Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:47
Tarih:28/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2016 yılı merkezî yönetim bütçesi üzerinde Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu bütçeleri bağlamında açıklamalar yapmak üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Biliyorsunuz, bu üç kurumumuz da ekonomi yönetiminde önemli görevler üstlenen kurumlarımızdır. Özellikle 2002 sonrası ekonomi alanında yapılan birçok yeniliğe, reforma bu kurumlarımız öncülük etmişlerdir. Ekonomide sağlanan başarılarda da kurumsal olarak bu kurumlarımızın çalışmaları önemli rol oynamıştır.

Ben, bugün, burada, özellikle Hazine Müsteşarlığı bütçesi bağlamında birkaç hususu sizlerle paylaştıktan sonra gün içerisinde ekonomiyle ilgili yapılan birtakım değerlendirmelerle ilgili kendi değerlendirmelerimi yapacağım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, Hazine Müsteşarlığı kamu pay sahipliğinden kaynaklanan görevleri çerçevesinde, kamu sermayeli kuruluşların ve işletmelerin kurumsal yönetim ilkeleriyle uyumlu bir şekilde faaliyeti için gerekli çalışmaları yürütmektedir.

Hazine Müsteşarlığı, başlangıç ve erken aşama girişim şirketlerinin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması ve üst fonlara kaynak aktarılması yoluyla girişim sermayesi fonlarının desteklenmesi konularında da çalışmalar yürütmektedir.

Hazine Müsteşarlığı aynı zamanda sigortacılık sektörünün ve özel emeklilik sisteminin geliştirilmesini hızlandırarak sektörün yurt içi tasarruflarının büyümesine daha fazla katkı vermesi yolundaki çalışmalarına devam etmektedir. Bu çerçevede, bireysel emeklilik sisteminin geliştirilmesi amacıyla uygulamaya konulan devlet katkısı teşvikinin ardından oto-katılım yani otomatik katılım uygulamasının geliştirilmesi ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin de bireysel emeklilik sistemine katılabilmesinin kolaylaştırılması çalışmalarını yürütmektedir.

Hazine Müsteşarlığı 2016 yılı bütçesi için teklif edilen ödenek tutarı 73,2 milyar TL'dir. Söz konusu tutarın 56 milyar liralık kısmı faiz ödemeleri için öngörülmektedir. 2016 yılı bütçe teklifinde yer alan 8,7 milyar TL cari transferler ödeneğinin 4,9 milyar TL'si KİT'lere yapılacak görev zararı ödemeleri ve kamu sermayeli bankalara yapılacak gelir kaybı ödemelerinden, 3,1 milyar lirası bireysel emeklilik sistemi devlet katkısı ödemelerinden ve 560,1 milyon lirasıysa yurt dışına yapılan transferlerden oluşmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gün içerisinde hem ekonominin geneline ilişkin olarak birtakım değerlendirmeler yapıldı hem de bütçemizle ilgili birtakım değerlendirmeler yapıldı. Ben de bu konularda Hükûmetimizin, Bakanlığımızın görüşlerini sizlerle ayrıca paylaşmak istiyorum. Birtakım rakamlar paylaşıldı, nominal rakamlar verildi ama bu rakamların ekonominin gelişimi içerisindeki nispi önemi konusuna çok fazla değinilmedi. Ben bugün özellikle bu konulara girmek istiyorum.

Biliyorsunuz, ülkeleri ekonomik gelişmişlik düzeyine göre gruplarlarken, gruplama yapılırken "alt orta gelir sınıfı ülkeler", "üst orta gelir sınıfı ülkeler" ve "yüksek gelir sınıfı ülkeler" şeklinde bir ayrıma tabi tutuyoruz. Türkiye, bu bakımdan bakıldığında, on yıllar boyunca alt orta gelir sınıfı içinde yer alan bir ülke olmuştur, ekonomik olarak. Dolayısıyla, 2004 yılına geldiğimizde, 2000'lerin başında yapılan çalışmaların da katkısını yadsımamak lazım, bunlarla beraber 2004 yılından itibaren Türkiye üst orta gelir grubu ülkeler arasına girmeyi başarmıştır. Türkiye'nin kişi başına geliri 2004 yılında dolar olarak 5.060 dolarken 2015 yılı itibarıyla kişi başına millî gelirimiz 9.300 dolar civarındadır.

