Konu:MHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:59
Tarih:22/03/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ATAY USLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftalarda terör olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabır diliyorum.

Değerli arkadaşlar, Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılması önerisinin üzerinde aleyhte söz almış bulunmaktayım. Biz Anadolu olarak yalnız bugün değil, dün de göçe ev sahipliği yapıyorduk. Bakın, Osmanlı, İspanya'dan kaçan Yahudilere kapılarını açmıştır, Katolik baskısından kaçan Ortodokslara açmıştır, İsveç ve Macar Krallarına açmıştır, Çarlık Rusyası'ndan kaçan Ruslara da kapısını açmıştır, Bolşevik İhtilali'nden kaçan Ruslara da kapılarını açmıştır. Cumhuriyet Dönemi'nde de kapılarımız hep açık olmuştur; Hitler'den kaçan Almanlara, İran Devrimi'nden kaçan İranlılara kapımızı açmışız, Bulgaristan'dan gelen 350 bin soydaşımıza kapımızı açmışız, Irak'tan kitlesel akımlarla gelenlere kapımızı açmışız, eski Yugoslavya'dan gelen Boşnaklara, Kosovalılara da kapılarımızı açmışız.

Türkiye 1923-2011 arasında yaklaşık 2 milyon sığınmacıyı kabul etmiştir. Şimdi, yeni bir süreç var, 2011 sonrasında yaklaşık 3 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. 2011 yılında başlayan insani kriz sonucunda yaklaşık 2,7 milyon Suriyeli ülkemize gelmiştir. Bugün, ülkemizde biyometrik kaydı yapılan Suriyeli sayısı -biraz önce arkadaşlar da ifade etti- 2 milyon 750 bindir. Bunların yaklaşık 280 bini 10 ildeki 25 kampta yaşamaktadır.

Ülkemiz ilk günden bugüne kadar iki politika uygulamaktadır; bir tanesi açık kapı politikası, diğeri geri göndermeme ilkesi. Bu iki politika da hukuki, vicdani, insani, ahlaki ve tarihî bir sürecin sonunda yürütülen politikalardır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; dört yılda 3 milyonluk bir sığınmacı akınının yönetilmesi kolay bir süreç değildir ama şunu ifade edeyim ki Türkiye örnek bir süreç yönetmektedir. Kamplarımız bugün, Birleşmiş Milletler standartlarının üzerindedir. Bugün, kamplarda sosyal, eğitim, sağlık açısından temel ihtiyaçlar karşılanmaktadır. Kamp dışında da AFAD, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz çalışmalar yürütmektedir.

Bugün, yine, Türkiye'de bulunan Suriyeliler geçici koruma statüsüyle kalmaktadır. 2013 yılında bu Meclisin çıkardığı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na göre, Suriyelilerin statüsü geçici korumadır. Geçici koruma, kitlesel olarak sınırlarımıza gelenlere tanınan bir koruma statüsüdür. Bu statü Avrupa'da olmadığı kadar Türkiye'de ayrıntısıyla düzenlenmiştir ve bu konuda da Bakanlar Kurulu kararıyla bir yönetmelik yürürlüğe konmuştur. Bu yönetmeliğe göre, Türkiye'ye gelen Suriyeli sığınmacılara öncelikle geçici kimlik belgesi verilmektedir; biyometrik verileri alınıyor, geçici kimlik belgeleri veriliyor, daha sonra da yabancı kimlik numaralarına kavuşuyorlar. Yabancı kimlik numaralarına kavuşan Suriyeliler eğitim, sağlık ve sosyal yardımlara erişebiliyorlar. Bu yüzden, Suriyelilerin hemen hepsi kaydolmuştur çünkü kaydolmayanlar bu hizmetlere erişemiyorlar. Yine, bu kimlik kartlarıyla çalışma iznine başvurabiliyorlar, araçlarına geçici plaka alabiliyorlar.

