Konu:Mhp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:59
Tarih:22/03/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok değerli arkadaşlar, ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, bu mülteci meselesinden önce -hem bununla ilgili- birkaç durumu da sizinle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta hem ülkemizin itibarını hem de demokrasi ligindeki durumunu göstermesi bakımından bir olay yaşadık. Burada başta AKP Grup Başkan Vekili Sayın Bostancı olmak üzere -o da bir akademisyen- bu konuda ne düşündüklerini çok merak ediyorum. Bizim bu yaşamış olduğumuz 3 akademisyenin tutuklanmasını, sadece ifade özgürlüklerini, düşüncelerini açıklayan 3 akademisyenin tutuklanmasını Türkiye'de demokrasi açısından nasıl değerlendirdiklerini de merak ettiğimi söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, aslında tutuklanan ifade özgürlüğüdür, aslında tutuklanan Türkiye demokrasisidir. Bu tutuklama, Türkiye'deki demokrasinin geldiği noktayı da göstermesi bakımından önemli bir konudur. Biz arkadaşlarımızla birlikte dün bu 3 akademisyeni ziyarete gittik.

Değerli arkadaşlar, bu alınan karar bir mahkeme kararı ancak karar hukuki değildir. Bu karar faşizm yolunda bir kilometre taşıdır. İleride yazılacak kitaplarda bu yaşadığımız gün yazılacaktır, faşizme itiraz edenler de yazılacaktır, faşizme sessiz kalanlar da yazılacaktır ama en önemlisi bu faşizmi destekleyenleri de tarih yazacaktır. Nasıl ki geçmişte faşizme, faşist uygulamalara destek verenler 12 Eylülde, geçtiğimiz dönemlerde utandıysa önümüzdeki dönemde de bu faşizme sessiz kalanlar ve destek olanlar ve sebep olanlar utanacaktır.

Değerli arkadaşlar, tabii, yine geçtiğimiz hafta hem Taksim'de hem Ankara'da, bugün de Brüksel'de patlamalar yaşandı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, 2011'e gittiğimizde, Cumhuriyet Halk Partisinin sözcülerinin, Genel Başkanının, grup başkan vekillerinin bu kürsüden, çeşitli ortamlarda söylemiş oldukları şeyler var. Dediler ki Cumhuriyet Halk Partililer: "Bu izlemiş olduğunuz politika, Türkiye'nin geleneksel olarak izlemiş olduğu politikayı bozmaya çalıştığınız politika Türkiye'nin başına çok iş açar."

Değerli arkadaşlar, bu politika hem Suriye'deki milyonlarca insanı toprağından kopardı hem de Türkiye sınırlarını -hem kendi içine hem de dünyaya- terör örgütlerinin eli kanlı katillerinin geçiş yaptığı bir güzergâh hâline getirdi. Dünyada "Orta Doğu gibi" diye bir deyim vardı, artık Türkiye de o deyimin içine girdi. Bakın, eskiden Orta Doğu denince akla patlayan bombalar gelirdi, eskiden Orta Doğu denince akla Beyrut gelirdi, Bağdat gelirdi. Değerli arkadaşlar, şimdi Orta Doğu denince akla Ankara geliyor. Bu, ne kadar utanç verici, hepimizin üzülmesi, hepimizin düşünmesi gereken bir durumdur, en başta da bu ülkeyi yönetenlerin düşünmesi gereken bir durumdur değerli arkadaşlar.

Ne dedi CHP milletvekilleri, CHP sözcüleri? "Suriye'deki yanan ateşe eğer benzinle giderseniz o ateş bir gün gelir sizin ülkenizi de vurur." Yaşadığımız olay tam da budur arkadaşlar; Brüksel'in, Paris'in, İstanbul'un, Ankara'nın yaşamış olduğu olay tam da budur.

Öncelikle, Ankara'daki her üç bombayı patlatanları, İstanbul'da hem Sultanahmet'te hem Taksim'de bombayı patlatanları, bu katilleri kutsayanları kınadığımı belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu açısından, 10 Ekim Ankara katliamındaki katiller ile geçtiğimiz haftalarda Genelkurmayın önünde servisi bombalayan bombacıların hiçbir farkı yoktur, ikisi de aşağılanması gereken katillerdir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir kez daha söylüyoruz: Bakın, bu Suriye politikası Türkiye'yi dünyanın gözünde üçüncü sınıf bir ülke hâline getirdi. Bu izlemiş olduğunuz... AKP ve şimdiye kadar dış politikayı yöneten Hükûmet -ki şimdi birinci Başbakan- Cumhurbaşkanı, zaman zaman Dışişlerindeki personeli aşağıladılar; kimine "monşer" dediler, kimini -orada çalışan personeli- dışladılar, kendi düşüncesinde olan insanları getirdiler. Ne oldu? Bir bataklığın içerisine soktu Türkiye'yi AKP.

