Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Tümünün Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:57
Tarih:09/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Tümünün görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri -hoş geldiniz Sayın Genel Başkanım- bütçenin en önemli gününde, oylama öncesinde, görüyorsunuz, Hükûmet sırası bomboş ve bütçenin sahibi olan Başbakan burada değil ama biz tabii ki bütçenin sahibi olarak Başbakanı işaret ederek konuşacağız.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin bütün siyasi kararlarının ve uygulamalarının temelinde bu bütçe var. Hükûmetin on üç yıllık uygulamalarında, demokrasiden dış politikaya, ekonomiden adalete Hükûmeti ağır eleştirebileceğimiz yüzlerce konu var. Ancak, geldiğimiz noktada memleketimizin birliği ve bütünlüğü, ekonomik ve sosyal geleceği ağır ve yakın tehlike altında. Bu koşullar altında, bütçenin bu son konuşmasında, Hükûmeti sadece eleştirmeyecek, aynı zamanda ülkemizi düştüğü bu çıkmazdan kurtarmak üzere tavsiyelerde bulunacağız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin en önemli sorunu toplumsal kutuplaşmadır. On üç yıllık AKP iktidarı döneminde, halkımız, laik-muhafazakâr, Kürt-Türk, Alevi-Sünni diye ayrıştırıldı; birlikte yaşama irademiz azaldı, toplum her an patlamaya hazır bir barut fıçısına döndü.

Sayın Başbakan, sayın Hükûmet üyeleri; toplumsal ayrışmanın en temel sebebi, kullandığınız ayrımcı dildir. Bütün muhalifleri darbeci veya terörist olmakla, terörü desteklemekle, kandan beslenmekle suçluyorsunuz. Bu dilden vazgeçmek zorundasınız.

Sayın Başbakan, toplumsal ayrışma ve bu getirdiğiniz hâl dolayısıyla ülkemizin adı otoriter ve totaliter devletlerle birlikte anılıyor, demokrasimiz hibrit demokrasi olarak kabul ediliyor. Bu, çok aşağılayıcı bir durumdur.

Sayın Başbakan, sayın Hükûmet üyeleri; demokrasinin temeli kuvvetler ayrılığıdır. Yargıya müdahale etmekten artık vazgeçmelisiniz. Hükûmetiniz ve yüce Meclis, Cumhurbaşkanının vesayeti altında. Bu vesayete son vermek ve kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etmek zorundasınız.

Sayın Başbakan, halkın gerçekleri öğrenmemesi için basının üzerinde kurduğunuz baskı ve sansürü derhâl sonlandırmalısınız, gazeteci dövdürmemeli, gazete ve televizyonları kapattırmamalı, muhalif gazetecileri tutuklattırmamalı ve daha da önemlisi, gazete basan Vandalları bakan yardımcısı olarak atamamalısınız. (CHP sıralarından alkışlar) Kamunun gücünü ve imkânlarını yandaşlarınız için ödül, muhalifleriniz için ceza olarak kullanmaktan vazgeçmelisiniz.

Sayın Başbakan, Kürt sorunuyla ilgili yürüttüğünüz barış sürecinde başarısız oldunuz; gizli olarak yürüttüğünüz bu süreçte yüce Meclisi devre dışı bırakıp illegal yapıları doğrudan muhatap aldınız; partizan çıkarlarınız uğruna tutamayacağınız sözler verdiniz; PKK'nın, barış sürecini savaşa hazırlık süreci olarak kullanmasına, bölgede alan hâkimiyeti sağlamasına, kentleri silahlandırıp yolları mayınlamasına göz yumdunuz; 7 Haziran seçimlerini kaybedince 1 Kasım seçimlerini garantilemek için PKK'yı ve IŞİD'i araç olarak kullanıp iç çatışma çıkarılmasına göz yumdunuz. Seçimlerin sonuçlarını etkilemek üzere çıkarılan bu çatışmalar ağırlaşarak devam ediyor. Önümüzdeki haftalarda çatışmaların batı illerimize sıçrama ihtimali bulunuyor. Bu ağır durum karşısında terörle mücadeleyi hukuk içinde yürütmeli ve nihai hedefi toplumsal barış olarak koymalısınız.

