Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:84
Tarih:03/05/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kilis başta olmak üzere sınır illerindeki vatandaşların can ve mal güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğu cihetle Anayasa ve İç Tüzük'ün ilgili maddeleri gereğince bir önerge talebi var. Bu hususta Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Daha önce, biz, Kilis'i ziyaret ettik Sayın Genel Başkanımızın talimatlarıyla. Bu amaçla bir araştırma önergesi de verdik. "Gerçekten Kilis merkezinde uyuyan hücre evler var mı? Varsa ne gibi önlemler alınıyor? İstihbarat ve güvenlik birimlerimiz neden zafiyet içerisinde? Katyuşa füzesi değil de daha etkin güdümlü füzeler, kimyasal başlıklı füzeler atılsaydı hâlimiz ne olacaktı? IŞİD terör örgütü neden Kilis'e füze atmaktadır? Acaba bunun bir nedeni var mıdır? Atılan füzelerden sonra misilleme yapılıyor, kime karşı yapılıyor? Kilis'e atılan bu bombalarla varılmak istenen hedef nedir? Neden bu Hükûmet bu konuya duyarsız davranmaktadır? Neden uluslararası platformlarda bunu gündeme getirmemektedir? Suriye'yle ilgili, 900 kilometrelik sınırımızda birçok yerleşim yeri varken neden özellikle Kilis bombalara maruz kalmaktadır? Füze kalkan sistemi neden yoktur? Füzeler düştüğünde siren çalmamaktadır." ve devam ediyor. Bu, oradaki vatandaşların bize sorduğu sorulardan oluşturduğumuz bir bölüm.

Şimdi, tabii ki sınırlar sadece bugünün eseri değil, sınırlar çözüm sürecinin eseri. Bugün ortaya çıkan bir şey değil bu. Bugün sıkıntıda yaşıyorsak bunun için yaşıyoruz. Şimdi, baktım, önergede PYD yok, PKK yok. Yalçın Akdoğan zaten çözüm sürecini istiyordu, yok buralarda. Bilmiyorum, Sayın Bakan görüşüyor musunuz siz bu meseleleri orada? Hükûmetin zaten bu işle ilgisi yok. Çözüm sürecinde orada oturduğu hâlde farklı şeyler söylüyor Sayın Akdoğan. Sayın Cumhurbaşkanı işe sahip çıktı da "Böyle bir şey yok." dedi. Millet inandı da biraz iş farklılaştı. Buna bakıyorsunuz, Hükûmet cevap vermiyor. İhracat konusu var. Şimdi, iddialar var. Füzelerle ilgili beyanlara, açıklamalara bakıldığında, barbar çetelerin ve halkın güvenliğini sağlama konusunda ortaya konan bilinçli çaresizlik hâli "Bu algı güçleniyor." diyor. Hükûmet buna ne diyor, çok merak ediyorum. Hükûmetten cevap verebilecek bir kadro da yok burada. "PYD'yi destekleyin." der gibi bir ifade çıkıyor burada.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti bu işi hafife almamalı. Bu iş çözüm sürecinden başladı, geldi. Şimdi, nereden bakarsanız bakın, bölgede uygulanan politikalar Türkiye'yi sıkıntıya soktu. Hem ülkenin dışında uyguladığınız politika sıkıntıya soktu hem içeride "çözüm rezaleti" dediğiniz politikalar sıkıntıya soktu. Problem sadece sınırın orasından gelmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, emniyet güçleri, bakın oralarda memleketin huzurunu sağlamak için neler yapıyor? Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti'ni hiç kimsenin sıkıntıya sokmaya hakkı yok.

Şimdi, "yerel dinamikler" deniyor. Yerel dinamikler de PYD, PKK... Şimdi, onlara da bakmak lazım. Kilis'te çatışma riski var. Bakınız, Kilis perişan, her gün füze isabet ediyor. Bu ilimizde yaşayan vatandaşlar korku içinde. O bölgede PKK'nın olmadığı tek il. Kilis terör örgütlerinin açık hedefi hâline gelmiş. Buradan göçler başlamış. Hiç kimsenin can güvenliği yok. Kilisli vatandaşlarımız çocuklarını okula göndermekten, toplumsal hayata güvenle katılmaktan çekiniyorlar. Kilis'in artan sorunları nedeniyle kadın ve aileden sorumlu genel başkan yardımcımız oraya gitti; daha sonra biz Kahramanmaraş ve Hatay vekillerimizle beraber oraya gittik. Burada fecaat... Bombalar yağıyor. Hükûmet duyarsız. Sosyal hayat can çekişiyor. Aileler perişan, evlerde oturmak güvenli değil. Hastaneler talep ve ihtiyaçlara cevap vermiyor. Esnaf kan ağlıyor; başka yerlerde, başka bölgelerde olduğu gibi vergi, sosyal güvenlik primleri ve diğer ödemelerinin ertelenmesini istiyor. Suriyeli nüfusun yüksekliği Kilis'in sosyal huzuruna da dinamit koyuyor.

