Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 6'ncı tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:51
Tarih:03/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 6'ncı tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, tüm halkımızı ve siz değerli vekillerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi dağı taşı, suyu, havayı ve özellikle de enerji sektörünü salt rant gözüyle gören bir dönemden geçiyoruz. Özelleştirme işlemlerinin en yoğun olduğu bir süreçteyiz. Çoğunluğunu kendine yakın firmalara gerçek değerleri altında satarak kamu zararı oluşmasına ne yazık ki göz yumuyoruz. Hükûmet döneminizde yapılan enerji özelleştirme işlemlerine, özellikle yandaş gruplarınızı palazlandırmaya dönük, kamu varlıklarının peşkeş çekilmesine de seyirci kalıyoruz. İhalelerin kimlere verildiğine bakıldığı zaman, enerji sektöründe özelleştirmelerden en büyük payın, hükûmetleriniz döneminde ortaya çıkan havuz medyası tarafından alındığını tespit ettik. Bu nasıl bir özelleştirme mantığıysa, enerji alanında elektrik dağıtım sektörünün yüzde 60'ı sizlere yakın iki grubun tekelinde bulunmaktadır. Kısacası, daha önce devlet tekelinde olan elektrik dağıtım sektörü, AKP'ye yakın sermaye gruplarının tekeline geçmiştir. Kaldı ki özelleştirme sonrası ülkemizin çeşitli yerlerindeki elektrik kesintileri ve arızaları da bu özelleştirmeler sonrasında vatandaşın canına tak etmiştir.

Değerli arkadaşlar, değinmek istediğim bir başka nokta ise EPDK'nın sorumluluk alanlarından biri olan lisans verme yetkisinin ülkemizde nasıl yanlış kullanıldığıdır. Hepinizin de bildiği gibi, temiz enerji üretim alanlarından bir tanesi de rüzgâr enerji santralleri yani RES'lerdir. Doğru yerde, doğru planlamayla yapılması hâlinde hiç kuşkusuz ki tercih edilen, yenilenebilir bir enerji türüdür. Biz, enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtarabileceğini düşündüğümüz RES'leri aslında destekliyoruz. Ancak, ne yazık ki, seçim bölgem olan İzmir'de Hükûmetin yanlış tercihleri nedeniyle birkaç yıldır yaşam alanları içine kurulan RES'lere karşı direnişler başlamıştır. Karaburun Yarımadası birinci derecede doğal sit alanlarıyla Türkiye'nin önemli doğa alanlarından birisidir. Zengin ekosistemiyle önemli bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Yarımada, nesli tükenmekte olan türler de dâhil olmak üzere nadir bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunların bilinmesine rağmen, Bakanlık ve yandaş firmalar RES konusunda tüm iştahlarını Karaburun Yarımadası'na çevirmişlerdir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının verdiği ÇED kararları, Enerji Bakanlığı ve EPDK'nın yargı kararlarını hiçe sayması, iptal edilmesine rağmen aynı firmalara yeni üretim lisansları vermesinin sonucu olarak dünya mirasları ve ülke değerlerinin bu bölgede yok edilmesi insanlık suçu işlenmesinden başka nasıl açıklanabilir?

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; İzmir Milletvekili ve Yarımadalı biri olarak bizler asla "istemezük"çü değiliz, tabii ki enerji bize lazım, enerji için dünyada güç savaşlarının yaşandığı bir gerçek. Biz RES'e karşı değiliz, biz RES'lerin plansız bir şekilde yapılmasına, yaşam alanlarımıza çok yakın olmasına, ÇED raporu olmadan, doğanın dengesini bozmasına karşıyız, ağaçların katledilmesine karşıyız. (CHP sıralarından alkışlar) Araştırdık, Avrupa'da hiçbir yerde RES direkleri yerleşim birimine 1.800 metreden yakına yapılamıyor ama bugün Karaburun Yarımadası'nda köylerimizin göbeğine RES direkleri dikiliyor.

NECİP KALKAN (İzmir) - Okullara kuruyorlar, okullara.

TACETTİN BAYIR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Çeşme, Karaburun, Mordoğan, Ovacık, Urla, Aliağa, Güzelbahçe, Foça'da neredeyse köylerin içinde. Bu projelerin yaşam alanlarına uzak bölgelerde ağaçları katletmeden, insanın yaşam hakkına saygılı davranılarak yapılmasını talep ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, geleceğimiz olan çocuklarımıza, torunlarımıza daha iyi bir çevre, yaşanabilir bir Türkiye bırakmak zorundayız. (CHP sıralarından alkışlar)

Bütçe üzerindeki değerlendirmelerimizde bir miktar da örtülü ödenek uygulamalarınızdan bahsetmek istiyorum. Daha önce sadece Başbakanın kullandığı örtülü ödenek yani sorgulanamaz, denetlenemez olan bu ödenek bir gece ansızın AKP'nin son dakikada verdiği bir önergeyle, Mart 2015'te Cumhurbaşkanımızın da kullanımına sunuldu. Herkes gibi ben de çok merak ediyordum "Yeni Cumhurbaşkanımızın bu ödeneğe neden ihtiyacı olur?" diye. Döndüm geriye baktım, eski Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer bütçeden yedi yılda 197 milyon yani yıllık ortalaması 25 milyon harcama yapmış. Daha sonra, Sayın Abdullah Gül yedi yılda 746 milyon harcamış yani ortalaması yıllık 106 milyon lira. Bu, bir önceki Cumhurbaşkanının harcadığının 4 katı. Gelelim şimdiki Sayın Cumhurbaşkanımıza: Bütçe ve örtülü ödenek toplamı bir yılda 2 milyar 950 milyon harcama yapmıştır. Bu bir cumhuriyet tarihi rekorudur arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Örtülü ödeneği çıkartıp salt bütçe açısından değerlendirdiğimizde, Erdoğan bir yılda 546 milyon TL bütçe kullanmış olup yıllık harcama düzeyi Sayın Sezer'in 22 katıdır, Sayın Gül'ün 5 katıdır. Bu paralar halkımızın ödediği vergilerdir.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin itibarı sarayın büyüklüğü ya da muhteşemliğiyle değil, yoksulunun ve aç insanının az olmasıyla, eğitim seviyesiyle, düşünce ve ifade özgürlüğünde uygar ülkeler düzeyine gelmesiyle ölçülür. Bir Cumhurbaşkanına gösterilecek saygı da onun ülkeyi nasıl bir anlayışla, nasıl davranışlarla yönettiğiyle eş orantılıdır. Bu nedenle, cumhuriyet tarihimizin en fazla vatandaşla davası olan kişisi olan Sayın Cumhurbaşkanımız tam 1.845 kişiyle davalıdır, bu da bir cumhuriyet tarihinin rekorudur.

Değerli arkadaşlar, sözlerime son verirken, 2016 bütçesinin, hem bütçe yapma tekniği açısından hem de bütçenin hâkimiyeti, bütçe yönetiminin tarafsızlığına olan inancımızın kaybolması nedeniyle, halkımız adına, 2016 bütçesine ret oyu veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)