Konu:Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Dördüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:81
Tarih:26/04/2016


Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Dördüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cümlenizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Meclis Başkanının demeciyle yeniden bir laiklik tartışması içerisinde kendimizi bulmuş bulunuyoruz. Sayın Meclis Başkanı bu beyanatı vermeseydi aklımıza laiklik gelmeyecekti. Bu kadar yoğun bir tartışmayı özgürlükçü laiklik üzerinde somutlaştırıp ortaya koysaydık bugünkü tabloyla karşılaşmayacaktık. Aleviler yok sayılırken, egemen inanç dışındaki inançlar yok sayılırken bir sistematikle karşı duruş ortaya konsaydı bu tartışmaların içinde olmayacaktık, belki de laikliği doksan yıl sonra tartışmayacaktık. Egemen inanca, egemen ulus sistemine dayanan laiklik sistemini egemen kılmasaydık bugün bu konuları tartışmayacaktık. Yıllarca, Aleviler başta olmak üzere, inançların yok sayılması, üzerlerindeki asimilasyon laik, demokratik cumhuriyetin yapabileceği işler değildir. Ancak, bu toplum sürekli olarak laik bir cumhuriyet iddiasıyla âdeta uyutulmuştur.

Laiklik kavramı cumhuriyetin kuruluşundan bu yana en çok tartışılan bir konu hâlini almıştır. Bu konunun önemi nedeniyle başta AK PARTİ olmak üzere, siyasi yelpazenin sağındaki partiler dini devletin hizmetine sokarak hayatın her alanında devlet dini yaratmaya çalışmış ve bu konuda çok önemli bir yol katetmişlerdir. Umutsuzluk vermek istemem ama kurumsallaşma ileri boyuttadır. Söylevlerimizde yeni bir devlet modeliyle karşı karşıya olduğumuzu defalarca belirttik. Siyasal İslam'ın yeni bir devlet modeli, laik demokratik tüm gelişmeleri toplumsal geriliğe hapsetmiş durumdadır. Sol, sosyalist, sosyal demokrat partilerin de bırakın dini devlet örgütünün dışına çıkarmayı, toplumun da dışına çıkarmaya çalışmaları bu toplumsal geriliğe hizmet etmiştir. Yine, aynı sorun sol, sosyalist partiler tarafından gelenek hâline gelmiş, aydınlanmacı pozitivist bakışlarla tanımlanarak toplum bu kalıplaşmış değerlere sıkıştırılmaya çalışılmıştır. Çeşitli toplum bilim anlayışları dikkate alındığında laiklik esas olarak, din ve devlet işlerinin ayrılması, devletin din kurallarına dayanmayıp pozitif hukuka dayanması, devletin ve dinin birbirinden bağımsızlaşması, devletin din ve inançlar karşısında tarafsız olması, dinsel görüş ve kurumların siyasal otoritenin dayanağı olmaktan çıkarılması, devlet otoritesinin ve siyasal otoritenin meşruluğunun tanrısal değil dünyevi bir kaynağa yani halka dayanmasını, bilginin referansının tanrısal olmaktan çıkarılıp tamamen beşerî, rasyonel bir temele oturtulmasını ifade eder.

Değerli milletvekilleri, partimiz Halkların Demokratik Partisi, din, mezhep, felsefi görüş ayrımı yapmaksızın tüm halkların ve inançların kendilerini özgürce ifade etme haklarını savunmaktadır; hiçbir baskıya maruz kalmaksızın farklılıklarıyla birlikte kendi varlığını korumasını, geliştirmesini, eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde istediği gibi yaşamasını temel bir ilke olarak kabul etmeyi artık toplumsal bir ihtiyaç olarak görmektedir. İnanan veya inanmayan herkesin inanç ve vicdan özgürlüğünü kabullenmek çağdaş dünyanın çağdaş yaşam bakışıdır. Özetle, Halkların Demokratik Partisi özgürlükçü laiklik anlayışını savunmaktadır. Bugün laik demokratik bir ülke yaratmak için zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmesi gerekmektedir. Her bir öğrencinin kendi inancı doğrultusunda seçmeli olarak ders ve eğitim alma hakkının gözetilmesi gerekmektedir. Sivil din eğitimi tümüyle serbest olmalıdır. Tek bir inanca hizmet eden devletin din ve inanç alanından elini çekmesi, din ve inanç işlerinin topluma, inanç sahiplerine bırakılması gerekmektedir. İnanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılırsa, kendi inançlarını istedikleri gibi yaşayabilecekleri koşullar yaratılırsa bu ülkenin laik olduğu o zaman söylenebilir. Başta cemevleri olmak üzere Alevilerin bütün ibadet mekânları ibadethane olarak tanınırsa, kapatılmış dergâh ve benzeri ibadet mekânlarının önündeki engeller kaldırılırsa, bu konuda yerel yönetimlere inisiyatif tanınırsa bu ülke o zaman laik olur, yoksa doksan yıldır yapıldığı üzere "Türkiye laiktir, laik kalacaktır." sloganı etkili olsaydı bugün ulaşılan düzeyi eleştiremeyecektik, belki de kaygılanmayacaktık.

