Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:82
Tarih:27/04/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; HDP'nin, Ergenekon davasının araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin vermiş olduğu önerge aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Ergenekon davasıyla ilgili tespit ve değerlendirmelerime geçmeden önce sizleri kısa tarihimizde bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, Türkiye, çok partili siyasi yaşama ilk defa 1946 yılında geçmiş, gizli oy, açık tasnif usulünde gerçekleşen ilk seçim 1950 yılında yapılmıştır. 1950 yılında yapılan bu seçimle Türkiye'de yirmi yedi yıllık tek parti iktidarı milletimizin kahir ekseriyeti tarafından merkeze değil, çevreye karşılık gelen Demokrat Partinin seçilmesiyle sonlandırılmıştır. Türkiye'de milletin değerleriyle siyaset yapıp milletin diline ve duygusuna tercüman olan Demokrat Parti 1950 ile 1960 yılları arasında üst üste seçim zaferleri yaşayınca tek parti iktidarının sahibi CHP ve onun asker, yargı, medya, sivil toplum kesimindeki destekçileri seçim kazanamamalarına rağmen iktidarda olmalarını sağlayacak alternatif arayışlarına girmişlerdir. Nitekim bunun için de kendileri açısından en kullanışlı yol asker ve yargı vesayetiyle darbeler olmuştur.

Bu durum kısa cumhuriyet tarihimiz boyunca tekrar edegelmiştir. 1960 darbesiyle Başbakan asılmış, 1971 muhtırası yaşanmış, 1980'de gencecik insanlar birbirine kırdırılarak darbeye zemin hazırlanmış ve nihayetinde darbe gerçekleştirilmiştir. 1990'lı yılların ilk yarısında yaptığı görevden kendisine güç vehmederek faili meçhuller yaşanmış, 28 Şubat süreci bizzat aktörleri tarafından "postmodern darbe" olarak tanımlanmış ve yine Türkiye Büyük Millet Meclisinin Cumhurbaşkanını seçeceği sırada 27 Nisan muhtırası baş göstermiş, Türkiye tüm bu süreçte bir türlü yerleşik demokrasiye geçemediği gibi milletten iktidarı emanet alan siyasi partiler de zinde güçler karşısında sinmiş, hiçbir varlık gösterememiş, cesaret ortaya koyamamıştır.

Sayın milletvekilleri, şimdi sormak isterim: Ergenekon davasından önce bu ülkede Başbakan Menderes ve arkadaşları asılmadı mı? Paşanın ifadesiyle demokrasiye balans ayarı yapmak için Sincan'da tanklar yürütülmedi mi? Genelkurmayda verilen brifingler, arka kapıdan girip çıkmalar hep yalan mıydı? Başbakan Erbakan sıkıştırılıp Refahyol Hükûmeti istifaya zorlanmadı mı? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan sadece bir şiir okudu diye görevinden alınıp hapse atılmadı mı? Ve son kertede, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök emrindeki komutanlara "Neler yaptığınızı biliyorum." demedi mi? Telefon görüşmelerinde "Başörtülü biri Çankaya'ya çıkamaz, çıkarsa başına şunlar şunlar gelir." sözleri sarf edilmedi mi? Açılan 60 küsur İnternet sitesinde bu milletin dinine, mukaddesatına küfür edilmedi mi? 367 garabetinde Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı Anayasa Mahkemesine parmak sallayarak "Kabul etmezseniz kaos çıkar." demedi mi? Bir gazete "Genç subaylar rahatsız" diye manşet atmadı mı? Aynen, yaşanmış darbeler öncesinde olduğu gibi Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi, Rahip Santoro, Danıştay katliamı gibi katliamlar yaşanmadı mı? Cumhuriyet mitinglerinde koca koca profesörler ellerinde "Ordu göreve" pankartlarıyla yürüyüş yapmadılar mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) - Hakan, konuya gel!

