Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:52
Tarih:04/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA YASİN AKTAY (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu üzerine konuşmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Tabii, sözlerimin başında ben de dün İdil'de, bugün de Nusaybin'de vahşi bir terör örgütünün -vahşi, cani, katil, insanlıktan nasibini almamış bir terör örgütünün- bir terör saldırısı neticesinde hayatlarını kaybeden, şehit düşen asker ve polislerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Acı hepimizin acısı tabii ki. Sadece bu olayı bile günlerdir, daha doğrusu bu Meclis açıldığı günden beri bu kürsüde bize nasıl bir pişkinlikle bu yalanları her gün gelip sanki devlet durup dururken insanlara savaş açıyormuş gibi, insanların üzerinde, durup dururken Sur üzerinde birtakım uçaklar uçuruluyormuş gibi, orada masum, sivil itaatsizlik örnekleri sergileyen, sivil itaatsizlik eylemleri sergileyen insanlara devletin müsamahasızlığı gibi yansıtmaya çalışmayı büyük bir pişkinlik olarak niteliyorum sadece, en hafif deyişle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani hakikaten, eminim, halkımız televizyonlarının başında izlerken -ki haberlere de yansıyor- bu kadar büyük bir pişkinliği büyük bir hayretle izliyordur. Yani arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak biz, iktidara geldiğimiz günden beri kan dursun, bu memlekette herkes demokratik haklarını sonuna kadar kullansın diye elimizden geleni yaptık, büyük bir samimiyetle, üstelik baldıran zehri içme pahasına. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu büyük bir cesaretle ifade etti diye almadığımız eleştiri, yemediğimiz küfür kalmadı ama bu bir riskti tabii ki, siyasi bir riskti. Kanı durdurmak, anaların yüreğini soğutmak, "Analar ağlamasın, babalar ağlamasın." demek, bu büyük bir riskti ve biz bu riski göze aldık, bu riski üstlendik. Fakat, öbür taraf ne yaptı? Öbür tarafın ne yaptığı çok önemli değil. Teröristtir, terör örgütüne hiçbir şekilde hiçbir güven olmayacağını çok çok iyi biliyoruz. Kimin adına, kimin taşeronu olduğunu bugün çok net bir biçimde görüyoruz. Kimin adına, bölgemizde neyin mücadelesini veriyor olduğunu çok net bir biçimde herkes görüyor, hepimizin gözü önünde ve ne yazık ki gelip burada, sanki devlet durduk yerde bu operasyonları yapıyormuş gibi... Bunu yapmak hakikaten çileden çıkarıcı bir şeydir, kusura bakmayın çok değerli arkadaşlar. Yani, bu Mecliste söyleyemeyeceğiniz hiçbir şey yok, her şeyi gelip bu kürsüden istediğiniz gibi söyleyebiliyorsunuz, yalan bile atabiliyorsunuz. Bütün iftiralarınızı, devletimize, askerimize, milletimize her çeşit iftirayı buradan ifade edebiliyorsunuz. Daha ne istiyorsunuz? Söyleyemedik ne var ki terör örgütünün yaptığı bu tür hareketlere? Gerçekten samimiyetinize inanmak isterim. Dönüp askere söylediğiniz şeyin onda 1'ini ya, onda 1'ini, mislini söylemenizi beklemiyorum; dönüp şöyle bir Kandil'e, dönüp terör örgütüne şöyle bir söyleyin: Ya, biz burada siyaset yapıyoruz, orada silah senin neyine? Arkadaşlar, o silah, benim kendi vatandaşıma sıkılan bir silahtır. Bugün, o terör örgütü gelip Siirt'ime, Diyarbakır'ıma, Sur'uma müdahale ederken o topraklar benim topraklarım, Türkiye Cumhuriyeti'nin topraklarıdır, o topraklar hepimizin topraklarıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu topraklarda biz, hepimiz...

Bakın, Kürtler şu anda bizim coğrafyamızda İran'ından, Suriye'sine, Irak'ına kadar, Rusya'sına kadar hiçbir yerde kullanmadıkları özgürlüğü, hiçbir yerde sahip olmadıkları şahsiyeti, özgürlüğü bu ülkede sahipleniyorlar, yaşıyorlar, hissediyorlar; bunun daha fazlası değil. Bunun arasına, sizin yapmaya çalıştığınız, bir tek fitneden başka bir şey değil. Onun için, burada, gelin, biraz dürüst olalım. Dürüst olun, dönün, Kandil'e de deyin ki: "Bu silah kalleşçe sıkılan bir silahtır. Bu silaha gerek yok." Eğer siyasetse biz burada siyaset yapıyoruz. Esasen, Kandil'in yaptığı şey sizi işsiz bırakmak. Sizin burada şu anda yaptığı şey ne yazık ki... Türkiye demokrasisinin şu anda gelmiş olduğu şu seviyeye şöyle bir bakın ki bu kadar konuşmayı tolere edebiliyor. Aslında, bundan da bir ders almanız gerekiyor, bundan da bir ibret almanız gerekiyor. Evet, Türkiye siyaseti her şekilde o olgunluğa ulaşmıştır, her şeyin konuşulabildiği bir Meclis vardır. Yani, hatırlayın, bu Meclisten kimler kovuldu, hangi şartlarda nasıl kovuldu. Bizim Merve Kavakçı'mız nasıl kovuldu bu Meclisten? Nasıl tempo tutuldu? Üstelik hiçbir şey yapmamıştı, kendi hakkını kullandı. En doğal şey ya; bir Müslüman ülkede, bir Müslüman ülkenin Meclisine başörtüsüyle girmeyi denemişti, başka bir şey yapmamıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN AKTAY (Devamla) - Fakat sizin yaptığınız şu anda tek kelimeyle pişkinliktir, başka bir şey söyleyemiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)