Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:81
Tarih:26/04/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, bizi de televizyonları başında izleyen büyük Türk milleti; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Daha önce birkaç defa bu kürsüden Türk sporunun durumu hakkında konuşmalar yaptım, siz milletvekillerini ve spor kamuoyunu, Türk kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştım. Tabii, testi kırılmadan bir şeyler anlatmaya çalıştım ki testi kırılmadan buna bir çözüm bulalım ama testi, şu anda neredeyse kırıldı, çok az bir yapışık yeri kaldı.

Tabii, şimdi Türk sporu ve Türk futbolu hakkında "Nereye gidiyor?" diye bir soru sormamız gerekiyor kendimize. Türk sporu, maalesef, artık öfke, şiddet, kutuplaşma ve ayrışmayla anılır hâle geldi. Türk futbolu, stat içerisindeki ve stat dışındaki şiddet olaylarıyla anılmaya başlanmış ve bunların, bu olayların önüne geçilemez hâle gelmiştir.

Hepinizin bildiği gibi 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair bir Kanun çıktı. Bu kanun, özüne baktığınız zaman, olması gereken, iyi bir kanun ancak mevzuatı, kanunları, yönetmelikleri ne kadar güçlendirirseniz güçlendirin, eğer bu yasaları uygulaması gereken insanlar ehil, ehliyetli ve kabiliyetli olmaz iseler biz bu olayları yaşamaya devam edeceğiz saygıdeğer milletvekilleri.

Biliyorsunuz, PASSOLİG, elektronik bilet uygulaması yapıldı. Özünde o da doğru bir şey ama uygulanırken demek ki bunu uygulayanlar doğru uygulamıyor ki en son Trabzon-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarda o olayı yapan şahsın başkasının PASSOLİG'iyle stada girdiği ve olayı yaptığı anlaşılmıştır. Demek ki en doğru kanunu yapsak bile, en doğru sistemi getirsek bile insan faktörü en belirleyici faktör oluyor arkadaşlar.

Bizi yönetenler çözüm olarak ortaya hiçbir somut öneri sunmuyorlar, olayları birer kınama yayınlayarak geçiştirmeye çalışıyorlar. O makamlar kınama ve eleştiri makamı değil, o makamlar icraat makamlarıdır saygıdeğer milletvekilleri. Bu millet size bu yetkiyi olayları önleyesiniz diye veriyor; bu amaçla Spor Bakanı oluyorsunuz, bu amaçla Futbol Federasyonu Başkanı oluyorsunuz, bu amaçla Kulüpler Birliği Başkanı oluyorsunuz. Eğer bu işleri yapamayacaksanız -ki yapamayacağınızı artık kendiniz itiraf ediyorsunuz- lütfen istifa edin ve emaneti ehil ellere bırakın.

Dün Futbol Federasyonu olağanüstü toplantıya çağırıldı, Kulüpler Birliği olağanüstü toplantıya çağırıldı. Bu kaçıncı olağanüstü toplantı, artık tur bindirdiler, onun için saymıyoruz.

