Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:48
Tarih:29/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZCAN (İstanbul) - Toparlama için bir dakika istiyorum.

BAŞKAN - Bütçe görüşmelerinde...

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Siz, en demokratik ve bu konuda en iyi yöneten insanlardan birisiniz.

BAŞKAN - Sayın Özcan, çok teşekkür ederim ancak teamülümüz bütçe görüşmelerinde ek süre vermeme yönünde. Sizin, o üstün belagatinizle sekiz dakikada toparlayacağınıza inanıyorum.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Peki, sıfırlayın o zaman.

BAŞKAN - Buyurun efendim. Sürenizi yeniden başlatıyorum.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe hakkının uygulanmasındaki sıkıntılar defalarca komisyonda gündeme getirilmiş, kürsülerde konuşulmuş ancak yatırımların, harcamaların planlı, programlı, açık, şeffaf ve denetlenebilir olması gerekir. Böylece tartışma ortamı ortadan kalkar, muhalefet hesabını sorar, iktidar da hesabını vermenin huzuru ve rahatlığı içerisinde olur ama anlıyorum ki Hükûmetin Sayıştay raporlarını Meclise getirmek ve hesap vermek gibi bir niyeti yok.

2014 yılında Bakanlığa verilen ödenek 13 milyar iken sene sonu ödeneği 19 milyar olmuştur. Tabii ki bu, Bakanlık için başarı gibi gözükse de, doğru bir planlamanın olmaması, projelerin önceden hazırlanmaması, maliyetin ve ödeneklerin baştan belli olmaması da yapılan işlerde büyük eksikliktir. Hükûmetin plansız, programsız uygulamaları ve ödenek belirsizliğine rağmen övündüğünüz 20 bin kilometrelik bölünmüş yolu tamamlayan başta Karayolları Genel Müdürü olmak üzere, tüm teknik ve idari personeline, Karayolları emekçilerine ve bu işleri gerçekleştiren -büyük tenzilatlara rağmen- yüklenicilere özverili çalışmaları için buradan teşekkürlerimi sunuyorum. İhaleler şeffaf ve adil yapılmamakta, görüntüde de ihale prosedürü yerine getirilmektedir. Belli istekliler arasında yapılan ihalelerde kriterleri öyle bir ayarlıyorsunuz ki bu işleri yapabilecek 100'ün üzerinde firma olmasına rağmen ancak bir elin beş parmağı kadar firma kazançlı çıkabiliyor. 4734 sayılı İhale Yasası, yürürlüğe girdiği 2003 yılından bu yana 32 kez değişmiş ve 4735 sayılı Yasa da 6 kez değişmiş, diğer mevzuat değişiklikleriyle 191 kez değişiklik olmuştur. Tabii, yapılan ihalelerde bu değişikliklerden hangisinin uygun olup olmadığını belirlemekte de idareler zorlanmıştır.

Diğer taraftan, uygulayıcılarda -farklı uygulamalardan dolayı- benzer işlerde önceki ilan şartları ile bir sonraki ilan şartları arasında değişiklikler görülmekte, firmalar da bu değişikliklere ayak uydurmakta zorluk çekmektedirler. Öte yandan, 68 kurum bu İhale Kanunu'nun dışında tutulmuştur. Bu adaletsiz uygulamaların bir başka örneği de olmuştur. Son zamanlarda, İhale Yasası hükmüne rağmen, ihaleler uygun bedeline göre yapılmamakta, en düşük teklife göre ihaleler verilmekte. Düşük fiyatlarla yapılan ihalelerde devlet her zaman zarar görmüştür. Uygun bedelle yapılmış ihalelerdeyse işler bitirilmiş, devletin yüzü gülmüştür. Bu sebeplerden dolayı, ekonominin temel yasalarından olan ihale yasaları sade, şeffaf, adil, eşit ve hak temelli olmalıdır; bu kurallar içerisinde yeterlilik almış her firmanın iş alabilmesine de imkân verecek şekilde yeniden yazılmalıdır. İhale Yasası'nın değişikliği konusunda Sayın Başbakanın da çeşitli ortamlarda açıklamaları var. Bu konuda ortak çalışma yapabiliriz, biz buna hazırız.

Kamu İhale Kanunu'ndaki boşluklar yolsuzlukların ana kaynağını teşkil etmektedir. Gelin, çağdaş ülkelerdeki gibi bir ihale kanununu birlikte yapalım, bakalım, bir daha 17 ve 25'ler olabiliyor mu?

Yap-işlet-modeliyle ihalesi yapılan işlerde ise durum daha farklıdır. Bu işlerin finansmanı ve yapımı yükleniciler tarafından temin edilecektir. Buna karşılık, yükleniciler ihale konusu işi yapacaklar, tesisleri de bir süre işletecekler, tesisleri devlete geri vereceklerdir. Peki, böyle oluyor da bakalım nasıl gerçekleşiyor? Dokümanlarında işlerle ilgili kredilerin yüklenicilerce bulunacağı belirtilmesine rağmen, bu, böyle uygulanmıyor. Sayın Bakanın "Devletin kesesinden tek bir kuruş çıkmayacak." dediği projelerde kredilere Hazine garantisi veriliyor ve edinilen tüm borçlardan devlet sorumlu hâle getiriliyor ve yük vatandaşın sırtına biniyor.

Bir diğer konu, ihalelerde genel kaide olarak ihale yapıldıktan sonra sözleşmelerde değişiklik yapılamaz. Bu değişiklik yapıldığı zaman bu, ihalenin ruhuna aykırı bir durum ortaya çıkarıyor. Yükleniciler de bu duruma göre eşit tekliflerini hazırlıyorlar ancak ihale sözleşmesinde değişiklik yapılırsa ne olur? Her şeyden önce, ihale koşullarını değiştirmiş oluyorsunuz ve yapılan değişikliğe göre ihaleye girebilecek yüklenicilere haksızlık etmiş oluyorsunuz. Eşit ve adil ihale koşullarını da yok etmiş oluyorsunuz.