Bugün -biraz önceki konuşmacılar ifade etti- Türkiye'de 750 bin civarında eğitim çağında Suriyeli çocuk var, doğru. Bunun 350 binini okula eriştirdik. Bu 350 bin sayısı kolay bir sayı değil arkadaşlar; 350 bin sayısı için 10 binlerce derslik, 10 binlerce öğretmene ihtiyaç var. Bizim hedefimiz büyük, biz bunu kademeli olarak artırıyoruz. Yıl sonunda, inşallah, 450 bin, önümüzdeki yıl sonunda da 750 bin çocuğun tamamı eğitime erişecektir.

Eğitimle ilgili çalışmalar yapıyoruz, müfredat çalışmaları yapıyoruz. Bunların bir kısmı Türk müfredatına uygun okullara devam ediyorlar, bir kısmı da Suriye müfredatına uygun okullara devam ediyorlar. Ancak, biz Suriye müfredatını mutlak olarak uygulamıyoruz; o müfredat, Millî Eğitim Bakanlığımızın denetiminden geçiyor, ayıklanıyor, daha sonra çocuklara veriliyor.

Yine, bu çocukların 9 ilde üniversitelere erişimi sağlandı, Türk öğrencilerin kontenjanı kullanılmadan; bunu açıklıkla ifade etmek istiyorum, özellikle ifade etmek istiyorum.

Yine, Yurt Dışı Türkler, Suriyeli öğrencilere burs vermektedir, bunların sayısı bugün 3 bini bulmuştur.

Sağlık hizmetleri alanında da hizmetlerimiz devam ediyor. 13 milyon poliklinik hizmeti verdik, 300 bin ameliyat yaptık.

150 bin Suriyeliyi kuaförlük, bilgisayar, elektrikçilik gibi alanlarda eğitime tabi tuttuk ve sertifika verdik. Evet, bunların hepsi uyum faaliyeti.

Öbür taraftan, çocuklarla ilgili çalışmalarımız da var. Bakın, Türkiye'de 165 bin Suriyeli bebek doğdu; bu ciddi bir sayı, biraz önce arkadaşlar söyledi. Danimarka'da geçen yıl doğan bebek sayısı 50 bin, bizde 55 bin. Ama biz bunlarla ilgili de çalışma yapıyoruz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız bunları tek tek tespit ediyor, ailelere gerekli psikolojik destekleri ve sağlık desteklerini veriyor.

Bakın, biz başka bir tespit daha yaptık, Türkiye'de 53 bin yetim veya öksüz Suriyeli var, bunun 3 bini hem öksüz hem yetim. Tamamı sevgievlerine veya refakat kurumuna eriştiriliyor ve kendileri korumaya alınıyor. Bunlarla ilgili çalışmalar da yapıyoruz.

Yine, aile eğitim programları Arapçaya çevrildi, bunlarla ilgili, yaklaşık 100 bin kişiye aile eğitim programı verdik, dil kursları açıyoruz.

Öbür taraftan, ciddi bir adım attık yaklaşık bir ay önce: Çalışma izni. Çalışma izni, entegrasyonun, uyumun en önemli aşamalarından bir tanesi. Bununla ilgili de Bakanlar Kurulu kararı çıktı, artık Suriyeliler çalışmaya, istihdama erişebiliyorlar.

Arkadaşlar, toplumsal uyum ve sosyal mesafe konusunda çok iyi bir noktadayız. Şunu ifade etmek istiyorum: Şu ana kadar tüm siyasal partiler bu konuda gerçekten övgüye layık bir dil kullandılar sürecin başından bugüne kadar. Herkese, bütün siyasal partilere teşekkür ediyorum. Ama, şunu da ifade ediyorum: Bu tür politikalar aslında hükûmet politikası değil, devlet politikası olmalıdır. Biz onlara kapımızı açmak zorundaydık çünkü orada bir savaş vardı, çünkü orada zalim Esad vardı, insanları öldürüyordu. Bakın, bugün, Suriye'de 300 binden fazla insan öldü, 10 milyondan fazla insanın yeri değiştirildi, bunun yaklaşık 4 milyonu yurt dışı, 6 milyonu Suriye içinde olmak üzere.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Lütfen, metne bakarak konuşun.