Şimdi, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ bu toplantıdan sonra bir açıklama yaptı, resmî siteden aldım, açıklamayı size çabuk çabuk okuyorum: "Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ Spor Toto Süper Lig'de Trabzonspor ile Fenerbahçe'nin karşı karşıya geldiği müsabakada yaşanan olaylar nedeniyle tüm maçların iki dakika geç başlaması kararını aldıklarını belirtti." Yani bu olaylardan sonra bu hafta bütün maçlar iki dakika geç başlayacak, aldıkları önlem bu. "Gümüşdağ, yaptığı yazılı açıklamada diyor ki: -burayı çok iyi dinleyin lütfen- 'Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşananların Türk futbolunu bir kez daha ülke ve dünya gündemine arzu etmedikleri bir şekilde taşıdığını belirterek...'" Yani bir kez daha dünya gündemine olumsuz bir şekilde taşındığını kabul ediyor. "Bu yıl içerisinde çeşitli vesilelerle tepki gösterdiğimiz birçok olay yaşanmasına rağmen, saha içi terörünün geldiği bu boyut bir kez daha harekete geçmemizi gerektiriyor. Bu sebeple bugün Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Kuddusi Müftüoğlu ve yayıncı kuruluş yetkilileriyle görüştükten sonra Türk futbolunun tüm paydaşları kenetlenmiş olarak maçları iki dakika geç başlatma kararı aldık." Güzel fakat son cümleleri çok vahim arkadaşlar: "Türk futbolunun marka değerini zedeleyen her durumda hızla harekete geçtiklerini vurgulayan Gümüşdağ şunları ifade etti: 'Gördüklerimizle artık sözlerin yetersiz kaldığı bir noktaya ulaştığımızı fark ediyoruz.'" Artık söz bitmiş. "Hakemlerimiz Türk futbolunun değerli bir paydaşıdır ve oyuncular, yöneticiler, taraftarlar ve futbolun içinde yer alan herkes ve her kurum onlara gerekli saygıyı göstermek mecburiyetindedir." Son cümleyi keşke söylemeseydin. "Dün gece yaşanan fiziksel saldırı ise hiçbir şart altında kabul edilebilir değildir. Umut ediyoruz ki bu aksiyon aracılığıyla Türk futbolunun tüm paydaşları nereye geldiğimizi ve dikkat etmezsek bizi ne gibi tehlikelerin beklediği üzerine düşünecektir." "Nereye geldiğimizi ve dikkat etmezsek bizi ne gibi tehlikelerin beklediği üzerine düşünecektir." Yani "Biz artık bu işi yönetemiyoruz, biz pes ettik." diyorlar. Peki, önlem olarak maçı, bu haftaki maçları iki dakika geç başlatmak bu şiddeti önleyecek bir şey mi sevgili milletvekilleri? Peki, bu hafta iki dakika durduk, bir daha olaylar oldu, üç dakika mı yapacaksınız öbür hafta? Bir daha oldu, dört dakika, beş dakika... Aldığınız önlem bu mu? Maalesef, bu arkadaşımızın, Kulüpler Birliği Başkanının, en tepedeki, Türk futbolunu yöneten 2 kişiden birisi olan Kulüpler Birliğinin açıklamasını ben size şimdi Türkçe tercüme ediyorum: "Aciz durumdayız, yapacak hiçbir şeyimiz yok. Kendimizi bu işi biliyor zannedip siyasi iradenin de desteğiyle bu görevlere geldik ama şimdi görüyoruz ki bizler Türk futbolunu yönetemiyoruz." Bunun açıklaması bu.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Doğru söylüyorsun.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - İyi niyetle gelmiş olabilirler, başka bir türlü düşünüyor olabilirler ama şu anda Türkçesi diyor ki: "Biz aciz durumdayız ve yönetemiyoruz." Öyleyse, sizin yapmanız gereken şey bellidir. Eğer Türk futboluna hizmet etmek istiyorsanız, en büyük iyiliği yapmak istiyorsanız, büyük bir hizmet yapmak istiyorsanız Türk Futbol Federasyonu Başkanını da alarak yanınıza -ikisi birlikte- işgal ettiğiniz o koltuklardan hemen kalkın ve futbol dışındaki kendi dünyanıza dönün. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, spor ve Türk futbolu bu durumdayken çözümsüz müyüz? Tabii ki değiliz arkadaşlar. Ben bir iki bir şey karaladım burada, mesela dedim ki, acil bir şekilde Türk sporu ve Türk futbolu için seferberlik ilan edelim ama samimi bir seferberlik. 2016 yılı bizim için çok büyük bir şanstır. Nedir bu 2016 yılı? Olimpiyatlar var bu sene, olimpiyat senesi. Kanunda, yasada diyor ki: "Olimpiyatların yapıldığı sene bütün federasyon seçimleri en geç altı ay içerisinde yapılmak zorunda." Peki, o zaman demek ki önümüze büyük bir şans geldi. Tekrardan bütün federasyon başkanlarını seçebiliriz. Ama, bugüne kadar yaptığınız gibi "Bu bizim yandaşımız, partilimiz, bu benim yeğenim, o onun kardeşi, bu bizim hemşehrimiz." gibi spora çok uzak yaklaşımlardan acil bir şekilde uzaklaşın. Mesela, gelin, bir yasa çıkaralım -buna "hayır" diyecek herhâlde kimse yoktur- bütün federasyon başkanları... Kendi branşında millî olmayan kimse federasyon başkanı olamasın.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Derler, yandaş bulamazlar.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Yok, buna demezler. Bu söylediğim şey çok önemli.

