Konu:İş Kanunu İle Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:86
Tarih:05/05/2016


İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 170 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 4'üncü maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunmaktayım.

Kapitalist üretimin tarihsel sürecini incelersek sermayenin emek üzerindeki denetimini arttırmak için sürekli yeni arayışlar içinde olduğunu ve bu arayışlar neticesinde yeni yöntemler geliştirdiğini görüyoruz. Özellikle, 1970'li yılların sonu ve 1980'li yılların başından itibaren IMF ve Dünya Bankasının önerileri doğrultusunda yapılandırılan yeni liberal politikalarında, sermaye sınıfının talepleriyle devletin iş gücü piyasası politikalarına yönelik koruyucu düzenlemeleri zayıflatılmaya başlanmıştır. Esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri, yaşanan ekonomik sorunların ve işsizliğin çözümü olarak sunulmuş, bu yolla da ucuz, denetlenebilir ve esnek bir iş gücü piyasası yaratılmıştır.

Türkiye'de bu uygulamalar, 1980'li yılların başında kamuda istihdamın azaltılması ve özelleştirme politikalarının yaygınlaştırmasıyla başlamıştır. 2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Kanunu'yla da esnek istihdamı temel alan ilk yasal düzenleme yapılmıştır. Fazla mesai hakkını ortadan kaldıran denkleştirme uygulaması kabul edilmiş, kısmi çalışma, çağrı üzerine çalışma, evde çalışma gibi esnek çalışma biçimleri getirilmiş; iş güvencesinin kapsamı, 10 kişi ve üzeri işçi çalıştırılan iş yerlerini kapsıyor iken 30 kişi ve üzerinde işçi çalıştırılan iş yerleri şeklinde değiştirilerek kapsam daraltılmıştır. Yine, taşeron uygulamasına yönelik düzenlemeler getirilerek başta kamu olmak üzere taşeronlaştırmanın önü açılmıştır.

Değerli milletvekilleri, konumuz açısından en önemli düzenleme ise özel istihdam bürolarının önünü açan "geçici iş ilişkisi" uygulamasıdır. Bu uygulamanın temelleri 4857 sayılı Kanun'la atılmıştır. Kanun'un 7'nci maddesi, işverenin, işçiyi, holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir iş yerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devredebilmesine olanak sağlamıştır.

Yine, Yasa'nın 90'ıncı maddesinde ve 25 Haziran 2003 yılında kabul edilen 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'yla iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyetlerinin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan özel istihdam bürolarınca da yapılmasına imkân verilmiştir. Her iki düzenlemenin de temel amacı, AKP Hükûmeti tarafından hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi'nde yer alan özel istihdam büroları düzenlemesinin hayata geçirilerek geçici iş ilişkisinin kalıcı hâle getirilmesi meselesidir. Bu yolla işçilerin emeği kolay alınıp satılan bir metaya dönüştürülecek; işçinin sigortası, işsizlik sigortası, iş güvencesi, izin ve ücret haklarını belirleyebilmesi oldukça güçleşecek; ayrıca, sendikalaşma olanakları da ellerinden alınacaktır. Yani, özel istihdam bürosu en genel anlamıyla işçilerin günübirlik ya da geçici bir süre için farklı işveren ve iş yerlerine kiralanarak çalıştırılmasını amaç edinen aracı kuruluştur. Yani, işçilerin emeğinin kolayca alınıp satılmasına imkân veren yeni bir çalışma organizasyonudur.

Değerli milletvekilleri, peki, bu sistem nasıl işleyecek? Özel istihdam büroları bir işveren gibi çalışacak. İşçi ihtiyacı olan fabrika ya da firma nasıl bir işçi istediğini büroya bildirecek, büro da kendisinden işçi talep eden firmalara işçi servis edecektir. Kiralık işçinin bir değil, birden fazla patronu olacak ama hiçbir zaman kalıcı bir işi veya iş yeri olamayacaktır. Kiralanan işçinin süresi veya işi bittiğinde o fabrikayla veya iş yeriyle, işvereniyle bağı kesilecektir. Bu durumda, işçi, bağlı olduğu özel istihdam bürosunun kendisini kiralayacağı yeni iş yerine gidecektir. Dolayısıyla işçi için düzenli, kurallı bir iş yeri hayal olacaktır; bir iş yerinde üç ay, diğerinde beş ay, öbüründe dokuz ay çalışabilecektir; farklı semtlerde, farklı iş yerlerinde çalışmaya mecbur kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, özel istihdam büroları işçi kiralama hakkı elde ederse işçiyle belirli süreli iş akdi yapan özel istihdam bürosu, asıl işverenle sadece işçi kiralama sözleşmesi yapabilecektir. Bu durumda, işverenlerin, kiraladıkları geçici işçiye karşı hiçbir sorumluluğu olmayacaktır. Ayrıca yine işçinin iş yerinin belirsiz olması, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin de alınmasını engelleyecektir. İşçi her gün ya da her ay farklı iş yerinde çalışacağı için farklı iş kazası ve meslek hastalıkları tehdidi altında kalacaktır. Kiralık işçinin yaşadığı iş kazası ve meslek hastalığından kiralandığı iş yerinin hiçbir sorumluluğu olmayacak ve işçinin sağlığı ve güvenliği tehlikeye atılacaktır.

Değerli milletvekilleri, biz bu yasaya "hayır" diyeceğiz ama cumhuriyetin kurucu bir organizasyonu, kurucu bir unsuru olarak kendini gösteren, söyleyen, her yerde söyleyen CHP'nin ise burada bu yasaya çok ciddi bir muhalefetini görmüyoruz; bunu da yanlış buluyoruz. Bu yüzden, bu yasaya ret oyu vereceğiz.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)