Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:54
Tarih:06/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Spor Bakanlığı bütçesi hakkında grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Öte yandan, televizyonları başında bizi izleyen büyük Türk milletine de saygılarımı sunuyorum.

Bugün, Türk sporunun geldiği nokta hakkında size biraz bilgi vermek istiyorum. Ancak, sadece eleştiri değil, eleştirilerimizden sonra da neler yapabileceğimizi de anlatacağım. Konuşmamı üç ana başlıkta topladım: Birincisi, on dört yılda Türk sporunun geldiği nokta; ikincisi, bu duruma gelirken bazı örnekler vereceğim, bu örnekleri de hepimiz biliyoruz; üçüncü olarak da, son olarak da Türk sporu ve Türk gençliği için neler yapabileceğimiz noktasında bazı tavsiyelerimiz ve önerilerimiz olacak.

Buraya her gelen AKP'li milletvekili arkadaşımız, 2012 ile 2015 arasını anlatıyorlar. Tabii ki AKP'nin de yapmış olduğu çok iyi şeyler var, bunları anlatmakta da haklısınız. Ancak, eleştiri yapılırken de her şeyin doğru olmadığını, eleştiri yapılırken de bu eleştirileri görüp önlemlerini de almamız gerekiyor.

Şimdi, ben sizlere 2002 ile 2015 arasında Türk sporunun nereden nereye geldiği hakkında biraz bahsetmek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi, Galatasaray 2000 senesinde -2002'den önce oluyor bu- UEFA Kupası'nı aldı, ardından Süper Kupa'yı aldı. 2002 yılında Millî Takımımız, dünya 3'üncüsü oldu Japonya ve Kore'de yapılan Dünya Kupası'nda. Peki, 2002 yılında Millî Takımımız dünya 3'üncüsü olmuş da 2015 yılında Millî Takımımızın dünyadaki sıralaması, futboldaki sıralaması 53'üncü arkadaşlar. Bu sene kazandığımız bir iki maçtan sonra bir daha sıralama geldi ama 2015 yılında 53'üncü sıradaydı.

Hatırlarsınız, bizim 12 dev adamımız vardı 2002'den önce, şarkılar bestelenirdi kendilerine "Hu ha dev adam" diye, onları gören var mı aranızda acaba bu on yıldır? Millî takımımız vardı bizim, "Filenin Sultanları."

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - 2010'da dünya ikincisi oldu basketbol takımı, onu da söyle kaptan.

BAŞKAN - Sayın Sancaklı, buyurun, siz devam edin.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Dünya ikincisi olsak da o atmosfer kayboldu, ben biraz sporun ruhunu anlatmak istiyorum. Her şey tesislerle, inşaatlarla olmuyor, biraz sporun ruhundan bahsedeceğim, sonra da kendi fikirlerimi, önerilerimi söyleyeceğim.

"Filenin Sultanları" vardı, peşlerinden gidiyorduk, maçlarını zor bekliyorduk; "Filenin Sultanları"nın atmosferi de bitti. Çeşitli spor dallarında dünya ve olimpiyat şampiyonlarımız vardı bizim, bir tanesi de kardeşimiz, AKP'den Milletvekili olan Hamza Yerlikaya gibi, Haldun Alagaşlar gibi; hiç öyle bir atmosfer var mı, peşinden gittiğimiz, takip ettiğimiz kimse kaldı mı?

Türkiye, AKP döneminde tarihinin, dünya tarihinin en büyük doping skandallarıyla karşılaştı ve dünyaya rezil etti bizi. 2012 Londra Olimpiyatları'nda Aslı diye bir kızımız vardı, şampiyon oldu, dopingden madalyasını aldılar, ikinci olana birinciliği verdiler; bugün haberlerde seyrettik, kızımızın adı da Gamze Bulut, o da dopingli çıkmış, artık doping, Türkiye'de tur bindirmeye başlamış. Daha sonra, Uluslararası Atletizm Federasyonunda bugünkü kızımız hariç, dopingden ceza almış 32 atletimiz var. Bu, dünya tarihinde hiçbir ülkede olmamış bir olaydır. Sonra ne yaptık biz? Gittik, Afrika'dan atletler transfer ettik, Türk vatandaşı yaptık ve yarıştırdık bunları.