Yönetimlerine de o branşta millî olan en az bir kota koyalım, o yönetim kurullarını da orada yapalım. Bu bize neyi getirecek? Türk sporuna çok büyük bir moral getirecek, çok büyük bir motivasyon getirecek. Tabii, bu federasyonları biz bu sene seçeceğiz ama içlerinde bir tanesi var ki Türkiye Futbol Federasyonu, o da özerk olduğu için bu yasaya tabi değil.

Ben daha önce de burada Sayın Bakanımıza anlattım bu konuyu, herkesin içinde dedim ki: Sayın Bakan, bir an önce şu Futbol Federasyonunu olağanüstü toplantıya çağırın, yeni bir Federasyon Başkanı ve yönetimi seçelim ve önerim de aynı şekildeydi; bir millî futbolcuyu, efsane olan, siyasetle alakası olmayan, dünya ve Avrupa futbolunun tanıdığı bir millî oyuncuyu Futbol Federasyonu Başkanı yapalım. Yanına beş altı tane daha o kariyerde millî futbolcuları koyalım ki Türk futbolu morallensin...

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Hakan Şükür olabilir mesela.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Cemil Turan olsun, Cemil Turan'ı yapalım.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - ...Türk futbolu büyük bir moral kazansın, Avrupa ve dünya arenasında tekrardan Türk futbolu için yeni bir prestij kazancı olsun.

Tabii, bunları anlatırken ben, evet, siyasi bir partinin temsilcisi olarak konuşuyorum ama ben bunu -samimi söylüyorum- bir millî sporcu olarak, bir millî futbolcu olarak konuşuyorum. Boş verin, parti ayrımını yapmayın. Burada mevcut iktidar partisi milletvekilleri var. Hangi federasyon başkanı millî olsun dediğimizde "hayır" diyeceksiniz ki? Hiç kimse buna "hayır" demeyecek çünkü işi ehline verirsek, işi, o çamurdan gelen, o topraktan gelen... Benim bir tabirim var: 50 bin kişinin önünde kaleciyle karşı karşıya kalmış bir adam getirelim oraya, hissetsin o olayları, ne olduğunu bilsin çünkü bu şiddet böyle devam ederse bunun önüne zaten başka türlü geçilemeyecek, eğer böyle devam ederse daha büyük -Allah korusun- katliamlara neden olabilir. Ben daha önce de hatırlattım: Sırbistan-Bosna savaşı statta başlayan olaylardan sonra start alıp devam etti. Onun için bu konuda çok hassasiyetli olacağınızı düşünüyorum ve bu konuyla ilgili de bir çalışma yaptığımızı da size söyleyeyim. Sunacağım, inşallah yardım edeceksiniz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Noterden tasdik ettirecek misin?

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Noterden tasdik ettirmeme gerek yok çünkü bu millî bir mesele, herkes kabul edecek bunu.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Meclis Başkanıyla ilgili de bir iki cümle alabilir miyiz?

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Son olarak da... Bu arada tebrik etmek istiyorum birisini. Kimi? Dünya Tenis Federasyonu İstanbul Cup'ta ilk defa şampiyon olan kızımız Çağla Büyükakçay'ı tebrik ediyorum, başarılarının da devamını diliyorum.

Beni dinlediğiniz için de teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)