Konu: 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:72
Tarih:13/04/2016


65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, 273 sıra sayılı torba kanun üzerine konuşacağım. Kanunun adını okuyacağım. Arkadaşlar, kanunun adı bir buçuk sayfa, bir buçuk sayfa kanunun adı var. Niye biliyor musunuz? Torba kanun.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Sıra sayılı efendim.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Torba kanun, üstelik "bazı kanunlar" demiş bu laf atan komisyon başkanı. Kanunların adını saysa yedi buçuk sayfa olacak. 23 kanunu toplamış, bir tane torbanın içine koymuş. Niye? Çünkü 23 tane kanunu, bu vatandaşın lehine çıkması gereken 23 tane kanunu koysa 23 kanun görüşülecek, muhalefet konuşacak derdindeler, muhalefet konuşmasın istiyorlar. Niye? Türkiye'yi çok hızlı yönetecekler, hızlarına yetişemiyoruz.

Bakın, şimdi, Türkiye'yi çok hızlı yönetecek bu iktidar, şu kanun hükmüyle neler getiriyor? Vaktim yettiği kadar anlatayım size. İlk, sigortayla ilgili düzenleme yapıyor. Sigorta melaneti nedir? Sigorta melaneti şudur: Değerli arkadaşlar, bu ülkenin sigorta şirketlerinin yüzde 90'ı yabancıların elinde; İngilizlerin elinde, Fransızların elinde, Japonların elinde, bunları da sattılar. Bunların zamanında çoğu yabancıların eline geçti. Sigorta şirketi ile halkın arasındaki ilişki ne? Halk, evini, arabasını sigortalatıyor; sağlığını, emekliliğini sigortalatıyor, bu yabancı şirketlere prim ödüyor. Başına bir şey gelince de sigorta şirketinin para vermesi gerekiyor. Tam o para verdiğinde sigorta şirketleri bu halka para vermediği için bu yargı organlarında halkın lehine kararlar çıkıyor. O halkın lehinde kararlar niye çıkıyor? Zorunlu Trafik Sigortası Kanunu ve Borçlar Kanunu'na göre. Şimdi, şeytani bir hüküm koymuşlar, diyorlar ki: Sigorta genel şartları... Sigorta genel şartları ne? Hazine Müsteşarlığının çıkardığı tebliğ. Borçlar Kanunu uygulanırsa halkın lehine oluyor ama sigorta genel şartları yani yürütmenin bir tebliği çıkarsa şirketin lehine oluyor. Bir madde koymuşlar, Hazine Müsteşarlığının tebliğini yüce Meclisin iradesini, halkın iradesinin önüne geçirmişler. Borçlar Kanunu'ndan önce o uygulanacak, vatandaş yargıya gidecek, beş kuruş para alamayacak bu sigorta şirketlerinden; oğlu ölürse, kızı ölürse, arabası pert olursa, hastalanırsa beş kuruş para alamayacaklar, işte bu hızlı yönetilecek Türkiye'ye koyulan bir mayınlı maddeyle.

Ne yapmışlar? Getirmişler, mega projelerle ilgili hüküm koymuşlar. Mega proje diye yutturdukları ne? Üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, bir tane de harbiden delice bir proje -çılgınca demiyorum- ahmakça bir proje, kanal projesi. Ne bu projeler? Yap-işlet-devret projesi. Ne demek? Müteahhit yapacak, parayı bulacak, koyacak masanın üstüne, yapacak. Ne demek? İşletecek, risk alacak, satacak, parasını cebine koyacak. Ne demek? Süre sonunda devredecek. Peki, ne yapıyor bunlar? Üçüncü havalimanında gördünüz. Zaten bir sürü rezillik bin parayla gidiyor Sayın Bakan. 630 milyon dolar rüşveti havuzcular topladı, o havuz medyasına koydular, o havuz medyasında koyulanların hepsinin kaleminden bize hakaret akıyor ya... Hepsini kapattınız, değil mi? Şimdi, ben size... Bak, paralel maralel değil, ben CHP vekiliyim. Hiç paralelle ilgisi yok, ben tespit ettim, ben size yolsuzlukları anlatayım.