Türkiye 1990'dan 2002 yılına kadar Avrupa Birliği ve ABD'ye kıyasla kişi başına gelir farkında hiçbir iyileşme kaydedememiştir. Size çarpıcı olması için birkaç rakam vermek istiyorum. Ülkeleri karşılaştırırken kişi başı millî gelirleri karşılaştırırız, dolar cinsinden. Varsayalım ki 1990 yılının başında Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına millî gelir 100 olsun. Peki, AB 100 iken biz kaçız? Yaklaşık olarak 34 düzeyindeyiz. Yani onlarda kişi başına millî gelir 100 liraysa, bizde 34. Kaçta? 1990 yılında. Değerli arkadaşlar, peki, 2002 yılına geliyoruz, aradan yaklaşık olarak on iki-on üç yıl geçmiş; bu, Avrupa'yla, AB'yle Türkiye arasındaki makas ne olmuş? Daralmış mı? Bir ilerleme kaydetmiş miyiz? Ekonomik olarak Avrupa'ya yaklaşmış mıyız? Hayır, yerinde saymışız. Yani 2002'ye geldiğimizde AB bölgesinde kişi başına millî gelir gene 100 iken biz kaçtayız? 35'teyiz. 1990'da kaçtaydık? 34'teydik. Yani hemen hemen yerinde saymışız. Peki, 2002'de AB 100, Türkiye 35. Peki, 2015 yılında neredeyiz? Şimdi, geliyorum, veriyi 2014 için söyleyeyim: Avrupa Birliği yine 100, Türkiye 53 yani 35'ten 53'e gelmişiz. Yani Avrupa'yla ekonomik gelişmişlik olarak, gelir düzeyi olarak, kişi başı millî gelir olarak oldukça yakınlaşmışız. Yeter mi? Yetmez, daha da fazla bu yakınlaşmayı sağlamamız lazım. Ama burada birtakım rakamları verirken ülkelerin dönemler itibarıyla nispi olarak gelişmesini de mukayese etmek lazım. 1990'la 2002 arasında hemen hemen aynı millî gelir düzeyinde, makas olarak, kalırken AK PARTİ hükûmetleri döneminde önemli bir iyileşmenin gerçekleştiğini görüyoruz.

Bir de tek başına büyüme oranlarına bakmak da yetmez. Yani bir ülkede kalkınmayı ileriye dönük taşıyan temel altyapılar var: Eğitim, sağlık, altyapı, ulaştırma. Buralarda neredesiniz? Eğer buralarda iyiyseniz ülke ileriye dönük olarak kalkınır. Kamu yatırımları, eğitimde, sağlıkta yaptığınız iyi şeyler ileride üretimin verimliliğini arttırır, toplumun büyüme potansiyelini yukarıya çeker. Hep 2002 yılını mukayese yaptığımız zaman eleştiri alıyoruz ama ne yapalım, 2002'de geldik, hâlâ buradayız yani arada bir kesinti olmadığı için karşılaştıramıyoruz.

MUSA ÇAM (İzmir) - Peki, geçen senenin millî geliri ne kadar, kişi başına?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bakın, AK PARTİ hükûmetleri döneminde sadece kişi başına millî gelir veya büyüme oranları artmamış, aynı zamanda bu dönemde çok ciddi anlamda, bütçe üzerinden, bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayacak harcamalar yapılmış, yatırımlar yapılmış.

2002 yılında -mecburen söylemek zorundayım- üniversite sayısı 76, şimdiyse 81 vilayette 183 üniversite var. Bu ne demektir?

ATİLA SERTEL (İzmir) - Ama işsiz hepsi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Siz, gençliğinize artık yüksek öğretimde daha geniş bir erişim imkânı veriyorsunuz.

ATİLA SERTEL (İzmir) - 90 tane iletişim fakültesi var, hepsi işsiz. Ziraat mühendisleri işsiz, gıda mühendisleri işsiz, öğretmenler atanamıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla kalkınmada en önemli bileşenlerden bir tanesi, sizin beşeri sermayenizin, eğitime tabi nüfusunuzun eğitime, yüksek eğitime erişimdir. 294 bin yeni derslik yapmışız.

