Konu:Hdp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:68
Tarih:06/04/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maraş'ta yapımına başlanan 27 bin kişilik AFAD kampının yapım amacının, bölgenin ekolojik, etnik, mezhepsel ve demografik yapısına etkilerinin ve bölge halkının kampla ilgili taleplerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasıyla ilgili olarak söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz üzere, Suriye'de yaşanan iç savaştan dolayı yaşam alanlarını terk eden milyonlarca Suriyeli, Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin veri tabanından alınan veriye göre, bilgiye göre, 2 milyon 715 bin 789 Suriyeli mültecinin Türkiye makamları tarafından kayıt altına alındığını öğrenmiş bulunuyoruz. Yine, geri kabul anlaşmasıyla birlikte Türkiye'ye gönderilmesi planlanan yaklaşık 1 milyon göçmeni de ilave ettiğimizde bu sayı yaklaşık 4 milyona ulaşmış olacaktır.

Türkiye'nin mülteciler konusunda Avrupa'yla yaptığı anlaşmaya dönük yoğun eleştiri ve tepkiler güncelliğini korurken mültecilerin dış politikada olduğu gibi iç politikada da Hükûmet tarafından bir tür araç olarak kullanıldığı yönünde iddialar gündeme gelmektedir. Bu iddialarda Suriyeli mültecilerin AB fonları ve yerli kaynaklarla yapılacak yerleşim planlamalarında ağırlıkla doğu ve güneydoğu illerine yerleştirilmesi yönünde bir düşüncenin olduğu ortaya çıkmıştır. Her ne kadar gerekçe olarak mültecilerin yaşam tarzı, kültür, dil ve bu gibi konularda ileride daha kolay uyum sağlayabilecekleri yönünde söylemler geliştirilse de bu yerleşim planlamasıyla -bunun ardındaki asıl amaç- bölge illerindeki Kürt nüfusunun dengelenmesi, demografik yapıyla oynayarak Suriyeli, Iraklı, Arap mültecilerle Kürt il ve ilçelerinde yeni bir iskân politikasının hedeflendiği açıkça görülmektedir. Bu durum aslında yeni bir Şark Islahat Planı olarak önümüze konulan bir proje mi diye baktığımızda, gerçekten bu konuda hiçbir kuşkuya, kaygıya yer olmadığı da uygulamalardan görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu yapılması düşünülen ve şu anda da gerçekten tamamen neredeyse bitmek üzere olan, daha doğrusu altyapısı bitmek üzere olan yer Maraş Pazarcık'ta. 20'ye yakın Alevi köyünün bulunduğu, aynı zamanda Maraş'ın en verimli tarım, mera alanı ve habitat koruma alanı olan bölgeye 360 dönümlük arazi üzerinde 600 konutluk -25 ila 27 bin kişilik- bir AFAD konteyner kent kurulmak suretiyle insanlar orada iskân edilmek isteniyor.

DAİŞ, El Nusra ve diğer selefi cihatçı çetelerle anılan AFAD kamplarından birinin Pazarcık gibi Kürt ve Alevi yurttaşların yoğun yaşadığı köylerin ortasında yapılmak istenmesi, halkta büyük bir tedirginliğe neden olmuştur. Pazarcık halkı, bölgede yaşayan 3 bin civarında Kürt Alevi halka karşı 25 ila 27 bin arası selefi Arap'ın yerleştirilmesinin Kürt yaşam coğrafyasındaki savaştan ve çatışmalı ortamdan bağımsız olmadığını düşünmektedir. Tıpkı Sur, Nusaybin, Silopi, İdil, Cizre gibi Kürt yaşam coğrafyalarında olduğu gibi, yine bu kamplarla Pazarcık Ovası'nın Kürt Alevi demografisinin değiştirilmek istendiği ortadadır.

Değerli milletvekilleri, bu bölgede partimizden 3 milletvekiliyle birlikte bir araştırma yaptık -daha önce de giden milletvekillerimiz vardı, hem CHP'li milletvekilleri hem HDP'li milletvekilleri- köy köy gezdik orada Alevi'si Sünni'si demeden, Kürt'ü Türk'ü demeden. O bölgede bu kampın yapılmasına o bölge insanı kesinlikle karşıdır. Oradaki demografik yapının, toplumsal ilişkilerin, bin yıldır ortaya konan toplumsal yapının bozulmasına karşılar.

Değerli milletvekilleri, bölge insanının izni dışında, hazırlıkları büyük bir gizlilik içerisinde yürütülen kampın inşaat süreci hızlıca devam etmektedir. Bütün itirazlara rağmen iş makineleri alana girerek, oldubitti politikasıyla bir an önce kampın tamamlanması hedef hâline getirilmiştir.

Burada bir işleme de dikkat çekmek istiyorum: Aslında burada yapılan işlem hukuksuz bir işlemdir. Şöyle ki: Mera Kanunu'na da muhalefet edilmiştir. Biliyorsunuz, Mera Kanunu'nda meranın mera vasfı dışına çıkarılması hususu bir komisyon marifetiyle yapılması gerekirken bu kanuna da muhalefet edilmiştir. Yine, komisyondan geçen kanun teklifine göre de, zaten mera vasfının yitirilmesi ve mera vasfının değiştirilerek plan kapsamına alınması hususları da torba kanunla Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Bu da son derece yanlıştır; kentçilik anlamında, ülke tarım arazisinin korunması anlamında da son derece yanlış bir politikadır.

