Konu:Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:68
Tarih:06/04/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde tartıştığımız İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuyla ilgili kanunun son aşamasına geldik. Biz de gerek Komisyondaki çalışmalarda, gerekse bu yoğun Parlamento çalışmalarında çeşitli uyarıları yaptık ve katkılarda bulunduk.

Gönül isterdi ki, Parlamento dışında Sayın Başbakan Yardımcısının da bulunduğu heyette yapılan müzakereler sonuç versin ve buradan farklılıkların birlikteliğinden, çokluktaki teklikten, daha sağlıklı bir yapı çıksın ama bunun çok sağlıklı bir sonuca doğru gidemediğini görüyoruz. Zira bu kurul, hesap verebilir olmaktan mahrum yani bağımsız bir kurul diyoruz ama milletin vergisi ve parasını kullanıyor ve beraberinde müeyyide uyguluyor. Fakat hiçbir denetime tabi değil, herhangi bir bakanlığa dâhil olsa ya da herhangi bir kurumun altında olsa, onun bir siyasi sorumluluğu olsa o da yok. Üyelerin arasında Meclisten temsilci de yok. Enteresan bir durum. Dolayısıyla bu işin biz de daha önceki kuruldaki tecrübelerle birlikte devam etmesini isterdik. Vize muafiyetiyle ilgili hızlılık, çabukluk, sürdürülebilirlik için hızlandırılan bir program olduğunu düşünüyoruz. Umarız bu uluslararası akreditasyonlarda problemlerle karşılaşılmaz. Elbette ki Türkiye'nin bu tür kurullara ihtiyacı var. Prensipte biz de bunun kurulmasına olumlu bakıyorduk ama daha da olumlu bakmamız noktasında uyarılarımız yerine getirilseydi daha memnun olarak yürekten destekleyecektik.

Şimdi, bu konudaki söylemlerdeki farklılıklar ya da bunu gerek Komisyondaki tartışmalarda gerekse dışarıdaki tartışmalarda gördüğüm bir şey var: Adalet ve Kalkınma Partisi, kendi içerisinde problemlere yaklaşımda çok homojen değil, siyasal tartışmalarda da böyle ve problem tanımında da böyle. Bu, çok sık bir şekilde problemler karşısında makas değiştirmesinden mi kaynaklı, o, tartışma konusu.

Burada ilk günden bu tarafa Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun yüreğini kanatan bir mesele yaşandı geçenlerde. Bu Parlamentoda, Selim Kiraz savcımızın şehadet gününde onu rahmetle anan Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımız oldu, biz de onun vesilesiyle saygıyla andık ama aynı gün, Selim Kiraz'a tetik çeken DHKP-C'nin kuruluş manifestosunda ruhen var olan Mahir Çayan'ı da ilgili ideolojiler andılar ama Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkan Vekilliği makamında oturan şahsın da o gün "Ben de saygıyla anıyorum." İfadesi, bizi bu manada rahatsız etmiştir; bunu vurgulamak istiyorum.

Bunu vurgulamamdaki sebep de "Teröre karşı kararlı tutum konusunda iradenin birbirinden farklı olabilme problemi var mı acaba?" diyoruz. Yani "2013 Mayıs şartları olursa müzakere yeniden olabilir." gibi bir ifadeyi Başbakan söylerken Cumhurbaşkanının başka bir ifade kullanması, "Birtakım konularda farklılıklar mı var acaba?" endişesini oluşturuyor.

Diğer taraftan, 36 etnik kimlikten bahsedenlerin bugün "Türkiye'de Arnavut, Kürt, Çerkez yok; bunların hepsinin toplamı Türk milletidir, Boşnak kökenli büyük Türk milleti ailesiyiz." demesini de alkışlıyoruz. İnşallah bu doğruyu, bilimsel hakikati keşfetmişlerdir ve politik dillerini de, bundan sonraki devlet politikalarını da bu evrensel, bilimsel gerçeğe doğru yöneltirler kanaatindeyiz.

Değerli milletvekilleri, bu memleket hepimizin, biz birlikte Türkiye'yiz. Dolayısıyla, gerek bugün yasalaştırmış olduğumuz İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun ruhuna uygun bir standardı toplumumuzun her kesimine sunabilmek gerekse Türkiye'de var olan bu kültürel çeşitliliği siyasal çeşitliliğe dönüştürmemek... Arkadaşlar, kültürel çeşitliliğe evet ama bu siyasal türdeşlik noktasında, millî irade ile büyük Türk milleti ailesinin fertleri olarak uygulanacak olan vatandaşlık hukukuyla problemlere yaklaşmak, sorunları çözmek durumundayız.

Umarız, inanmak isteriz ki tecrübelerle buraya gelip bu dilleri kullananlar, şartlar değiştiğinde "O da dünde kaldı." diyerek yeniden makas değiştirip konjonktürel tutumlara girmezler; sağlıklı bir şekilde, kararlı bir şekilde Türk milletinin geleceğine hep beraber katkı vermek hepimize nasip olur diyorum ve Genel Kurulu sevgi ve saygıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)