İşte, sporun ruhundan bahsedeceğim derken, Sayın Bakan, Afrika'dan atletler getirildiğinde, "Türk Millî Takımı" adı altında yarıştırılırken 78 milyonluk Türkiye'de bulunan sporcunun, binlerce, on binlerce atletin yüreği sızladı o zaman. Yurt dışından birileri getirtildi, Türk forması giydirildi ama bizim çocuklarımız televizyondan izledi onları. Varsın şampiyon olmasınlar ama Türklerin Türk Millî Takımı formasını giymesi gerekiyor. (MHP sıralarından alkışlar)

2002-2015 yılları arasında ciddi manada sporcu ölümleri arttı. Sporda şiddet tavan yaptı. Daha birkaç ay önce Fenerbahçe otobüsü kurşunlandı ve Fenerbahçeli oyuncular ve kafilede bulunan yöneticiler ölümden kıl payı kurtuldu.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Dosya açılmadı Hocam, daha açılmadı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Ben unutmuş olabilirim. Acaba, bu failler yakalandı mı, bu olay aydınlandı mı, kamuoyuyla paylaşıldı mı arkadaşlar? Ben böyle bir şey duymadım. O failleri bir an önce bulun ve açıklayın; bu, bir terör olayı mıdır, bir taraftar olayı mıdır ya da başka bir şey midir, provokasyon mudur. Koca Türkiye Cumhuriyeti'nde ormandan ateş edilen küçücük bir bölgeden adamlar kaçıyor, gidiyor ve bulunamıyor. Lütfen, bunu bir an önce bulun.

Tabii, yine çok övündüğünüz 2002-2015 yılları arasında ismi "seçim" olan ancak siyasi iradeyle gelen Türk Futbol Federasyonu seçimleri var. 2002'den beri gelen Futbol Federasyonu Başkanlarının şöyle bir öz geçmişine bakın, futbol geçmişlerine, ehliyetlerine bakın, ne bildiklerine bakın, futbol geçmişlerine bakın büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımızı göreceksiniz. Peki, Futbol Federasyonu Başkanını öyle seçelim. Son on beş yıldır Futbol Federasyonunun Yönetim Kurullarında -ortalama tahmin ediyorum bir yirmişer kişi var bir yönetim kurulunda- acaba kaç tane millî sporcu var, aralarında kaç tane millî futbolcu var? Bu kadar bilmez adamın, ehil olmayan adamın Türk futbolunu getirdiği nokta şu anda bu arkadaşlar.

Tabii, biraz da seçim bölgem Kocaeli'den bahsedeceğim. Spor şehriydi Kocaeli biliyorsunuz. 2002 ile 2015 arasında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iktidar partisinin, 12 tane ilçesi var hepsi iktidar partisinin, 7 tane milletvekili var, her dönemde bakanı var ve tek başına iktidar. Kocaeli'de, hepinizin bildiği gibi, benim de daha önce onurla oynadığım, gururla formasını taşıdığım, gol kralı olduğum Kocaelispor vardı. Kocaelispor, şu anda Bölgesel Amatör Lig'de, BAL liginde oynuyor arkadaşlar. 2002'den önce gene ben oradaydım, Nasaş Erkek Basket Takımı vardı, Birinci Lig'de mücadele ediyordu. Brisa Bayan Basketbol Takımı aynı şekilde Birinci Lig'deydi. SEKA Kâğıtspor Bayan Voleybol Takımı, o da Birinci Lig'deydi. Kocaeli Bisiklet Takımı, Türkiye'nin en başarılı takımlarından birisiydi. Hepinizin bildiği Kırkpınar Güreşleri, Edirne'de yapılıyor, çok uzun yıllar başpehlivanlar hep Kocaeli'den çıktı.

İşte hatırlarız, Ahmet Taşçılar, Sezginler, Eyüp Ünlüler. Sayın Bakan, bu saydığım takımlar ve bu sporcular nerede şimdi? Bunların yerine neden başkaları yetişmedi? Çok övündüğünüz 2002-2015 arasındaki yıllarda Kocaelispor'un ve Kocaeli'deki sporun bulunduğu durum şu... Bugün Google'a yazın, aynen şu şekilde deyin ki: "Dünyada iki denizi olan, gölü olan ve dağı olan şehir hangisidir?" "Dünyada", Türkiye'de değil, Kocaeli çıkıyor. Yani hem iklim şartları hem doğa şartlarından olimpiyatlar yapabilirsiniz, hem yaz olimpiyatları hem kış olimpiyatları ve her türlü etkinliği yapabilirsiniz. Ama bu zihniyet, bu arkadaşlarımızın bu zihniyeti, o bölgede maalesef buna müsaade etmedi.