2002'de 26 havalimanı vardı, şimdi 55 tane aktif havalimanı çalışıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı'nın da yapımı devam ediyor. Bunları sakın kendi başına bir yatırım olarak söylediğimi düşünmeyin. Bütün bu yatırımlar ülkemizin ileriye dönük kalkınmasına ve büyüme potansiyelinin artmasına katkı yapan... Bölünmüş yol bütün cumhuriyet boyunca 6 bin kilometre yapılmış, şimdi, AK PARTİ hükûmetleri döneminde 3 kat daha fazla bölünmüş yol yapmışız.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Bütün cumhuriyet boyunca yaşanmayan sorunları yaşattınız millete.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Yani 18 bin kilometre ilave yol yapmışız. Eskiden bölünmüş yol deyince sadece 6 vilayet vardı, şimdi bu 75'e çıkmış.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Mukayeseye bak ya, bütün cumhuriyet boyunca...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - 24 milyon vatandaşımıza yüksek hızlı tren seçeneği sunduk.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Kaçıncı cumhuriyeti kuracaksınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bunu çok uzatabilirim. Yani uzattıkça da...

ATİLA SERTEL (İzmir) - Siz geldiğinizde Türkiye Yontma Taş Devri'ndeydi!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahalede bulunmayalım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Bombalar yerleştirilmedi cumhuriyet yollarının altına, sizin yaptığınız yolların altına bombalar döşendi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Geldiğimizde bankalar batmıştı. Bütçenin...

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yolsuzluktan dolayı. Yapılmış olanın 100 katı yolsuzluk var.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bakın, çok güzel şeyler söylüyorsunuz. Gene birkaç rakam vereyim arkadaşlar, bunu bilmekte fayda var, rakamları unutuyoruz.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - 2002'de doğan çocuklar 15 yaşında ya.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - 2002 yılında yani AK PARTİ Hükûmeti devraldığında bir bütçe vardı.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sen neredeydin 2002 yılında ya, devlet memuru bile değildin ya.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Ya, bu bütçe ne kadardı, 119 milyar liralık bir bütçe vardı, 119 milyar lira. Peki, bunun ne kadarını faize veriyor idik, 51 milyar lirasını faize veriyorduk. Yani her yüz liralık kamu harcamasının 43 lirasını sadece faize harcıyorduk. Peki, 2002 yılında faize 51,7 verirken bu ülkenin yatırımlarına ne kadar harcıyorduk? 119 milyar liralık bütçe, unutmayın...

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Borç ne kadardı, borç?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...yatırıma sadece 7,9 milyar lira, bunu unutmayın; 7,9; tutuyorum.

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Şimdi ne kadar faize veriyoruz Sayın Ağbal?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Peki, bu ülkenin sağlık harcamalarına ne kadar 2002'de para harcamışız; 13,5 milyar lira, bunu da bir tarafta tutalım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Huzur bırakmadınız ülkede ya.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Peki, bu ülkenin eğitim giderlerine 2002 yılında ne kadar harcama yapmışız; 11,9 milyar lira.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Eğitim çıktımız nedir ama, eğitim çıktımız nedir yani çocuklar ne durumda?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Şimdi, topluyorum, bakın topluyorum; sağlık, eğitim, yatırım; üst üste topluyorum, kaç lira buluyorum; 33,33 milyar lira. Faize ne kadar gitmiş; 51,7 milyar lira. 51,7 mi büyük; 33,3 mü büyük? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Her şey rakam değil Sayın Bakan. Eğitim kalitemiz nerede, eğitim kalitemiz nerede?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla, AK PARTİ hükûmetlerinin devraldığı bütçe bir faiz bütçesiydi, faiz bütçesiydi, vatandaşa hizmet eden bir bütçe değildi. Peki, bugüne gelelim, bir de bugünü, rakamları görelim. Bugün durum ne? Bütçemiz 119 milyar liradan 570 milyar liraya çıkmış, biz yaklaşık 5 kat kamu harcamalarını artırmışız. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Enflasyonu düşelim, enflasyonu.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Peki, faiz kaç lira? Demin ne demiştim? 2002 yılında TL olarak 51,7 milyar liraydı. Peki, 2016 yılında faiz ne kadar? 56 milyar lira. Enflasyonu düşün yani 2002'deki 51,7 milyar lirayla 2016'daki 56 milyar lirayı yan yana koyun, aslında reel olarak faizi nereden nereye getirdiğimizi çok rahat görürsünüz. Zaten onun için -demin demiştim ya- her 100 liranın 43 lirasını biz faize harcıyorduk, şimdi sadece 9,8 lirasını faize veriyoruz. Yeter mi? Bu da fazla, bunun da daha aşağı gelmesi lazım.