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) - "400 milletvekili vermezseniz kaos çıkar." diyenler de var.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Evet, sayın milletvekilleri, tüm bu yaşananlar ve özellikle AK PARTİ iktidara geldikten sonra baş gösteren bu olayların yaşandığı bir atmosferde suç konusu, dikkat edin, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek olan bir dava açıldı ve o davaya "Ergenekon Davası" denildi. Düşünün, o davadaki suç konusunun mağduru olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti gösteriliyor. Geçmişinde defalarca darbe yaşanmış bu ülkede darbeye teşebbüs nedeniyle yargı harekete geçmiş. Bir evin çatısında bombalar bulunuyor, bir soruşturma başlatılıyor ve bu soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan bir kişi -altını çizerek söylüyorum değerli arkadaşlarım- Susurluk kazasından sonra Mecliste görüşüne başvurulmak üzere davet edilmiş ve bu daveti hiçe sayıp bu davete icabet bile etmemiş bu kişi ifadeye çağırılıyor. Ve o süreçte, Avrupa Parlamentosu bu soruşturmanın Türk demokrasisi için çok büyük bir adım olacağını söylemiş. Soruşturmayla birlikte ne kadar darbe müzahiri parti, sivil toplum, akademik unsur varsa hepsi karşı tarafta mevzilenmiş. Evet, ortam bu arkadaşlar, Ergenekon sürecine hâkim olan atmosfer bu.

Sayın milletvekilleri, kim bilir, belki gerçek olabilecek bir darbe teşebbüsüne karşı başlatılan bu soruşturma toplumdan birçok kesimin desteğini arkasına alınca sinsi bir yapılanma kendi ajandasını devreye alarak bu davayı devlet içerisine çöreklenmenin bir aracı hâline getirmiş, Genelkurmay Başkanını dahi bir terör örgütü mensubu gösterme cüretine ulaşmıştır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Kim yapmış bunu?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Ne dediğini biliyor musun?

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Savcı kim?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın milletvekilleri, Ergenekon davası süreciyle başlatılan devlet içine çöreklenme yürüyüşü bugün farklı bir boyut kazanmıştır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - CHP ile MHP yaptı bunu değil mi!

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Hakan, sen Mars'ta mı yaşıyorsun?

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Recep Tayyip Erdoğan "Ben bu davanın savcısıyım." demeseydi o da bu cüreti kendinde bulmazdı, yazıklar olsun!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bu davayı kendi amaçları için devleti dizayn etme aracına dönüştüren aktörler, savcılar, hâkimler kendilerini kamufle ederek soluğu yurt dışında almışlardır.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Ortada bir darbe mi var, millî orduya kumpas mı var, onu söyleyin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Karar verin, karar!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Hükûmet bu düzenbazlara karşı kıyasıya mücadele vermektedir. Ancak, o gün Ergenekon davasının karşısında konumlananlar ne hazindir ki bu davanın aktörleriyle canciğer kuzu sarması olmuşlardır arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Siz öylesiniz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Devreler gitti, devreler yandı gerçekten!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - İş son zamanlarda bu davanın savcısı ile ana muhalefet partisinin liderinin birbirlerine güzelleme yapacak zirvesine ulaşmıştır.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Bu davanın savcısı kimdi, asıl savcısı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Kemal Kılıçdaroğlu.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Recep Tayyip Erdoğan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Davanın savcısı sarayda oturuyor.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, dikkat buyurun değerli arkadaşlar, bakın, çok önemli.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Ama bir nefes al, nefes al.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Nefes al, nefes al.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın Balbay, Sayın Dursun Çiçek; çok önemli, dikkat edin. Şimdi dikkat buyurun değerli arkadaşlar. Tarih, 9/1/2014. Sayın Kılıçdaroğlu, benim de seçim bölgem olan Bursa'da. Zekeriya Öz'ün "Tehdit edildim." sözleri üzerine şöyle bir açıklama yapıyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kim diyor, bir daha söyle, kim diyor onu?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Kemal Kılıçdaroğlu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Arkadaşlar, zor duyuyorlar da bir daha söyle.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlarınız dinlemek isteyebilir.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Ama nefes al bir, yavaş yavaş.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - "Zekeriya Öz, uzun yıllar devlet hizmeti görmüş, devlete hizmet vermiş birisi." Kim diyor? Kılıçdaroğlu. "Yalan söylemesine gerek yok. Eğer 'Başbakan beni tehdit etti, 2 kişiyi gönderdi.' diyorsa büyük olasılıkla doğrudur. Sayın Başbakan bizi tatmin eden bir açıklama yapmadığı sürece Öz'ün açıklamalarına itibar edeceğiz." Kim? Ergenekon savcısı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) - Ne var bunda Hakan, ne var bunda?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bu ne şimdi arkadaşlar, bu ne?

LEVENT GÖK (Ankara) - Ne var bunda?