Devlet yetkililerine itirazlarını sunan muhtarlar dikkate alınmamış, halka verilen gözdağının yanında, yandaş medyada Maraş halkının korunmasız mültecilerle karşı karşıya olduğu ve onları istemediği yönündeki haberler servis edilmiştir. Kampa karşı Alevi örgütlerinin yedi gün önce bölgede kurduğu çadıra jandarma ekipleri saldırmış, çadırdaki yurttaşlar gözaltına alınmış ve kampın yapılacağı bölgeye giriş çıkışlar yasaklanmıştır.

Değerli milletvekilleri, 1978 yılında Maraş Ovası'nı boşaltmak için maalesef orada bir katliamın yapıldığını Maraş halkı çok iyi bilmektedir. Halk, AFAD kampının, bunun devamı olarak, etnik çatışmalara zemin hazırlayan art niyetli bir politika olduğunu düşünmektedir. Yapılmak istenen AFAD kampının o ovada Truva atı işlevini görmesinden ve ileride ciddi etnik çatışmaların çıkmasından endişe edilmektedir. "Devlet, cihatçıları kullanarak bu bölge insanlarını göçe zorlamaktadır." diye düşünmektedir bölge halkı.

O bölgenin toplumsal yapısı üzerinde değişiklik istemeyen Avrupa'da yaşayan Maraşlı Aleviler de AKP'nin, Suriye'den getirdiği çeteleri AFAD'ın konteyner kampına yerleştirerek, bu bölge insanlarına yönelik asimilasyon politikasının üst seviyeye çıkartılabileceğini düşünmektedirler. Maraş Girişimi sözcüsü Mehmet Üstek "Açılan kamp, Türk devletinin, Maraş'ta, özellikle Pazarcık'ta yıllardır Kürtsüzleştirme politikasının devam ettiğini göstermektedir. 12 Eylülde Pazarcık'taki köyleri boşalttılar. Öyle ki şu anda da Pazarcık, Kürt şehri olmasına rağmen, toplumsal dokusunun da içini boşaltmak amacıyla nüfus yarı yarıya eşitlenmiş duruma getirilmiştir."

Değerli milletvekilleri, Maraş da IŞİD'in filizlendiği bir yer. Biliyorsunuz, Maraş çok önemli bir coğrafi bölge. Cihatçıların özellikle Adıyaman bağlantısı, Pazarcık üzerinden sağlanmaktadır. Antep-Kilis hattını kullanan IŞİD'çiler, buradan Anadolu'nun başka kentlerine yayılabiliyorlar. Geçmişteki Maraş katliamının üzerine bunlar konulduğunda, halkın tedirginliğini anlamak daha kolay olacaktır.

Geçmişte, devletin, Kürt yaşam coğrafyasında olduğu gibi, Alevi Kürt coğrafyasında asimilasyonu hızlandırmak maksadıyla, demografik yapıyla oynayarak tarihte olduğu gibi -Koçgiri, Dersim, Maraş gibi- bu bölgenin insanları üzerinde benzer politikalar izlenmeye devam ediliyor. Özellikle yeni bir planla karşı karşıya olduğumuzu da üzülerek burada belirtmek istiyorum.

Maraş'ta Alevi Kürt köylerine yapılmak istenen, cumhuriyet tarihi boyunca devletin yürüttüğü asimile etme ve yok etme politikaları hâlâ devam etmektedir. Devlet, ekolojik dengeyi bozarak çevreyi, demografik yapıyla oynayarak kimliği ve kültürü katletmek istemektedir. Maraş'ta yapılmak istenen, AKP'nin Kürt illerinde başlattığı korkunç savaş ortamıyla birlikte zorla göç ettirme ve demografik yapıyı değiştirme politikasından elbette ki bağımsız değildir.

Kampın yapılmasına karşı direnen halk, önce konuyu siyasetüstü, partilerüstü bir konu olarak gördüğünü ve Cerattepe gibi bir direniş sergilemeye çalıştığını söylemektedir. Fakat on üç günlük direnişin ardından nöbet tutulan çadırların zorla kaldırılması, müdahalelerin mahalle içlerine kadar taşınan bir baskıya dönüşmesi ve Maraş Valiliğinin "Emir Ankara'dan, bu kamp kesinlikle yapılacaktır." yönündeki beyanları sonucunda özellikle örgütlü halk, HDP'nin bu konuyu yüksek sesle gündeme getirmesi konusunda tarafımıza kadar ulaşmıştır. Kampın yapılmasına karşı çıkan, "Ovama dokunma." ve "Maraş'ta Nusra kampı istemiyoruz." diyen halk "Maraş Yaşam Platformu" adı altında mücadele etmektedir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bölge halkının istememesi, toplumsal yapılarına karşı, dokularına karşı bir tedirginlik ve endişe taşıması çok doğal bir haktır. Siz bu kampı yapmakta niye diretiyorsunuz? Niye Mera Kanunu'na muhalefet ediyorsunuz? Halkın ortak kullandığı, Türkmen'in de, Kürt'ün de, Alevi'sinin de, Sünni'sinin de bir arada bir obada yaşadığı bu yapıya karşı, bu toplumsal dokuya karşı neden böyle bir önlem aldınız? Niçin başka yerlerde bunu düşünmediniz? Mesela, Maraş kent merkezine yakın, topoğrafyası bozuk, kentsel anlamda tasarlanamayacak, planlanamayacak alana niçin koymuyorsunuz da ovaya bunu inşa ediyorsunuz? Bununla hem doğayı katletmiş hem de toplumsal dokuya karşı bir suç işlemiş bulunuyorsunuz. Bundan vazgeçmenizi diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)