Konu:Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:64
Tarih:31/03/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük Türk milleti Maveraünnehir'de mayaladığı medeniyetiyle kararlı bir şekilde yoluna devam etmekte. Alp ruhu Anadolu'yla bütünleşip Yesevi ocağında pişerek alperen oldu. Alperen gaziler önce gönülleri fethederek kılıçlarla gönülleri birleştirdi. Pek çok coğrafya Türk'ten adaleti beklemek için kendi iradesiyle çağrıda bulundu. Mayalanan bu medeniyet insanlığa yeni bir nefes getirdi. Bu getirilen nefesin adı bir dönem Şeyh Edebali ile Osman Gazi oldu, bir dönem Fatih ile Akşemseddin oldu. Kesilmeden bu süreç devam etti Anadolu'da Mustafa Kemal olarak varlığını sürdürdü. Fakat temel anlayış dinin kendi coğrafyası ve iklimi içerisinde yaşam alanına saygı duyarken ne zaman ki din siyasallaşıp devlet organizasyonunun içerisine değişik niyetlerle girmeye kalktıysa onların âdeta haddini bildirdi. Baba İshak da böyle oldu, Şeyh Bedrettin de böyle oldu, başka türlü dinî karakterli isyanlar da böyle oldu. Devlet otoritesine karşı başlayan isyan hareketleri Karlofça'yla birlikte her yüz yılda bizim coğrafyamızdan canımızı, bedenimizi, medeniyetimizi kopartanlara karşı mücadeleyle geçti. Ta ki Çanakkale'ye kadar. Çanakkale'deki o ruh, bu yenilmişliğe karşı son yüz elli iki yüz yılın yaralarına merhem olarak, bir heyecan yaratarak cumhuriyeti kurdurdu ve cumhuriyet bu heyecan üzerinde âdeta aydınlanmış Türk aklıyla, birtakım uygulamalarla bu günleri var etti. Bugünlerde de tarihin arka planındaki olaylar dinî karakterli veyahut da bölücü karakterli olarak karşımıza çıkmaya başladı. Bu Kürt Teali Cemiyetlerinden Etniki Eteryalara kadar postmodern bir süreçle, vekâlet savaşlarıyla karşı karşıya bizim önümüzde durmakta.

Bugün üzerinde tartıştığımız konular her ne olursa olsun memleket darda, zorda ve sıkıntıda. Artık, her gün gelen şehit haberlerinin hepimizi sıradanlaştırma eğilimine doğru gittiğini görüyoruz, ta ki teröre inat birlik, beraberlik programınızı bozmayın, devam edin çocuklar diyoruz. Evet, bir noktada haklıyız ama beraberinde de bir arınmaya, durulmaya, şuurlanmaya ihtiyacın olduğunu düşünüyoruz. "Hep birlikte o şehit cenazesine katılmazsak ne olur acaba? Siyaseten birileri not eder de olumsuz mu yazılır?" kaygısıyla mı hareket etmeliyiz, yoksa iliklerimize kadar bunu hissederek "Nereye gidiyor bu memleket?" şuuruyla o şehide vazifemizi yapmak için mi oradayız?

Bu düşünceden hareketle, yarınki, Kocatepe Camisi'nden kaldırılacak 6 şehidimize bu ruhla,

"Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber." anlayışıyla, Peygamber Efendimiz'e yol arkadaşı olmak üzere manevi âleme irtihal eden bu şehitlerimizin cenazesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin tüm üyeleri olarak varmaya ne diyorsunuz? Milliyetçi Hareket Partisi Grubu yüce Parlamentoyu yarın Kocatepe Camisi'nde cuma namazına ve şehidimizi birlikte kaldırarak; teröre, teröristlere, bölücülere, hainlere Türkiye Büyük Millet Meclisinin ruhunu ifade etmeye, Anadolu insanımıza, aziz Türk milletine de büyük ailemize de "Bakın, sizin temsilcilerinizle siz ve şehitleriniz bir arada, sizin önünüzde hiçbir irade duramaz." demeye davet ediyor ve sevgi ve saygılarını sunuyoruz.

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına, ailelerine ve tüm Meclisimize ve aziz Türk milletine başsağlığı diliyoruz.

Saygılarımla efendim. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)