Konu:Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:62
Tarih:29/03/2016


Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, İnsan Hakları Kurumunun kurulmasıyla ilgili bir kanunu konuşuyoruz; maalesef, Sayın Bakan, ilgili bir bakan yok. Tarım ve Hayvancılık Bakanı burada. İnsan hakları konusundaki AKP'nin duyarlılığını bu konuda tespit etmek istiyorum.

COŞKUN ÇAKIR (Tokat) - Biliyorsun, biliyorsun, nerede olduğunu biliyorsun.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Yani nerede olduğunu bilmiyorum ama Sayın Bakan sanırım, yanlış bilmiyorsam tarım ve hayvancılıktan sorumlu Bakan. Ben sadece bu tespiti yapmak istiyorum.

COŞKUN ÇAKIR (Tokat) - Veli Bey, sizin grup başkan vekilinizle istişarede şu anda.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun kurulmasını konuşuyoruz. Bu kanun tasarısına göre oluşacak kurulun 11 üyesi olacak ve bu 11 üyenin 8'ini Bakanlar Kurulu, 3'ünü de Cumhurbaşkanı seçecek. Bizim kabul etmeyeceğimiz ve eğer kabul edilirse de meşru saymayacağımız bir kurul oluşturulmaya çalışılıyor. Bu kurulun üyelerinin tamamını iktidarın seçmesi kabul edilemez.

Değerli arkadaşlar, İnsan Hakları Kurulunun bu hâli insan haklarına aykırıdır. Bakın, değerli arkadaşlar, bu, tecavüze uğrayan çocuklar, haksızlığa uğrayan aydın ve muhalifler, her ortamda dışlanan toplumun ötekileri, çalışmayan, devletin kaydında olmayan güvencesizler, kısaca toplumda mağdur edilmiş herkes için önemli bir kanundur. İnsan, hakları olduğu sürece insandır. Bu haklar sayesinde insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamamız mümkündür. Bu haklar doğuştan gelir ve tartışılmaz, kısıtlanamaz. İnsan haklarının kazanılmasına ve korunmasına hizmet edenler olduğu gibi ihanet edenler, yok sayanlar ve çiğneyenlerin de olduğunu biliyoruz.

İnsan haklarının önemini anlamak için hakları elinden alınan insanları düşünmemiz gerekir. İnsan hakkının ne olduğunu anlamak için değerli milletvekilleri, empati yapmalıyız. Bu yapacağımız empatiler acıdır ve yakıcıdır ancak örnek vermeliyiz ki bu kanunun ciddiyetini anlayabilelim.

Örneğin, kendimizi Karaman'da aylarca tecavüze uğrayan 10 yaşındaki çocuğun babası yerine koyalım.

Kendimizi Pozantı Cezaevinde tecavüze uğrayan bir çocuğun annesi yerine koyalım.

Kendimizi cezaevine girerken çıplak aramaya ve oyuk aramasına tabi tutulan genç bir kadının yerine koyalım.

Ya da sokak ortasında çetelerin katlettiği, elinde şiddete dair hiçbir şey içermeyen Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz'ın yerine koyalım.

Ya da kendimizi annesine ekmek almaya giderken katledilen Berkin Elvanların yerine koyalım.

Ya da değerli arkadaşlar, yakınları Erzurum'da suda boğulanların, Elbistan'da göçükte unutulanların, Samsun'da selde boğulanların, İstanbul'da asansörle yere çakılanların, naylon çadırda yananların yerine koyalım. Eğer bu empatiyi kurabilirsek insan haklarının yakıcılığını daha iyi anlayabiliriz. Eğer kendimizi bu haksızlığa uğrayanların yerine koyabilirsek bu kurulun yapısını da bir kez daha anlayabiliriz.

Değerli arkadaşlar, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan hakları ihlallerinin bir numaralı faili devlettir. Bu, yalnızca bizim ülkemize özgü bir durum değildir. Dünyada bu tarz insan hakları kurumlarının kurulmasındaki amaç devlet mekanizmasındaki görevlilerin işlediği hak ihlallerini tespit etmek ve önlemektir.

Değerli milletvekilleri, elinizi vicdanınıza koyun, bir düşünün. Bu kurul, oluşturulan bu kurul bu yapısıyla ve bizim sıklıkla söylediğimiz gibi, sıklıkla vurgu yaptığımız gibi, bu kanunun gerekçesinde de -burada bulunmayan Sayın Bakan ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı bilir- sıkça vurgu yapılan Paris Prensiplerine aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, Paris Prensiplerinde açıkça bu kurulun nasıl oluşturulacağını tanımlar. Bu prensiplere göre "Bu kurul insan hakları ve ırk ayrımcılığına karşı mücadeleyle ilgili STK'lardan, sendikalardan ve hukukçu, hekim, gazeteci ve bilim insanlarını bir araya getiren meslek kuruluşlarının, din ve felsefi akımlarının, üniversitelerin ve nitelikli uzmanların, Parlamentonun vesaire katılımıyla oluşur." diye yazıyor. Şimdi, tekrar bu kanuna oy verecek değerli milletvekilleri ellerini vicdanlara koysunlar, bir düşünsünler.

