Konu:Hdp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:67
Tarih:05/04/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Halkların Demokratik Partisi tarafından, Başbakanlığın yayımladığı Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında Genelge'yle ilgili verilen önerge hakkında aleyhte söz almış bulunuyorum.

Kıymetli arkadaşlar, üzerinde çok az düşündüğümüz, hep konuştuğumuz, çok iyi bildiğimiz ama zaman zaman temellerine inmeyi ihmal ettiğimiz, asıl kuruluş gayesini, amacını, ilk başlangıç noktasını unuttuğumuz konular vardır, bunlardan bir tanesi de devlettir. Çok konuşuruz, her yerde devleti ararız, her konuda devletten şikâyet ederiz; başımız sıkıştığında, ayağımız taşa değdiğinde devletle ilgili serzenişlerimiz veya taleplerimiz olur ama devleti çok az düşünürüz veya devleti bir ideolojiyi konuşur gibi konuşuruz. Ben bugün devleti teknik bir meseleyi konuşur gibi konuşsak diyeceğim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bugüne kadar AKP'nin hiç yapmadığı bir şey bu. Yani, çok iyi, olumlu, çok güzel. Takdir ediyorum.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Peter Drucker diye bir Avusturyalı düşünür var. Diyor ki: "Fetret dönemlerinde temellerden gözlerimizi ayırmayalım." Benzer şekilde, bizde de Ahmed Naim Hoca -Allah rahmet eylesin- cumhuriyetin kuruluş yıllarında, yine devlet üzerine düşündüğümüz yıllarda diyor ki: "Acaba vazıcedit yerine keşfikadim eylesek..." Yani, yeniye bakmak yerine biraz da eskiye de baksak, başlangıçlara da baksak.

Bizim kültürümüzde kalıp hâline gelmiştir: "Dinüdevlet, mülkümillet" denir. Müthiş bir ifadedir; devletin hem kuruluş felsefesini hem insanla, halkla ilişkisini verir.

Esasen Batı'da da benzer düşünürler, gelişmeler olmuştur. Mesela Fransız Tocqueville var, Normandiyalı bir aristokrat. Der ki: "Devlet bir bir araya gelme sanatıdır, insanların bir araya gelme sanatıdır." Bu kadar basit. Çok teknik bir şey: İnsanlar bir araya gelir, bu bir araya gelmenin neticelerinden devlet doğar. Güvenlik ihtiyacı birinci gerekçedir. Bu güvenlik ihtiyacıyla başlayan arayışta toplumsal bir mutabakat üzerine çizilen bir tasavvura "devlet" deriz. Esasen bir tasavvurdan ibarettir, bir varsayımdan ibarettir "devlet" dediğimiz şey ve aslında aramızdaki ilişkinin adıdır. Bunun, bizim şikâyet ettiğimiz kısmı, daha çok onun teşkilatlanıp ortaya çıktıktan sonra halka hizmet veren kısmıdır, yani bürokrasi kısmı. Bugün "devlet" diye hırpaladığımız, kızdığımız şeyin neredeyse tamamı, devletin halka hizmet veren teknik yönüyle, bürokratik yönüyle ilgilidir. Yani, devleti "insanların bir araya gelmesi" olarak tarif edersek dost, ahbap toplulukları, aileler, şehirler, hemşehriler, bütün bunlar devletin içindedir. Millet olmak da devletle irtibatlı bir şeydir. Bu açıdan devlet, milletlerin kendilerini ifade tarzıdır. Milletler pek çok şeyler yaparlar, şehirler kurarlar, medeniyetler kurarlar, sanat eserleri, edebiyatlar, şiirler, mimariler... Bunların en mütekâmili, en gelişmişi yani milletlerin, insan topluluklarının bir araya gelmeleriyle oluşan sanatların en mütekâmili devlettir. Yani, toplumlar kendilerini devletleriyle ifade ederler.

