Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:54
Tarih:06/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2016 yılı Ekonomi Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bütçeyle ilgili, Bakanlığı tenkit ederken Sayın Bakanı tenkit etmekten ziyade, genelde AKP'nin dış ticaret politikalarıyla ilgili bir şeyler ifade etmeye çalışacağım. Çünkü, bu bütçeyi Sayın Bakan kucağında buldu. Bu nedenle değerlendirmemizi daha çok on üç yıllık AKP iktidarı açısından yapacağız.

Dış ticarette son on dört aydır yaşanan gelişmeler ancak kriz yaşayan ekonomilerde ortaya çıkacak cinstendir; bunu hem dış ticaret hem de cari açık için söyleyebiliriz. Hangi ülkede böyle gelişmeler olsa, yaşansa idare açısından çok ciddi sonuçlar doğurur. Doğurdu da. Sayın Bakan, zatıaliniz Bakan oldunuz. Ekonomi politikaları açısından ise son derece köklü ve radikal tedbirlerin alınması gerekir. İşte, bu yapılmadı henüz. Bunu sizden bekliyoruz; nasıl yapacağınızı henüz daha anlayabilmiş değiliz.

AKP'nin seçtiği yol, gelişmeleri inkâr ve örtbas etmek olmuştur. Hepimizin bildiği gibi, görüştüğümüz bütçeye esas teşkil eden Orta Vadeli Program'da, bize göre, önce belgede sahtecilik yapılmıştır. Ülke ekonomisinin düştüğü durum kişi başına millî gelirde gizlenmiştir, daha sonra ortaya konulmuştur. 1 Kasım seçimlerinden üç ay sonra, revize edilmiş ekonomik gerçekler kabul edilmek zorunda kalınmıştır.

2023 hedeflerine ulaşılması konusunda Hükûmetin havlu attığını görüyoruz. İşsizliğin önümüzdeki üç yıl boyunca çift haneli olacağını; ihracatın altı sene sonra 500 milyar dolara ulaşması şöyle dursun, 2011 yılında hedeflenen 200 milyar dolar seviyesine üç yıl sonra yaklaşılamayacağını; dolar bazında millî gelirin, 2 trilyona çıkmak şöyle dursun, 720 milyar dolara gerileyeceğini; fert başına gelirin 9.200 dolara düştüğünü, hatta Suriye'den gelenleri hesap ederseniz 8 bin doların da altına düştüğünü çok net ifade etmek mümkün. Nihayet, bu bütçe... AKP Hükûmeti tarafından bu gerçekler kabul edildi ve tescil edildi.

Sayın Bakan, temsil ettiğiniz konunun çalışma alanında -Anayasa'da yer alan bir husus; dış ticaret gerçekten Anayasa'da yer alan bir husus- özel önemi var. Bu nedenle, çok ciddi incelenmesi lazım. Sadece ihracatın değil, aynı zamanda ithalatın da incelenmesi lazım. Sizden önceki bakanlara söyledim, bir defa daha söylüyorum: Bu Bakanlığın oluşumunda ve adında bir arıza var. Adı fiyakalı, sıkıntı yok, adı var sadece; gelin, şu işi düzeltin, gümrüğü de bu işle bir bağlamaya çalışalım.

Bir diğer olay, Sayın Bakan, dış ticarete bakanlık yaramadı. 2012 yılından bu yana yani son dört yılda siz üçüncü bakansınız. Birini saat lobisi götürdü, diğer ikisi "faiz" diye diye gitti. Siz, uyanık davrandınız, "faiz" demiyorsunuz, onu görüyorum. Cumhurbaşkanına takılmıyorsunuz, faizden uzak duruyorsunuz. İhracat deseniz, zaten o tarihten bu tarihe tepetaklak. TİM Başkanının ihracatı her ay açıklayacak hâli kalmadı. "Yazılı açıklayacağım." dedi, öyle gidiyor.

164 merkezde 250 temsilci olması lazım, şimdi 150'ye yakın kadro boş. Biz burada destekledik bu kadrolar çıkarken. Tayine gönderilecek kişilerde problem var Başbakanlıkta. Burada bir Sayın Müsteşar da var, o da biliyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakanlık arasında bir sıkıntı olduğu kamuoyunda konuşuluyor. 15 iç denetçi kadronuz var, 1 tanesini kullanıyorsunuz.

Ancak, bu dönemde cari açığın yüzde 15'ini kapatma görevi Reza Zarrab tarafından üstlenilince Bakanlıktaki bürokratik kademelere gerek kalmadı. Bakan yardımcısı olabilir diye düşündüm, çekindim de söylemeye fakat Fatih Bey'i siz atadıktan sonra, ne yaptım, biraz memnun oldum. Becerikli biriydi, belki cari açığın tamamını kapatabilirdi, ona göre bir şey yapılabilirdi.