Değerli arkadaşlar, bu kurula bir tane STK, sivil toplum örgütleri, yani isim vererek söylüyorum, İnsan Hakları Derneğinden MAZLUMDER'e kadar herhangi bir kurumun bu konuda katılımı mümkün olacak mı ya da tarafsız bir bilim insanı bu kurulda söz sahibi olacak mı? Geçmişte, 2002'de, çıraklığınız döneminde bunu birkaç kez denediniz hatırlarsanız, bir İnsan Hakları Kurulu oluşturdunuz, Sayın Bakan da o zaman Bakandı. İbrahim Kaboğlu'nu ve Baskın Oran'ı bu kurula aldınız, daha sonra terlikle kovalayarak, döverek gönderdiniz. Sayın Bakan, bunu hatırlar mısınız bilmiyorum.

Bakış bu olunca, tarafsız bilim insanlarının, tarafsız insanların bu kurula girme şansının olmadığını biliyoruz. Ya da değerli milletvekilleri, AKP'nin geçmişte yaptığı atamaları hep beraber biliyoruz, yaptığınız atamaları görüyoruz, kurumlara yapılan atamaları biliyoruz. Bakın, buna benzer bir kurulun başkanının kim olduğunu bir hatırlayın. AKP'de geçmişte milletvekilliği yapmış Sayın Mehmet Elkatmış'ın bir kurulda başkanlık yaptığını biliyoruz. Ya da geçtiğimiz dönem oluşturulan kurula baktığımız zaman, kurul yapısına baktığımız zaman, siyaseten eş dost, akrabaların bu kurumlara doldurulduğunu biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, işkenceyi denetlemek; cezaevinde, sokakta, herhangi bir yerde bir işkenceyi, bir hak ihlalini denetlemek devletin atamış olduğu ya da Hükûmetin atamış olduğu insanlarla yapılamaz. Bakın, bugün Hükûmet sizsiniz, yarın değişeceksiniz. Geçtiğimiz günlerde bu kürsüden söylemiştim, bu arka sıralardan sıkça bana laf atan bir milletvekili bugün geldi sizin gözünüzde terörist oldu.

Değerli arkadaşlar, hafızalarımızı zorlayalım, geçmişte yaşanan hak ihlallerine baktığımız zaman da bunun, AKP tarafından, AKP devleti tarafından bir kurulun oluşturulmasının kabul edilemez olduğunu ve bu kurulun meşruiyetinin tartışılacağını bilmemiz gerekiyor. Bakın, hatırlayalım, 10 Ekimde Ankara'nın göbeğinde bir katliam oldu. Orada belki konuşulmayan, çok gündeme gelmeyen, ikinci, belki daha dehşet verici bir olay yaşandı. O insanlar can çekişirken, o insanlar ambulans beklerken o insanları korumayan polis, maalesef, orada yatan, can çekişen insanların üzerine gaz bombası sıktı. Değerli arkadaşlar, bu kurul bu olayı araştırabilir mi? Elinizi bir vicdanınıza koyun Sayın Bakan, Sayın Başkan, elinizi bir vicdanınıza koyun, bir düşünün.

Yine, kendinizi yerine koyun, Gezi eylemlerinde Taksim'de bir palalı insanın bir genç kıza yani sizin kardeşinize saldırdığını bir düşünün ve bu kurulun nasıl bir işlem yapacağını lütfen hesap edin.

Değerli arkadaşlar, birkaç örnek vermek istiyorum. Resimleri orada unuttum. Hatırlar mısınız, Soma'da Sayın Cumhurbaşkanının bir danışmanı, başdanışmanı, bir tane madenci çocuğu, asgari ücretle geçinmek zorunda kalan bir madenci çocuğu tekmeledi. O tekmelenen çocuk ne oldu biliyor musunuz? Özgür Özel yakından takip ediyor. O çocuk ekmeğe muhtaç edildi ve ceza aldı. O tekmeleyen insan ne oldu biliyor musunuz, Sayın Osman Bey, o insan ne oldu? Tekmeleyen insan yükselmeye devam ediyor. Bu, ne ahlaka sığar ne vicdana sığar değerli arkadaşlar. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Şimdi, yine, bir AKP milletvekili kendini Ethem Sarısülük'ün annesinin yerine koysun. Sokağın ortasında, Kızılay'ın göbeğinde bir tane insan hedef alınarak, öldürülerek katlediliyor ve o polis kahraman gibi karşılanıyor. Ne diyor Sayın Başbakan, dönemin Başbakanı? O dönem kol kola olduğunuz cemaatle, şimdi paralel olan cemaatle ne diyordunuz? "Destan yazıyor." diyordunuz. O destan yazan polisler bu kurul tarafından denetlenebilir mi, elinizi vicdanınıza koyun, söyleyin arkadaşlar.

Yine, bakın, geçtiğimiz dönemlerde bir paralel bahanesiyle Türkiye'deki bütün okul müdürlerini görevden aldınız. İddiayla söylüyorum: Bir tek, laik, demokratik cumhuriyete inanan, cumhuriyetçi, yurtsever bir tane okul müdürü kalmadı. "Paralel yapıyı görevden alacağız." dediniz ama bir tane Alevi okul müdürü bırakmadınız, bir tane solcu okul müdürü bırakmadınız, bir tane MHP'li okul müdürü bırakmadınız yani kısaca, bir tane AKP'li olmayan okul müdürü bırakmadınız.

Yine, uygulamalara baktığımız zaman, bu kurulun nasıl oluşacağını anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Bir tane sizden farklı düşünen vali yok, emniyet müdürü yok, kaymakam yok, hatta ve hatta belediyelerinizde temizlik işçiliği yapan bir tane vatandaş yok. O nedenle bu kurulun bu yapısıyla oluşması insan haklarına aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunu takdirinize sunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)