Konu:Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:61
Tarih:24/03/2016


Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrası üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Sayın milletvekilleri, bu fişe alınma meselesi, fişleme meselesi aslında bizim geleneğimizde, tarihimizde var. Hoca Sadeddin Efendi'nin Tâcü't-Tevârih'ine bakarsanız -hemen Yusuf Hoca bakıyor, biliyor çünkü- Yavuz Sultan Selim o zaman Trabzon Valisi, kâtibi de Hoca Sadeddin Efendi. Gittiği mahalleri teker teker listesine alıyor. İfadeleri burada konu etmeyeceğim çünkü tarihte çok olumsuz isimlendirme var. Onlar tarihte kalmış ama bir gelenek var. Bu gelenek Teşkilat-ı Mahsusada devam ediyor, Karakol Cemiyetlerinde devam ediyor. Fişleme, geleneğimizde var. Bu devlet geleneğinde var ama bu fişleme, bilgi sistemleri, oluşturulması gereken, ihtiyaç olan bilgi sistemleri gündeme geldiğinde bu şekilde kullanılmamalı. Yani insanların inançları, milliyetleri, tabiiyetleri, diğer özellikleri ne olursa olsun çok da önemli bilgiler konumunda olmamalıdır. Devletin artık bu şeyden sıyrılması gerekiyor. Devletin bu demokratik anlayışının ortaya çıkması lazım.

Bilgileri niçin toplarsınız? İşte, bir devlet için gerekli olan -ama devlet için, demokratik bir devlet için, demokratik bir cumhuriyette- bilgilere elbette ki bilgi sistemleri içerisinde ihtiyaç duyulabilir. Bu ihtiyaç hasıl olmuştur, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde de bir ihtiyaç olarak getirildi ama hukukçu arkadaşlarımız burada endişelerini ortaya koydular, dediler ki: "Bu yasa güncel değil." Bu yasanın güncel olmadığı ve tekrardan gündeme gelebileceği hususları tarafınızdan dikkate alınmadı ama bugün çok güzel bir şey yaptı Türkiye Büyük Millet Meclisi; ben on aydır bu Meclisteyim, ilk defa bir irade birliği oluştu, çocuk istismarını önlemek üzere bir komisyon kurulması konusunda. Son anda yanlışınızdan döndünüz, bu da bir erdemdir. Diğer muhalefet partilerinin bastırmasıyla diyelim veya sizin sağduyunuz, sonradan oluşan sağduyunuz vasıtasıyla bir komisyon kuruldu ve bir ortak irade birliğine varıldı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Bizim sağduyumuz her zaman var, her zaman.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, artık devletin İttihat Terakkici anlayışından, Karakol Cemiyeti anlayışından, Teşkilat-ı Mahsusa anlayışından uzaklaşacağız, bu cumhuriyeti demokratikleştireceğiz. Bakın, sizin grup maşallah yetenekli, siyasal İslam'ın kurumsallaşmasında maşallah çok emeğiniz var; çok çok emeğiniz var, iyi dönüştürüyorsunuz.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Türkiye'nin her tarafında emeğimiz var.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ama, sosyalistleri bir tarafa bırakırsanız, Kürtleri bir tarafa bırakırsanız, Alevileri bir tarafa bırakırsanız, emekçileri karşınıza alırsanız bu olmaz. Burada bir ortak cumhuriyet iradesini kabul edeceğiz, demokratik ulusu ortaya koyacağız.

Demokratik ulus dediğimizde hemen hopluyorlar. "Vatan millet Sakarya" diyenlere ben bir şey söyleyeceğim ama özgün hâliyle, doğal hâliyle "Vatan millet Sakarya" diyen insanları bunun dışında tutuyorum. Ne yapıyorlar? Bir bakıyorsun, "vatanseverim" diyenler, 200 dönüm araziyi -200 bin dönüm arazi diyeyim hatta toplamda- ticari işletmelerine, kırk dokuz yıllığına, doksan dokuz yıllığına kendi adlarına tahsis ettirmişler, büyük vatanseverler! Bu vatanseverler Susurluk'ta karşımıza çıkıyorlar, Yüce Divana sevk ediliyorlar; ondan sonra, geliyorlar, talebelerin aslında, eğitim alanlarında öğrencilerin birbiriyle çatışmalarını, siyasal karşıtlıklarını ajitasyonla daha kötü bir duruma getiriyorlar. Bırakın öğrenciler tartışsın. Bu öğrencilerin sağcısı solcusu olacak tabii. Arkadaşlar, bu ülkede bizim en önemli dinamiğimiz öğrencilerdir, talebelerdir ama siz gelip, bunu yanlış yönde ajite edip gidip üniversite basarsanız, üniversiteyi basanlara destek çıkarsanız bu yanlış olur. Bu milliyetçilik değil, bu esas olarak ırkçılıktır. İnsanları ırkına göre, şuna buna göre ayırırsanız, orada müdahale ederseniz bunun adı ırkçılık olur. Bırakın talebeler tartışsın. Öğrenciler elbette ki gelişecek, elbette ki bu ülkenin sorunlarını da tartışacak. Bu öğrenciler bizim geleceğimiz, yarın bir gün buraya gelecekler, bunlara saygıyla yaklaşmalıyız. Ajite ederek öğrencileri birbirine kırdırmak, birbirine vurdurmak bu Mecliste görev alan milletvekillerinin işi olmamalıdır diye söylüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (HDP sıralarından alkışlar)