Şimdi, 2009 yılında TİM'e ilişkin kanun çıktı, 2014 yılında TOBB'a bağlı Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunu kanırta kanırta kapattınız. Ne yaptınız? Hâl meydanda, adı aynı ama aynı işleri görüyor mu bakalım. Proje yok, yayınlar bir önceki DEİK dönemine ait. Dahası, iş konseylerinde -bir bakayım dedim- ABD İş Konseyinde neler yapmış, baktım: En son Konsey haberi, Türk Hava Yollarının San Francisco uçuşunu başlatacağına ilişkin Nisan 2015 tarihli. Şimdi, Türkiye-ABD İş Konseyi denince aklıma "Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı" geliyor. Bununla ilgili çalışmanız var mı, yok mu; bilmiyorum, kamuoyunda bilinen bir şey yok. Sağ olsun, Abdullah Köten bir çalışma yaptı da Türkiye'nin elinde bir malzeme oldu.

Şimdi, DEİK, Cumhurbaşkanlığı makamının gezilerinin koordinatörü olarak çalışmaya başladı gibi bir şey var. Şimdi, Kanada İş Konseyinin "Yeni Gelişmeler" başlığında ülke bülteni var, bültenin kaynağı, Bakanlığınız. Şimdi, bu yeniden yapılanmayı da -Amerika'ya benzer- Cumhurbaşkanlığında yapmaya başlıyorsunuz. O zaman bu Ekonomik ve Sosyal Konseyi niye kurdunuz? Onu da merak ediyorum.

Sayın Bakan, 2009 yılının ilk çeyreğinde TİM'in açıkladığı ihracat beklenti anketinde tanıtım sorunu yüzde 16 gözüküyor; altı yılda 14 tanıtım grubu kurulmuş, tanıtım sorunu hâlâ yüzde 15 düzeyinde. Niye kurduk? O da anlaşılır gibi değil.

Şimdi, 2006 yılında çıkardığınız Markalaşma ve Turquality Tebliği'niz var, onun da içinde tanıtım desteklemesi var. Plan ve Bütçe Komisyonunda, desteklediğiniz 175 firmadan bahsetmişsiniz fakat 10 tane dünya markası olacaktı, yok; böyle baktığınız zaman. Bunlar varsa lütfen açıklayın.

Şimdi, bunların dışında, dış ticarette, siyasette TİM diyor ki: 200 tane sorunumuz var. Eğer 200 tane sorunu hâlen size -dış ticarette- TİM söylüyorsa o zaman hiçbir şeyi on üç senede çözmemişsiniz demektir.

Siyasette gündem oluşturabilirsiniz, her gün gazetelerin orta sayfasında sivil toplum örgütleriyle de çıkarsınız, gündemi de değiştirirsiniz, dış ticarette gündem yaratırsınız ama sonuçlar -sürdürülebilir- ihracatta ve dış ticarette ekonomiye müspet yansımadığı zaman bu işin gündem yaratmaktan geçmediğini görürsünüz.

Sayın Bakan, sonuçta rakamlar size "Yanlış gündem oluşturdunuz." der, "Sorunlar eksik." der, "Eksik tespit ettiniz." der, "Göremediniz." der, "Koyduğunuz hedefler gerçekleşmedi." der, "Dünyayı iyi takip edemediniz." der, "Komşularınızla iyi geçinin." der, "'Hedeflere ulaşmak için kim, ne yapacak?' sorularını cevaplamadınız" der, "Boşuna para ve zaman harcadınız." der. Nitekim ha bire proje tanıtılıyor, açıklanıyor, hedef açıklanıyor ama netice yok.

Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman, sahte rekorlarla avunmanın bir anlamı yok. Kronik problemler aynı, hiç değişmemiş, devam ediyor. AKP'de dış ticaret bozuldu. İthalatı, emin olun, Zafer Çağlayan hepinizden iyi anlatıyordu ama ben ona "Devlet işi ciddiyet ister." dedim, üç gün sonra gitti, bu kürsüden söyledim. Şimdi, bakın, sizden önceki Bakana da aynı şeyleri söyledim, benzer şeyleri söyledim. Bakın, şimdi, öyle bir hâl oldu ki... Dış ticaret önemli bir hâldir. Sayın Bakana, sizden öncekine de söyledim, o da "faiz" diye takıldı, dış ticaretin sorunlarından çok, faize takıldı, Cumhurbaşkanına takıldı. Nitekim ihracatın, ithalatın hâli de meydanda.

Şimdi, AKP geldiğinden beri 1,4 trilyon dolar ihracat var, 2,3 trilyon dolar da ithalat var, aradaki fark 800 milyar dolar, küsuratı da var. Türkiye'nin 720 milyar dolar bir senelik millî geliri, artıda da bir yıllık ihracatınız 140 milyar dolar, 120'sini de bu karşılıyor. Dış ticaretin neresi iyi? Dış ticaretin neresinin iyi olduğunu söylüyorsunuz? "2015'te cari açık, dış ticaret açığı azalıyor." diye çok sevinemiyoruz, siz sevinirsiniz. "Enerji dışı cari açık" diye burada Sayın Babacan yattı kalktı, onu söyledi. Bakın, size samimi olarak bir şey söylüyorum: Enerji fiyatları -varili- 130 dolardan 30 dolara düştü, siz cari açığı kapatamadınız, petrolü bedava verseler, üstüne de size para verseler, bu cari açığı siz kapatamayacaksınız; iş böyle. Patinaj yaptırıyorsunuz ihracata. Demir çelik ihracatı düştü, sektör rezil kepaze oldu, tarım ürünleri ihracatı düştü, tekstil düştü, kimya sanayi düştü, makine imalat sanayi düştü, otomobil sektörü ihracatı düştü, hepsi düştü bunların. Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman dış ticaretin çok sıkıntılı olduğunu görüyoruz.