Şunu unutmayınız: Güvenlikçi politikaların, paranoyak ve düşmanca yaklaşımların hiçbirimize faydası yok.

Sayın Başbakan, terörü bitirmek amacıyla derhâl sağlıklı bir demokratikleşme süreci başlatmalı ve terör örgütünün propaganda araçlarını elinden almalısınız.

Kürt sorunu bölgesel bir sorundur. Bu kapsamda Irak ve Suriye'de yaşayan Kürtleri de tıpkı Türkmenler gibi akrabamız kabul edip, sadece ülkeyi değil, bölgeyi düşünerek, birliğimizi ve kardeşliğimizi eşitlik ve özgürlük temelinde güçlendirmelisiniz.

Sayın Başbakan, izlediğiniz dış politika yüzünden dünyada yapayalnız kaldık. Kavgasız komşumuz kalmadı. 5 büyük ülkede elçimiz yok. Dış politikada içine düştüğümüz bu kötü durum değerli bir yalnızlık değil, tehlikeli bir dışlanmışlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

İlkeli ve tutarlı davranmanın kural olduğu dış politikada ilkesiz ve tutarsız davranıyorsunuz. Kamuoyu önünde İsrail'e "..."(x) diye meydan okuyor, arkadan devlet bütçesinden Amerikan lobi şirketlerine 67 milyon dolar rüşvet ödeyerek partinizin İsrail yanlısı olduğunu ispata çalışıyorsunuz. Önce Sisi'ye "Katil!" deyip sonra birlikte tatlı yemek için aracı gönderiyorsunuz. "Kardeşim Esad" bir anda "katil Esed" oldu. Önce "NATO'nun Libya'da ne işi var?" deyip sonra NATO'yla birlikte Libya'ya saldırdınız. "Dostum Putin" diye başlayan ilişkiniz "katil Putin" diye sonlandı. Dış politikada güvenilmez ve tutarsızsınız. Sınırlarımız yol geçen hanına döndü. Hava sahamız delik deşik oldu. Bu koşullar altında bir de sonucunu hiç hesap etmeden Suriye'de Rus uçağını düşürdünüz. Sayın Başbakan, Batılı emperyaller "demokrasi götürmek" yalanıyla işgal ettikleri ülkeleri yağmaladılar; geriye kan, gözyaşı, acı ve radikal terör örgütlerini bıraktılar. Unutmayın, emperyal devletler Orta Doğu'da bir vekâlet savaşı yürütüyor, onların amaçları mazlum Orta Doğu halklarını "Alevi-Sünni" diye birbirine kırdırırken silah satıp onların petrollerini almak. Siz bu kirli savaşın tarafı hâline geldiniz. İslam ülkelerinin önderi olmak üzere çıktığınız yolda emperyal devletlerin tetikçisine dönüşmek üzeresiniz. Sayın Başbakan, dış politikada düştüğünüz stratejik çukurun ağır sonuçları var. Taraf olduğunuz savaş yüzünden 450 bin insan can verdi, milyonlarca insan vatanından oldu. Mazlum Orta Doğu insanları Batı ülkelerine ulaşmak amacıyla çıktıkları ölüm yolculuğunda can veriyor. Kurtulabilen mazlumlara gayriinsani muamele ediliyor. Siz ise oturmuş AB ülkeleriyle 3 milyar avro karşılığında at pazarlığı yapıyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkeleri yıkılmış insanlara bizim tarihî ve ahlaki sorumluluğumuz var. IŞİD, El Kaide ve Nusra katilleri dışında ülkemize gelen tüm mazlumlar bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlerimizi ülkelerinde barış tesis edilene kadar en iyi koşullarda ağırlamalıyız. Sayın Başbakan, dış politika sizin sorumluluğunuzda. "Ey Esed!", "Ey Sisi!", "Ey Merkel!", "Ey Putin!", "Ey AB!", "Ey ABD!" diye önüne gelenle kavga eden Cumhurbaşkanı ülkemizin imajına çok zarar veriyor. Bu duruma engel olunuz. Emin olun, biz yabancı düşmanı ABD'li Donald Trump'dan nasıl rahatsız oluyorsak, Erdoğan'dan da aynı şekilde rahatsız olan milyarlarca dünya insanı var. (CHP sıralarından alkışlar) Dış politika Erdoğan'ın değil, sizin sorumluluğunuzda olmalı.

