Konu:İstanbul Milletvekili Erdal Ataş'ın 298 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:84
Tarih:03/05/2016


İstanbul Milletvekili Erdal Ataş'ın 298 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ATAY USLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce dinlediğimiz hatibin kafası çok karışık. Konuşmasında dedi ki: Önce "Gelmesinler.", sonra "İhtiyacımız kadar alalım.", sonra "Biz ilgilenmiyoruz.", sonra "Onlara yeteri kadar hak vermiyoruz." Hatibe öncelikle şunu ifade ediyorum: Dönsün, HDP'nin parti programına baksın. Parti programında "Coğrafi sınırları kaldıralım." diyor HDP yani "Bütün sınırları açalım, isteyen gelsin." diyor.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Demin söyledi.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Siz yoktunuz ki, bunların hepsini ifade etti ya.

ATAY USLU (Devamla) - Şimdi, arkasından da diyor ki: "İhtiyacı kadar gelsin."

Bakın arkadaşlar, orada zalim bir rejim var, zalim rejimden öte PYD'den kaçanlar var, DEAŞ'tan kaçanlar var, hepsine biz kapılarımızı açıyoruz.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Beş yıl önce zalim değil miydi? O zaman kol kolaydınız.

ATAY USLU (Devamla) - Ben Ayn El Arap, Kobani olaylarında bölgedeydim. Bir gecede 170 bin kişiyi aldık, almak zorundaydık çünkü bombalar atılıyordu, insanlar ölüyordu, bebekler ölüyordu.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Dosttunuz, birlikte tatile gidiyordunuz, ne oldu!

ATAY USLU (Devamla) - Onları alırken Kürt demedik, Ezidi demedik, dinlerine bakmadık.

Daha geçen hafta Mülteci Komisyonu olarak biz Mardin'e gittik.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Dönemin Başbakanıyken, kol kolayken oradaki Kürtler aynı durumdaydı, farklı değildi.

ATAY USLU (Devamla) - Mardin'de Ezidi kampını ziyaret ettik, Suriyelilerin kamplarını ziyaret ettik. Orada her türlü sosyal imkân vardı; çocuklar eğitiliyordu, sağlık hizmetleri veriliyordu. Vermek zorundayız. Bu bizim tarihî, vicdani, hukuki, insani görevimiz.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Sokaklarda, 100 binlerce mülteci sokaklarda.

ATAY USLU (Devamla) - Öbür taraftan bir mutabakata varıldı.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Sokaklar mültecilerden geçilmiyor.

ATAY USLU (Devamla) - Bakın, mutabakattan önce, geçen yıl Akdeniz'de, Ege'de 4.771 insan hayatını kaybetti.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Dilenmeye mahkûm etmişsiniz, kadınları fuhşa sürüklüyorsunuz, farkında mısınız?

ATAY USLU (Devamla) - Bunların içinde bebekler vardı. Aylan bebek hayatını kaybetti. Vicdanınız sızlamadı mı? Sızladı.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Sizin yanlış politikalarınızdan kaybetti.

ATAY USLU (Devamla) - Onun için bir mutabakat ortaya koyduk.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - O yüzden mi Kayseri pazarlığı yapıyorsunuz?

ATAY USLU (Devamla) - Bu mutabakattan sonra, her gün 6 bin Suriyeli, 6 bin mülteci Ege'den geçme teşebbüsündeyken bu sayı 100'e kadar düştü.

GÜLSER YILDIRIM (Mardin) - Suriye'yi bu hâle getiren sizsiniz.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Kayseri pazarlığı yapan siz değil miydiniz?

ATAY USLU (Devamla) - Artık insanlar ölmüyor, ölmeyecek; biz böyle bir medeniyetiz, biz böyle bir devletiz arkadaşlar. Bunları yapmak zorundayız.

Kamplarda 280 bin kişi var, kampların dışında 2,5 milyon Suriyeli var.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Geri kalan 2,5 milyon nerede?

ATAY USLU (Devamla) - Suriye'ye barış gelecek, bunlar da geri dönecek.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Sokaklarda, sokaklarda.

ATAY USLU (Devamla) - Biz onlarla ilgili her türlü çalışmayı şu anda yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Bırak Suriye'deki barışı, kendi ülkene barışı getir ilk önce.

ATAY USLU (Devamla) - Avrupa bu anlamda da... Avrupa'ya da en son dedik ki: Bakın, bu sorun büyük bir sorun. Gelin, külfeti paylaşalım. Onlar da 8 milyon euroluk bir külfet paylaşımına gittiler, bu gerçekleşti. Bunların hepsini tek tek çalışıyoruz, tek tek yerine getiriyoruz. Bilin ki bu mülteciler bizim kardeşlerimizdir. Onlarla ilgili her türlü imkânı vermek zorundayız.

Hepinize saygı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)