Tabii, biraz da bu atamaları ve bu bakan seçilirkenki uygulamaları da biraz eleştireceğim. Sayın Bakan, -sakın üstünüze alınmayın- şahsınızla ilgili en ufak eksi bir yönünüz yok, bilakis de çok başarılı bir bürokrat olduğunuza da biliyorum. Dedenizin de burada Meclis Başkanlığı yaptığını biliyorum, amcanızın da çok değerli bir bürokrat olduğunu biliyorum. Ama bundan önceki Spor Bakanı, bir önceki Spor Bakanı Suat Kılıç Bey. Suat Kılıç Bey, görevinde çok başarılı bir Meclis muhabiriydi Spor Bakanı yapıldı. Daha sonraki Bakan, şimdiki Sayın Bakanımız Çağatay Bey de bürokrasiden gelen, Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğüne kadar yükselmiş değerli bir bürokrat ama işte işin içine spor girdiği zaman, spor konuştuğumuz zaman bunların hepsi geri planda kalıyor arkadaşlar.

Tabii, bir de Türk futboluyla ilgili bir iki bir şey daha söyleyeyim. Arkadaşlarımdan bir üçer dakika istedim ama kimse tabii, vakit bulamadı bana vermek için. Türk Futbol Federasyonunda Yıldırım Demirören Bey var, bir de Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ Bey; ikisi, Türk futbolunu yönetiyor. Yıldırım Bey, Beşiktaş Kulübünü 16 milyon borçla alıp 325 milyon dolar borçla bırakan, Beşiktaş Kulübünü iflas noktasına getiren bir Başkan. Kulübü bıraktı, hemen ödüllendirildi, Türk Futbol Federasyonu Başkanı oldu. Göksel Gümüşdağ -ben tanıyorum kendisini- çok eski, Kulüpler Birliği Başkanı ve perde arkasındaki isim. Futbol bilgin ne, futbol geçmişin ne? Sen ne biliyorsun da neyi yöneteceksin? Onun için, bir an önce, Sayın Bakanım, Türk Futbol Federasyonunu olağanüstü genel kurula çağırmamız gerekiyor. Buradan, daha önce millî takımlarda oynamış, herkesin kabul ettiği, hiçbir siyasi görüşe bağlı olmayan efsane bir ismi, gelin Futbol Federasyonu başkanı yapalım; dünyanın bildiği, Avrupa'nın bildiği birini Futbol Federasyonu başkanı yapalım, ondan sonra da Türk futboluna da yeni bir moral olsun, yeni bir motivasyon olsun ve bir...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hakan Şükür olmaz, paralel!

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - ...moral olsun.

Şimdi, tabii, futbolu kurtarma projesi adı altında...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Üçgen var, paralel var...

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Dur Abi, vaktim kalmadı.

"Türk futbolunu kurtarma projesi" adı altında 14 tane yabancı transferine müsaade ettiniz Sayın Bakanım. Bu 14'ün 11'i de ilk 11'de oynuyor. Peki, 11 kişi ilk 11'de oynarsa Türk futboluna futbolcu nasıl yetişecek, biz Millî Takım'a nasıl oyuncu bulacağız? Geçen gün gazetede okuyorum, Fenerbahçe'nin santrforu Brezilyalı Fernandao, Türk vatandaşı yapılıp Türk Millî Takımı'nda oynayacakmış!

VELİ AĞBABA (Malatya) - Yakışır! Ne yapalım?

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - O zaman biz Millî Takım'a nasıl oyuncu yetiştireceğiz, nereden bulacağız?

Şimdi, AKP Hükûmeti geldiğinden beri birçok tesisleşme yapıldı, görüyorum ben onu ama sadece tesisleşme yaparak, sporun ruhundan uzaklaştırırsanız olmaz arkadaşlar. Bizim, mutlaka spor ruhunu yakalamamız gerekiyor.

