Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:90
Tarih:17/05/2016


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (2/1028) esas numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda geçici çözüm önerisi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Hepimizin malumu olduğu üzere bugün Parlamento önemli bir sınav verecek. Bu sınavın temeli, bu kürsüye gelip konuşan, seçilmiş aziz milletvekillerinin kürsüde kendilerini ifade etme özgürlüklerinin haricindeki birtakım dokunulmazlıklarının kaldırılması meselesi. Bu mesele, Türk siyasetinin önemli mihenk taşlarından bir tanesidir ve özellikle Türk siyasetinde 2000'li yılların başında sürekli gündeme gelmiş, tartışılmış bir konudur. Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidarının ilk dönemlerinde, hatta kuruluş aşamasında hemen gelir gelmez, dokunulmazlıkları kaldıracağını ifade etmiş, arkasından bir yıl bu gündemimizde bile değil demiş ve gelişmelere göre dönemsel tavırlar ifa etmiştir. Daha sonra dokunulmazlıkların gündeme gelmesiyle ilgili temel husus, bölücülükle ilgili, terörle ilgili konular Parlamentonun gündeminde daha yoğun, kamu vicdanını yaralayıcı hadiseler cereyan ettikçe, gündeme gelmeye başlamıştır.

Bu gündeme geliş süreçlerinde de yine iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi, yer yer kamu vicdanını rahatlatıcı tavırlarla toplumu teskin edici ifadeler kullanmıştır, ta ki 1 Ağustos 2009 açılım süreci ve öncesine kadar. Zaten o tür durumlar söz konusu olduğunda bu dokunulmazlıklar gündeme dahi alınmamış ve tüm süreç askıya alınmıştır.

Oysa, bütün bunların yaşandığı dönemde Milliyetçi Hareket Partisi yoğun bir şekilde bu konuda samimiyet testi vermiş ve sürekli uyarılarda bulunmuştur. Gerek bölücülükle ilgili, terörle ilgili konularda arasına mesafe koyamayan seçilmişlerin yargılanması konusunda gerekse haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzluk konusundaki önerilerini ve bu dokunulmazlık zırhına bir şekilde sahip olanların buna sahip olmaması gerektiği konusunda görüşler beyan etmiştir.

Mayıs 2001, Nisan 2002, Temmuz 2007, Eylül 2007, Ocak 2009, Eylül 2009, Kasım 2009, 2011 seçim beyannamesinde, 2012'de MHP'nin kanun teklifinde, Haziran 2015, Kasım 2015, 3 Mart 2016 ve nihayet 17 Mart 2016'da ve 7 Nisan 2016 tarihlerinde olmak üzere dokunulmazlıklarla ilgili konuları gündeme taşımış ve dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiği konusunda görüş beyan etmiştir. Bugün de görünen o ki yine Milliyetçi Hareket Partisi parti grubu olarak -her ne kadar bağlayıcı bir hüküm olmasa da- net bir şekilde özellikle ülkenin içerisinde bulunduğu böylesine yoğun bir süreçte, kamu vicdanını yaralayan hadiselerin cereyan ettiği bir süreçte terörle mücadelede mücadele eden güvenlik güçlerine verilecek destek ve kamu vicdanını rahatlatma konusunda dokunulmazlıkların kaldırılmasını ve öncelikli olarak teröre mesafe koyamayan odaklara, bu kaldırılma sürecinden sonra, yargı yolunun açılmasını benimsemektedir ama bu Milliyetçi Hareket Partisinin ortaya koyduğu net tavır ve öneriler gerek komisyon görüşmeleri aşamalarında gerekse genel anlamda bu müzakerelerin yapıldığı dönemde hep ertelenmiş, ötelenmiş ve nihayetinde fezlekelerin tamamı şekliyle gündeme getirilerek böylesine bir ortam dayatılmış, zorlanmıştır ve Milliyetçi Hareket Partisi "'Hodri meydan!' demeyin, biz yine hazırız." diyerek en net tavrı kararlı bir şekilde göstermektedir. Ümit ederiz ki Milliyetçi Hareket Partisinin temel önerileri çerçevesinde bugünlerde siyasi iradenin birtakım uygulamaları, doğruyu görme noktasında aldığı kararlardan bir tanesi olsun ve yine ümit ederiz ki 316 milletvekilinin oy kullanma hakkı olan Adalet ve Kalkınma Partisi bu konuda tavizsiz bir şekilde dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda oy versin.

