Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:52
Tarih:04/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım, bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Şimdi görüştüğümüz Sanayi Bakanlığının bütçesi ve kesinhesabı. Burada bütçe konuşmaları esnasında genel olarak o konuyu ilgilendiren hususlarda ve faaliyetler hakkında görüş beyan edilir ama bütçe rakamları unutulur. Ben, biraz müktesebatım itibarıyla da bu işlerle ilgili olduğum için, işin biraz bu tarafına da bakalım dedim.

Şimdi, Sayın Bakanım, şu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2016 yılı bütçe tasarısı. 2014 harcama başlangıç ödeneğinin altında. 2015 harcaması 2014 bütçesinin yüzde 27 üzerinde. 2016 bütçe teklifi 2015 harcamasının yüzde 28 üzerinde. 2016 bütçe teklifi 2015 başlangıç ödeneğinin yüzde 50 üzerinde. Bu Sanayi Bakanlığı bütçesi.

TÜBİTAK size bağlı. Bunun içinde var, detayına da gireriz. 2014 harcaması başlangıç ödeneğinin yüzde 29 üzerinde. 2015 başlangıç ödeneği 2014 harcamasının yüzde 10 altında. 2015 harcaması 2015 başlangıç ödeneğinin yüzde 53 üstünde. 2016 başlangıç ödeneği 2015 harcamasının yüzde 17 altında.

Gelelim Standartlar Enstitüsüne. Şu. 2014 harcama başlangıç ödeneğinin yüzde 42 üzerinde. 2015 başlangıç ödeneği 2014 harcamasının yüzde 22 altında. 2015 harcaması 2015 başlangıç ödeneğinin yüzde 76 üstünde. 2016 bütçe teklifi 2015 harcamasının yüzde 34 altında. Dahası var, KOSGEB'e gelelim, 2016 başlangıç ödeneği 2015 başlangıç ödeneğinin yüzde 118 üzerinde, 2015 harcamalarının da yüzde 96 üzerinde. Bu da şu, detayı gözüksün diye, kamera alsın diye getirdim.

Sayın Bakan, siz bunlara bütçe mi diyorsunuz Allah'ınızı severseniz? İnsan içine çıkacak hâli yok bu rakamların ya. Ben hakikaten sıkıntı duyardım. Böyle bir şey olabilir mi? Hadi 2014 Aralık hadisesinden sonra geldiniz denge tutmadı, e, ondan sonra? Ha, sizin de günahınız yok. Böyle bir orta vadeli programdan sonra, üç ay değişen bir şeyden sonra nasıl bu dengeleri tutturacaksınız? Hadi, yüzde 5 kaydı, 10 kaydı, vesaire kaydı. Ya, yüzde 100 fark eden olur mu Allah'ınızı severseniz? Ya sektörünüzde korkunç bir olay meydana gelecek, müspet veya menfi, yahut savaş çıkacak yahut da "Abuk sabuk bir şey." deriz buna yani Sayın Bakanım. Çok özür diliyorum ama söylemek zorundayım. Bunları konuşmazsak neyi konuşacağız? Akşam, sabah "Allah bizi haklı çıkardı. PKK ne yapıyor, AKP'yle ne oldu?" diyecek durumda değiliz. Hâl meydanda, millet de görüyor. Şimdi, hesap yok, kitap yok. "Var." derseniz işin ciddiyeti olmaz Sayın Bakan. Böyle bir şey olmaz.

Şimdi, siz gerçi hisleri güçlü bir insansınız, hislerinizle bu işleri idare ediyorsunuz. "Tape"lere falan da öyle dediniz ama, öyle geçelim. Bütçe işi böyle, rakamsal. Detayına girsem daha da işin şeyi çıkacak. Ama ben biliyorum, bunu hazırlayan arkadaki arkadaşlar ben bunları konuştuğum için memnuniyet duyuyorlar. Bunu kesinlikle biliyorum. Ben o sıralardan geliyorum.

Şimdi, Sayın Bakan, uyguladığınız politikalar sonucunda 2023 hedefleri geçerliliğini yitirdi, öldü. AKP'ye 2 gömlek büyük geldi bu hedefler. "Devletin ciddiyetinin korunması adına bu hedefleri ya revize edin ya da artık resmî belgelerde kullanmaktan vazgeçin." diye size söylemiştim. Nitekim bunun değişeceğine dair emareleri diğer bakan arkadaşlardan alıyoruz. Sizin de Plan ve Bütçede bu konuya değinmemenizden işi düzeltmeye çalışacağınızı düşünüyoruz, hissetmiyoruz.