ATAY USLU (Devamla) - Arkadaşlar, biz bugünkü süreci minimum sıkıntılarla en iyi şekilde yürütüyoruz. Bakın, Antep'te, Urfa'da, Hatay'da, Adana'da, Kilis'te, İstanbul'da yoğunluklu Suriyeliler var. Bu oran Avrupa'da binde 15'ken Türkiye'de yüzde 4, Kilis'te yüzde 100. Yani Kilis'in 100 bin nüfusu var, 110 bin Suriyeli var. Bu süreci çok iyi yürüttüğümüz için diyoruz ki biz: "Kilis'i Nobel'e aday gösteriyoruz." Bu konuda destek bekliyoruz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Bravo!

ATAY USLU (Devamla) - Bakın, Kilis'te olaylar olmuyor ama Avrupa'da ne var? Avrupa'da panik var. Ne yapıyor Avrupalılar? Yabancı düşmanlığı yükseliyor. Geçen yıl Almanya'da yabancı sığınmacı evlerine 871 saldırı oldu. Yine, Almanya'da, bakıyorsunuz, sığınmacı yurtları yakılırken Almanlar alkışlıyor; Belçika, Hollanda farklı davranmıyor. Danimarka yasa çıkarıyor, değerli eşyalarına el koyuyor; İngiltere kırmızı bilezik takıyor. Ama, bizde yok, bizde olmaz, bizim tarihî, vicdani, hukuki sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. Biz bu süreci en iyi şekilde yürütüyoruz.

Öbür taraftan, Akdeniz'in mezarlık olma süreci var. Bakın, onunla ilgili de Avrupa Birliği-Türkiye ortak sonuç bildirisi yayımlandı. Bununla ilgili adımlar attık. Bu adımlar Akdeniz'in bebek mezarlığı olmasını engelleyecek adımlardır. Yasa dışı göçleri durduracağız, oradaki 1 kişiye karşılık yine Avrupa'ya 1 kişi göndereceğiz. Daha sonrasında, Gönüllü İnsani Kabul Programı'mızı uluslararası zirve kararıyla etkinleştireceğiz, inşallah, Türkiye sınırına yakın yerlerde de mültecilerin insani koşullarını iyileştireceğiz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Kalanlar ne olacak, kalanlar?

ATAY USLU (Devamla) - Arkadaşlar, kalanlar tarihî bir görevimiz. Onlarla ilgili entegrasyon politikaları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Eğitime ulaştırıyoruz, sağlığa ulaştırıyoruz, çalışma hayatına ulaştırıyoruz, psikolojik destek veriyoruz. Onlar zalim rejim gidinceye kadar burada kalacaklar; daha sonra onların gönderilmesiyle ilgili, geri dönüşle ilgili de programları yürüteceğiz.

Bakın, bu işin çözümü nedir biliyor musunuz?

1) zalim Esad rejiminin gitmesi.

2) Güvenli bölgenin oluşturulması.

3) Uyum süreçlerine devam edilmesi.

Şunu ifade edeyim: Göç tek başına iyi ya da kötü bir olay değildir, göç iyi yönetilirse iyi bir olaydır. Avrupa'nın kalkınmasında bunun örneği vardır, Avrupa göçlerle kalkınmıştır. Biz de iyi yönetiyoruz, yönetmeye devam edeceğiz. Biz yasa dışı göçle de mücadele ediyoruz Türkiye'de arkadaşlar. Bakın, şu ana kadar 4.550 göçmen tacirini yakaladık. Yine, güvenlik boyutunu ihmal etmiyoruz; 90 ülkeden yaklaşık 4 bin kişiyi, yabancıyı sınır dışı ettik, 125 ülkeden 40 bin kişiye giriş yasağı koyduk.

Yine, Mecliste İnsan Hakları İnceleme Komisyonu altında bütün partilerin beraber kararıyla Mülteci Hakları İnceleme Alt Komisyonunu kurduk, beraber çalışmaya devam ediyoruz. Şu ana kadar bütün arkadaşlarla beraber sivil toplum kuruluşlarını, ilgili kurumları dinledik; uluslararası kuruluşları dinleyeceğiz, yerinde incelemeler yapacağız, inşallah bu süreci en iyi şekilde yürüteceğiz.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.