Bir başka konu, Cumhuriyet Halk Partisinin bu konudaki kararlarının net olup olmaması konusudur. Gerek komisyonlardaki tartışmalarda gerekse daha sonraki kendi özel gündemleriyle ilgili konularda şu anki tartışmalar, birazdan yapılacak oylamalarla rengini gösterecektir.

Biz, Milliyetçi Hareket Partililer olarak ülkemizin içerisinde bulunduğu tehlikeleri ve tehditleri önceden görüp uyarma sorumluluğunu yerine getiren bir hareketiz. Bizim ifade etmiş olduğumuz tehlike ve tehditler deneme yanılma yoluyla yaşanılarak ortaya çıkıyor maalesef. Biz diyoruz ki arkadaşlar, ateş yakar, taş sert olur, su belli bir orandan sonra derinliklerinde boğar. "Olmaz, biz bunu deneyeceğiz, yaşayacağız, ondan sonra göreceğiz." Pekâlâ, buyurun görün diyoruz. Aynı şekilde dokunulmazlıklarla ilgili, terörle mücadeleyle ilgili ve ülkenin geleceğini şekillendirecek güvenlik politikalarıyla, dış politikayla ilgili temel yaklaşımlarımızı ifade ettiğimizde hep haklı çıktık ve artık biz diyoruz ki haklı çıkmak istemiyoruz. Biz de çıktığımız, haklı olduğumuz noktalarda artık millî konseptte bir politikanın uygulamasının geldiğini ve gelmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bugün itibarıyla sınırımızda nereden geldiği çok malum olan füzeler bir vilayetimize düşmekte, memleket içerisinde artık haberleri sıradanlaşmaya başlayan şehitlerin her geçen gün had safhaya geldiği bir ortamda, memleketin birlik beraberliğini bozacak alternatif yapılanmaların ülkenin içerisinde var olduğunun iddia edildiği bir ortamda millî birlik ve beraberliğin özellikle terörle mücadele konseptinde kararlı bir duruşa bir katkı olması noktasında dokunulmazlıkların kaldırılması ve ilgili iddiaların değerlendirilmesi yönünde görüşümüzü beyan ediyoruz.

Bunu beyan ederken beraberinde de yetersiz bulduğumuz şerhlerimizi de ifade ediyoruz. Nedir bu şerhlerimiz? "Bu dokunulmazlıklar, bir kereye mahsus ve dönemsel olmasın, dönemin tamamını kapsasın; gerekirse tüm yasama yılı ve yıllarını da kapsayan temel değişiklikler olsun ve bu dokunulmazlıklar mutlaka bakanları da içersin, siyasi otoriteleri de içersin, belli bir grup sınırlanmasın ve tamamı olsun." görüşünü ifade ediyoruz.

Bizim durduğumuz yer net, bizim kararlılığımız kesin. Büyük Türk milleti ailesinin her bir ferdini değerli bulan ve kendi ailesiyle bir bütün olarak gören, "devleti ebet müddet" anlayışıyla Türk devletinin içerisinde hiçbir odağın yapılanmasına müsaade etmeyen, "Ne parti devleti ne paralel devlet, ille de hukuk devleti." diyen bir anlayışta duran Milliyetçi Hareket Partisinin demokratik sistem içerisindeki insana bakışı; insan hak ve özgürlüklerini, bireysel hak ve özgürlüklerini hiçbir hegemonyanın altında görmemesi gerektiği; silahların gölgesinde demokrasinin olmayacağını, insanın yaşama hakkını silahlarla gölgeleyen odakların demokrasi havarisi kesilemeyeceğini ve teröre yardım, yataklık ve hizmeti olduğu iddia edilenlerin de mutlaka yargının önüne çıkarak hesap vermesi gerektiğini ve bu hesap verme sürecinin şeffaf bir demokrasiyle her alanda tüm siyasi otoriteyi kapsaması gerektiğini düşünüyor ve bu konuda Milliyetçi Hareket Partisinin görüşünün 40 milletvekiliyle -40 olabileceği düşüncesiyle her bir iradeye saygı duymakla birlikte- kamuoyunda vicdanı en rahatlatıcı tavır olduğunu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıya selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)