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Borcumuz ne kadar, borcumuz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - İnşallah biz de -hani diyoruz ya muasır medeniyete ulaşacağız diye- göreceğiz ki bir gün bu faiz harcamaları iyice aşağıya gelmiş.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Bakan, Bayburt en fakir il seçildi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Peki, geliyorum, şimdi deminki hesabı tekrar yapalım: 7,9 milyar liraydı yatırım, şimdi 80 milyar lira yatırım bütçemiz var, unutmayalım. Sağlık harcamalarına 2016'da ne kadar harcıyoruz? 95 milyar lira, onu da tutuyoruz. Eğitim giderleri 109 milyar lira. Şimdi toplayalım: Sağlık, eğitim ve yatırım; üçünü de beraber topladığım zaman 284 milyar lira yapıyor yani 570 milyar liralık bütçenin 284 milyar lirasını sağlığa, eğitime ve yatırıma harcıyoruz. Peki, 570 milyar liraydı toplam bütçe, bu durumda bunun üçü 284 milyar lira. Faiz ne? 56 milyar lira. Yani faize verilen paranın 5 katını yatırıma, sağlığa, eğitime veriyoruz. Bu, işte, milletin bütçesi diyeceğimiz bütçe böyle bir bütçe olabilir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Sayın Aykut Erdoğdu'ya sataşma anlamında değil, kendisiyle daha önce konuştum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - İkinizden birisinde eksiklik var yani.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Kendi söylediğini not aldığım için söyleyeceğim. Kendisi kürsüde konuşurken "Hukukuna ve yargısına güvenilmeyen hiçbir ülkeye yatırım yapılmaz." demişti, altına imza atarım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sıcak para hariç.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Peki şimdi bakalım: 1984 yılından 2002 yılına kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yatırım tutarı 14,8 milyar dolar, unutmayalım. Peki, 2003'ten 2015'e kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yatırım tutarı ne kadar? 165 milyar dolar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 14,8 mi büyük, 165 mi büyük?

Arkadaşlar, dolayısıyla, değerlendirmeleri yaparken önceki... Gönül ister mi, keşke 1990'lı yıllar da bu ülkenin kalkındığı yıllar olsaydı, bankalar o dönemde soyulmasaydı. O dönemde...

MUSA ÇAM (İzmir) - Siz o zaman bürokrattınız, ülkeyi siz yönetiyordunuz o zaman, bürokrattınız. Yapmayın, etmeyin eylemeyin. Maliye Bakanlığında değil miydiniz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Hayır, değildim. O zaman sizlerin de dâhil olduğunuz kadrolar bu ülkeyi yönetiyordu ve biz o faiz bütçesine dönüşmüş... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - Siz de Bakanlıktaydınız, niye uyarmadınız, neden yapmadınız Sayın Bakan? Niye yapmadınız?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bakın, ekonomi bilenler bilir, niye bu faiz bütçe içinde bu kadar yer tutuyor? Bunu belirleyen değişik faktörler var. Bunlardan bir tanesi, sizin borcunuzun miktarı. Eğer borcunuz miktar olarak yüksekse tabii ki yüksek faiz ödersiniz, bu doğal değil mi? Zaman zaman bazı arkadaşlarımız burada gelip şu anda kamu borç stokunun tutarını söyleyip bu tutar üzerinden eleştiri getiriyorlar, ben de bir ekonomi bürokratı olarak hayretle karşılıyorum. Önemli olan şudur: Bakın, bugün OECD ülkelerinde, Avrupa ülkelerinde hep karşılaştırırlar, bir ülkede, faize ödenen para ile o ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasını karşılaştırırlar. Birkaç tane rakam vereceğim: Türkiye, 2002 yılında gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15'ini faize veriyordu. Bakın, 100 liralık millî gelirin 15 lirası faize gidiyordu. Şimdi kaç lira oldu? Bu yüzde 2,9'a düştü arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Peki bu nasıl oldu -şimdi ekonominin diliyle konuşalım- bu nasıl oldu? Borç tutarı nominal olarak artıyor, artmasına rağmen nasıl bu kadar aşağıya doğru gelir? Bir: Millî gelir büyüdü.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Nasıl büyüdü?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, daha büyük bir millî gelirle biz bu ülkeyi yönetiyoruz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Borçlanma ve varlık satışıyla.

