artan elektrik enerjisi, doğal gaz enerjisi, bilumum enerji yatırımları özel sektörle, piyasanın liberalleşmesini de destekleyecek şekilde gerçekleşmektedir.

Nükleer enerjiden bahsediyoruz. Bazı arkadaşlarımızın kuzeydeki soğuk ülkelere muhabbet beslediği malumunuz; temiz enerji, o enerji, bu enerji diyorlar, değil mi? (AK PARTİ sırlarından alkışlar) Ben, bunu Bütçede de söylemiştim, bugün, burada da söylüyorum. Bakın arkadaşlar, dünyada 442 adet nükleer santral var, 100'den fazla inşaat hâlinde, devam ediyor. Diyorlar ki birileri: "Dünyadaki ülkelerde yok." Fransa, elektrik enerjisinin yüzde 70'inden fazlasını nükleerden karşılıyor. Paris'in 60-70 kilometre dibinde nükleer santral var, New York'un 100 küsur kilometre etrafında nükleer santral var. Bilgi sahibi olacağız ki fikir sahibi olalım ama bilgi sahibi olmadan konuşursak ancak cehalet üzerine konuşuruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Türkiye nükleer santralleri yapacak arkadaşlar, kömür santrallerini yapacak, hidroelektrik santrallerini yapacak ama on üç yıldır yaptığımız gibi hem çevreye hem topluma hem millete taşıdığımız sorumluluk gereği sonuna kadar bunun mücadelesini vereceğiz. Hem muasır medeniyet seviyesine taşıyacağız bu ülkeyi hem de Türkiye'yi AK PARTİ iktidarıyla...

BAŞKAN - Sayın Bakan, Sayın Albayrak, ben mikrofonu açayım isterseniz, diğer Sayın Bakandan süre alabiliriz eğer uygun görürse kendisi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Sayın Başkanım, konuşacak çok şey var.

BAŞKAN - Tamamlayacaksanız, konuşacaksanız birkaç dakika Sayın Eroğlu'ndan alabiliriz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Niye zorluyorsunuz Sayın Başkan?

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - Tamamlıyorum.

Ben bu düşüncelerle 2016 yılı Hükûmetimizin bütçesinin, Bakanlığımızın bütçesinin hayırlı olmasını diliyor...

MUSA ÇAM (İzmir) - Madenlerde ölmek bu işin fıtratında mı var? Bir taziye bile dilemedin, bir taziye bile. Soma'yı, Ermenek'i bir kez anmadın, anmadın.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BERAT ALBAYRAK (Devamla) - ...AK PARTİ iktidarıyla çok daha fazla çalışıp çok daha az konuşarak bu millete hizmet etmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)