Bu sözleşmelerde "Kredi anlaşmasının onaylanmasından sonra yürürlüğe girer." diye bir madde var. Peki, bu nedir? Yükleniciler, burada zaman kazanmayı kullanıyor ve devretme süresini uzatma gibi bir imkânı kullanıyor. Projeler yer seçimi, çevreyle uyumu, ekonomik oluşu, projenin katma değeri ve benzeri unsurları gözetmelidir. Bahse konu projelerde bunlara uyulmuş mudur? Buna "evet" demek zordur.

Üçüncü boğaz köprüsü ve bağlantı yollarının geçtiği güzergâhlar ile yapılması ilanda olan İstanbul-Sakarya bağlantı yolları İstanbul'un içme suyu havzası ve İstanbul'un akciğeri olan Kuzey ormanlarını yok ettiği gibi, ormanlarda yaşayan florayı, faunayı ve endemik bitkileri yok etmektedir. Bu tip eleştirilere verilen klasik cevap: "Kesilen ağaçların yerine fazlasıyla dikiyoruz." Canım, fazla ağaç dikebilirsiniz ama yok olan faunayı, florayı ve çevreyi nasıl yerine getireceksiniz?

Üçüncü havalimanında ise göçmen kuşların uğradığı sulak alanlar yok edilmiştir. Daha fazla ağaç dikilecekmiş! Peki, göçmen kuşlar nerede konaklayacak? Üçüncü havaalanının rüzgâr yönü kuşların uçuş güzergâhındadır. Hem de havaalanı kotunun 30 metre düşürülmesi, uçakların iniş...

BAŞKAN - Sayın Özcan, bir saniye efendim.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurul salonunda bir uğultu duyuyorum. Bu uğultu hatibin konuşmasının dinlenmesini engelliyor, kürsüye kadar bu uğultu geliyor. Lütfen, hatibi dinleyelim efendim.

Buyurunuz Sayın Özcan, devam edin efendim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Süremi ne yaptınız?

BAŞKAN - Süreyi ilave edeceğim efendim size.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Bu tür proje hatalarıyla havaalanı ciddi uçuş güvenliği sorunlarıyla karşı karşıyadır.

Gelelim, hayalî Kanal İstanbul Projesi'ne: Bu sadece ve sadece arsa, arazi spekülasyonlarına neden olmuştur, toplumsal ve kamusal hiçbir faydası yoktur, içeriğini uzun bir zaman da anlatabilecek durumdayım.

Konularda mesleki bilgisi hiç olmayan bir kişinin helikoptere binip şehirlerin kaderine, tekneye binip sahillerin imarına ve projelerine karar vermesi asla ve asla kabul edilemez. Başka ülkelerde projeler uzun inceleme, planlama, en önemlisi çevre koşullarına önem verilerek uzun sürede yapılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özcan, mikrofonunuzu açıyorum, bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun efendim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Bizde olduğu gibi, birileri istedi diye, emretti diye apar topar yapılamıyor. Bu ülkeler çevreyi korumak uğruna önemli projelerden bile vazgeçebiliyorlar. Zira, bizler çevreyle birlikte yaşarız.

Geçmişte, Karadeniz Sahil Otoyolu ihaleleri de buna benzer, acele bir şekilde yapıldı, projesi yok, kamulaştırması yok ve sonuçta, usulsüzlüklerden dolayı 18 firma ihaleye girdi, 18 firma da iş aldı, dünyada böyle bir örnek yok.

Değerli milletvekilleri, dolayısıyla, yapılan bu yanlış projeleri, uygulamaları doğa affetmedi; önce doğa, sonra da Yüce Divan buradan hesabını sordu.

Değerli arkadaşlar, bizde gerçekten iyi mimarlar var, iyi inşaat mühendisleri var, iyi plancılar var ve biz bunu gerçekleştirebilecek durumdayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Onun için, biz, bu tür büyük projeleri zamanla yarışmadan, ortak akılla ve birlikte hareket ederek yapmalıyız.

Bakınız, İhale Kanunu 191 defa değişmiş.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Ek süre verebilirsiniz Sayın Başkan.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Nazım imar planını, çevre planını, bölge planıyla birlikte yüz elli yıllık yaparsanız, işte bu yolsuzlukları ve bu spekülasyonları ortadan kaldırırsınız Sayın Bakanım. (CHP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, bilgiler önemli, toparlaması için bir ek süre verin.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Şimdi, başka ülkelere bakın, yeşili tahrip etmeden otoyol ve demir yolu geçiriyorlar yani tünel ve viyadükle geçiriyorlar ama biz ne yapıyoruz?

AHMET YILDIRIM (Muş) - Ormanı yok ediyoruz.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Biz, şurada gördüğünüz gibi, şu doğayı tahrip ediyoruz ve endemik yapıyı, faunayı yok ediyoruz.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Sen CHP'li belediyelerin yaptıklarına bak.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Dolayısıyla, biz, şunu söylüyoruz: Diyoruz ki gelin, muhalefetle birlikte demokrasiyi, muhalefetle birlikte özgürlüğü, muhalefetle birlikte yatırımları yapalım ve hiçbir şekilde yandaş firmalara ayrıcalık tanımayalım.

Nasıl oluyor? Belli istekliler arasında ihale yapıyoruz, bu yapmış olduğumuz ihale...

BAŞKAN - Sayın Özcan, teşekkür ederim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Sürem doldu. (CHP sıralarından alkışlar)