Konu:Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:59
Tarih:22/03/2016


Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasayla ilgili olarak hem komisyonda hem de Genel Kurulda görüşlerimizi belirtmiştik ama yine, 9'uncu maddeyle ilgili de görüşmeye devam ediyoruz ve görüşlerimizi belirteceğiz.

Esas olarak bu yasanın Anayasa'nın açık hükümlerine aykırı olduğu daha önce belirtilmişti. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylaması sonucu kabul edilen 5982 sayılı Kanun'la Anayasa'nın 20'nci maddesine bir fıkra eklenmek suretiyle kişisel verilerin korunması temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınmış ve detayların kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Anayasa'nın yine 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir."

Değerli milletvekilleri, tasarı kişisel verileri güvenceye almaya yönelik hükümlerine getirdiği sonsuz genişlikteki istisnalarla güvenlik, istihbarat kurumlarının yanı sıra, sır tutma yükümlülüğü bulunan kamu görevlilerini de bireyler karşısında mutlak yetkiyle donatmakta, onları kanun tasarısının getirir göründüğü her türlü sorumluluktan ve yasanın ihlali hâlinde doğacak yaptırımlardan bağışık kılmakta, böylece kişisel verilerin bireylerin rızası ve bilgisi olmaksızın aleyhlerine kullanılması güvence altına alınarak amacın tam tersi bir sonuca varmakta ve bu şekilde Anayasa'nın 20'nci maddesi ihlal edilmiş olmaktadır. Öte yandan, yine tasarı, dayandırıldığı Avrupa Birliği mevzuatına ve temel belgesi olan otomatik olarak işlenen kişisel veriler bakımından bireylerin korunması hakkında sözleşmenin ruhuyla da taban tabana zıt bir anlayışı yansıtmaktadır. Söz konusu sözleşme, her taraf devlet ülkesinde, uyruğu ve ikametgâhı ne olursa olsun, tüm gerçek kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, özellikle kendilerini ilgilendiren kişisel nitelikteki verilerin kamu kurumları ya da özel sektörde işlenmesi bakımından kurumlara özel bir imtiyaz tanımaksızın, otomatik işleme tabi tutulması karşısında özel yaşam haklarını güvence altına alma amacı gütmektedir.

Değerli milletvekilleri, söz konusu bu maddede, işlenen ve kayıt altına alınan tüm kişisel verilerin aktarılabilmesi bu şekilde düzenlenmektedir. Madde düzenlenirken kişisel verilerin işlenebilmesi ve aktarılabilmesi âdeta tüm temel hak ve özgürlüklerden daha üstün tutularak önümüze getirilmiştir.

Yabancı ülke bağlamında, veri sahibi kişinin hakları devletlerin çıkarına, devletler arası pazarlıkların kaderine bağlı kılınmıştır. Verilerin paylaşılabilmesi için maddede yer alan ilgili yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması, kişisel verinin aktarılacağı ülkedeki yeterli korumanın bulunmaması durumunda ise söz konusu ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı taahhüt etmesi gibi doğrulanması imkânsız koşulların, ülkeler arası ilişki ve pazarlıkların sonucuna göre yetkililerin bireylerin kişisel verilerinin aktarılması hususunda tam bir serbestlikle hareket etmelerine imkân sağlamak için maddeye eklendiğini de burada görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, daha önce de milletvekili arkadaşlarımız burada belirtti. Gerçekten, ülkemiz çok ağır koşullar yaşıyor. Bir şiddet sarmalıyla karşı karşıya bırakılan ülkemizde, analar hiçbir zaman bu kadar ağlamamıştı, gözyaşı hiçbir zaman bu kadar fazla akmamıştı. Bakın, doksan yıllık cumhuriyet tarihinde, resmî ideolojinin, resmî ideolojiyle donatılan, resmî anlayışla donatılan -buna CHP de dâhildir- bu ülkenin temel sorunlarını hiçbir zaman Parlamentoyla konuşamadık. Gelin, bu ülkede, ortak vatanımızda kardeşçe, barış içerisinde bir arada yaşamanın şartlarını oluşturalım. Siz Alevileri karşınıza alırsanız, Kürtleri karşınıza alırsanız, demokratları karşınıza alırsanız, 2002'den itibaren ortaya koyduğunuz siyaset belgesiyle çelişmiş olmaz mısınız? Gelin, bu resmî ideolojiye karşı, oligarşik devlet anlayışını yıkalım, halkların, inançların bir arada yaşayacağı demokratik bir düzene kavuşalım. Bunun şartları Parlamentoda oluşur. Ölümlerin olmadığı bir ülke. Görüyorsunuz işte, ülkemizde her gün bir bomba patlıyor. Bunları kim yaparsa yapsın şiddetle kınıyorum. İnsani hiçbir yönü yoktur bu işin. Bunu kınamak da burada yetmiyor değerli milletvekilleri. Bunların yasal altyapısını oluşturalım. Yasalarda ne sorun varsa gelin, bunları çözelim. Birlikte kardeşlik, barış iklimini tesis edelim; mesele budur. Bizim birbirimizden farkımız nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Burada birbirimizin konuşmasına bile tahammül edemez durumdaysak bizim bir sorunumuz var demektir. Bu sorunu aşmamız lazım diye belirtiyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)