Sayın Başbakan, içeride ve dışarıda uyguladığınız baskıcı, ayrımcı ve saldırgan politikalarınız yolsuzluk ve çürümeyle birleşince millî ekonomimizi çökme noktasına getirdi. Cari açık sorunumuz kronikleşti. Cari açığı finanse etmek amacıyla, sürekli, varlıklarımızı yabancılara satıyor, bu da yetmiyor üzerine borçlanıyoruz.

Bankalarımız, havalimanlarımız, madenlerimiz, iletişim ve enerji altyapımız yabancıların eline geçti. Topraklarımız yabancılara satılıyor. Kendi vatanımızda borçlu ve mülksüz kölelere döndük. (CHP sıralarından alkışlar) Aşırı borçlanma ve varlık satışlarıyla geçirdiğiniz balayı dönemi bitti. Borçlanmanın limitlerine geldik. Satılacak çok az varlığımız kaldı.

Sayın Başbakan, gelir dağılımı çok bozuldu, gelir adaleti kalmadı. Çok düşük ücretlerle uzun saatler çalışmak zorunda bırakılan halkımızın kazancı, partinizin elitleri arasında bölüştürülüyor. Son on üç yılda sadece Cengiz, Limak, MAPA, Kolin ve Kalyon'dan oluşan yandaş çeteye aktarılan kamu kaynaklarının toplam tutarı 85 milyar dolardır.

Ekonomide bu gidişatın sonu, tarihimizde görmediğimiz derinlikte bir ekonomik ve sosyal kriz... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başbakan, hoş geldiniz. Ne yazık ki bütçemize duyduğunuz saygı da bu kadarmış. Ama yine de hoş geldiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu güttüğünüz ekonomik politikaların sonucu, bir ekonomik ve sosyal kriz ve sonucunda millî iflas ve dağılmayla sonuçlanabilir.

Sayın Başbakan, bu kötü gidişatı durdurmak amacıyla, ekonomimizi sakatlayan yolsuzluk ve çürümeye "dur" demek zorundasınız. Yolsuzlukla mücadele konusunda, görevinizin gereğini yerine getirmiyorsunuz. Bu gidişle tarihe "çalmayan, ama çalana da ses çıkarmayan bir gölge başbakan" olarak geçeceksiniz. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu ve 2016 yılı bütçesi, Türkiye ekonomisini felç eden örgütlü yolsuzlukları gizlemek amacıyla, Sayıştay raporları olmadan görüşüldü. Bu durum, Anayasa'yı ihlal ederek yüce Meclisin bütçe hakkının ve denetim yetkisinin fiilen ilga edilmesidir. Boğazına kadar yolsuzluğa bulaşmış bu otoriter ve totaliter Hükûmete verilen her kuruşun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Son cümlem.

BAŞKAN - Bir dakika veriyorum, toparlayın efendim.

Buyurun Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Boğazına kadar yolsuzluğa bulaşmış bu otoriter ve totaliter Hükûmete verilen her kuruşun haram olacağı düşüncesiyle bu bütçenin aleyhine oy kullanacağız.

Değerli milletvekilleri, biz şunu biliyoruz: Bizim kökümüz Kuvayımilliye'den geliyor, Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetinden geliyor. Şunu biliniz ki Sayın Başbakan: Dâhilde ve hariçte bedhahlarımız olacağını biliyoruz. Dâhilde ve hariçte bedhahlarımız olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)