Konu:Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İşbirliği Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:75
Tarih:19/04/2016


Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İşbirliği Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 278 sıra sayılı Tasarı'nın birinci bölümü üzerine söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Sayın Bakanım, burada yaptığınız...

BAŞKAN - Sayın Ayhan, bir sözünüzü kesebilir miyim, eklerim sürenize.

Sayın milletvekilleri, lütfen sessizliğinizi korur musunuz, rica ediyorum.

Buyurun Sayın Ayhan.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Gecenin bu saatinde, tabii, yorgun arkadaşlar da, son konuşmacılardan biri olmak biraz güç ama.

Şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Bakanım, gerçekten son yaptığınız konuşmadan memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Burada ben yapacak olduğum tenkitlerin bir kısmından vazgeçtim. Söylediklerinizin bazıları beni ikna etmiş olmasa da en azından bu konuda Hükûmetin, iktidarın ne düşündüğünü anlamış oldum. Bu, gerçekten güzel bir şey. Bazen taktiksel olarak, bazen başka nedenlerden Hükûmetin konuşmadığı olabiliyor ama doğru bir şey olduğu kanaatinde değilim. Ben konuşmanızdan memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Ama, nereye kadar? Son kısmına gelinceye kadar bir problem yoktu. Orada siz zımnen tahakküm etme olayına doğru yönelmiş oldunuz, oranın demokrasiyle iler tutar bir tarafı kalmadı. Ben bunu söylemek istemezdim, hatta bu konuşma yarına kalırsa tutanakları getirtip daha detaylı bir analizini yapmak isterdim ama yine de konuşmanızın çok yararlı olduğu kanaatindeyim. Birincisi, bazı konularda hakikaten ikna oldum, vazgeçtim tenkitten. İkincisi de bazı konularda sizin ısrarcı olacağınızı ne yaptık? Görmüş olduk.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının genel gerekçesinde, uluslararası adli iş birliğinin, bir devletin yetkili adli mercilerinin diğer bir devletin adli yardımlaşma, suçluların iadesi, soruşturma ve kovuşturmanın devri ve hükümlülerin nakli konularını kapsadığı ifade ediliyor.

Sınıraşan suçlar artıyor, yeni suç örgütleri ortaya çıkıyor. Bunun için de cezai konularda uluslararası adli iş birliği ihtiyacı doğuyor, anlaşmalar imzalanıyor. Çok taraflı anlaşmalara ilaveten ülkemiz, ABD, Fas, Hindistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kuveyt, Mısır, Moğolistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan, Tunus, Türkmenistan vesaire, gerekçede devam ediyor, diğer ülkelerle de bu iş birliği anlaşmaları imzalanmış.

Bu tasarıyla cezai konularda uluslararası adli iş birliği alanında taraf olduğumuz anlaşmaların iç hukuka uygulanması kolaylaşacak.

Bir de rıza olayı var burada. Bu tasarıyla "rızaya dayalı iade usulü" gibi mevzuatımızda daha önce düzenlemediğimiz uluslararası adli iş birliği müesseselerine yer verilecek, konulara ilişkin mevzuat ihtiyacı da karşılanacak. Yani rızadan kaynaklanan olaylar da çözülecek. Şimdi, tabii, bu işte rızanın olması önemli. Bu tasarı da görüşülmeden veya Bakanlar Kurulunda imzalanmadan çok kısa bir süre önce Bakanlar Kurulunda ne oluyor? Kabul ediliyor. Başbakanlığa hangi tarihte geldi bilmiyorum. Bunu şöyle nitelemek mümkün: Belki ilahî bir tesadüf, belki de bu olayın akabinde duyulan bir ihtiyaçtan kaynaklanan olay. Bu daha önce çalışılmış vesaire ama Başbakanlığa gelişi hakikaten Hükûmetin rızasıyla mı, başka rızayla mı, onu bir ne yapmak lazım? İncelemek lazım, bakmak lazım.

Şimdi, bundan sonra, biz zaten Milliyetçi Hareket Partisi olarak seçim beyannamemizde yurt dışındaki vatandaşlarımızın adalete erişiminin önündeki yapısal ve hukuki engellerin uluslararası iş birliği imkânlarına ağırlık verilerek kaldırılacağını ifade ettik. Bu tür problemlerle mücadelede etkinlik sağlanması, suçun ve suçluların yakalanması için ülkeler arasında iş birliğinin şart olduğunu da söyledik.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuza mensup Adalet Komisyonu üyelerimizin hazırladığı muhalefet şerhinde, tasarının özel nitelikli konuları ve hukukumuza ilk defa girecek bazı kavramları içerdiği belirtiliyor. Özellikle sınıraşan suçlar ile özellikle finansal kurumlar ve bankalarla ilgili olaylarda ülkelerin ve yapanların farklı ülkelerde olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle bu hususlarda iş birliğinin önemli olduğu da ifade ediliyor.