Şimdi, AKP yönetiminde on üç yılda Türkiye'de sanayisizleşme süreci yaşandı. On üç yılda bindiğiniz dalı kestiniz Sayın Bakan. Küreselleşme dalgasının en önemli ayırt edici özelliği finansal sermayenin giderek üretici sermayeden bağımsızlaşması, kendi rasyonalitesi üzerine yükselmesi olgusudur. Esasen, küreselleşmenin aşırı etkilerinden korunmayan ekonomilerde küreselleşme ve sanayisizleşme birlikte gitmektedir. AKP bu akıma kendini kaptırmıştır. Küresel sermayenin de yönlendirmesiyle on üç yılda sermaye birikiminin sanayiye yönelik sabit yatırımlardan uzaklaştığını görüyoruz. Giderek daha verimsiz, akışkan, daha sıcak ve daha kısa dönemli yatırım sahalarına yönelmesini teşvik ettiniz. Gelinen noktada yerli sanayinin ve imalat sanayisinin millî gelir içindeki payını ne yaptınız? Eritmeye başlattınız. Şimdi, daha ziyade yabancı sermaye ve yandaş sermayenin egemen olduğu, inşaat, enerji, perakende dağıtım, finans, medya, turizm yatırımı, hizmetler ve bunun gibi sektörler, iktisadi faaliyet kolları ekonomide egemen oldu. Yurt içindeki payları ve kârlılıkları da bunların, yandaş sermayenin arttı. Şimdi, bunu böyle dediğimiz zaman belki şey yapıyorsunuz ama vakıa bu.

Küresel krizin etkileri Türkiye ekonomisinde ve özellikle imalat sanayisinde daha derinden hissedilmiştir. 2011 yılından sonra, ekonominin geneline paralel olarak, bilhassa sanayide düşük düzeyli büyüme ve kısıtlı üretim artışları var. AKP hükûmetleri bu gelişmeleri seyretti. Siz otomobille uğraştınız, takdir ettiğimizi ifade ettik. Doğrudur, yanlıştır, bir şeyin peşinden koşmaya çalışıyorsunuz. Bunu söylüyoruz, inkâr da etmeyiz ama ne yaptığınızı bilmeniz lazım. Bu bütçeyle falan bu iş olmaz.

Son yıllarda imalat sanayi büyümesi yüzde 2-3 gibi, çok sınırlı. Aynı şekilde sanayi üretim artışı yavaşlamış. 2011 yılında yüzde 2,4; 2013 ve 2014'te yüzde 3,5; 2015 yılında yüzde 3,1 olarak düşük düzeyde.

2015 yılında, tekstil ürünlerinin üretimi, ana metal sanayisinin üretimi, makine imalat sektörünün üretimi azaldı. Geçmiş döneme ilişkin, Türkiye ekonomisinde temel sektörlerin yapısı incelendiğinde, imalat sanayisi ağırlıklı olmak üzere, sanayinin payında düşüş dikkati çekiyor. İmalat sanayisinin 2002 yılında yurt içi hasıla içinde yüzde 17,6 olan payı 2014 yılında yüzde 15,8'e düşüyor Sayın Bakan. Siz strateji hazırlıyorsunuz, bu 20'lerin üzerinde. Böyle bir şey olmaz. Geçen sefer söyledim, onu başka bir şeyle geçiştirmeye çalıştınız. İçinizde uzmanlar var, lütfen sorun.

Şimdi, 2015 yılı üçüncü çeyrekte de imalat sanayisinin millî gelir içindeki payı yüzde 14. İmalat sanayisinin teknolojik yapısında kayda değer bir ilerleme yok, bilakis imalat sanayisi ihracatında ileri teknoloji ürünlerinin payı 2002 yılında yüzde 6,2; 2015 yılında yüzde 3,7. Mevsim etkilerinden arındırdığınızda, kapasite kullanım oranı -üretimdeki yavaşlamayı da dikkate aldığınızda- 2015 yılında yüzde 75,4; bu da 2011'in düzeyi. Hâlihazırda ihracatın yüzde 93,4'ü imalat sanayisinde. Bakın, ocak ayı ihracatı yüzde 22 azalmış, gıda ürünleri, tekstil ürünleri, giyim sanayisi ihracatı, kimya sanayisi ihracatı, makine imalat sektörü ihracatı, otomotiv sektörü ihracatı, bunların hepsi düşmüş.