Maçlardan önce -o kadar çok yabancı var ki- İstiklal Marşı okunuyor, 22 kişiden 4 kişi okuyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) - 4'ü de bilmiyor!

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Arkadaşlar, gülüyoruz da içimiz sızlamıyor mu bizim ya? Bizim İstiklal Marşı'mız orada okunmuyorsa öyle bir şey olur mu? Arkadaşlar, hepimizin içi sızlıyor.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Onlar için sorun yok!

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - "Türk futbolcusu çok pahalı, maliyetleri düşürmek için yaptık." O zaman, Millî Eğitimi kapatırsanız hiçbir problem olmaz. Bunu da kabul etmiyorum.

Şimdi, 1930'lu yılların başında, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk -savaştan çıkmış ülke, gençlik yok olmuş, sayı çok az, bitkin bir vaziyetteyiz- diyor ki: "Bu olimpiyatları bulan adamı, tekrar başlatan adamı..." Tabii, olimpiyatların tarihi çok eski ama 1800'lü yılların sonlarında, "Fransız Baron Pierre de Coubertin" diye bir adam, -okuyorum yanlış söylemeyeyim diye- onu çağırtıyor Türkiye'ye, adam gelmiyor, diyor ki: "Hazineden verin parayı, gelsin." Adama hazineden o zamanki işte olmayan paradan para veriyorlar, adam, Türkiye'ye geliyor. Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: "Bu gençliğin önünü açacak bir şey yap bize, bir program yap." Adamın ilk yaptığı şey, bugünkü Hollanda sınırları kadar arazinin tapusunu Gençlik ve Spor Müdürlüğüne devrettiriyor.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Sattılar bunlar da Hocam.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Ha, tabii ki, bu son yıllarda o arazilerin bir kısmı TOKİ'ye gitti ama Atatürk'ün düşüncesine ve öngörüsüne bakın.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Nerede o arazi? O arazi nerede?

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Ve şimdi kullandığımız gençlik spor yasasının da ilk temeli o zaman atılıyor. Daha sonra, Atatürk, öğretmenleri topluyor çünkü adamın yaptığı programda Millî Eğitimle beraber Spor Müdürlüğü -o zaman bakanlık yok- beraber çalışacaklar. Atatürk, öğretmenleri topluyor, diyor ki: "Öğretmenlerim, sizden gürbüz, kuvvetli, yeni yetişmiş evlatlar istiyorum, gençler istiyorum." o zaman da dönüyor, diyor ki: "Ey, öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." Tabii, Atatürk gibi bir adamın bu kadar öngörüsü varken, sporun ruhuna bu kadar girmişken o zaman bizim de günümüzde bazı şeyler yapmamız gerekiyor.

Vaktim de azalıyor, bir iki önerim var, hemen onları da şey yapayım, değinemedim bazı şeylere. Olimpiyatlar var, 2016 Rio Olimpiyatları. Yasa'ya göre de deniyor ki: "Olimpiyatların olduğu sene altı ay içerisinde bütün federasyon seçimlerinin yapılma zorunluluğu var." Gelin, daha önce yaptığınız gibi, "yandaş", "akraba", "o onun yeğeni", "bu bunun dayısı", "o onun amcası" şeklinde değil de Peygamber Efendimiz'in dediği gibi işi ehline verelim. Gelin, önümüzde bir fırsat var bu 2016'da. Federasyon başkanlarını seçerken öyle bir seçelim ki işi ehline verelim, yönetimlerini yaparken öyle yapalım, Futbol Federasyonu Başkanlığına getirin bir efsane ismi koyalım, altına 7-8 tane daha o efsane isimlerden koyalım; Türk futboluna bir moral gelsin, yeni bir motivasyon olsun. Yoksa sadece bina yaparak, sadece tesis yaparak olmaz.

Kim bir çivi çakıyorsa bu ülke için Allah ondan razı olsun. Doğru yapana "Doğru yaptı." diyeceğiz ama eksik yapana, hata yapana da "Hata yaptı." diyeceğiz.

Bir on son sayfa daha vardı, Sayın Bakan size sataşacaktım ama vaktim kalmadı, inşallah, başka bir zamana...

BAŞKAN - Sayın Bakanla onun sohbetini yaparsınız Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Öyle yaparız.

Ben, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Bütçe hayırlı olsun. Bütçe çok önemli ama sporun ruhu her şeyden önemli.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)