Değerli arkadaşlar, bunun tek sorumlusu var, Türkiye'nin Orta Doğu bataklığında bütün komşularıyla kötü olmasının, düşman olmasının tek sorumlusu var; o da AKP ve AKP'nin izlemiş olduğu dış politikadır. Bizim izlemiş olduğumuz yanlış dış politika keşke sadece dış politikamızı etkilemiş olsa. Bizim iç güvenliğimizi etkileyen -maalesef, geçtiğimiz pazar günü yaşadık, artık maçlara kadar gidemeyecek duruma getirilmişiz- Türkiye'yi güvenlik açısından yerle bir eden bir durumdayız. Türkiye'nin en büyük güvenlik zafiyeti değerli arkadaşlar AKP'nin ta kendisidir. AKP, bugün Türkiye için en önemli güvenlik zafiyetidir. Bakın, insanlar sokağa çıkamıyorlar. Dün İstanbul trafiği yüzde 15 seviyesine düşmüş. Kızılay'da, Ankara'nın hiçbir alışveriş merkezinde insanlar maalesef alışveriş yapamıyor, sokağa çıkamıyor değerli arkadaşlar. Bu gelinen noktanın sorumlusu sizsiniz değerli arkadaşlar, bu gelinen noktanın temel sorumlusu sizsiniz. Siz, hem Türkiye'nin bu duruma düşmesine sebep oldunuz hem de bugün MHP'nin araştırılmasını istediği "mülteci meselesi" denen bir meseleyi ortaya çıkardınız.

Öncelikle her konuşmamızda vurguluyoruz, bu mülteci meselesi bu politikaların sonucundadır ancak bu mülteci meselesi, AKP'nin baktığı gibi, sadece bizim meselemiz değildir; bu, aynı zamanda dünyanın da bir meselesidir. Şimdiye kadar, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşamış olduğumuz en büyük sorun olan mülteciler, maalesef, sadece Türkiye'nin sorunu olarak gösterilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz haftalarda yapılan bir anlaşma var ki bu anlaşmadan insan utanıyor değerli arkadaşlar.

Hatırlarsanız, Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefi vardı, Kızılay Meydanı'nda "Avrupa Birliğine girdik." diye gündüz havai fişekler atılmıştı. Şimdi, bu vize muafiyetini de bir başarı olarak göstermeye çalışıyorlar.

Değerli milletvekilleri, geldiğimiz noktaya bir bakın Allah aşkına; Avrupa Birliğine tam üye olmayı hedefleyen bir ülkeden, şimdi sadece vize muafiyetini başarı olarak sunan bir ülkeye geldik. Bu, bizim açımızdan nereye geldiğimizin göstergesidir.

Şimdi, bu mülteci meselesinde 3 milyar euro alan Türkiye, maalesef, Avrupa'nın bir mülteci kampı durumuna getirilmek isteniyor.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği dediğimiz ülkelerin aslında -kendi ülkelerinin söylediği gibi- bu yapmış oldukları şey insan haklarına aykırıdır, demokrasiye aykırıdır, insanlığa aykırıdır. Burada Avrupa Birliğinin bu tutumunu da şiddetle kınadığımı belirtmek isterim. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Türkiye'ye 3 milyar euro vererek, 3 milyar rüşvet vererek "Sen bunları tut, sen bunların bekçisi ol, sen bunların karakolu ol." demek kimsenin haddine değildir. Maalesef Türkiye bunu kabul etmiştir. Bu anlaşmayla sadece 72 bin mülteci, o da kalifiye mülteci, Avrupa'ya gidecektir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Türkiye'de 3 milyona yakın Suriyeli mülteci var. Bunların yaklaşık 1 milyona yakını çocuk ve 700 bine yakını da maalesef okuma çağında olan ama hâlâ okula gitmeyen çocuklar. Türkiye sağı solu, iktidarı muhalefetiyle birlikte mülteci meselesinde bir anlayış ortaya koymak zorundadır. Bu mesele sadece AKP'nin çözebileceği -ki çözecek durumda da değil yani onu da AKP'ye bırakırsak ülkeyi nasıl yönetiyorsa o mülteci meselesini de öyle yönetir- bir mesele değil, bütün siyasetin, bütün grupların ortak politika geliştirerek çözebileceği bir meseledir. Anlaşılıyor ki bu çocuklar bizim burada büyümeye devam edecekler ancak bizi bekleyen bir tehlike var ki bunu dikkatlerinize sunmak istiyorum. 1 milyona yakın çocuk, okuma çağındaki çocuk okula gidemiyor ve bu çocukların geleceğini siz düşünün.

Şimdi, tabii, bunlar, bizim, CHP sözcülerinin yıllarca uyardığı ama AKP'nin dinlemediği konular. AKP maalesef Orta Doğu'da mezhepçi politika izledi ve hiçbir ülkeyle bir ilişkisi kalmadı ve maalesef bugün Türkiye, Orta Doğu'nun tam terör gruplarının geçtiği bir ülke konumuna geldi.

Değerli arkadaşlar, bizler mutlaka geçmişteki Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu, izlemiş olduğu "Yurtta sulh, dünyada sulh." politikasına tekrar dönmeliyiz. Suriye ve diğer başka ülkelerin iç işlerine karışmadan onların bu duruma düşmesine engel olmalıyız. Tez elden, zaman geçirmeden bu politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Mülteci konusunda; mülteciler sadece kamplarda yaşamıyor, Türkiye'nin yaklaşık 7 veya 8 ilinde mülteci yaşamıyor; her yanında... Onun dışında, artık bu bizim temel meselelerimizden biri hâline gelmiştir.

Bu meselenin çözümü konusunda MHP'nin vermiş olduğu araştırma önergesini desteklediğimizi belirtiyorum, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)