Konu:Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:67
Tarih:05/04/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, saygıdeğer milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın 22'nci maddesinin (2)'nci fıkrasına ilişkin önerge üzerinde söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, Meclisimizin çatısı altında ülkemizdeki farklı inançlardan, farklı etnik kökenlerden milletvekili arkadaşlarımızla birlikte olmaktan ve yine Parlamentomuzdaki kadın milletvekili sayısının artmış olmasından büyük mutluluk duyuyorum.

Ayrımcılığı ve eşitliği konuştuğumuz şu günlerde ayrımsız, her inançtan ve kökenden milletvekilimizin burada bulunmasını, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinin hayat bulması ve anlamlı hâle gelmesi olarak değerlendiriyorum. Ancak, Meclisimizin bu çoğulcu yapısına rağmen, Meclis çalışmalarında çoğulculuğa, katılımcılığa ve ortak aklın işleyişine kapalı tutumunuzu üzüntüyle karşılıyorum. Ne yazık ki bu tutumunuzu bu tasarı üzerinde de sürdürdünüz. Bu önergeyle, istiyoruz ki, kurulun çalışmalarında, hiç değilse istişare süreçlerinde siyasi partilerin görüşlerinden de yararlanılsın.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nı görüşüyoruz. Tasarının genel gerekçesinde üç temel amacın ortaya konulduğu görülmektedir; insan haklarının korunması, ayrımcılıkla mücadele, işkenceye ve kötü muameleye karşı ulusal önleme mekanizmasının kurulması ve etkinleştirilmesi.

Her ne kadar gerekçede yer alsa da bu amaçların sağlanması yönünde Hükûmeti ve AKP Grubunu samimi görmüyoruz. Meclis çalışmalarında muhalefetin katkı ve katılımını engelleyerek bu güvensizlik duygusunu bizde siz yarattınız. Oluşturulacak kurumun Paris İlkeleri gibi uluslararası standartlara uymasını istemediniz. Kurulun yönetimini tamamıyla Cumhurbaşkanına ve Bakanlar Kuruluna verdiniz. Sivil toplumu, toplumun farklı kesimlerini yönetim sürecinin dışında tuttunuz.

Biliyoruz ki toplumsal eşitliği ve insan haklarını tehdit eden en büyük örgütlü güç devlet aygıtıdır. Bu kurumun yönetimini tarafsız olmayan Cumhurbaşkanının denetimine vermekle insan hakları mücadelesini kime karşı kim tarafından vereceksiniz, bunu anlamak istiyoruz.

Bu koşullarda bu tasarı yasalaştıktan sonra ne değişecek, soruyorum. Çocuklara yönelik cinsel istismarlara "Bir defayla bir şey olmaz." anlayışıyla bakmaktan vazgeçecek misiniz? Cinsiyet ayrımcılığına "Kadın-erkek eşitliği doğaya aykırıdır." sözleriyle yaklaşmaktan kurtulacak mısınız? Bundan sonra, Alevi inançlı yurttaşlarımızın da kaymakam veya vali olduğunu görebilecek miyiz? Koca başkentte ikinci bir Alevi inançlı ilkokul müdürümüz olabilecek mi, merak ediyoruz. Yazılı sınavlarda en yüksek puanları alan, ancak mülakatlarda ayrımcılık nedeniyle elenen yurttaşlarımız eşitlik ilkesini hissedebilecekler mi? Yine, her yıl ramazan ayında tekrar eden oruç dayağı ve oruç cinayeti haberleri tarihe karışacak mı? Bunların tamamını merakla bekliyoruz. Ancak, bu soruları elbette ki "Hayır." şeklinde yanıtlıyoruz. Keşke yanıtlarımız "Evet." olsaydı, keşke olumlu yanıt verebilseydik ama veremiyoruz. Bunun nedeni ayrımcı politikalarınızdır çünkü ayrımcılık sizin fıtratınızda var.

Sayın milletvekilleri, siz Kürt'ün AKP'li olanını seversiniz. Siz biat edecek Alevi ararsınız; inançlılardan değil, dini istismar edenlerden hoşlanırsınız. Ermeni'ye "Affedersiniz, daha da çirkini, Ermeni." dersiniz. Sizin berikileriniz var, ötekileriniz var. Sizin için yandaş ayrı, vatandaş ayrı. Siz, Mecliste hep sizin dediğiniz olsun istersiniz. Hükûmet zaten sizin, Cumhurbaşkanı da sadece sizin Cumhurbaşkanınız olsun istersiniz; yargı da sizin olmalı, bütün kamu kurumları da; ormanlar da sizin olmalı, akarsular da meralar da; yer altı kaynakları da sizin, yer üstü varlıkları da. Vergi bizim olmalı, bütçe sizin. Hapishaneler bizim, AVM'ler sizin olmalı. Özgürlükler sizin olmalı, kurşun ve bombalarla parçalanan bedenler bizim. Evet, biz ötekileriz, siz berikilersiniz. Siz hep zulmeden zalimler, biz hep direnen mazlumlardık; bu nedenle umut bizim oldu, korku da sizin. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Tarihe bak, tarihe.

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Bizler, umutla, geleceğe gülümseyerek bakmaya devam ediyoruz.

Sevgili milletvekilleri, bugün 5 Nisan Avukatlar Günü. Yakın zamanda, terörün aramızdan aldığı bir insan hakları savunucusunu, Diyarbakır Baro Başkanını, Sayın Tahir Elçi'yi saygıyla anmak istiyorum. Ve yine, iddia makamının talimatla çalıştığı, mahkeme kararlarının saygı görmediği ve eleştirildiği bir süreçte özgür savunmaya ihtiyacımız var.

Bu duygularla, bu çabayı gösterecek, savunmanlarımızı, avukatlarımızı mücadelelerinde şimdiden saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.