Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:50
Tarih:02/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA DEVRİM KÖK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki burada bir Turizm Komisyonu üyesi olarak, aynı zamanda bir turizmci olarak görüşlerimi beyan etmek istiyorum.

Sayın Bakanım, öncelikle Allah size kolaylık versin. Tabii, kısa bir süre oldu görev alalı. Yalnız on dört yıllık bir sürecin sonunda bir enkaz devraldınız, bir turizmci olarak bunu söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Yani böyle bir dönemde işiniz gerçekten zor. Yalnız bir anlamda da kolay. Dönemin birisinde Millî Eğitim Bakanının birisi demişti ki: "Yahu, şu okullar olmasa ne güzel Millî Eğitim Bakanlığı yapardım." Şimdi de oteller kapanıyor, turist yok. Aslında böyle bir dönemde kolay olacaktır Turizm Bakanlığı ama böyle olmasını arzu etmezdik emin olun. (CHP sıralarından alkışlar)

Efendim, bütçeyle alakalı şunları sizle paylaşmak istiyorum: Aslında Kültür ve Turizm Bakanlığına ayrılan bütçenin çok daha fazla olması gerekir. Çünkü bu ülkede çok büyük bir tiyatro salonunda hep beraber bunu gözlemliyoruz. Büyük bir tiyatro oynanıyor bu ülkede. Senaristi var, oyuncusu var. Efendim, olmayan şeyler olmuş gibi gösteriliyor. Mesela hukuk varmış gibi gösteriliyor, yok; demokrasi varmış gibi gösteriliyor, yok; özgürlükler varmış gibi gösteriliyor, yok. Tabii, senaristi var, oyuncusu var, bunlar sanal ama gerçek bir şey var, ölümler gerçek, patlamalar gerçek, efendim, terör gerçek. Onun için daha fazla bütçe ayrılmalıydı bu denli büyük bir tiyatroya diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, turizm hem istihdama katkısı hem döviz açığının önlenmesi hem ihracat yapısıyla ülkemizin ekonomik alanda can damarı olan, lokomotif sektörlerinden bir tanesidir. Turizm kuşun kanadındadır, ufak bir yelden bile etkilenir yani kırılgan, hassas bir sektördür. Altyapı ister, güven ister... Bu güven de öyle üç beş yılda oluşabilecek bir güven değildir. Uzun yıllar sürer, emek ister, kaynak ister, program ister, altyapı ister, yatırım ister. Yani turist kendini güvende hissetmediği hiçbir yere gitmez. Hiçbir ülke de vatandaşının güvenliği için riskli gördüğü ülkelere, bırakın turistik seyahat etmesini, başka işler için bile göndermek istemez. Daha üç gün önce ABD Türkiye'ye seyahat edilmemesi hususunda vatandaşlarını uyardı, sadece ABD değil, başta Rusya olmak üzere Almanya, Hollanda, Fransa gibi Avrupa ülkeleri de vatandaşlarını bu şekilde uyarıyor.

Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığıyla başlayan süreçle birlikte AKP'nin iç ve dış politikaları maalesef bizi bu duruma kadar getirdi. Türkiye'yi Orta Doğu bataklığına zorla soktular. Daha önce ibretle izlediğimiz Orta Doğu ülkelerine döndük; şu anda biz Suriye'ye nasıl bakıyorsak Avrupa'da bize o şekilde bakıyor.

Hatay Reyhanlı'yla başlayan, haziran seçimlerinde yaşanan sürecin sonunda, AKP'nin istediğini alamamasından kaynaklı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki yaşanan olumsuzluklar bizi bu duruma getirdi. Bugün Türkiye'de kim olduğunu bilmediğimiz milyonlarca kişiye ev sahipliği yapıyoruz. Ambulanslarla silah taşınmasından tutun da Hatay'da, Kilis'te, Antep'te teröristlerin tedavi edilmesi için hastaneler kurulduğu basında ve kamuoyunda yer aldı.

İlk başlarda Suriye ordusuyla savaşan IŞİD'li teröristlere Başbakan "Onlar terörist değil, sadece yaramazlık yapan çocuklar." diyordu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Öyle demedi.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - "Arkadaşlar" diyor Genel Başkanınız.

DEVRİM KÖK (Devamla) - Israrla "Bize gelmedi." demelerine rağmen "Bayır Bucak Türkmenlerine gönderiyoruz." dediğiniz MİT tırlarındaki silahlar bugün bize geri döndü. Ankara'da, başkentin göbeğinde, Meclise 500 metre yakında bombalar patlıyor. Ne yazık ki kişisel hırslar yüzünden bugün Türkiye IŞİD'le beraber anılmakta.

Bakınız, Türkiye bugün yaklaşık 36 milyon turiste ev sahipliği yapıyor. Sektör, 36 milyar dolarlık gelirle ihracatın yüzde 20'sini tek başına karşılamakta. Konaklama, yeme, içme sektörleri, 1 milyon 600 bin kişinin istihdam edildiği sektör, 54 tane yan sektörle beraber 3.500 nitelikli tesis ve 1 milyon 200 bin yatakla hizmet vermektedir. Son yirmi beş yıldır sürekli büyüyen sektör, bu son dönemde çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Türkiye turizminin geceleme sayısının üçte 2'sini temsil eden Antalya'da, ocak ayında yüzde 81, şubat ayında yüzde 95 eksi, düşüş yaşanmıştır. Türkiye dış ticaret açığının yüzde 30-35'ini tek başına kapatmasına rağmen bugün geldiğimiz nokta içler acısıdır. Tabii ki Bakanlığımız tarafından açıklanan önlem paketi, aslında turizm sektörünün ihtiyaçlarını karşılar nitelikte değil. Birkaç tanesini paylaşmak istiyorum: Özellikle, A grubu seyahat acentelerine uçuş başı verilen 6 bin dolarlık teşvik kişi başına veya koltuk başına verilmelidir. SSK, enerji, Kredi Garanti Fonu destekli düşük faizli kredi sağlanmalı; tur operatörlerine uçak desteği verilmelidir. Özellikle, sektörde çok önemli yeri olan Rus turistlerin kimlikle giriş yapmalarına da izin verilmelidir. Sektör bileşenlerinden oluşan ortak çalışma platformları oluşturulmalıdır. Sadece 750 bin dolarlık girdi sağlayanı değil tüm konaklama sektörünü ihracatçı konumuna almak lazım. Çünkü bu rakamlara iki yıldızlı, üç yıldızlı otellerin ulaşmasının imkânı yok. Türk Hava Yollarının bölgesel uçuşlara destek vermesi çok önemlidir. Sonuç olarak, turizm, devlet politikası hâline gelmelidir.

Son sözüm şudur: Cumhuriyet ve kazanımlarını "enkaz" diye niteleyenler, on dört yıla baktığında ülkenin ne duruma geldiğini, nasıl bir enkaz hâline getirdiklerini görecektir. O cumhuriyet sayesinde ibretle baktığımız... Kan, şiddet, terörün olduğu Orta Doğu bataklığından ayrışmamızın sebebi cumhuriyettir, kazanımlarıdır, Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun için, bunu görmezden gelmek nankörlüktür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)