Sayın Bakan, sayın milletvekilleri; Türk sanayisinin en önemli sorunlarının başında üretim ve ihracatın dışa bağımlılığı ve düşük teknoloji yoğunluğu geliyor. Maalesef on üç yıllık AKP iktidarı bu alanlarda sadece laf, kâğıt üstünde eylem planları ve stratejiler üretmiş, kamuoyuna açıklamış, hiçbir anlamlı gelişme de kaydetmemiş. AKP döneminde sanayinin dışa bağımlılığının azaltılması, yerli girdi üretimi, yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesini sağlama, AR-GE insan kaynağı kapasitesinin artırılması, teknoloji ve yenilikçi şirketlerin ortaya çıkması ve gelişimini destekleme, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirme, kurumsallaştırma, AR-GE ve yenilik ekosistemini güçlendirme yönünde hiçbir anlamlı adım yok, gözükmüyor, netice yok.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 2011-2014 yıllarında Türkiye Sanayi Strateji Belgesi hazırladınız, muhtevasıyla ilgili sizinle konuştuk. Bunun bir tanesinde "Orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payını artıracağız." diyorsunuz, diğerinde "Bilgi ve teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli yerli üretim." diyorsunuz. İstihdam ne oldu? Hep çift "digit", hiç altına falan düştüğü yok. İmalat sanayisinin millî gelir içindeki payı belli, imalat sanayisi ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin payı da belli. Bizde bu yüzde 6'dan 3,5'a düşüyor, OECD ülkelerinde en düşüğü yüzde 15 iken 25, 27'ye kadar gideni var.

Şimdi, "AR-GE Yasası" diyorsunuz, AR-GE Yasası'yla ilgili destekledik. Sayın Bakan, AR-GE politikalarını sadece arz yönlü kaynak sunumu olarak görmek yanlış. AR-GE alanında kayda değer bir başarının sağlanabilmesi AR-GE, yatırım, dış ticaret ve sanayi politikalarının eş güdümü içerisinde ele alınmasına bağlı. Şimdi, bakın, diploma sorunu da vardı ama onun için söylemeyeceğim, TÜBİTAK'la ilgili, "Niye kapatmıyorsunuz?" diye. Sizin bağlı sivil toplum örgütlerinin, profesörleri, hocaları yazı yazıyorlar, bilmiyorum takip ediyor musunuz.

Şimdi, bakın, TÜİK'in yayınladığı dördüncü çeyrek sanayi verilerini değerlendirdiğimizde son dört yılda imalat sanayisinin üretim artışı toplamda 13,9; istihdam artışı 12,8 olmuş. Çalışan başına verim artışı düşük. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde bu sıkıntı yaratacak.

Asgari ücrete yapılan zammın esasen verimlilik artışıyla karşılanması lazımdı. Aksi takdirde Türk sanayisinin rekabet erozyonunun devam etmesi kaçınılmazdır. Sayın Bakanım, inşallah bu işleri Kabine içinde konuşuyorsunuz. Dur, bugün baktım Maliye Bakanı bile şu son üç ayda bekâr asgari ücret alanların ücretlerindeki düşüşü vergi sistemini bozmadan nasıl telafi edeceklerini kamuoyuna açıklamaya çalışıyor. Hesapsız kitapsız yaptığınız işin sonucu bu. Biz ona "Net 1.400." dedik, "Vergi yok." dedik, açıkladık.

Bakın, Denizli'de önceki ekonomi bakanı söylüyordu, "İflas eder bu adamlar." işçilerin önünde patronlara. Adam doğruyu bildi, herkes iflas erteleme almaya başladı, herkes iflas erteleme almaya başladı. Dolayısıyla, orada sıkıntı var. İzmir'de işsizlik yüzde 14 olmuş. Her şey konuta kayıyor. Sanayi alanını ne yapıyorsunuz? Alıyorsunuz, çıkarıyorsunuz, konut yapıyorsunuz. Bu arzu, "Sanayiyi destekleyelim." diyeceğinize sizde de depreşti. Şimdi, son sıra bir şeyler ekleyerek siz de inşaat yapmaya gidiyorsunuz. Fabrika yapacak adam inşaatını yapar. Siz karışmayın ona. Verecekseniz parayı verin ama zevk alıyorsunuz inşaat yapmaktan. Lüzumlu lüzumsuz varlığı yokluğu... Zaten yüzde 50'ye gelmiş inşaat. Verin arsasını adama, sizin harcayacağınızı da verin yapsın gitsin. Ne işi var Bakanlığın bu işlerle ya, bırakın bunu. (MHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, tasarruflar bitmiş, serbest piyasa ekonomisi serbest müdahale ekonomisine dönmüş. TOBB, TESK; PKK meselesinde kullandınız ya, mensuplarının işlerinde kullanmadınız.