ATİLA SERTEL (İzmir) - Halk bunun farkında mı?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - İki: Arkadaşlar, bir ülkede enflasyon yüzde 62'yse...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Müdahale etmeyeyim diyorum ama her tarafı yanlış.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - ...ve siz reel olarak yüzde 25 faiz ödüyorsanız, evet, sizin faiz faturanız yüksek olur. Doğru mu? Bu kadar basit.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - 2002'deki LIBOR neydi, 2015'te nedir?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Arkadaşlar, hesap ortada.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ya, yok, onu da söyle.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Sayın Bakanım... 2003 sonuna kadar 135 milyar faiz ödendi.

BAŞKAN - Lütfen, konuşmacıya müdahale etmeyelim Sayın Milletvekili.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bakın, Türkiye OECD tablosunda ilk defa normal bir yere geliyor.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - On dört yılda 649 milyar TL faiz ödediniz, faiz. Onu da söyleyin.

BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen...

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir de gün içerisinde... Bakın, AK PARTİ hükûmetleri döneminde kamu maliyesi alanında, kamu borç yönetimi alanında önemli reformlar yapıldı. Herkes bunu bugün kabul ediyor, içeride de, dışarıda da Türkiye'de kamu hesaplarının ne kadar şeffaf olduğunu herkes takdir ediyor. Bugün Eurostat'a da veri gönderebiliyoruz, OECD'ye de veri gönderebiliyoruz. Eskiden, Türkiye, OECD tablolarında birçok bölümde verisi gelmeyen bir yer olurdu.

Şimdi, burada, yine gün içerisinde "Koşullu yükümlülükler -biraz teknik bir konu ama cevap vermek zorundayım- devlet muhasebesine yansıyor mu?" şeklinde bir eleştiri oldu. Önemli bir eleştiri. Yani, ben de şuna yürekten katılıyorum: Vatandaştan aldığımız 1 kuruşun dahi hesabını vermeliyiz, şeffaf olmalıyız, hesap verebilir olmalıyız ve yetimin hakkını asla hayduda kaptırmamalıyız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Burada hiçbir sorun yok, burada hiçbir sorun yok.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sayıştay raporları?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Şimdi, Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen garantiler ve borç üstlenim taahhütleri muhasebe hesaplarına yansıtılıyor ve düzenli olarak da raporlanıyor.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Üçüncü havalimanını gösterin, özür dileyeceğim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Diğer taraftan, devam ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Üçüncü havalimanını bana gösterin o muhasebede.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Devam ediyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yok ama Sayın Maliye Bakanı.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Diğer taraftan, Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve 2015 yılı Temmuz ayında Resmî Gazete'de yayınlanan Kamu Özel İş Birliği Uygulamalarının Muhasebe İşlemleri Tebliği çerçevesinde, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince kamu-özel iş birliği modeli çerçevesinde yapılan yatırım ve hizmetlerin muhasebe işlemleri düzenlenmiştir. Yani ben Müsteşarken bu çalışmalara başladık o zaman. İstedik ki bu kamu-özel iş birliği projeleri çerçevesinde yapılan bütün taahhütler ilk andan itibaren muhasebe kayıtlarına yansısın çünkü sonuç itibarıyla, bunlar ileride bütçeye yüklenim olarak gelecek. Onun için, burada da gerekli düzenlemeleri yapmak suretiyle şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağladık.

Yine, 2016 yılında ekonomik büyümeye ilişkin olarak birtakım değerlendirmelerde bulunuldu. Evet, tabii ki hepimiz biliyoruz ki 2015 yılı, küresel anlamda, krizden sonraki en sıkıntılı yıl olmuştur. 2016 yılına ilişkin genel anlamda beklentiler olumlu olmakla birlikte son dönemde ortaya çıkan birtakım küresel gelişmeler ve veriler 2016 yılına ilişkin de birtakım riskleri beraberinde getirmekte fakat Türkiye'mizin, küresel anlamda gelişmekte olan ülkeler içerisinde olumlu yönde ayrışmasını sağlayan birtakım kazanımlarımız var, birtakım gelişmelerimiz var. Özellikle 1 Kasım seçimlerinde Türkiye'de güçlü bir siyasi iktidarın çıkmış olması, Hükûmetin çıkmış olması, bugün dışarıda, finans piyasalarında Türkiye'nin önemli bir artısı olarak görülüyor.

