Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:49
Tarih:01/03/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA NECATİ YILMAZ (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın Divan, sayın milletvekilleri; Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde partimiz grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu, Meclis ve basın çalışanı emekçilerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, günlerdir bakanlıkların bütçelerini görüşüyoruz. Aslında, bu görüşmeleri tek başlık altında yapmamız daha gerçekçi olabilirdi. Nihayetinde, bugün, tüm devlet kurumları bir kişinin fiilî vesayetiyle yönetilmektedir, bütçenin tamamının nasıl harcanacağına bu kişi karar vermektedir. Bu hâl, keyfî yönetimin tescili ve devlet olmanın da inkârıdır.

Sayın Bakan, on dört yıl önce yasağı, yoksulluğu ve yolsuzluğu bitireceğinizi söyleyerek iktidar oldunuz. On dört yıldır tek başınıza dilediğiniz yasayı çıkaracak bir çoğunlukla buradasınız. Büyük iddialarla geldiniz; "mağduriyet" dediniz, "vesayet" dediniz, "adalet" dediniz, halkın beklentilerini istismar ettiniz. Kireç kuyularında, toplu mezarlarda ceset aradınız. Büyük soruşturmalar başlattınız ancak bir tek faili meçhulü ortaya çıkaramadınız. Susurluk'ta ne olmuştu hiç merak etmediniz. Toplumsal katliamların faillerini bulmak bir yana, iktidarınız döneminde yaşanan Roboski katliamının hesabını veremediniz. Yine Suruç, Ankara, Sultanahmet katliamlarının sorumluluğundan kurtulamadınız. "Derin devletle, darbeyle hesaplaşacağız." dediniz, yargıyı cemaatin ellerine teslim ettiniz. Paralel yapınızla birlikte açtığınız kumpas davalarında size soru soran, talimatınıza uymayan ne kadar muhalifiniz varsa hepsini ama hepsini yıllarca bitmeyen davalarda peşinen cezalandırdınız, perişan ettiniz. Sonrasında, yargı üzerinde bir iktidar kavgasına girdiniz. Ardından, "Aldatıldık!" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştınız. "Darbelerle hesaplaşacağız." diye yola çıkıp nihayetinde, 28 Şubatın yıl dönümünde saray darbesini siz yaptınız. Cumhurbaşkanının "Ben hukuka uymayacağım, hukuk bana uysun. Ben, Anayasa Mahkemesinin verdiği karara saygı duymuyorum." sözlerini ağız birliğiyle savundunuz.

Evet, bu arada yeni adalet binaları da yaptınız, hâkim ve savcı sayısını artırdınız. Artık 100 bin kişiye 10 hâkim düşüyor. Ancak Sayın Bakan, hâkim ve savcıların aidiyetleriyle anılması ve tanınması da sizin döneminizde gerçekleşti. Sadece 2001 yılından bu yana her 3 hâkimden 1'inin görev yeri değişti.

Yine, artırdığınız cezaevi sayısıyla övündünüz. Bununla birlikte bir o kadar çok da suç ürettiniz. 2002'den bu yana nüfusumuz yüzde 21 artarken aynı sürede hükümlü sayısı yüzde 445 arttı. Bu rakamlar işleyen adaletinizi değil, suçlu üreten yönetim anlayışınızı ortaya koyuyor. Keza, adliye ve infaz personelinin sorunlarını da çözemediniz. Her gün artan iş yükü, ücretsiz fazla çalışma, yetersiz ücret ve politik baskılar altında, çalışanlar ezilmeye devam ediyor.

Sayın Bakan, iktidarınız döneminde tüm kurumlar çürütüldü ancak en büyük tahribatı adalete verdiniz. Yargıyı yolsuzluklarınızın üstünü örten bir şala ve muhaliflerinizi susturmak için bir sopaya dönüştürdünüz. Yargı harçlarını artırdınız, adaleti devletin kazanç kapısına dönüştürdünüz.

Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz, bir yapının kubbesini ayakta tutan tepesindeki kilit taşıdır. Devlet binasının tepesindeki kilit taşının adı adalettir. Kilit taşı çıkarılınca kubbe, altındakilerinin başına çöker. Adaleti yok olan yönetimler zalimleşir, zulmedenin sonu çabuk gelir. Bu nedenledir Anadolu'da "Zulmün artsın ki zevalin çabuk gelsin." derler. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, üzerinde konuştuğumuz bütçe Adalet Bakanlığı bütçesi olsa da bu bütçede, hâkimlik mesleğine başladığım dönemde benim de yüreğimi ısıtan adalet inancı ve idealinden eser yoktur. Bu bütçede özel görevli sulh ceza hâkimlikleri, gizli tanıklık müessesesi, gizli soruşturmalar, dava nakilleri üzerinden sıkıyönetim dönemlerini anımsatan uygulamalar vardır.

Sevgili milletvekilleri, yine bu bütçenin içerisinde Deniz Feneri yolsuzluğunu himaye etmenin ve 17-25 Aralık yolsuzluğunu örtmenin büyük ayıbı vardır. Bu bütçenin içerisinde faili meçhullerde veya yargısız infazlarda çocuklarını yitiren annelerin çığlıklarını karşılayacak merhamet duygusu yoktur. Bu bütçenin içerisinde, yüreği yaralı anneleri miting meydanlarında yuhalatan kin ve nefret duygusu vardır. Bu bütçenin içerisinde, kalitesi düşmüş hukuk eğitimi ve on binlerce hukuk öğrencisinin gelecek kaygısı vardır.

Sevgili milletvekilleri, bu bütçenin içinde, mafya babalarının "Oluk oluk akan kanlarında duş alacağız." sözleri karşısında üç maymunu oynayan yargının acizliği vardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili milletvekilleri, bu bütçenin içerisinde, yargıç bağımsızlığı ve tarafsızlığı yoktur, talimatlarla açılan davalar ve yargı üzerinde kurumsallaşmış vesayet ilişkisi vardır. Yine bu bütçenin içinde, adliye binası olarak kiralanan AK plazalara Ankara'da aktarılan trilyonlar vardır.

Keza, adalet anlayışınızla uyumlu şekilde, hak arayan işçiye, parasız eğitim isteyen öğrenciye, doğasına sahip çıkan Cerattepe'ye, barış isteyen Tuzluçayır'a TOMA vardır, gaz vardır, kurşun vardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Konfüçyüs "Devletin hazinesi adalettir." der. Adalet ve hukukun olmadığı yerde keyfîlik vardır. Siz de çok keyfîlik yaptınız, adalet dağıtmadınız, servetinize servet kattınız. Bu nedenle de huzur bulamadınız çünkü korkuyorsunuz yaptıklarınızın hesabını vermekten. Haklısınız, korkmalısınız çünkü bu hesap bir gün mutlaka sorulacaktır.

Artık, tez elden diyemiyorum, sizin için vakit çok geç ama en azından, bir an önce hukuka geri dönün diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)