Konu:Çatışmalar nedeniyle harabeye dönen yerleşim yerleri için alınan kamulaştırma kararlarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:73
Tarih:14/04/2016


Çatışmalar nedeniyle harabeye dönen yerleşim yerleri için alınan kamulaştırma kararlarına ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; haziran seçimlerinin ardından bölgede çatışmaların artmasıyla harabeye dönen kentler için Bakanlar Kurulu tarafından kamulaştırma kararı art arda gelmeye başladı. 5 Nisanda alınan karar 11 Nisanda Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Karara göre, 4 il, 7 ilçede, 13 bölge, Emniyet Genel Müdürlüğünün kullanımı için İçişleri Bakanlığına izin verildi. Kamulaştırma kararına göre, sadece çatışma ve operasyonların sürdüğü kentler değil, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve buna benzer büyükşehirlerde karakol kurma planları devrede. Anlaşılan, bu uygulama ülke geneline yayılacaktır.

Türkiye hızla demokratik hukuk devletinden uzaklaşıp polis devleti oluyor. Sorunları çözmek gibi planları olmayanların başvurduğu yöntem güvenlikçi anlayışı güçlendirmek olmuştur. Böylelikle, barışçı, demokratik bir anlayıştan uzaklaşıyoruz, polis devleti olma yolunda geri dönülmesi mümkün olmayan adımlar atıyoruz.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Bakanlar Kurulu 25 Mart 2016 günü acele kamulaştırma kararı almıştır. Sur'un tarihî dokusu koruma imar planında dikkate alınmış ancak şimdi bu planda olmayan yollar meydanda görünüyor.

Dünya kültür mirası güvenlik politikalarıyla güvenli kılınamaz. Sur'da şu anda yürütülen her faaliyet 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası'na aykırıdır. Sur için acele kamulaştırmanın İstanbul Sulukule ve Tarlabaşı yıkımlarıyla, Bursa Doğanbey kentsel dönüşümüyle aynı mantığı taşıması gerçekten üzücüdür. Kentin yoksulları, çalışanları, işçi sınıfı, ötekileri bu kent merkezlerinde istenmiyor. Bu bir bakıma bir kültür kıyımı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sur'daki mekânlar ve mahalleler ve iktidarın başını ağrıtabilecek diğer bütün sokaklar ne yazık ki artık bu ülkede Sur olarak değerlendirilmektedir. Siyasi iktidar, kendi siyasal geleceği ve yandaşları için yapay büyüme aracı olarak gördüğü konut ve müteahhitlik hizmetlerini ülkenin her yerinde hayata geçirebilmektedir. Çatışmasızlık süreci sonrasında harabeye dönen Sur'un yanı sıra, Cizre, Nusaybin, Silopi ve diğer kentlerde bu süreç bu şekilde hayata geçirilebilir. Şok Doktrini çalışmasında anlatıldığı gibi felaket kapitalizmi Sur'da uygulanmaya konulmuş olabilir. Felaket beklentileri zamanlarında ya da felaketlerin ertesinde oluşan olağanüstü hâl durumlarının sermayeye büyük fırsatlar tanıyacağını hep birlikte biliyoruz ve gördük. Böyle zamanlarda rahatlıkla uygulanacağını biliyoruz bu tür uygulamaların. Ne yazık ki New Orleans sel felaketi böyle bir yaklaşımın tam da sonucunu bize sunmuştur. Sosyal konutlardan çıkmayan vatandaşları bir sel yok etmiştir ve bunun üzerinden aynen şunu söylemiştir yetkililer: "Bizim başaramadığımızı ne yazık ki Tanrı başarmıştır."

Evet, değerli milletvekilleri, yine, 273 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 26'ncı maddesinde aynen şöyle bir ibare var, "Kamu düzeni ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak ve kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde..." diye bir cümle var. Bu cümleyle, artık bu ülkede her mahallede, her sokakta, her yerde siyasal iktidar istediği dönüşümü yapacaktır ve bu madde -eğer geçerse değerli milletvekilleri- Anayasa'nın 35'inci ve 36'ncı maddelerine, 125'inci maddesine, 138'inci maddesine aykırıdır. Alınan bu acele kamulaştırma kararının halkın görüşü alınmadan ve saklanarak alınması hukuka, demokratik sosyal devlet ilkesine, mülkiyet, eşitlik, konut dokunulmazlığı ve barınma hakkı ilkelerine uygun olmadığından eğer bu madde uygulanırsa kişiler bulundukları bölgelerinde mülteci statüsüne gireceklerdir, bu da o ülkede hukukun tükendiğini, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin ve egemenlerin diktatöryalarının uygulandığı anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, evet, bu ülkede gerçekten kamu düzeninin ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak ve kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerle ilgili bir sorun var. Sorun, ülke düzenini bozan, yaşamımızı riske atan bir AKP iktidarıdır. Evet, bir acil el atmaya ihtiyaç var. AKP'yi bu ülkeden el atma yöntemiyle bir an önce uzaklaştırmamız gerekiyor.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)