Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tasarısı Maddelerinin görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:56
Tarih:08/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Tasarısı Maddelerinin görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2014 Yılı Kesin Hesap Kanun Tasarısı'nın 4'üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz aldım, yüce heyeti bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Maddenin kapsamı ve başlığı "Devredilen, iptal edilen ve tamamlayıcı ödenek." Kesin hesap anayasal bir uygulama. Madde 164 bunu kapsıyor. Kesin hesap zorunluluğu 12 Eylül yönetiminin eseri. Şimdi, bu zorunluluğu 12 Eylül rejiminden sonra yapılan Anayasa'da geldi diye terk etmek gerekir mi, bir düşünmek lazım.

Diğer taraftan, kesin hesabın yasal olarak kabulünü ise ayrı bir olay olarak düşünelim. Şöyle bir hüküm var: Kesin hesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Meclise verilmiş olması işi bitirmiyor. Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetim ve hesap yargılamasını da önlemiyor ve bunların karara bağlandığı anlamına da gelmiyor. Hüküm bu. Kesin hesap kabul edilse bile, bu kanunla, o zaman yapılan yolsuzlukların -özellikle söylüyorum- aklanamayacağı anlamına geliyor.

Bir diğer olay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Sayıştay denetim yapıyor, yargı görevini üstleniyor. Asrı aşkın mazisi olan bu kurumun kurumsal statüsünün kamu içindeki yeri çok önemliydi. "Tape"lere düşen ve Sayıştay denetçileri için kullanılan ifadeler, hem kurumda çalışanları hem de kurumu hırpalamış ve son derece üzmüştür. Bir yerleri kırık anlamına gelebilecek ifadelerin, ortalığa saçılan "tape"lerin kullanılmış olması son derece aşağılayıcıdır. Bu, asrı geçen bir kurumun mazisini lekelemek anlamına gelir. Buradan neyi düşünürler, neyi arzu ederler, neyi söylemek isterler, çok net bir şekilde iktidarın açıklaması gerekirdi. Yok, bunu üstlenmek istemiyorlarsa "Bizle ilgisi yok." diyebilirlerdi. Ayrıca kurum yetkililerinin bu olaya karşı da bir tepki göstermemesi dikkate değer bir olay, hem de çok manidar. Kesin hesabın, yani tasarının kanunlaşması olayının doğru olduğu anlamına da gelmiyor. Ödenek, ayrıldığı miktarın çok altında veya üstündeyse "Oylamanın anlamı nedir?" diye düşünmeye çalışıyoruz harcamayla mukayese ettiğinizde. 3 milyar olan ödenek mesela 30 milyara çıkıyorsa harcamada, bunu "Hukuken yetki aldım." diye kullanıyorsanız, ekonomik anlamda doğru bir davranış biçimini sergiliyorsunuz da denilemez.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe hakkını Sayıştay eliyle kullanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bilgi saklanıyor. Kibarca söyleyelim: Türkiye Büyük Millet Meclisine yeterince bilgi yansıtılmıyor. Raporlar ekler çıkarılarak gönderiliyor. İhalelerde rekabetin engellendiği raporda var. Bir işlem önerilmiyor. Uyumsuzluklar Meclisten kaçırılıyor. Görüş vermekten, bilgi vermekten kaçırılıyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu madde kapsamında devredilen, iptal ve tamamlayıcı ödenek toplamı 46,3 milyar TL. Bu, yaklaşık bu bütçenin yüzde 10'una tekabül ediyor. Diğer taraftan, buna baktığınız zaman, yer değiştirmesi ve iptal edilmesi bütçenin yaklaşık yüzde 20'sini etkileyen bir olay. Beşte 1'i kadar Hükûmetin yanıldığı çok net bir şekilde görülüyor.

Şimdi, kaynaklar etkili kullanılıyor mu? Hayır. Ekonomik, verimli kullanılıyor mu? Hayır. Mali saydamlık yok. Kamu mali yönetiminin yapısını düzenliyor mu? O da yok. Kamu bütçeleri samimi hazırlanıyor mu? Kamu bütçeleri samimi hazırlanmıyor. O zaman kesin hesaplar da zaten samimi değil neticelere baktığınız zaman.

