Konu:Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:62
Tarih:29/03/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI LÜTFİ ELVAN (Mersin) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikli olarak biz bu tasarıyı hazırlarken birincisi Paris Prensiplerini; ikincisi, yine uluslararası sözleşmeleri, Avrupa Birliği direktiflerini ve daha önce özellikle ayrımcılıkla mücadele ve insan hakları konusunda sivil toplum kuruluşlarıyla yapılmış olan tüm çalışmaların detayını alarak, bunları teker teker inceleyerek gerçekleştirdik.

Ayrıca, bir başka çalışma daha yaptık: Avrupa Birliğinde insan hakları konusunda, ayrımcılık konusunda ve ulusal önleme mekanizması olarak nasıl bir yapı vardır, bu yapılar nasıl ve ne şekilde işlemektedir, bunları da teker teker gözden geçirdik ve bunun neticesinde özellikle ayrı ayrı kurulan yani "insan hakları kurumu", "ayrımcılık kurumu", "ulusal önleme mekanizması" gibi ayrı ayrı yapıların tek bir çatı altında toplanması hâlinde daha etkin çalıştıkları ve özellikle yetki kargaşasına neden olan hususların ortadan kaldırıldığını gördük. Bunun örnekleri de, işte, İngiltere'de olduğu gibi, Hollanda'da olduğu gibi, Fransa'da olduğu gibi biz de bu yapıyı, hem insan hakları konusunda hem ulusal önleme mekanizması alanında hem de ayrımcılıkla mücadele konusunda tek bir çatı altında bir kurum oluşturmaya yöneldik. Bunun çok daha etkin, çok daha verimli bir yapıda olacağını düşünüyoruz.

Yine, burada sık sık zikredilen önemli hususlardan bir tanesi: "Şu anda bizim oluşturduğumuz kurul yapısını, evet, Bakanlar Kurulu, Başbakan veya Cumhurbaşkanı atıyor ama diğer herhangi bir Avrupa ülkesinde böyle bir uygulama var mı? Böyle bir uygulama söz konusu değil." şeklinde açıklamalar geldi.

Buradan şunu çok açıklıkla ifade edeyim: Avrupa Birliği bünyesinde birkaç ülke hariç ülkelerin tamamında kurul atamaları ya Hükûmet tarafından oluyor ya da ilgili devlet başkanı tarafından oluyor veya ilgili bakan tarafından oluyor. Size birkaç tane örnek vermek istiyorum: Belçika, Bakanlar Kurulu atıyor; Danimarka, Çalışma Bakanı atıyor -devam ediyorum- Avusturya, Federal Hükûmet atıyor; yine İsveç, Hükûmet tarafından atama yapılıyor -devam ediyorum- Hollanda, Adalet Bakanının tavsiyesi üzerine Kraliyet kararnamesiyle atama yapılıyor; Almanya, federal hükûmet tarafından atama yapılıyor; İngiltere, yine, Kadın ve Eşitlikler Bakanlığı tarafından atama yapılıyor; Fransa, Fransa Cumhurbaşkanı tarafından atama yapılıyor; Estonya, Sosyal İşler Bakanı tarafından atanıyor. Buna benzer ülkelere baktığımızda hükûmet tarafından bu atamaların gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Burada Avrupa Birliğinin özellikle ifade ettiği husus şudur: İşlevsel bağımsızlıktır, yani bu kurum kurulduğu zaman kurumun işlevsel olarak bağımsızlığını sürdürebilmesidir. Bu çerçevede de yasaya baktığımızda çoğulcu bir yapı içerisinde kurulun oluşturulması özellikle zikredilmiş durumdadır. Bu çoğulculuktan kastımız, elbette ki toplumun değişik kesimlerini kapsayan bir yapıda olması önem arz etmektedir.

Ayrımcılıkla mücadele konusu, evet, Türk Ceza Kanunu'muzda, Anayasa'mızda zikredilen bir husustur ama Türkiye'de ilk kez ayrımcılığa yönelik bir kurum oluşturuluyor. İnsanların düşüncesi, duygusu, rengi, dili, ırkı, mezhebi ne olursa olsun ayrımcılık yapıldığına dair herhangi bir kanı oluşması hâlinde işte bu kurum buna müdahale edecektir.

Bizim bu yasa tasarımızı Avrupa Birliğine üye, hatta Avrupa Konseyine üye ülkelerin tasarılarıyla kıyasladığınızda, gerçekten, Avrupa'daki ülkelerin tasarılarından çok daha güçlü bir yapıda olduğu görülecektir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum ve bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Gerçekten güçlü bir yapı oluşturuluyor ve bu yapıyla bir taraftan ayrımcılıkla mücadele edilirken diğer taraftan insan hakları ve ulusal önleme mekanizması olarak sistem çalışacaktır.

İnsan Hakları Kurumuna resen inceleme yetkisi veriliyor. Diğer taraftan, ulusal önleme mekanizması çerçevesinde, yine, resen inceleme yetkisi söz konusu. Ayrımcılıkla mücadele konusunda ise hem kişisel başvurular alınabilecek hem de resen inceleme yapma yetkisi olacak.

Dolayısıyla, bu kurumun, gerçekten, Avrupa'daki örnekleriyle kıyaslandığında oldukça güçlü bir yapıya kavuşacağını söylememiz mümkün.

Diğer taraftan, kadına yer verilip verilmediği soruluyor. Elbette bu kurulda bir kadın üyenin olmasını biz de arzu ediyoruz ve çoğulcu bir yapı içerisinde olması da, açıkçası, bunu bir şekilde ifade ediyor.

Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, bu yasanın katkı sağlayıp sağlamayacağı soruluyor. Elbette, bu yasa çok önemli katkılar sağlayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez ayrımcılıkla mücadeleye yönelik olarak bir kurum oluşturuluyor. Dolayısıyla, bu yasanın önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Diğer taraftan, yine, bazı terör, insan hakları konusunda belki çok spesifik sorular vardı. İzmir'i ilgilendiren, EĞİTİM-BİR-SEN'le ilgili bazı sorular söz konusuydu. Bunlarla ilgili olarak şunu söylüyorum: Değerli arkadaşlar, herkes hukuk karşısında eşittir. Eğer yanlış yapan birisi varsa kim olursa olsun mutlaka bunun cezasını çekmelidir, hukuk önünde bunun hesabını vermelidir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.