Değerli milletvekilleri, bu söylediklerimizin çoğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü" başlıklı 9'uncu maddesindeki "Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir." hükmüne bire bir uyduğu gibi, Avrupa Birliği ülkelerindeki din ve laiklik uygulamalarıyla da örtüşmektedir. En önemlisi de bu öneriler, Anadolu'nun âdeta bir mozaik gibi olan çok kültürlü, çok dinli, çok dilli, çok etnisiteli yapısını kapsayabilecek ve bütün bu yapıların bir arada yaşayabileceği bir ortamı sağlayabilecek özgürlükçü laik önerilerdir. 1990'lı yıllarda tartışılmaya başlanan ve bugün Halkların Demokratik Partisinde somutlaşan özgürlükçü laik tanımı bu ülkenin demokrasi mücadelesinin de önünü açacak nitelikte öneriler içermektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün dindar, liberal, muhafazakâr, sosyal demokrat, radikal, demokrat veya sosyalist olabilirsiniz; bu kimlikler özgürlükçü laikliği savunmaya da engel değildir. Özellikle de bu ülkede toplumsal gelişmeye engel -deyim yerinde ise- kambur ya da ayak bağı hâline gelen aydınlanmacı, pozitivist laiklik anlayışını çöpe atmanın zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Özgürlükçü laik bir toplumu yaratmak aslında tüm dinlerin, tüm inançların özgürce yaşamlarıyla ilgili bir husustur.

Bugün Alevilerin doksan yıldır içerisinde bulunduğu inanç mücadelesini hepiniz çok iyi bilmektesiniz. Tek inançlı bir sistem buraya kadar gelmiş ve laik ve demokratik olduğunu söylemektedir. Biz buna Aleviler olarak inanmıyoruz, demokratlar olarak inanmıyoruz. Bu ülke laik olsaydı bugünkü sorunlar bu nitelikte tartışılmaz, bu boyuta da ulaşamazdı.

Bugün resmî bir anlayışın ürünü olan tekçi sistemin doksan yıldır değişmeyen yapısını bu Meclisin değiştirmesi gerekiyor. İnançlar özgürleşmezse, inançların önündeki engeller kalkmazsa elbette ki laiklikten bahsedemeyiz. Özgürlükçü laiklik esas olarak da inançların özgürleşmesiyle ilgilidir. Alevi'siyle, Sünni'siyle, bugün yaratılan din anlamında da söylemiyorum, gerçekten de bugünkü devlet dinî... İslam'la da ilişkisi olmayan, Müslümanlıkla da ilişkisi olmayan maalesef asimilasyon kurumları tarafından devrede olan bir sistem var. Oligarşik devlet yapılanması dediğimiz bu yapı maalesef Müslümanları da İslam dinini uygulayan insanları da asimile etmektedir. Biz bu sistemin artık değişmesi gerektiğini, anayasal yurttaşlık temelinde inançların özgün hâlini yaşayabileceği özgür, demokratik zeminlerin yaratılmasını istiyoruz, işte çoğulculuk da budur. Biraz önce sayın vekilimizin belirttiği üzere, yüzde 70 oy da alabilirsiniz, yüzde 60 oy da alabilirsiniz ama çoğulculuk anlamında bu şekilde sistemi rayına oturtamazsınız.

Özgür, demokratik ve gerçekten de ortak vatan yaratmak istiyorsak, bir arada yaşamanın koşullarını yaratmak istiyorsak tüm inançlara, tüm farklılıklara saygı duymamız gerekiyor. Bir gün yeni bir toplum sözleşmesinde ifadesini bulacak anayasa çalışmasında da bunlar dikkate alınmalıdır. Sadece çoğunluk sistemine dayanan ve esas olarak da tekçiliği reddedebilecek bir anlayışı egemen kılmak sizin yapacağınız çalışmayla da ilgilidir. Alevilerle ilgili Hükûmet eliyle yapılan bir çalışma vardı -sanıyorum 7 tane oturumla gerçekleşti- çok şey tartışıldı. Hükûmet gerçekten de bu Hükûmet programında da bu sorunları çözeceğini söyledi ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararını bile hâlâ uygulamakta tereddüt içerisindedir. Cemevleri bugün ibadethane olarak kabul edilse arkadaşlar, ne kaybedeceğiz? "Allah, Muhammed, Ya Ali" diyen bir inancın sizden ne farkı var? Usulde, temelde farklılık var mı yoldaşlar? Bak, size yoldaşlar diyorum, canlar diyorum. Bu sistemi, bu sorunları, egemen sistemin, tekçi sistemin sorunlarını bugün birlikte çözemezsek kardeşlikten de bahsedemeyiz; bir arada yaşamanın koşullarını, yeni yaşama doğru düşündüğümüz şeyleri de, ütopyayı da hayata geçiremeyiz diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)