Tabii ki siz haklısınız. Nerede haklısınız? Diyorsunuz ki: "Kurdan dolayı, pariteden dolayı bizim kaybımız var, 12 milyar dolar." Öyle değil mi kabaca? Ama 2002 yılında 1 dolar 0,89 euroydu, şimdi, 2012'de 1 dolar 1,60 euro oldu, o zaman hiç bu "kurdan falan kazandık" demiyordunuz.

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Onu siz söylüyordunuz.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Yo, hayır, biz bir şey demedik o zaman, siz söylediniz.

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerçi siz yoktunuz o zaman.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Sayın Bakan, bakın ben sizi hedef almadım doğrudan. Siz böyle şeyden zevk almaya başlıyorsunuz. Dış ticaretin hâli rezil, hakikaten rezil. Yani, şimdi, üretim ve ihracat için ithalat bağımlılığı artmış. Yüksek faiz-düşük kur, öldürmüş. 2015 yılında kurlar yükselince ithalat ve girdi maliyetleri artmış, yüzde 30 devalüasyona rağmen ithalat ve girdi maliyetleri sıkıntılı, dâhilde işleme, rezil bir vaziyette. Üretebilmek için, ihracat yapabilmek için dışa bağımlısınız. Bu GİTES projesinden kaç tane sektörü kurtardınız? Nereden bakarsanız bakın, on üç yıl içinde bazı sektörlerde yüzde 70'e ulaştı dâhilde işleme rejimi. Bu ihracattaki payı yüzde 45, ithalattaki payı yüzde 13. Hâlâ saklıyor, bürokratlar da saklıyor, bizim atadığımız insanlar bizden saklıyor bu rakamları.

Şimdi, bakın, ithalatın ihracat içindeki payı yüzde 67, ana metal sanayisinde 60, temel eczacılıkta 59, ulaşımda 47 ve devam edip gidiyor.

Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman, problemin komşularla da olan kısmını değerlendirdiğinizde sıkıntı.

Müteahhitlik hizmetlerine bakıyoruz, "2013 yılında 417 proje var." diyorsunuz, 2015 yılında 177'ye düşmüş. 2015 yılında projelerin bedeli 2013 yılına göre yüzde 33 düşmüş. Şimdi, bunun neresi iyi Allah'ınızı severseniz? İlk on bir ayda, aylık dönemde yüzde 70 oranında azalmış müteahhitlik firmalarının aldığı şeyler.

Şimdi, Sayın Bakan, teşvikte bölgesel hedefler tutturulamamış. 2015'te verilen teşvik belgelerinin yüzde 77'si 1, 2, 3'üncü bölgelere verilmiş. Nihat Bey bile o kadar gayret etmesine rağmen Denizli'yi teşvik bölgesinde kurtaramadı ya. Verimsiz bir iş. Şimdi, belge kapsamında sabit yatırımların yüzde 60'ı 1, 2, 3'üncü bölgelerde; yatırımlarda yaratılan istihdamın yüzde 67'si 1, 2, 3'üncü bölgelerde; 4, 5, 6'ncı bölgelerde yatırımın falan özendirildiği yok; onlar hikâye, nereye bakarsanız.

Şimdi, bakın, 2016 vizyonunu koymuşsunuz oraya; ihracat için koyduklarınızın 2016'ya faydası olmaz, ithalatta zaten bir şey koymamışsınız, özel sektör yatırımları için aldığınız müteahhitlikte de doğru dürüst bir şey yok. 1,7 bütçem var, 1,4'ü cari transfere gidiyor, harcama başlangıç ödeneğinin yüzde 26 üzerinde. 2016 bütçe teklifi geçen senenin, 2015 harcamasının yüzde 10 altında. Tasarruf yapıyorsunuz, neye yaptığınızı bilmiyorsunuz. Böyle de bir şey var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu'yla arasında, ilk kez rakama döktü; döviz rezervi ve faiz. Sizin adınız "Ekonomi", bu işler farklı ama sizin bileceğiniz iş olabilir. Bununla bir ilgilenin, burada sıkıntı var, hakikaten sıkıntı var.

"Yabancı sermaye 165 getirdik." diyorsunuz, 65 milyar kâr transferi var yani aşağı yukarı yüzde 40 kâr transferi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Dünyanın neresinde görülmüş şey bu? 100 milyar dolar getiriyorsunuz, 40 milyar dolar götürüyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Ayhan, teşekkür ederim.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Ben bütçenin hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)