Getirdiler, hani müteahhit yapacaktı? Ziraat Bankası 4,5 milyar avro... Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halk Bankası, 3'ü de kamu bankası. 4,5 milyar avroyu... Hani bunlar yapacaktı, niye kamu bankalarından parayı alıyorlar? Hani bunlar işletecekti? Bunların hepsine 15 milyar dolar garanti veriyorsunuz, o garantilerin ödenemeyeceği bugünden belli. Kim ödeyecek? Bu gariban halk ödeyecek, bu zavallı halk ödeyecek bu parayı, bunu da görüyoruz. Ya, üçüncü havalimanını yapıyor...

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Hayal dünyasında yaşıyorsun, hayal!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Oradan laf atıyor, bak!

Üçüncü havalimanını yapıyorlar, ihale yapmışlar. Havalimanı denizin 90 metre üstüne yapılacak. Havalimanı dediğim alan da şu Meclis yerleşkesinin bin katı. Denizin 90 metre üstüne çıkaracağız diye ihale yapmışlar; ihale bitmiş, ihaleden sonra 60 metreye düşürüyorlar. 30 metrelik o hafriyat farkı 2,5 milyar avro, Mehmet Cengiz'in cebine koydukları para -o Mehmet Cengiz ki bizim anamıza küfreden adam- ha, bu bakanlar koydu. (CHP sıralarından alkışlar) 2,5 milyar avroyu hangi vicdanla Mehmet Cengiz'in cebine koydunuz? Bakana soruyorum, diyor ki: "Biz onu sonradan geri alacağız." Ya, böyle ihale mi olur? Böyle ihale mi olur, böyle şartlar mı değişir? Siz kimi kandırıyorsunuz?

İhale yapıyorlar. Yirmi beş yıllığına kiralanmış burası değil mi? İhaleden sonra sözleşmenin süresi başlayacak. İki sene geçti aradan, iki sene. "Orman Bakanlığı izin vermiyormuş." diye havalimanının yer teslimini yapmıyorlar. Niye? Şeytani plan; iki sene fazla işletecekler. Mehmet Cengiz'i, Makyol'u, Mapa'sı cebine 2 milyar avro fazla koyacak iki sene fazla işlettiği için. Utanmazlığa bak, utanmazlığa!

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Hani yanlış projeydi!

NURETTİN DEMİR (Muğla) - Ortak mısın?

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Mehmet Cengiz'in ortağı mısın sen?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ya, yanlış değil hırsız proje be, hırsız proje be, yetim hakkını yemiş proje! Bak, bak, hiç boşuna gürültüye getirme. Bu vatandaşın hakkını nasıl yediğini anlatayım. Bak, şunu yapıyor: İki yıl, bak, iki yıl yer teslimini yapmıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri var, Recep Tayyip Erdoğan aday. Manşete bak: "Üçüncü Havalimanının Temel Atma Töreni" Be vicdansızlar, yer teslimini yaptınız mı temel atıyorsunuz be? Yer teslimi olmayan projenin temeli nasıl atılır? Nasıl atılır? Siz bu halka bu kazığı nasıl atarsınız? Oranın bir yıllık kirası 1 milyar avro. Sen vermemişsin adama, Mehmet Cengiz'e yeri, iki yıl sonra süre başlayacak, Recep Tayyip Erdoğan temel atıyor. Ya, bir devlet bu kadar yolsuzluğun içine girer mi arkadaş ya? (CHP sıralarından alkışlar) 2 milyar avro ne demek siz biliyor musunuz? 2 milyar avro için 2 milyon insan aç kalıyor.