Arkadaşlar, biz Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlıdan elimizde ne kaldıysa, Müslim-gayrimüslim elimizde ne kaldıysa bunu "Türkiye Cumhuriyeti" diye isimlendirdik, bir devlet olarak gücümüzün yettiği kadar, "Türk milleti" dedik, "Türkiye Cumhuriyeti" dedik, ortaya çıktık. Bugün, bizim, bu coğrafyada yaşayan insanların dünya sahnesinde görünen adı, dünya sahnesindeki görünüşümüzün adı Türkiye Cumhuriyeti'dir ve bu, pek çoklarımız için, çevremizdeki pek çok insan için de sığınılacak yerdir, sığınılacak limandır, güvendiğimiz yerdir, bir güvenin adıdır. Dünyaya da buradan bakarız.

Bu dediğim soyut doğrularda salondaki hepimiz anlaşırız, çok rahat anlaşırız ama bu üzerinde çok kolaylıkla anlaştığımız soyut doğruların sahaya intikalinde problemler çıkar. Bunları sahaya da kamu çalışanları intikal ettirir, devlet adamları, bürokratlar, siyasetçiler, kamudaki personel sahaya intikal ettirir. Bu kamu çalışanlarına zaman zaman devlet hatırlatma yapar, kuruluş mutabakatını hatırlatır, bu devlet niye kurulmuş onu hatırlatır.

Başbakanlığın genelgesini bu çerçevede değerlendirebiliriz sevgili arkadaşlar. Ne diyor Başbakanlık genelgesinde: "Kamu hizmetine girme hakkı da dâhil olmak üzere Anayasa'da yer alan haklardan hiçbiri devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan hukuk devletini ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." Bu tür faaliyetlerde bulunanlarla ilgili ne öneriyor: "Bu tür faaliyetlerde bulunan kamu çalışanları hakkında -aynen okuyorum- ilgili mevzuatı çerçevesinde -yeni bir mevzuat önermiyor- idari nitelikteki işlemler yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacaktır. Suç teşkil eden fiiller yönünden ise durum ivedilikle adli mercilere bildirilecektir." diyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasası'nın, kanunlarının çerçevesinde kalarak Başbakanlık bir hatırlatma yapıyor.

Benden önceki arkadaşımızın ve bu önergede iddia edilen iddiaların hiçbirisinin bu genelgeyle bağdaşır bir yönü yoktur. Ha, burada kastedilen veya buradaki böyle bir önergenin maksadı ne olabilir, onu bilemem ama şu tahminleri yapabiliriz veya Türkiye'deki mevcut duruma baktığımızda nasıl bir şey var? Bugün ülkemizin pek çok yerinde devlet her hâliyle, mevzuatıyla, her şeyiyle işliyor ancak bu işleyişin içerisinde özellikle bazı belediyelerimizde, ülkemizin bazı şehirlerinde belediye araçları, doğrudan, belediye başkanına oy vermiş halka karşı savaş açan örgütün emrinde çalışıyor âdeta, çukurlar kazıyor, örgütle iş birliği hâlinde sokakları, şehirleri yaşanmaz hâle getiriyor. Bu genelgeden rahatsızlığın böyle bir sebebi olabilir mi, bilemiyorum.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Ne alakası var?

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Ancak, bildiğim bir şey, devletler her zaman çalışanlarıyla kuruluş amaçları çerçevesinde akitlerini yeniler. Çünkü, devlet dediğimiz şey, adı üstünde, bizde Batı'dan farklı olarak sık sık, her gün, mütemadiyen yenilenen bir inşa sürecidir. Biz devleti milletin, oluşum hâlindeki milletin kendini ifade tarzı olarak görürüz ve bu inşanın da milletin bütününün iştirakiyle mütemadiyen yenilendiğini düşünürüz. Bu genelgeyi de bu inşada, bu kamu düzeninin işleyişini sağlama konusunda bir hatırlatma olarak düşünüyorum.

Bu nedenle, önergenin aleyhinde oy vereceğimizi saygılarımla arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)