Bunu niçin söylüyorum? Mesela bir bakanlığın bütçesi, geçen burada ifade ettim; 2014 harcaması başlangıç ödeneğinden yüzde 30 fazla, 2015 başlangıç ödeneği 2014 harcamasının yüzde 10 altında, 2015 harcaması da 2015 başlangıç ödeneğinin yüzde 53 üzerinde, 2016 başlangıç ödeneği de 2015 harcamasının altında. Bu yüzde 100'e varan oranlarda değişen kurumlar var. Olayı böyle değerlendirdiğinizde kesin hesabının, bütçenin yapılmasının bir kıymetiharbiyesinin olmadığını da görüyoruz.

Burada halkın doğrudan denetimine modern toplumlarda ne yapılır? Müsaade edilir. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bile bunları denetleme imkânına sahip olmak için yeterli bilgiyi elde edemiyoruz. Bu gerçekten sıkıntılı.

Bütçeler performans göstergelerine göre verilmiyor. Kesin hesap sonuçları da bu göstergelerin ne kadar gerçekleştiğini göstermiyor. Bütçenin rotası da belirsiz oluyor.

Şimdi, kesin hesap ve bütçenin düzgün olması için bütçenin dayandığı temelin sağlam olması lazım, zeminin düzgün olması lazım. Böyle bir şeyi söylemek mümkün değil Sayın Bakan. Orta vadeli program... Siz bakan olmadan hazırlanan orta vadeli program ile şimdi ortaya koyduğunuz orta vadeli programın birbiriyle alakası yok. İnsan içine çıkacak hâli yok daha öncekinin zaten. Şimdi farklılaştırdınız. Bize göre orada, bütçede ve göstergelerde problem var. "Problemden kastınız ne?" dediğiniz zaman gerçekten arızalı. Ne var? Bize göre, daha önceki orta vadeli programda belgede sahtecilik var. Bir kere, neyi koymadınız? Kişi başına millî geliri koymadınız. Madem seti değiştirdiniz, sistemi değiştirdiniz, yeni yaptığınız orta vadeli programda da ne yapmanız lazımdı? Aynı şeyi uygulamanız lazımdı. Eğer, biz, bizde yaşayan 3 milyon Suriyeliyi de dikkate aldığımız zaman millî gelirin 8 bin doların altına düştüğünü çok rahat bir şekilde ifade etmemiz mümkün ve vakıa da öyle.

Tabii, makro dengelerin sıkıntılı olduğu bir alana baktığınız zaman orada da problemin olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bütçe çağrısını, yatırım genelgesini, orta vadeli mali planı, orta vadeli programı aynı gün ilan ediyorsunuz. Adam yatırımı falan ne zaman hazırladı? Bunu biz de biliyoruz. Ben bir Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine yakıştıramam ama olan biten, dışarıda konuşulan olay, bu iş gerçekten sahte olarak yapılan bir iş anlamına gelir. Hepsini aynı gün yayınlıyorsunuz, üç gün sonra Meclise bütçeyi teslim ediyorsunuz. Bunun ciddiyetle bağdaşır bir tarafı yok. Sayın Bakan, siz kamudan gelen bir insansınız. Yıllarca biz de bu işi yaptık. Bunun ciddiyeti yok. Lütfen, bundan sonra ciddiyeti olsun diye düşünüyorum.

Bakın, bireysel emeklilikle ilgili fonların, vatandaşın fonlarının hiç edildiğine dair Sayın Başbakan Yardımcısının ifadeleri var. Siz Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti olarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenler olarak nasıl böyle bir şeye müsaade ediyorsunuz? Sayın Başbakan Yardımcısının bankacılıkla ilgili dün yaptığı açıklamaları da dikkate aldığınızda, gerçekten, Türkiye'de ekonominin çok sıkıntılı bir döneme doğru girdiğini söylemek lazım. Faizlerle ilgili bile ne yapıyor? Çok yüksek olduğunu ve bunu engelleyemediklerini, iş adamlarının yurt dışına yatırım yaptıklarını bildiklerini ama buna engel olamadıklarını, ikna etmeye çalıştıklarını Başbakan Yardımcısı söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Ben "Tasarruflara dikkat edin." dediğimde, ilk Bakan olduğunda Sayın Şimşek oradan istihzalı bir şekilde alkışlıyordu. Türkiye'nin temel problemi şu anda tasarruflardır.

Ben teşekkür ediyor, yüce heyete saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)