Konu: AK PARTİ, CHP ve MHP Gruplarının ortak önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:69
Tarih:07/04/2016


AK PARTİ, CHP ve MHP Gruplarının ortak önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi, milletvekillerimizi, bütün Meclisi ve bizleri ekranları başında izleyen kıymetli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

İnsanı doğum ile ölüm çizgisi arasında zapturapt altına alan, sınırlandıran ve insana zaman olarak bir hudut çizen zaman, hilkat ile kıyamet arasında kendi içinde insan hayatına benzer biçimde hamile kalmakta, başka zaman dilimlerini beslemekte, büyütmekte ve dünyaya getirmektedir.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda zaman, rahmine bir başka zaman diliminin düşüşünün sancılarını çekmeye başladı ve tıpkı insan ömründe olduğu gibi, dokuz aylık sürenin sonunda bugün biz o zamanın, büyük zamanın hamile kaldığı küçük zaman diliminin doğuşuna tanıklık ediyoruz. Üç aylar, memleketimize zamanın Ramazan Bayramı'ndan sonra rahminde beslediği, büyüttüğü ve dünyaya getirmek üzere hazırladığı bir zaman dilimi olarak bugün huzurlarımıza avdet etmiş bulunmaktadır. Üç aylık bir ömür ve yaşantı sonunda üç ayların biz tekrar Ramazan Bayramı'yla birlikte hayata veda ettiğini göreceğiz.

Bugün Regaip Kandili, ben hepinizin üç aylarını ve Regaip Kandili'ni kutluyorum.

Urfa'ya, Şanlıurfa'mıza İstiklal Madalyası verilmesini de tarih perspektifinden şöyle, kısaca değerlendirerek sözlerimi noktalamak istiyorum.

Bir tarihçimizin deyimiyle evimizi su bastı ve sadece bir oturumluk yeri kurtarabildik yani 24 milyon kilometrekare veya 28 milyon kilometrekarelik bir toprak parçasından bugün elimizde bir oturumluk yer sayacağımız 783.562 kilometrekarelik bir yer kaldı. 24 milyonu 28 milyon kilometrekarede yaşayan insanları barış içerisinde yaşatan ve bugün tarihçilerin "Pax Ottomana" olarak andıkları o devirleri sadece tarihçiler değil, oralarda yaşayanlar ve bizzat bu toprak parçasından ayrılan devletlerin genelkurmay başkanları bile hasretle aradıklarını sıklıkla ifade ediyorlar. Çünkü İslam aynı zamanda selamet demektir yani huzur demektir, barış demektir. Dolayısıyla Hazreti Peygamber'in bir hadislerinde "Öyle bir zaman gelecek ki İslam Arap Yarımadası'na hâkim olacak, San'a'dan bir kadın tek başına devesine binerek Medine'ye kadar bin kilometrenin üstünde, 1.500 kilometreye yakın yolu katedecek, sadece tek bir şeyden korkacak; kurtların, yanındaki koyun sürüsüne saldırmasından. Onun dışında ne can emniyeti bakımından ne mal emniyeti bakımından ne ırz, şeref emniyeti bakımından herhangi bir endişe içerisinde olmayacak." dediği dönemleri biz İslam coğrafyası olarak çeşitli dönemlerde yaşadık, yeniden yaşamamak için herhangi bir engel, herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir. Biz öyle bir barış ortamı tesis etmiştik ki, bugün, belki bugüne ışık tutacak umdeleri, unsurları, temel noktaları orada bulmak mümkün olabilecektir.

Falih Rıfkı Atay'ın "Zeytindağı" adlı eserinde söylediği gibi, bizim inancımıza göre Hazreti İsa'nın ölüp ölmediği tartışmalıdır ama Hristiyanlara göre Kudüs'te bir kilisede yatmaktadır Hazreti İsa ve bütün Hristiyan mezhepleri Hazreti İsa'nın mezarını temizleme şerefinin kendilerine ait olması için birbirleriyle kavga ettiklerinden, Hazreti İsa'nın mezarı olduğuna inanılan mozolenin üzerini âdeta 4 parmak toz parçası kaplamıştı. Falih Rıfkı Atay'ın anlattığına göre, Osmanlı askeri bu mezarın etrafını çevirerek Hazreti İsa'nın mezarı olduğuna inanılan yeri temizleme görevini de bizzat üstlenmiştir ve ironi yapar orada Falih Rıfkı, derki: "Ne yazıktır ki İsa'nın mezarı olduğu inanılan yeri de Mehmetçik temizledi, Hristiyanlar temizleyemedi."

Biz, böylesine bir barış ortamından bugünlere geldik; barış içerisinde, huzur içerisinde tekrar yaşayabiliriz; barışı, huzuru besleyebiliriz, büyütebiliriz ve zamana tekrar altın bir sayfa açabiliriz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hürmetlerimi arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)