Milliyetçi Hareket Partisi Kilis'in ve Kilisli kardeşlerimizin yanında oldu, o bölgedeki vatandaşlarımızın yanında oldu. Şimdi hiç kimse bizim AKP gibi Kilis'e yüz çevirmemizi beklememeli. Kilis Türk'ündür, Türk milletinin de kalbidir.

Şimdi, arzu ederdik ki Sayın Başbakan oraya gittiğinde Sayın Merkel'le beraber Kilis'e de gitsin. Niye gitmedi? Sınırın kenarında veya öbür tarafındaki kamplarla da bir haşır neşir olsaydı. Bunlar çok önemli hususlar. Kilis'e Sayın Genelkurmay Başkanı gitti, MİT Müsteşarı gitti; Savunma Bakanı ne işi vardıysa onlardan sonra, işini ikmal edip gitti; niye gecikti gitti bilmiyorum. Roketlerin kasten atıldığını Sayın Başbakan düşünüyor. Almanya Başbakanını oraya yakın ağırlıyorlar, sanıyorum sınıra gitmeyi tehlikeli buluyorlar, "Bunları Bakanlar Kurulunun gündemine taşıyacağız." diyorlar. Bakanlar Kuruluna o ana kadar girmiş değildi.

MHP olarak, gerçekten, Hükûmetin, hükûmet politikalarını ve vatandaşın Parlamentodan taleplerini acil olarak yerine getirmesini bekliyoruz. Bakın, Türkiye'nin, millî bekasının parametrelerini başka ülkelerin inisiyatifine terk etmemesi lazım. Biz tezkereyi burada niye verdik? Ne yapıyorsunuz tezkereyle? Biz niye verdik? (AK PARTİ sıralarından "Bağırma, sakin ol." sesi) Oy verdim, bağırırım.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlet. Millî, üniter ve güçlü bir devlet, sınırlarını, hiç kimsenin himmet ve desteğine ihtiyaç duymayarak koruyacak siyasi tasarruf ve stratejilerini bizzat kendisi tayin etmek mecburiyetindedir. Niye buraya geldiniz de bunu istediniz? Öyle değil mi Sayın Bakan?

Şimdi, Türk milleti, kendi söküğü varsa -bugün, bunları Sayın Genel Başkanımız sabah söyledi- kendi söküğünü kendi dikecek, kendi göbeğinin bağını kendi kesecek dirayet ve tecrübeye sahip. Ülkeyi yöneten Hükûmet aciz içinde. Sayın Bakanın bunlarla ilgisi yok. Bakanlar Kurulunda görüşüldükten sonra açıklamaları da tatmin edici değil. Nereden geliyor, nasıl geliyor, bunları eğer Türkiye Cumhuriyeti tespit edemiyorsa, kim olduklarını bilemiyorsa burada sıkıntı var demektir.

Şimdi, şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Bu bölgede sınırlar problemliyse, güvenlik sıkıntıdaysa burada, özellikle Kilis'in karıştırılmasının, Türk şehri olmasının çok büyük bir önemi var. Bu bir.

İkincisi: Çözüm sürecinin sonucunda ne oldu? Güneydoğuda bugün, o hendeklerin altında kaldınız. Kim yaptı bunları, Hükûmet neredeydi, istihbarat neredeydi, ne yapıyordu, bu kadar ölen vatan evladının sorumlusu kim? Hükûmet buna cevap vermek mecburiyetinde. Burada, buna cevap verecek bakanlar yok maalesef. Bunların çok net bir şekilde izah edilmesi lazım, anlatılması lazım.

Ama şunu buradan söylüyorum, haykırıyorum: Gelin, siz sınırın iki tarafındaki terör örgütlerini temizleyin; Milliyetçi Hareket Partisi, sonuna kadar Hükûmetin arkasında. Söz verin bu kürsüden. Her gün beyanat verip "Angajman kuralları uygulanacak." demek oradaki vatandaşın işini çözmüyor, milletvekillerine F klavye vermek milliyetçilik olmuyor. Bu meseleyi çözün.

Yüce heyete saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)