Konu:Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:62
Tarih:29/03/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ İHSAN YAVUZ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz üzere insan hakları konusunda Türkiye'de yürütülen kurumsallaşma çalışmalarının sonucu olarak 21/6/2012 tarih ve 6332 sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu yürürlüğe girmiş ve dolayısıyla Türkiye İnsan Hakları Kurumu kurularak faaliyete geçirilmişti.

AK PARTİ tarafından kurulan 64'üncü Hükûmetin programında "Çoğulcu, eşitlikçi ve katılımcı demokrasi hedefimiz, Türkiye'yi dünya demokrasileri liginde daha da üst sıralara taşıyacaktır. Temel hak ve özgürlükler alanında uluslararası normlar tüm politikalarımıza esas teşkil edecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumunu etkinleştirecek ve uluslararası düzeyde üstlendikleri, sorumlulukları güçlendireceğiz. Bu alanda uluslararası temel hak mekanizmaları ile mevzuat ve uygulama uyum düzeyini yükselteceğiz.

Yeni dönemde temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dâhil edilmesine devam edilecek, özgürlükçü demokratik anlayışla bağdaşmayan şerhler kaldırılacaktır." şeklinde beyanda bulunmuştuk.

İşte bu çerçevede hazırlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı, insan haklarını koruma mekanizmalarının etkinleştirilmesi ana hedefi doğrultusunda mevcut Türkiye İnsan Hakları Kurumunun kurumsal kapasitesinin güçlendirilerek etkinliğinin artırılması ve bu sayede insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ayrımcılık yasağı ve eşit muameleyle ilgili temel yasal çerçevenin ve kurumsal yapının düzenlenmesi ve dolayısıyla her türlü ayrımcılıkla mücadele edilerek eşit muamele imkânının oluşturulması, işkence ve kötü muameleye karşı ulusal önleme mekanizmasının etkinliğinin ve işlerliğinin artırılması gibi sebeplerle mevcut İnsan Hakları Kurumu zikrettiğimiz bu üç ana sorumluluk alanını da kapsayacak şekilde İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olarak yeniden yapılandırılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı, ulusal insan hakları kurumlarına ilişkin Birleşmiş Milletler Paris Prensipleri, ilgili Avrupa Birliği müktesebatı ve Avrupa Birliği üyesi ülke uygulamaları başta olmak üzere, uluslararası örnekler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tasarının üç ana sütununu ayrımcılık yasağıyla ilgili hükümler, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun teşkilatına ilişkin düzenlemeler ile başvuru ve inceleme usulleri oluşturmaktadır. Tasarıyla ayrımcılığın temelleri, türleri, kapsamı ve istisnaları Avrupa Birliği müktesebatına ve Avrupa Konseyi belgelerine uyumlu olarak düzenlenmektedir. Ayrımcılığın konusu hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanma olarak belirlenirken ayrımcılığın temelleri de cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik, yaş şeklinde düzenlenmekte, böylece hak ve hürriyetlerden yararlanmayı sayılan temellere dayalı bir davranış ve uygulamayla hukuka aykırı şekilde engellemenin ayrımcılık oluşturacağı hükme bağlanmaktadır.

Kanun tasarısının gerek tali komisyon olarak Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda ve gerekse asli komisyon olarak İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda görüşülmesi esnasında muhalefet partili milletvekillerinin en fazla eleştirilerinin tasarının 10'uncu maddesindeki kurulun oluşumuyla ilgili olduğunu gördük. Muhalefet partileri özellikle kurul üyelerinden 3'ünün Cumhurbaşkanınca, 8'inin ise Bakanlar Kurulu tarafından görevlendirilmesine dönük yoğun eleştirilerde bulundular ki bu eleştiriler Genel Kurulda da gördüğünüz üzere devam ediyor. Kurul üyelerinden 3'ünün Cumhurbaşkanınca, 8'inin ise Bakanlar Kurulu tarafından görevlendirilmesinin Avrupa Birliği standartlarına uygun düşmeyeceğini iddia ettiler. Oysa, Avrupa Birliği ülkelerinin uygulamalarına baktığımızda, bu eleştirilerin son derece yersiz ve son derece gereksiz olduğunu görüyoruz.

Örneğin, bizim Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olarak oluşturacağımız kurum, Almanya'da "Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi" olarak kurulmuştur. Bakınız, Almanya'da Ayrımcılıkla Mücadele Ofisinin Başkanını Alman Federal Hükûmetinin önerisi üzerine aile, yaşlılar, kadınlar ve gençlerden sorumlu Federal Bakan atamaktadır. İsveç'te ise bu kurum "Eşitlik Ombudsmanı" olarak adlandırılmaktadır. Kurumdan sorumlu ombudsman Hükûmet tarafından atanmakta olup, kurum çalışanları da ombudsman tarafından belirlenmektedir. İsterseniz Hollanda örneğine bakalım; Hollanda'da da bu kurum bizdeki isme benzer olarak, "İnsan Hakları Kurumu" olarak anılmaktadır. Kurum, 1 başkan ve 2 başkan yardımcısı dâhil olmak üzere en az 9, en fazla 12 üyeden oluşmaktadır. Kurum üyeleri Adalet Bakanının teklifi üzerine Kraliyet kararnamesiyle atanıyor. Bakınız, Hollanda'da tüm üyeler sadece Adalet Bakanı tarafından önerilmesine rağmen, Hollanda'da bu eleştiri konusu olmuyor ama bizde her nedense kurul üyelerini Bakanlar Kurulunun ve Cumhurbaşkanının belirleyecek olması yoğun bir eleştiri konusu olabiliyor. Son olarak Fransa'ya bakalım; orada da kurumun ismi "Hak Savunucusu" olarak belirlenmiş. Kurumun başkanı olan hak savunucusu Fransa Cumhurbaşkanı tarafından altı yıllığına atanmaktadır. İşte tüm bu örnekler muhalefet milletvekillerinin "Kurul üyeleri nasıl olur da Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından atanır? Bu belirleme tarzı Avrupa Birliği standartlarına aykırıdır." şeklindeki eleştirilerinin haksız, yersiz ve gereksiz olduğunu çok açık bir biçimde bize gösteriyor.

Avrupa'nın birçok ülkesinde sadece bakana, sadece kabineye, sadece krala veya sadece cumhurbaşkanına verilen yetki, bizde Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanına verildiğinde her nedense kıyametler kopuyor. Bu muhalefet tarzını gerçekten anlamak mümkün değil. Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda sadece bir bakanın, sadece hükûmetin veya sadece cumhurbaşkanının kullandığı yetkiyi bizim muhalefet, hem de mesele bu kadar netken "Batı standartlarına aykırı." diyerek acımasız bir şekilde eleştirebiliyor.

Milletimizin helal oylarıyla seçilmiş bir Hükûmetin ve yine milletimizin büyük bir teveccühüyle yüzde 52 oy alarak seçilmiş bir Cumhurbaşkanının Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kuruluna seçilecek üyeleri seçmesinden, Allah aşkına, daha doğal ne olabilir? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; inşallah siz değerli milletvekillerimizin oylarıyla kabul edilip yasalaşacak olan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, Türkiye'de yeni ve güçlü bir yapının oluşmasını sağlayacaktır.

Bu kanunun ülkemiz açısından hayırlı olmasını diliyor, bir kez daha yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)