Konu: 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:71
Tarih:12/04/2016


65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kanal İstanbul Projesi ekonomik anlamda hukuki ve geometrik durumları saptanamamış, etki analizleri yeterince yapılmamış, yok ettiği mera alanları ve kamulaştırmalarla doğanın dengesini bozan, Marmara ve Karadeniz'deki canlı yaşamını doğrudan etkileyen, bu yüzden de aynı zamanda uluslararası bir sorun olarak karşımızda durmaktadır eğer yapılacaksa. Ayrıca, mera, kışlak ve yaylak alanlarının Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına devredilmesi, denetime tabi olmaması da hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

Değerli milletvekilleri, su yolları coğrafik bir oluşumdur ve İmar Kanunu'na "su yolu" yazılarak dercedilecek bir tanım içine bu durum sıkıştırılamaz. Bu yapılmak istenen düzenlemelerle, 3194 sayılı Kanun'a "su yolu" ibaresi konularak Kıyı Kanunu'nun söz konusu kısıtlaması âdeta bertaraf edilmek istenmektedir. Kanal İstanbul Projesi'nin uygulamasını finansal yönden kolaylaştıracak bu çözümün Kıyı Kanunu'na aykırı olduğu açıkça görülmektedir. Çünkü, Kıyı Kanunu'na göre, kıyıda özel mülkiyete ait arazi olması mümkün olamayacağından kıyıda kalan alanların İmar Kanunu'nun 18'inci madde uygulamasına tabi tutulması da olanaklı değildir. Bu, hukuka, ahlaka ve bilime aykırı bir durumdur.

Yine, bir diğer konu da gerekçede belirtilen hazine ve kamu arazileri üzerinde yapılan yapay su yollarının belediyelerce satılmasının engellenmesi hususu. Değerli milletvekilleri, amacıyla birlikte ortaya çıkan özel araziler üzerinde oluşturulan yapay su yollarının ne tür bir işleme tabi tutulacağı da maalesef bu tasarıda açıklanmamış.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 8'inci maddesiyle tüm canlılara ait suyun şirketlere devrine yasal statü kazandırılmaya çalışılmaktadır. 9'uncu maddeyle yerel yönetimlerin suyla ilgili yatırımları elinden alınmaktadır. Amaç, suyun piyasada alınır, satılır bir metaya dönüştürülmesi hususudur.

10'uncu maddedeyse yine, vadiler arası suyun taşınımı, havzanın şirketler tarafından bütünleşik kullanımını düzenleyen bir ortaklık yasası olarak ortaya çıkmaktadır. Su havzasının bütünleşik kullanımı, suya gereksinimi olan tüm üretimlerin taşınımı, suyun ticarileştirilmesini yasalaştırmaya çalışmaktadır. Kanal İstanbul Projesi, düzenlemeye alınan yerlerden ziyade, uluslararası hedefleri ortaya konulan ve hukuka da aykırı bir proje durumundadır.

Değerli milletvekilleri, Kanal İstanbul'un -biraz önce de ifade edildiği gibi- 13 milyar dolarlık bir maliyet tablosu ortaya çıkmıştır, proje maliyetleri hariç. Bu 13 milyar dolarla, 13 kente yapacağınız her 1'er milyar dolarlık yatırımla işsizliği önlersiniz, göçü önlersiniz. Çorum'a 1 milyar dolar, Çankırı'ya 1 milyar dolar, Yozgat'a 1 milyar dolar, Sivas'a 1 milyar dolar derken 13 milyar doları paylaştırdığınızda Anadolu'daki göçün batıya yayılmasını engellersiniz.

Değerli milletvekilleri, şimdi, 470 metre eninde bir kanalı düşünün ve 25 metre derinliğindeki bu kanalın hukuki ve geometrik durumu çözülememiş, 18'inci maddeye yüklenerek buradaki mülkiyet sorunu çözülmeye çalışılıyor. Bu, gerçekten, Medeni Kanun'a da aykırı bir durumdur. Etrafındaki mülkiyet konuları çözülmeden, güzergâh belirlenmeden, daha önce, HES projeleri için ruhsat verdiğiniz, su yolları için ruhsat verdiğiniz geçkiye denk gelecek yerde ne işleme tabi tutacaksınız? Yasada bu açık değil, bunu belirtmemişsiniz. Bu anlamda, gerçekten, çok ciddi sıkıntılar var.

Projenin, gerçekten, çevresel etkileri anlamında, ekonomik etki analizi anlamında, uluslararası boyutu dâhil olmak üzere hukuki analizi yapılmadan bir bütüncül proje olarak ortaya çıkmaması ise ayrıca bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

AKP'yi, coğrafyayı reddeden, yarışan, "Evreni ben daha iyi bilirim." edasından, bu tutumundan vazgeçmeye çağırıyoruz. Projeler, odaların hiçbir görüşü alınmadan, sivil toplum örgütlerinin hiçbir görüşü alınmadan, topluma yararlılığı, verimliliği araştırılmadan ortaya konulduğunda proje olmaktan çıkar, toplumsal proje olmaktan çıkar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)