Konu:65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:72
Tarih:13/04/2016


65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Hayırlı akşamlar, iyi geceler diliyorum değerli milletvekilleri. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına sevgi ve saygıyla Genel Kurulu selamlıyorum.

Şimdi, biz TOKİ üzerine yapılan birtakım uygulamaların nasıl fiilî durum yarattıktan sonra hukuk ihlaline maruz kaldıklarında hukukun baypas edilerek yeniden yasayla mevcut şartlara dönüştürüldüğü üzerine tartışmaları takip ediyoruz. Ama, prensip olarak bu Mecliste milletvekillerimizin büyük bir çoğunluğunun kabul ettiği sosyal değişmeye ve bu sosyal değişmeyle beraber kentleşmeye, moderniteye, yaşam tarzımızla örtüşmeyen mimariye maruz kaldığımızı görüyoruz. Özellikle iktidarın ilk dönemlerinde şehir rantlarıyla birlikte başlayan rantiye ve şantiyelerin birlikte TOKİ bloklarını insan unsurunu, kültürü, kenti, kimliği hesaba katmadan nasıl bir heyula yarattığını hep birlikte görüyor ve takip ediyoruz. Ülkemizin ihtiyacı alt gelir grubuna konut üretmeyi sadece nicelik olarak görüp hedef kitlenin yaşam tarzını hesaba katmadan bu blokların dikilmesi inanıyorum ki iktidar mahfillerini de rahatsız etti. Hatırlıyorum, Sayın Cumhurbaşkanı geçmişte Başbakanken "Bu dikey mimari insan fıtratına uymuyor, yatay mimariye geçmeliyiz, çocuklarımızın ayakları topraklara değmeli." gibi ifadelerle bunun uygun olmadığını ifade etmişlerdi. Ama bugün itibarıyla ben birkaç hatırlatma yapmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, "hafıza mekânı" kavramı vardır. Bu hafıza mekânı hatıralarla, anılarla hepinizin, hepimizin geleneksel ortam içerisindeki çocukluğumuzun geçtiği, çocuk oyunlarımızı oynadığımız sokaklar ve oralardaki bakkal önleri veyahut da top koşturmuş olduğumuz sahadaki amcanın ya da o yer kiminse onun adıyla anılan mekânlar. Bizim memleketimizde Osmaniye'de mesela Tabancalı Döndü'nün Dudu vardı, Yargıcı'nın Çeşmesi vardı. Ama şimdi bunların hiçbirisi yok. Hâlâ Birlik Taksi'den taksiye bindiğinde "Beni Tabancalı Döndü'nün oraya bırak ya da Yargıcıların orada inecek var." diyor yaşı belli bir miktarın üzerinde olan büyüklerimiz. Ama küçükler bu mekânları bilmiyor. Oradaki hatıralar, hafızalar bu kentsel dönüşümle beraber yok olup gidiyor. Bu yok olup gidenlerin yerine koyduklarımız bizi geliştirmiyor, bizi dönüştürmüyor. Hafızasız, belleksiz bir toplum yarınlara gidemez değerli milletvekilleri. Bireysel olarak biz aklımızı, şuurumuzu kaybettiğimiz takdirde nasıl kendimizi yönetemezsek aynı tarih şuuru, tarihlilik bilinci nasıl olmaz, millet tarihlilik şuuru olmadan nasıl millet olamazsa kentler de kendi hafızalarını var eden, bu anılarının, kimliğinin, çocukluğunun geçtiği, sokak arkadaşlığının ve hatıralarının olduğu ortamlar olmadan o geleneği geleceğe aktaramaz. Bugün TOKİ blokları gibi ucube dikey mimarinin içerisinde ellerinde birer iPhone'la, İnternet'le teknolojiye entegre, âdeta kendi gerçeğinden kopuk bir nesil yetiştiriyoruz. Neden? Doğal hayatta yok. Bugün sitelere baktığınızda çocukların geleneksel olarak kendini ifade edebileceği oyun alanları yok. Bugün belediye başkanlarının şehir mimari planının içerisinde bunlarla ilgili bir dizayn, bir organizasyon yapılmıyor. Göstermelik birkaç kaydırak ile salıncak, o da blokun en ucube köşesinde, kuzey bölgesinde, iş olsun diye, mevzuat yerine gelsin diye.

Burada herkesin, hepimizin samimiyetle bir itirafta bulunması ve sağlıklı bir toplumu inşa edebilmek ve bir arada yaşama kültürü için, demokrasinin gelişmesi için, geleneğin geleceğe aktarılabilmesi için, dedenin torununu kucağına alıp, elinden tutup gezdiği parklarda kendi değerlerini aktarabileceği, sözlü kültürünü ifade edebileceği, o torununa geleneksel oyunları öğretebileceği mekânlar inşa etmek durumundayız. Her şey şantiye, her şey rantiye değildir. Bütün bu değerler üzerinden doyuma ulaşmış bir toplum, umarım iktidar mahfillerinin de doyuma ulaşmış müteahhitleri, vicdanlarını rahatlatmak adına bile olsa bu hakikati görürler ve bunlara uygun projeler üretmeye başlarlar diye düşünüyor; Genel Kurulu sevgi, saygı ve en derin muhabbetle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)