Daha önce bu kürsüden ifade ettim, onların kalbini PKK'ya karşı yumuşatmak için kullandınız adamları "akil adam" diye. Doldurun şimdi o akil adamları, sanayicileri, götürün Güneydoğu'ya, bir görsünler ne hâle geldiğinizi, nasıl ihmal ettiğinizi. Ne hâle geldiğinizi bir görsünler. Biz burada haklı çıktık diye sevinmiyoruz. Memleket rezil kepaze oldu ya sizin idarenizde, böyle bir şey olabilir mi?

Faizin düşmeyeceğini Başbakan Yardımcısı söylüyor. Yukarıdan da Cumhurbaşkanı bastırıyor ki -gerçi yukarıdan aşağıya indi ama- "Faizi nasıl indirelim?" diye. Hadi indirin. Başbakan Yardımcısı "Yüzde 16'nın altına çekemem." diyor. TÜSİAD'da konuşurken Başbakan Yardımcısı diyor ki: "Siz dışarı yatırım yapıyorsunuz, biz bunu biliyoruz ama engelleyemiyoruz, engellememiz lazım." Fazlam varsa eksiğim var, bir iki kelime fazla, eksik olur.

Bakın asgari ücret artışına "İyi mi kötü mü?" diyoruz. Cevdet Yılmaz diyor ki: "Büyümeye hız katacak." Zeybekci diyor ki: "Batarlar, batarlar." Hangisi bilmiyorum. Siz ne diyorsunuz?

Şimdi, mesela, Komisyon Başkanı arkadaşımız Ziya Bey diyor ki: "AR-GE paketiyle üretimde sıçrama olacak." Gazetede aynı şeyin yan sütununda ne diyor biliyor musunuz? "Dış ticareti ancak bu kadar toparlayabildik." Yani, bunlara ciddi bir bakmak lazım, söylediğinizin kamuoyunda yankısı nedir, ne değildir.

Bakın, özel yatırımlar 2014'te binde 7 -yok yani- 2015'te binde 4, 2016'da -koyuyorsunuz- yüzde 7,6. Nasıl olacak bu? Yani, olağanüstü bir şey mi var ki yapacaksınız bunu? Kaynaklar belli. Orta vadeli program sizi şaşırttı, şaşıya çevirdi zaten. Özel imalat sanayisi de aynı. 2014'te binde 1, 2015'te 4,4 diyorsunuz, onun da nasıl olduğu belli değil; 2016'da 8 diyorsunuz. İnşallah olur da biz utanırız. Biz, memlekette iyi olan bir şeyden utanırız, ondan bir şeyimiz olmaz, ifade etmekten şey yapmayız.

Şimdi, her 100 dolarlık doğrudan yatırım 22 dolar dışarı para çıkarıyor, kâr transferi; 2013'te bu 39 dolar yani adam 100 dolar getirirse 39 dolar alıp da gidiyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. Bunları ben söylemiyorum.

Şimdi, bir bölgede sanayi devre dışı, diğerlerinde iflas falan ediyor da güneydoğuda öğretim falan yok. Geçen açıkladım, onun için buralarda söylemek istemiyorum fazla. Şimdi, yurt dışından doğrudan gelen yatırımlar da imalat sanayisine gitmiyor. Teşviklerin yüzde 72'sinin düşük teknolojilere gittiğini ihracatçı birlikleri, bölge başkanları falan söylüyor. Bu kadar açık, net. Ama bütün bunlar sıkıntı.

Bu gösterdiğim bütçeler, Sayın Bakan, bu bir kurumunun bütçesi, bu diğerinin, bu TÜBİTAK'ın, bu da sizin. Bu sizi kurtarmaz. Hele burada, vaktim olsa okuyacağım. Bak, sizin bu. Kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi, düşük fiyattan kaynaklanan ithalat, haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - ...kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarının yüksekliği; bunlar, sanayiye verilen tahribat, devrinizde, sayın bakanların imzası olan programlarda var.

Sürem bitti. Ben bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. Yüce heyete grubum adına saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)