Sosyal güvenlik hükümleri getiriyorsunuz. 65 yaşına maaş vereceklermiş de zorluklar çıkarılıyormuş. Onlar sizin himmetiniz falan değil, o onurlu insanların hakkı. Hırsızların himmetine ihtiyacı yok bu ülkenin. O 6,5 milyar avroyu verin, biz halkımızı zengin ederiz. Neymiş? Sosyal yardım yapıyorlarmış. Bir şey deyince "Seçim oldu kardeşim, yüzde 50 oy aldık." Nasıl aldın yüzde 50 oyu? İşte bu şekilde yolsuzluklarla, yasaklarla halkın iradesini baskı altına aldınız, o halkı aç bıraktınız, o sosyal yardımlarla o garibanı tehdit ettiniz. Utanmadan sosyal yardımları da... Fakir ailelere kömür dağıtırken yolsuzluk mu yapılır ya? Fakir ailelere gıda dağıtırken AKP'nin MKYK üyesi Asuman Erdoğan'ın eşi Fatih Erdoğan şu Ankara Belediyesini gözünüzün önünde soyuyor be. Peynir dağıtıyorsunuz halka, Migros'taki peynir sizin dağıttığınız peynirden daha ucuz, 5 ton peynir veriyor. Soruyorlar bu Fatih Erdoğan'a: "Ya kardeşim, vatandaşa 5 ton peynir Migros'tan bu kadar da pahalı satılır mı?" "Faturayı geç ödüyorlar." diyor. Nasıl ihale yapıyorsun ki? İhaleye bir şart koymuş bu Melih Gökçek, ona da geleceğim. Melih Gökçek de kaçamayacak da, şu mega projelere devam edeyim. Üçüncü köprüyü yapmışlar. Üçüncü köprüde 7,5 milyar dolar garanti var arkadaşlar, 7,5 milyar dolar garanti. Bakın, buradan uyarıyorum: Bu memleketin başını büyük belaya sokacaksınız, bu garantiler bu ülkeyi çökertecek. Biz bugün bize bağıran zihniyeti 1919'dan tanıyoruz, ne olduğunu biliyoruz. Bu ülkenin vatanını bölmek üzereler, kardeş kanı bu noktaya gelmiş, halkın malını mülkünü nasıl talan ettikleri ortada ama size söylüyoruz -hiç boşuna gülümseme- bu vatanı size böldürmeyeceğiz, bu halkın hakkını size yedirmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, kendinizi çok güçlü sanıyorsunuz, demokrasi yok, hukuk kalmamış, yargıyı kendinize bağlamışsınız... Aha Reza Zarrab'ın durumu ortada, memleketin rezaleti Amerika'dan çıktı ya.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Kadına parmak sallanmaz Aykut Bey, kadına parmak sallanmaz ayıp olur, nezaket dışı olur.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu halkı soyarken nezaket dışı değil, benim içim yanmış elimi kaldırıyorum, nezaket dışı... Ben nezaketsizim arkadaş, ben yetim hakkını yiyene nezaketsizim, ben yolsuzluk yapana nezaketsizim, ben yargıya darbe yapana nezaketsizim...

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Geç onu, geç!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - ...onlar nezaketi hak etmiyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Bak Amerika'da rezaletiniz çıktı. Reza Zarrab ötecek, kim bilir hangi millî çıkarlarımızı ona teslim edeceksiniz. 17-25 Aralık, paralel, paralel, paralel, paralel... Ya, paralelse size paralel arkadaş. Biz diyorduk ki: Paralel diye bir şey var. "Vay CHP'liler şöyle." diyordunuz değil mi? Ne oldu, ne istediniz vermediniz, niye paralelinizde dert oldu?

Bu kadar yolsuzluk... Şu İstanbul'un üçüncü havalimanını niye ormana yapıyorsunuz? 100 milyar dolar para harcayacaksınız, bundan halka ne fayda var? Halka kuruş fayda yok, emlakçılarına fayda var. O güzelim ormanları -hepsi devlet malı ya- alıp TOKİ üzerinden yandaşlarına peşkeş çekecekler, o yandaşlar da -bu halkın orada parası yok, o daireleri kimse alamaz- yabancılara satacaklar, ondan sonra bize hizmet diye yutturacaklar. Kendi belediyenize sorun be, İstanbul AKP Belediyesine sorun, iki yıl çalışmış, büyükşehir plan hazırlamış, nerede yapılacakmış havalimanı, üçüncü köprü, orada mı yapılacakmış? O kuzey ormanlarına niye kıyıyorsunuz siz? Çünkü emlak projesi yapıyorsunuz, üçüncü havalimanı, üçüncü köprü, kanal. Sizin o "kupon arsa" diyen büyük yöneticiniz var ya... O emlak projesini, o millî emlakçının, memleketi emlake çeviren emlakçının o vahşi projelerinde, o halkı soyan projelerinde, o İstanbul'u katleden projelerinin oltasındaki yemdir. Siz şimdi gülümseyin, halkın adaletine hesap verdiğinizde biz orada hüzünle bakacağız. Hüzünle bakacağız, bu halkın soyulduğu günleri hatırlayacağız. Size söz veriyoruz, siz de bu halka hesap vereceksiniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)