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Ne anlıyoruz?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Ergenekon davasının savcısı Öz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Bundan ne anlıyoruz?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - O zaman siz Ergenekon'a da itibar ettiniz, o zaman Ergenekon'a da itibar ettiniz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Hakikaten ne anlıyorsunuz bundan?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Ya milleti niye kandırdınız, niye gerçekleri gizlediniz? Söyleyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) - Başbakan açıklama yaptı; nasıl suçlu?

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Tayyip Erdoğan ne dedi Zekeriya Öz'e, bir de onu söyle.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - "Ben savcısıyım." diyen kim, "Savcısıyım." diyen? Savcıya gel, savcıya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Yani, Kılıçdaroğlu'na göre Öz, devlet hizmeti görmüş, devlet umuru görmüş, yalan söylemez, muteber birisi, öyle mi?

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Evet, önceden devlet görevlileri yalan söylemezdi, yalan yemin etmezdi.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Şimdi, çıkıp buraya "Siz de şunu şunu yapmıştınız." diyeceksiniz.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Arkadaşlar, bu bir ironi, ironi; mizah var, ironi var!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Biz kendisini savcı olarak biliyorduk değerli arkadaşlar.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - İroniyi anlamıyorsanız, mizahı anlamıyorsanız ne yapacağız biz sizinle?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Ancak, onun militan olduğunu anladığımızda her şey değişti.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - O zaman mı anladınız?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Fakat, siz Ergenekon davası sırasında militan olarak görüyordunuz, şimdi dost oldunuz.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Orada ironi var, mizah var.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakın, bir şey daha söyleyeceğim...

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Siz ne dediniz? "Zekeriya Öz tarih yazıyor." dediniz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Peki, Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu güzellemesi karşısında Zekeriya Öz ne yapmıştır değerli arkadaşlar?

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Hanedanınız ne yapmıştı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Soruyorum sizlere: Ne yapmıştır?

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Ne yaptı? Ne yaptı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakın, ne yapmış biliyor musunuz? "Konuş dürüst lider, konuş." diyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Allah Allah!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Yahu, arkadaşlar, siz nasıl bir partisiniz!

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz nasıl adamsınız!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Siz platformsunuz, parti falan değilsiniz. Çeşitli grupların bir araya geldiği bir platformsunuz siz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - "Temiz eller operasyonu" dediniz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, bir de şu muhalefet milletvekillerinin ağzına pelesenk ettiği bir husus var. Sayın Cumhurbaşkanımıza atfen ne deniyor? Davaya "Savcısı benim." demiş.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Evet. Demedi mi?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Böyle bir şey demedi. Bunu açık...

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Nasıl demedi ya! Nasıl demedi!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakın, dinleyin, açıklıyorum.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Bu kadar mı şey olur? Nasıl demedi?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Dinleyin açıklıyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Dediyse ne yapacaksınız? Kanıtlarsak ne yapacaksınız?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakın, Baykal kendisine "Ben avukatım." deyince, savcılık yakıştırmasında bulununca ne diyor biliyor musunuz?

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Dediyse... Dediyse...

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Sayın Cumhurbaşkanımız da bir açıklama getirdi buna, diyor ki...

Bakın, dinleyin lütfen. Lütfen, rica ediyorum...

O dönemde CHP Genel Başkanı Sayın Baykal Başbakanımıza savcılık yakıştırmasında bulunuyor. Bunun üzerine Sayın Başbakanımız ne diyor, bakınız: "Biz, kendimize hiçbir vasıf tayin etmemişken bize de savcılık görevini, sağ olsun, yine onlar veriyorlar. Bu da güzel bir şey."

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Ya kendisi söyledi Hakan, yapma!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - "Niye? Savcı millet adına vardır, iddia makamı millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içerisindeyiz."

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Sen konuşmayı dinlememişsin.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - "Eğer bu anlamda savcılıksa evet, ben savcıyım." diyor. Ergenekon'un savcısıyım diye nerede geçiyor Allah aşkına! (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Nerede geçiyor? Uyduruyorsun, her şeyi uydurma!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Milletin gözünün içine baka baka burada doğruları ters yüz etmeyin lütfen.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Düzce'deki gibi rezil olursun ha! Düzce'deki gibi olma!

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Kaç defa söyledi.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Araştır da gel.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, böyle bir şey söz konusu olamaz.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin de kendini bir gözden geçirmesini özellikle rica ediyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)