Kuşkusuz, uluslararası iş birliği çerçevesinde, suçlunun suç işlediği ülkeye getirilerek yargılanmasının tamamlanması, infazın yerine getirilmesi için failin geri getirilmesi önemli. Ayrıca, ülkemizde suça karışıp yurt dışına kaçan ya da yurt dışında suça karışıp ülkemize gelenlerin yakalanıp yargılanmasında iş birliği kaçınılmaz.

Şimdi, burada, tasarının ana unsuru da merkezî makam olarak Adalet Bakanlığının tespiti. Bu durum, işlerin hızlı yürümesine katkı sağlayabilecek bir düzenleme olmakla birlikte, alınacak kararların dış politikada güvenlik, siyaset, sosyal ve ekonomik hususlarla ilgili olması nedeniyle verilen yetki ve sorumluluğun bir bakanlığı aşacak düzeyde olduğunu değerlendiriyoruz.

Siz burada bizi ikna etmeye çalıştınız ama maalesef, bu izahatınızın kifayet ettiğini düşünmüyorum, Sayın Bakan ayrıldı gerçi ama.

Şimdi, biraz önce dediğimiz gibi, bu tasarının Meclise gelişi, hakikaten rızaya bakarsanız, ya Allah'ın inayeti ya da denk gelmesi. Tabii ki Hükûmet bu tasarıya ilişkin hususlarda, özellikle Gülen dosyası veya paralel olayıyla ilgili neydi, ne sahibiydi? Epey bilgi sahibiydi, çalışmış bir vaziyetteydi. O zaman tersti. Neden? Ne yapıyordu? Dışarıdan birini getirmeye çalışılan hususlar ağırlıktaydı. Şimdi, burada kanaatimiz, biraz da meydana gelen olay dolayısıyla, dışarı bilgi verilmesiyle ilgili -zaten kuş kaçtı da- olay önemli ama ben şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Hakikaten, olayın bu kadar birbiriyle üst üste gelmesi önemli. Ben, özellikle, Bakanlığa şunu da sormak istiyorum: Amerika'daki tutuklamayla ilgili 19 veya 20, Bakanlar Kurulunda imzası 21, buraya gelişi, Meclise gelişi 24, bu arada Hükûmetin veya Bakanlığın dışarıdan bir bilgi talebinin olup olmadığı, bizim açımızdan önemli. Hükûmetten bunu bekliyoruz, en azından istiyoruz. Kamuoyunun aydınlatılması gerektiği kanaatindeyiz.

Gerçekten, sıkıntılı bir durum. Biraz önce söyledim, tasarının 2'nci maddesinde merkezî makam olarak tanımlanan olay, pek çok maddede bu makama verilen yetkiler, yürütmeyi yargı otoritesinin üzerinde konumlandırabilecek ve güçler ayrılığı prensibine halel getirebilecek.

3'üncü maddede de merkezî makamın görev ve yetkilerini düzenliyorsunuz. Ancak, bu yetkilerin tek başına Bakanlıkta olması, alınacak kararın güvenlik, dış politika, siyaset, sosyal politika ve ekonomik hususlarla ilgili olması, Bakanlığı da aşacak nitelikte. Burada, hakikaten, özellikle dikkat çekmek istediğim bir husus var, biraz önce de ifade ettik ama 17'nci maddede geldi; rızaya dayalı iade usulü konusu da Adalet Bakanlığının onayına bırakılıyor. 17'nci maddenin (4)'üncü fıkrasında da "Rızaya dayalı iade usulü uygulanarak verilen iade kararının yerine getirilmesi, Merkezî Makamın onayına bağlıdır." deniliyor.

Gerçekten, günümüz dünyasında teknolojik ve mali gelişmelere, millî güvenliğe, ekonomik menfaatlere tehdit oluşturacak suçların sınıraşan boyutlara ulaşması nedeniyle böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğu kesinlikle doğru ancak, zamanlama açısından bizim aydınlatılmaya ihtiyacımız var, bunu da bu Hükûmetten bekliyoruz. Burada gelip konuşmalarının da bu açıdan çok yararlı olduğu kanaatindeyim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum yüce heyete.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)