Öyle bir Hükûmet ki sadece siyasi istikrarı sağlamakla kalmıyor aynı zamanda güçlü bir reform programına da sahip. Biliyorsunuz, daha Hükûmeti kurar kurmaz hemen bir eylem planı açıkladık; üç aylık, altı aylık ve bir yıllık ve bu süreçte de yapacağımız her bir reformu takvime bağladık. Dedik ki: "Şu vadede bunu yapacağız, bir yılda bunu yapacağız." Şu anda bunları birer birer Meclisimize getiriyoruz, Komisyonumuzdan geçiyor, Genel Kurulumuza geliyor. İnşallah, güvenceli esneklikle ilgili yasal düzenleme de yakında Genel Kurula gelecek.

Dolayısıyla, 2016 yılında Türkiye'nin hedef olarak belirlemiş olduğu yüzde 4,5 büyüme oranını destekleyen siyasi sebepler bulunmaktadır. Güçlü bir Hükûmet vardır, gündemine hâkimdir, piyasalar tarafından olumlu karşılanan bir ekonomik reform programına sahiptir ve bunları da söylediği takvimde gerek Meclisten gerek Bakanlar Kurulundan birer birer çıkarabilmektedir. İnşallah, bunlar büyüme açısından Türkiye'yle ilgili olumlu gelişmelerdir.

Yine, tüketim, yatırım bağlamında da özellikle sabit sermaye yatırımlarında... Yatırımcılarla biz sürekli olarak görüşüyoruz, sanayicilerimizle görüşüyoruz, ihracatçılarımızla görüşüyoruz, kısa ve orta vadede, özellikle siyasi istikrarın sağlanmış olmasından, Hükûmetin önemli bir reform programını peyderpey hayata geçirmesinden dolayı son derece memnunlar. Dolayısıyla, inşallah, 2016 yılında özellikle özel sektör tarafından yapılacak sabit sermaye yatırımlarıyla da büyümeye güçlü bir destek verilecek.

Biliyorsunuz, 2016 yılında Avrupa Birliği pazarı özellikle iç talebin artması bağlamında herkes tarafından olumlu gelişmelerle ifade edilmektedir. Dolayısıyla, Avrupa Birliği pazarı Türkiye için önemli bir pazardır, 2016 yılına ilişkin büyüme hedeflerimiz konusunda net ihracata katkı yapacağını düşünüyoruz. Günbegün de Avrupa pazarında ihracatçılarımız daha fazla orada ürün satmak suretiyle ihracattan kaynaklanan büyümeyi de inşallah gerçekleştirecekler.

Yine, büyümeye önemli katkı sağlayacak unsurlardan bir tanesi tasarrufların artırılması. Bireysel emeklilik sistemiyle yaptığımız düzenlemeyi inşallah 2016 yılında yaygınlaştırmak suretiyle, otomatik katılım sistemini getirmek suretiyle de tasarruflar noktasında da önemli bir yeni düzenlemeyi Meclisten geçirmiş olacağız.

Yine, iş gücü piyasasının etkinleştirilmesiyle ilgili önemli reform gündemlerimiz var. Demin ifade ettim, güvenceli esneklikle ilgili Komisyondan düzenleme geçti, Genel Kurula yakında gelecek.

Daha sonra kıdem tazminatıyla ilgili olarak bütün sosyal taraflarla birlikte çalışmak suretiyle...

MUSA ÇAM (İzmir) - Savaş çıkacak, savaş çıkacak! Yapmayın Sayın Bakan!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Hani, bu ülkenin kalkınmasını, rekabetçi olmasını istiyorsak piyasalarımızı da mutlaka daha etkin, daha verimli bir yapıya kavuşturmak zorundayız.

MUSA ÇAM (İzmir) - Kıdem tazminatını geçelim, Bayburt'a gelelim biraz, Bayburt'a!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bayburt her bakımdan inşallah önümüzdeki dönemde daha da büyüyecek, daha da yatırımlar alacak.

ERKAN HABERAL (Ankara) - Bayburt Bayburt olalı böyle işkence görmedi!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - 81 vilayetimiz ne alıyorsa Bayburt onu alacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Oraya değil, buraya söyle, buraya. Bayburt'u biz biliyoruz. Bayburt Bayburt olalı böyle Bakan görmedi!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, dolayısıyla, ekonomiyle ilgili yapılan değerlendirmelere saygı duyuyorum. Tabii ki birtakım riskler mevcut bu global ekonomide, global ekonomi kaynaklı birçok risklere sahip fakat şunu kabul edelim ki gelişmekte olan ülkeler içerisinde Türkiye bugün her bakımdan önemli avantajlara sahiptir.

Bu sözlerimle konuşmamı tamamlıyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)